Sınır

~ 26.09.2013, Hüsnü MAHALLİ ~

BM toplantılarına katılmak üzere ABD’ye giderken havaalanında konuşan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül “Suriye’de var olan durum uzarsa istikrarsızlık, radikal akımlar güçlenir, sonra terörist faaliyetler çoğalır, tehlikeli hale gelir, hep bilincindeyiz. Türkiye bu konularla ilgili gerekli tedbirleri almakta. Terör konusunda Türkiye’nin durumu çok sağlamdır” dedi.

Cumhurbaşkanı Gül bu sözleri söylerken, Türkiye’nin Suriye ile olan sınırında çok ilginç gelişmeler yaşanıyordu. Radikal İslamcı ‘Kaide’ grubu, Kilis ve Hatay’ın karşısındaki sınır bölgelerini ele geçirmek için kapsamlı bir saldırıya geçmişti. Halen devam eden bu saldırılarla Kaide’ciler, ‘ÖSO’ militanlarını kontrol ettikleri bölgelerden kovarak, o bölgeleri ele geçiriyorlar. Yani, intihar eylemleri ve bomba yüklü araçlarla ünlenen Kaide’ciler artık o bölgelerde Türkiye’ye sınır komşusu!

Biraz doğuya doğru baktığımızda ise Nusra’cılar daha güçlü ve etkin. Yani, Türkiye’nin güney komşusu bundan böyle Kaide ve Nusra’cılar .
Bu mesafe yaklaşık 400 kilometre.

Peki, Türkiye’nin Suriye ile olan sınırının geri kalan bölümünde durum ne?
Fırat nehrinin Suriye’ye girdiği noktadan doğuya doğru, yani Suriye’nin Irak ile olan sınır noktasına kadar uzanan bu bölge yaklaşık 500 kilometredir. Burada kontrol PYD ve yandaşı Kürt gruplarda. Bu bölgede yaklaşık 2 aydır çok yoğun çatışmalar yaşanıyor. PYD, bu bölgeleri ele geçirmeye çalışan Nusra, Kaide ve ‘ÖSO’ militanlarına karşı direniyor.

Çok ilginç, bir o kadar karmaşık ve tehlikeli bir durum.
Kaide, Nusra, ‘ÖSO’ ve benzeri 1.500 kadar irili ufaklı grup, Esad’a karşı ‘mezhep savaşı’ yürütüyor.
Bu savaşta sonuç alamayan bu gruplar ‘ganimet paylaşımı ve ideolojik ayrılıklar’ nedeniyle şimdi kendi aralarında savaşıyor. Yani, Sünniler ile Sünniler birbirini boğazlıyor.

AKP hükümetinin işi çok zor.
Sınırın batı bölgesinde Esad yönetimine karşı savaşan tüm bu gruplara ‘inanılmaz ve sınırsız destek’ veren AKP hükümeti, şimdi bu gruplar arasında tercih yapmak zorunda.
Bu da kolay değil.

Çünkü; ABD ve Batı, AKP hükümetinin desteklediği Kaide ve Nusra militanlarının Türkiye’den Suriye’ye girmesinden ve orada güçlenmesinden artık rahatsız.
Ama ortada bir sorun var.

Batının ön plana çıkartmak istediği ‘ÖSO’ ciddi bir varlık gösteremiyor ve tek başına asla Esad’ı yenemez.
Üstelik, ağırlıklı olarak Müslüman Kardeşler militanlarından oluşan bu grubun birçok elemanı ‘daha miltan ve güçlü’ buldukları Nusra ve Kaide’ye kayıyor.
Türkiye’nin başı gerçekten belada.

Daha başından beri hep dikkat çekmeye çalıştığım bu risk, şimdi artık çok daha tehlikeli olarak Türkiye’nin karşısında.

Ankara bu sorunu kolay çözemeyecektir.
Çünkü Kaide ve Nusra’dakiler ‘normal insanlar’ değil.
Biraz da doğuya bakalım.

Başlangıçta “Suriyeli Kürtler tek taraflı olarak kendilerine göre bir yapılanmaya giderse, buna karşı koyarız” diyen hükümet, kısa bir süre sonra, çok ilginç bir manevrayla, PYD lideri Salih Müslim’i İstanbul ve Ankara’da misafir etti.
Ankara, Müslim’e ‘’Gelin dost olalım” dedi. Ama Müslim hem Ankara’da hem de gittiği başka yerlerde, AKP hükümetini Kaide, Nusra ve ‘ÖSO’ya yardım etmekle suçladı. Önceki gün Alman Haber Ajansı DPA’ya verdiği demeçte ise, Müslim ‘’Biz Nusra ve Kaidecileri yaralıyoruz, onlar Türkiye’ye kaçıp orada tedavi gördükten sonra tekrar silahlanarak geri geliyorlar. Türkiye başından beri bu teröristleri destekliyor, silanlandırıyor’’ dedi.

Özetle; batıda ‘Alevi’ Esad’ı devirmek için ‘Sünni’ gruplara destek veren AKP hükümeti, doğuda ‘Arap ve Sünni’ aynı grupların ‘Sünni ama Kürt’lere karşı savaşına destek veriyor.
Hem ‘mezhepsel’ hem de ‘etnik’ bir denklem.

AKP açısından çok tehlikeli bir denklem.
Hem de, içeride Kürt sorununu çözmeye çalıştığı bir sırada...
Başbakan Erdoğan’ın, bu tehlikeli denklemin Türkiye için çok ama çok riskli detaylarını görmemesi imkansız.

 

Yurt Gazetesi

Hüsnü MAHALLİ | Tüm Yazıları
Hits: 1074