Demokrasi için paket tehlikesi!

~ 27.10.2013, Ömer Faruk EMİNAĞAOĞLU ~

Demokratikleşme Paketi denince kimse artık, hangi yasaklar kalkacak veya hangi sınırlamalar sona erecek diyemiyor. Herkes artık, yasak veya sınırlamalara ya da geri adımlara şimdi neler eklenecek tedirginliğini yaşıyor.

* * *

Anayasa Mahkemesi 2008’deki kararında AKP’nin, demokratik ve laik cumhuriyete aykırılığın odağı olduğunu vurgulamıştır. Beyanat ve söylemler bir yana, özellikle parti gücünden hareketle, başörtüsüne serbesti için yapılan yönetmelik ve yasa değişiklikleri ile anayasa değişiklik teklifi ve Anayasa değişikliği, belirtilen odaklığı oluşturan eylemler içerisinde sayılmıştır.

Bu karara dayanak, Anayasa hükümlerinde, o tarihten bu yana herhangi bir değişiklik yapılmamıştır. Anayasa Mahkemesi, anılan kararda sadece kendi yorumuna değil, İHAM’nin kararlarına da dayanmıştır. İHAM, Türkiye veya diğer ülkeler hakkındaki kararlarında, başörtüsünü özgürlük konusu olarak değil, demokratik toplum için açık ve yakın tehlike olarak görmüştür. İHAM, islam dini dışındaki dinlere ait simgeler konusunda da kamuda serbesti vurgusu yapmamıştır.

İnanç özgürlüğü, sınırsız değildir. Demokratik toplum gereklerini tehlikeye düşürmeyecek, açık ve yakın tehlike yaratmayacak biçimde kullanılabilecek temel hak ve özgürlüklerdendir. İHAM, Türkiye hakkındaki kararlarında demokrasinin temelinin laiklik olduğunu vurgularken, demokrasiye karşı bir açık ve yakın tehlikenin doğmaması için de Türkiye’nin gerçekleştirdiği bu konudaki sınırlamaları da yerinde bulmuştur. Tehlikenin, ayrıca iktidar gücüyle artırılmaması için eylemleri de gözetilerek RP’nin kapatılması da yine İHAS’a uygun bulunmuştur. Çünkü amaç, demokratik ortamı var etmektir.

Anayasa Mahkemesi’nin AKP kararından ortaya çıkan sonuç, kamuda başörtüsünün serbest kalabilmesini amaçlayan Anayasa, yasa, yönetmelik değişikliği dahil her derecedeki işlem veya eylem, açıkça Anayasa’ya aykırı ve de sorumluluk doğuracak niteliğindedir. Anayasa değişikliği ile dahi sağlanamayacak bir sonuç, daha alt düzeydeki işlemlerle; yani yasa veya yönetmelik değişiklikleri ya da genelgelerle veya her türlü paketlerle de asla sağlanamaz.

Açıklanan son paket ile iktidar dilediği konularda, uluslararası hukuku da, Anayasa’yı da, Anayasa Mahkemesi kararını da uygulamadan kaldırabildiğini, bunları kağıt üzerinde bırakabildiğini açıkça göstermiştir. 30 yıl önceki 12 Eylül’ün de yaptığı sonuç olarak böyle değil miydi!

AKP’nin; bir taraftan kendisini demokratik olmaktan çıkartan eylemleri bu paketle de tekrarlayıp, diğer taraftan ise demokrasiyi ilerlettiğini beyan etmesi, kara mizahtan başka bir şey değildir. Bu durum, AKP’nin aynı eylemleri tekrarlamasına ve bu eylemleri yoğunlaştırmasına rağmen, artık kendisi hakkında dava açacak veya böyle bir davaya bakacak yargı organı dahi bırakmadığı ve de demokratik tepki koyacak sivil toplumu da yok ettiği inancının da dışavurumudur.

AKP, RP’nin eylemlerinin bile üzerinde eylemler sergilemektedir. AKP’nin bu eylemlerini, tarafsız kalması ve eşitlik içinde hareket etmesi gereken yargı organları gibi organlar dahi artık tekrarlayabilmektedirler. Danıştay’ın avukatlarla ilgili başörtüsü kararı, ÖGM kararları bu konudaki örneklerden sadece iki tanesidir. Artık RP çıtası da aşılmış, açık ve yakın tehlike hali, tehlike halinin ötesine geçmiştir...

* * *

Din ve inanç özgürlüğü alanının dışına çıkılıp, demokratik toplum gereklerine uygun sınırlamalar ortadan kaldırıldığında, artık din kuralları sosyal yaşamda yer edinmekte, bu sosyalleşme ise sonuçta siyasallaşmayı beraberinde getirmektedir. Siyasallaşan bir dinsel yapının yönetme iddiası da bu sürecin kaçınılmaz sonucu olmaktadır.

Ömer Faruk EMİNAĞAOĞLU | Tüm Yazıları
Hits: 807