Sosyalizmin Cumhuriyet'te hakkı var

~ 27.10.2013, Kemal OKUYAN ~

Erdoğan “Cumhuriyet’in tapusu”ndan söz etmiş. Aklı fikri sahiplikte, mülkiyette… Millet iradesinden dem vurarak, “cumhuriyeti istediğimiz kılığa sokarız” diyebilir rahatlıkla…

Tapusu onda değil mi!

İşin aslı, Cumhuriyet’in tapusu sermaye sınıfında! Acı ama gerçek bu.

Gerçekleri söyleyince birileri sinirleniyor. İstiyorlar ki, “cumhuriyet”le ilgili her tür tartışma fetişler, semboller, kutsallıklar üzerinden yürüsün.

Böylece, kimse AKP’yi bu ülkenin başına saranın kapitalist düzen olduğunu söyleyemesin, burjuva sınıfının bir dönemine ait bağımsızlıkçı ya da aydınlanmacı eğilimlerin aynı sınıfın bencil sınıf çıkarlarınca nasıl tahrip edildiği konuşulmasın.

Bağımsızlıkla kapitalizm arasında kan uyuşmazlığı var. Türkiye’de cumhuriyet, “bağımsızlık” fikriyle doğduysa, bilinsin ki, cumhuriyetin tapusunu üstüne çıkaran burjuva sınıfı, kapitalist dünyaya bağlanmak, ekonomik ve siyasal objektivite doğrultusunda ülkeyi bağımlılaştırmak durumundaydı. Başka bir yoldan gidemezdi.

Bağımsızlık, niyetlerden bağımsız güme gitti!

Niyetlerden bağımsız ama, göz göre göre ve güle oynaya…

Büyük, çok büyük paralar kazandılar.

2,31 milyar TL… Bu Koç Holding’in 2012 yılındaki net kârı.

Osmanlı’nın son yıllarındaki bir bakkal dükkanına Cumhuriyet’in hediyesi!

Doğrudur, Koçzade Ahmet Vehbi’nin Koç İmparatorluğu’na evrimi İkinci Dünya Savaşı sonrasında gerçekleşti.

Ya öncesi?

Genç Cumhuriyet’in olanakları, geleceği, Erdoğan’ın deyişiyle tapusu Vehbi bey ve benzerlerinin elinde toplanmaya başlamadı mı? Daha 1920’lerde uluslararası tekellerle “seçilmiş” şahsiyetlerin temsilcilik ilişkisi kurulmadı mı?

Bu ilişkiyle Türkiye’nin bağımsızlığı arasında tersinden bir ilişki var!

Tercih yapılmıştır. Cumhuriyet’in öngününde, 1923’ün ilk çeyreğinde toplanan İktisat Kongresi’nde devlete “özel teşebbüs” yaratma ve ona yardım etme rolü biçilirken, keyfi bir karar alınmıyor, dünyanın birçok ulusunun yaşadığı tarihsel bir sürecin yasaları işletiliyordu.

Bu nedenle cumhuriyete düşman kesilecek, sürecin tarihsel anlamda ilerici karakterine görmezden gelecek değiliz. Değiliz de, gerçeklere gözümüzü kapatacağımızı kim söyledi?

Sermaye Türkiye Cumhuriyeti’ni, önce yavaş yavaş, sonra da büyük bir iştahla kemirdi. Ameleden işçiye geçiliyordu geçilmesine ama Cumhuriyet’ten işçinin payına yalnızca perişanlık düşerken, patron kısmı hızla zenginleşiyordu.

Yoksulun aydınlanması tehlikelidir.

Şimdi sol bu gerçeği unuttu ama olsun, biz yine yazalım!

Türkiye’de gericiliği sermaye sınıfı yaratmadı muhakkak. fakat bilinmeli ki, Türkiye gericiliğinin önündeki barajı kaldıran tam da o sınıf.

Bu anlamda Cumhuriyet’e ihanet etmiştir sermaye sınıfı ama Cumhuriyet de kendine ihanet etmiştir, tapuyu sermayeye bırakırken.

Şimdi hakkımızı istiyoruz.

Cumhuriyet fikrini yaşatabilecek biricik toplumsal güç olan emekçi halk adına.

Büyük bir zihin açıklığı ve cesaretle, “Kahrolsun sömürü, yaşasın Cumhuriyet” diyerek!

Kemal OKUYAN | Tüm Yazıları
Hits: 922