Reyhanlı'nın faili Yeni-Osmanlı

~ 13.05.2013, Fatih YAŞLI ~

“Reyhanlı’da elliye yakın insanımızı kim öldürdü?” Kuşkusuz önemli ve sorulması gereken bir soru bu; ancak daha önemlisi var, öncelikle şunu sormalıyız: “Reyhanlı’da elliye yakın insanımız niye öldü?”

Öncelikle sormalıyız, çünkü bu kadar insanın niye öldüğünü anlayabilirsek, katilin kim olduğunu da daha kolay anlayabileceğiz.

Bu sorunun çok açık, çok kesin bir yanıtı var: Tıpkı Gaziantep’te, tıpkı Akçakale’de olduğu gibi onca insanı yitirmemizin nedeni iktidarın izlemiş olduğu dış politikadır.

“Stratejik derinlik” adıyla bizzat Dışişleri Bakanı tarafından formüle edilen, bölgesel güç olma hesaplarıyla emperyalizmin taşeronluğunu üstlenmek anlamına gelen, Osmanlı’yı diriltme hayalleriyle kamuoyundan destek istenen dış politika, yani Yeni-Osmanlıcılık.

“Arap Baharı” adı verilen süreçle ivme kazanan, ABD, İngiltere, İsrail, Suudi Arabistan ve Katar’la birlikte Ortadoğu’da işbirlikçi ılımlı İslamcı rejimler oluşturma projesini hayata geçirmeye çalışan, kendisini de bu rejimlerin modeli ve hamisi olarak gören bir dış politika anlayışı yeni-Osmanlıcılık.

Bölgede işbirlikçi ılımlı İslam rejimlerinin kurulmasının önündeki en büyük engel ise Şii ekseni olarak görülüyor ve bu nedenle Hizbullah, Suriye ve İran’dan oluşan, Rusya ve Çin destekli bu eksenin denklemden çıkarılması gerekiyor. En zayıf halka olduğu düşünülen Suriye ise öncelikli hedef durumunda.

Yen-Osmanlıcı dış politika “aktif taşeronluk” diye de adlandırabileceğimiz bir şekilde Suriye’ye karşı uzunca bir süredir artık alenileşmiş, herkesin bildiği bir savaşı yürütüyor.

Cihatçı adı verilen eli kanlı katiller, saldırıları için Türkiye’yi üs olarak seçmiş bulunuyor, petrol parası ve Amerikan silahı kendilerine Türkiye üzerinden iletiliyor, emperyalistlerle görüşmeler Türkiye’de yapılıyor.

Suriye iki yılı aşkın bir süredir bu eli kanlı katillerin tetikçi olarak kullanıldığı bir yıkım ve imha operasyonunun hedefi durumunda. Yüz binlerce ölü, yerinden yurdundan edilen milyonlarca insan ve en temel ihtiyaçlarına giderek daha zor ulaşmakta olan Suriye halkı…

Devasa bir savaş makinesi ve tetikçileri akbabalar misali başına çöreklenmişlerse de Suriye’yi teslim alamadılar; Suriye’de hem rejim hem de halk emperyalist müdahaleye karşı büyük bir özveriyle direnmeyi seçti ve rejimin kısa süre içerisinde düşeceğine dair bütün hesaplar altüst oldu.

Son zamanlarda ise bir yandan askeri müdahaleye zemin hazırlamak için rejimin kimyasal silah kullandığına ilişkin yalanlar devreye sokuluyor, Basyan’da etnik temizlik yapıldığı iddia ediliyor, öte yandan ise ABD Rusya’yı yeni bir plana ikna etmeye çalışıyordu.

Aynı süreçte, önümüzdeki günlerde Obama’yla görüşmek için ABD’ye gidecek olan Erdoğan bir röportajında önce “ABD karadan Suriye’ye girerse destek veririz” diyor, daha sonra ise bu açıklama Başbakanlık tarafından düzeltiliyordu.

Reyhanlı’daki patlama işte tüm bunlar yaşanırken gerçekleşti, onlarca insanımız Yeni-Osmanlı hayallerine ve uluslararası güç oyunlarına kurban edildi; çünkü Suriye’de her gün kan dökülürken o kanın Türkiye’ye sıçramaması imkânsızdı.

En başta sorduğumuz sorunun yanıtı anlaşılmış olmalı; Reyhanlı’daki saldırıları kim gerçekleştirmiş olursa olsun, sorumluluk bir ülkeyi iç savaşa sürükleyip onun kaderiyle oynayan emperyalizmin ve işbirlikçisi Yeni-Osmanlı’nın omuzlarındadır.

Davutoğlu’nun stratejik derinliği Reyhanlı’daki bina enkazlarının altında kalmış, emperyal fanteziler ise hakikatin duvarına çarpmıştır. Geriye kalan ise paramparça olmuş insan bedenleridir.  

(Yurt Gazetesi)

Fatih YAŞLI | Tüm Yazıları
Hits: 1052