Eylülde gel

~ 01.09.2013, Can DÜNDAR ~

Bizim kuşağın güzüdür Eylül; bakın bahar oldu şimdi...

Darbeli matkap gibi delmişti gençliğimizi; "Eylül mü, tövbe" dedirtmişti.

Gün oldu, Alpay'ın "Eylülde gel"i yeniden dilimize yerleşti.

Haftalardır, kimi coşkuyla, kimi korkuyla Eylül'ü bekliyor.

Memleketin üstünde, yeni uyanmış bir bebek tazeliği...

Haziran'dan kalma...

* * *

Karşıda korku, silah kuşanıyor:

Meydana TOMA'lar kuruluyor, kapsüllere biberli gazlar dolduruluyor.

"Okul yolu" gergin, statların sesi kısılıyor.

Baskıyı en iyi savaş meşrulaştırır ya; barış gününde, cenk çağrısı yapıyor manşetler...

Dağdakiler, harp ve sulhu ayıran kavşakta haber bekliyor.

Aklıselimi bekliyor dağ, meydan, okul, sokak, stat, park...

Beklenen Eylül, kapıya dayanıyor.

* * *

Çapulcuların yaz kampındaydım geçen ay...

Orda da Eylül konuşuluyordu.

Benim belalı Eylül'ümde henüz doğmamış olanlar, yaşlarından umulmayacak bir erginlikle, o yaştaki benden çok daha olgun konuşuyordu.

Boyna "Nasıl bir gençlik istemediğini" anlatan Başbakan'a inat, "Nasıl bir Başbakan istemediklerini" anlattılar bize...

Gençlikten ne istediğini söyleyip duran değil, gençliğin ne istediğini soran bir Başbakan istiyorlardı.

"Devlet hizmetkârsa, hizmetkârlığını bilsin, ne izleyeceğimize, ne içeceğimize, kaç yaşında evlenip kaç çocuk yapacağımıza ilişmesin" diyorlardı.

Bu direnişte en büyük silahlarının, meşruiyet ve masumiyet olduğunu biliyorlardı.

Polis terörünün karşısına gitarla, mizahla, inatla dikilmeleri, devletin ezberini bozmuştu.

Şiddet, otoritenin kendi sahasıydı çünkü; mizah, deplasmandı.

Gülünç duruma düştükçe panikledi Hünkar, kahkahalara yenildi.

* * *

Oğuzhan Müftüoğlu'na gittim geçen gün...

70'lerin tuzaklarını hatırlattı:

Masum bir öğrenci hareketinin karşısına çıkarılan demir sopalıları, silahlıları... Bunun nasıl çatışmayı zorladığını...

Şiddetin, yeterince olgunlaşmamış bir harekette kitle desteğini nasıl azaltabildiğini...

"Gezi eylemi, meşruiyetini, haklı, kitlesel, barışçıl bir hatta yürümesinden alıyor" dedi.

Yaz boyu forumların ortak aklı da bunun bilincindeydi. Devletin "vuran adam"larına karşı, dünya direniş literatürüne "Duran adam" eylemini hediye eden hareket, şimdi haksızlığa, hukuksuzluğa, baskıya karşı duran milyonlarla karşılıyor Eylül'ü...

Bize düşen, çalınan savaş tamtamlarına inat "barış için elele" vermek, kötülüğe karşı iyiliği, kardeşliği, özgürlüğü desteklemek ve adil bir yarına itikattan hiç vazgeçmemek...

Bunu yaparsak, o gün gelip de Gezi'ye döndüğümüzde, -o güzel gençlik şarkımızdaki gibi-,

"Görenler, 'Dönmüş, hem de mutlu' diyecekler.

Ağaçlar sevinçten başımıza konfeti gibi yaprak dökecekler."

***

Emaneti iade ederken...

Doğan Tılıç'ın emanetiydi bu köşe...

Tatile çıkarken bana bırakmıştı. Umarım hakkıyla taşıyabilmişimdir.

Tatil bitti. Artık emaneti sahibine iade vakti...

Bir Gezi kitabı ve belgeselinin uğraşında olacağım bir süre...

Dar günde kucak açan, sahip çıkan, okuyan BirGün'lülere

teşekkür ve selam ederim.

Bir gün yeniden buluşmak ümidiyle...

(Birgün)

Can DÜNDAR | Tüm Yazıları
Hits: 1156