GÜNEYDOĞU'DA Bİ ŞEYLER OLUYOR

~ 18.07.2013, Mehmet TEZKAN ~

Gelen haberler hiç de hoş değil.. Kollarına KCK/Asayiş yazılı kolluk takan, yol kesen, arama yapan gençler ‘izcilik oyunu’ oynamıyorlar herhalde!.
Bölgeye özgü ‘yaz eğlencesi’ de diyemeyiz..
Ufak ufak antrenman yapılıyor..
*
İzliyorum.. İki gündür televizyonların konusu bu.. Gezi Parkı durulduğu için değil.. Gezi Parkı’na dair söylenecek ne kadar söz varsa söylendiği için değil..
Güneydoğu kıpır kıpır da onun için..
İmralı kadrosunun; hadi ikinci aşamaya geçin diye bastırmasına, süre vermesine.. İktidarın ise; ötelemeye çalışmasına, militanların tamamı sınır ötesine geçsin görelim bakalım demesine takılmıyorum..
İktidarın BDP üzerinden yaptığı göndermeleri de..
BDP Eşbaşkanı’nın; ‘süreç umut vaat etmiyor’ demesini de, hükümetin dilini sorumlu tutmasını da çok fazla önemsemiyorum..
Siyasi taktikler, ince mesajlar olarak görüyorum..
Ama beni sahadaki hareketler ilgilendiriyor..
Deniliyor ki; devlet çekiliyor, o boşluğu PKK dolduruyor..
Bu iddia galiba doğru.. Doğru ki, geçen gün İçişleri Bakanı aynen şöyle dedi; ‘çözüm süreci bu ülkede birilerinin alternatif devlet yapılanmasını oluşturma süreci değildir.’
*
Görünen o ki; PKK süreci kullanarak kendi devlet örgütlenmesini kuruyor.. Böyle olmasa İçişleri Bakanı paralel devletten bahseder miydi; ‘müsamaha etmeyeceğiz’ der miydi?
KCK yöneticilerinden Duran Kalkan dün olan bitene açıklık getirdi; Kürtler kendini savunmayacak mı diye sordu?
Ekledi; ‘çözüm süreci ilerlerse Kürtlerin asayişleri de, polisi de, savunma güçleri de olacak.’
Olacak mı?
PKK’nın ülke dışına çekilmesi, silahlı mücadeleden vazgeçmesi karşılığında verilen sözlerden biri de bu mu?
Bilmiyoruz..
*
Söz verilmese bile manzara şu.. PKK veya isterseniz KCK deyin sürecin esnekliğinden, kırılganlığından, zorluğundan faydalanmaya çalışıyor..
Devlet süreci bozacak adım atmaz/atamaz öngörüsüyle hareket ediyor.. Burayı ben yöneteceğim mesajları veriyor..
*
Bu tavır sürece zarar verir mi? Verebilir..
Peki zarar verme ihtimali varsa bu gösteriyi niye yapıyorlar?
Başbakan’ın Başdanışmanı Akdoğan’a göre; ‘bir yönüyle örgüt bölgede otorite ve hakimiyet tesis etmeye çalışıyor, bunun gereği olan psikolojik üstünlüğünü sağlamak için bir kısım hamleler yapıyor.’ ( 17 Temmuz Y. Şafak )
*
Dönelim başa.. Başa dediğim dört yıl önceye açılım sürecine..
Bi soru soracağım..
Açılım dört dörtlük ilerliyormuş gibi algılanırken, barış havası eserken, estirilirken Habur’da araba niye devrildi?

Başbakan’ı hâlâ anlayamadılar!..

Başbakan içine sinmeyen bir şey yapmak zorunda kalsa.. Piyasa koşulları nedeniyle, konjonktür nedeniyle diyelim..
Önce o konuda hemen ‘sanal düşman’ yaratıyor.. Onunla savaşa giriyor.. Bağırıyor çağırıyor..
Yaptığı işin vebalini sanal düşmana yıkıyor, kendisi aradan çekiliyor..
*
Başbakan Gezi olaylarından beri ‘faiz lobisini’ dilinden düşürmez oldu.. Her taşın altında faiz lobisi aramaya başladık.. Bulamadık tabii..
Sonra iş anlaşıldı meğer faizi yükseltmek şart olmuş.. Dolar değer kazanınca Türkiye cazip ülke olmaktan çıkmış..
Faiz artmazsa belki para çıkışı olmaz ama sıcak para da gelmez.. Sıcak para gelmezse ayvayı yeriz..
Mecbur faizler artacak..
Bu sebeple Başbakan bir süredir her fırsatta faiz lobisi demeden edemiyor.. Meğer vebal transferi yapıyormuş..
*
Geçen akşam iftar konuşmasında; faiz artışından kredi kartları üzerinden çok para kazanan bankalar sorumluymuş gibi bir hava da çizdi.. Kredi kartı kullanmayın dedi..
Kafalar karıştı.. Yıllardır, kayıt dışını önlemek için kredi kartı kullanımını teşvik eden kendileri değil mi?
10 yıldır Türkiye’nin büyümesi; sıcak para ile tüketimin üzerine oturmadı mı?
O zaman Başbakan’ın sözlerinde çelişki var..
Kendi açısından yok..
*
Başbakan ben istemedim faiz onlar yüzünden artacak demek istiyor, dert kredi kartı falan değil; kart kılıf..
Popülizm!.. Başbakan bunu hep yapıyor..

Sınav kâğıdını okuyamayan devlet

SBS denilen bir sınav var.. Yabancı okullarla, kalburüstü liselere giriş sınavı diyelim..
Sisteme her yıl parmak atarak yaz boz tahtasına döndürdükleri bir yana.. Bakanlık sınav kağıdını okuyamaz hale gelmiş..
Almanca ve Fransızca’ya İngilizce test anahtarını uygulamışlar..
Skandal ötesi..
Bu ne hoyratlık.. Farkına varıldı, düzeltildi falan diyecekler..
Geçmiş olsun.. Sıralamanın doğru olduğuna kim inanıyor ki.. Hatalarını örtmek için kılıfına uydurmadıklarını kim söyleyebilir ki.. Kimsenin içi rahat değil..
Düşünün.. 13-14 yaşında genç; hayatının ilk sınavında devletin laubali haliyle tanışıyor..
CHP Milletvekili Aydın Ayaydın SBS’deki ucube durumu yargıya taşıdı.. İyi yaptı.. Bakalım ne sonuç alacak?
 

(Milliyet)

Mehmet TEZKAN | Tüm Yazıları
Hits: 649