Alçaklık ve seviyesizliğin dibinde olmak

~ 04.09.2013, Nihat BEHRAM ~

Belirli aralıklarla cırlamak mevsimlik böcek karakteridir. Bu da öyle. Nobelli O.Pamuk, diyetini böyle ödüyor. Zırvalayarak. Zırvalamasının sınırı da yok. Hem ahlâk, hem coğrafi anlamda. “Siyasi İslam” projesine ‘sunucu’ seçildiğinden beri, bu vasat altı yazar, dinci faşizmin yapılanma sürecine yıllarca üstün hizmet sundu.

Son zırvası: “Ergenekon davasından beri sokakta gazeteci yazar öldürülmüyor. Mahkeme kapılarında kimseye saldırılmıyor. Benim gibilere tehditler azaldı. Çok şükür artık dava da yok!” Bu sözler, ebleh zırvasından öte, ‘kendini dünyanın merkezi sanan’ hain sayıklamasıdır. Sadece son birkaç ay içindeki polis terörünü saysak sonu gelmez. İşte birkaçı: Grup Yorum’un stüdyosu, sanat, kültür dernekleri vahşi operasyonlara hedef oldu, kemancısının parmakları kırıldı, solistinin kulak zarı patlatıldı; Ankara’da polis balerinin kalçasını kırdı, Merdan Yanardağ 10 seneye mahkûm edildi, Mehmet Ali Alabora ve onlarca sanatçı, aydın linç hedefi kılındı, adliye önünde avukatlara polis saldırıp, yerlerde sürükledi, Fazıl Say ceza yedi; Gezi direnişi sonrası aydınlara, sanatçılara, demokratik kuruluşlara, halka karşı cadı avı başlatıldı; Silivri Davası’nın karar gününde, görülmemiş boyutta ve ülke çapında polis, asker terörü uygulandı, yüzlerce polis saldırıp halkı gaza boğdu, mahkeme önü zulüm alanı oldu; yayınlara, kültüre, düşünceye, demokratik haklara yasak üstüne yasak kondu; kültür kurumlarına saldırının boyutu ‘Emek Sineması’nın yıkımına, sansürün boyutu ‘Davut Heykeli’nin müstehcen diye buzlanmasına dek dayandı!

Pamuk Efendi hiçbirini duymadı! Faşizmin ‘cadı avı’ndan, onca aydın ve sanatçının linç hedefi oluşundan habersiz mi sanıyorsunuz? Tam tersi, böyle konuşması ‘görev’ icabı! İnsan alçaklığın, seviyesizliğin, bencilliğin dibinde olunca, işte böyle kendinden başkasıyla ilgilenmez. “Artık mahkeme kapılarında kimseye saldırılmıyor, çok şükür artık dava da yok” sözlerinin üstüne yatacağını, Nobelli yazar olmasının ‘yüzü suyu hürmetine’ insanların bu alçaklığı sineye çekeceğini sanmasın. Hayat alçaklığın da terazisidir. Kim olursa olsun, tartılmaktan kaçamaz!

Öylesine bencil, öylesine sinsi ki, mahkeme kapısında onu yalnız bırakmayan Fazıl Say’ın mahkemesini bile görmezden geldi. Bütün dünya görüp konuştu, o sustu! Sistemle ilişkinin ‘ince’ hesabına bak!

Nobel ödüllü romancıymış! Nobel güdümlü demek daha doğru! Çünkü ‘popülaritesi’ni romanlarıyla değil, politik demeçleriyle gazlıyor. Sürekli aktüel olduğu kesin, ama sadece bu şovlarla! Eften püften tanıtma yazıları, ısmarlama röportajlardan öte, sanatı hakkında dünya literatüründe yer almış ciddi hiçbir inceleme, değerlendirme yok. Olsa, Türkçe’de yayınlamak için takla atardı. Emperyalizmin başta BOP olmak üzere coğrafyamıza dönük hesaplarıyla, sadece sosyal, politik yapı değil, kültür yapımız da çelmelendi. Cumhuriyet kazanımlarının bıçkılanması, bilimin eğitimden kazınması, “siyasi İslâm” ve dinci faşizmin yapılanması ile ‘Pamuk seçimi’ arasında hiç mi bağlantı yok?

RTE’yi ülke yönetimine getiren güçler, kültür temsilciliğine de ‘Pamuk kaftan’ biçtiler. Nobel, ona dünyada ötme olanağı sundu! O öne çıkarılırken, Türk edebiyatının N. Hikmet, Y. Kemal, Dağlarca, S. Ali, Sait Faik, A. Nesin gibi yüksek değer taşıyan çıtaları yere değecek denli aşağı çekildi. Türk edebiyatı hakkında konuşanlar bu şahsı ha bire pohpohlarken, nedense onlardan söz etmiyor! Pamuk, dünyanın politik gidişatına ilişkin iki cümle zırvalamamış olsun, medyada manşet! Ama romancılığıyla değil ‘siyasi öngörüsü’yle! Çünkü o konuda romancılığından daha hünerli!

Tarih ve geleceğe ilişkin ‘öngörüsünü’ kanıtlama hesabıyla olacak, The New Republic’teki mülâkatta, “Benim Adım Kırmızı ve Kar, Siyasi İslâmın bir gün iktidara geleceği projeksiyonu ile yazılmıştır” diyor. “Öngörü” ye bak! Hem de Bush, Obama ayarında! Hiç kuşkum yok, şu sıralar, sabırsızlıkla, katillerin Suriye’ye saldırmasını bekliyordur. Bunun işaretini, kendi benzeri üçbeş çanakçı liberal hainle imzaladığı “Esad’a çağrı”yla aylar önce vermişti. “Sonun Kaddafi gibi olsun istemiyorsan,vakit varken ülkeyi terk et!” diyerek. Böyle birinin, saldırıyı sabırsızlıkla beklemesi doğaldır. Çünkü ‘bencil ve alçak’ için ‘ben demiştim utkusu’nun yanında kan ve katliamın anlamı ne ki! Bu, hainlik değil mi? Birisi,“Hain değil ama bencil ve aptal” derse, ona da karşı çıkmam! Eğitimli birinin bencillik ve aptallığı da zaten alçaklık ve seviyesizliğin dibinde olmakla çelişmez. Başta medya, ortalık “uzman, akademisyen, prof” sıfatlı sistem güdümlü eblehle dolu. Bu da onların ünlüsü!

-------------
Voltaire:

“Bilgili bir aptal, bilgisiz aptaldan daha aptaldır!”

 

Yurt Gazetesi

Nihat BEHRAM | Tüm Yazıları
Hits: 1118