Süreç ve Kamuoyu: 'Müslümana Haramdır!'

~ 11.04.2013, Nilgün CERRAHOĞLU ~

“Türk ulusunun ve T.C.’nin adı değiştirilmek isteniyor. Söz yerindeyse gık çıkmıyor. Bu nasıl iş? Demek ki bizde hiç kamuoyu diye bir şey yok!” minvalli bir yazı yazdım. Belli ki çok sayıda okurun bamteline dokundu. Her gün birbirinden ilginç ve içerikli okur mektupları alıyorum.
“Bizde olamayan kamuoyu ve toplumsal tepkisizlik (Silivri çıkarmaları, Cumhuriyet mitinglerimizi ayrı tutuyorum.) hep canımı yakmıştır” diyerek yaşadığı düş kırıklığını anlatan Antalyalı okurumuz Hicran Karabudak, “Müslümana Haramdır Çeşmesi” isimli bir öykü göndermiş.
“Biliyorsunuzdur ama anımsanmayacağını düşünerek ekliyorum” diyor kısaca Karabudak. Ben de paylaşıyorum:

‘Ahalinin huzurunu kaçırdın!’

Bursa’da zamanında Müslüman bir zat bir çeşme yaptırmış. Eski adı Yahudilik Yolağzı, bugünkü adı Arap Şükrü muhitinde... Ve başına bir kitabe eklemiş, “Her kula helal, Müslümana haram”...
Tabii başkent, Osmanlı karışmış, bu nasıl fitnedir diye...
Efendime söyleyeyim, gitmişler kadıya şikâyete, yaka paça yakalanmış adam, huzura getirilmiş. Bu nasıl fitnedir, dini İslam ahalisi Müslüman olan koca devlette, sen kalk hayrattır, sebildir diye çeşme yap ama suyunu Müslümana yasakla... Olacak iş midir, nedir sebebi, aklını mı yitirdin diye çıkışmışlar adama...
Adam,
“Müsaade buyurun sebebi vardır, lakin ispat ister, delil şarttır” der...
Kadı kızar:
“Ne delili, ne ispatı, sen fitne çıkardın, Müslüman ahalinin huzurunu kaçırdın katlin vaciptir” der. Ama bir yandan da merak eder, nedir gerekçen diye sorar; adam bir tek sultana derim diye cevap verince, karışır yine ortalık. Söz sultana gider, adam saraya yaka paça götürülür...
Padişah sinirlenir ama diğer yandan da meraklanır:
“De bakalım ne diyeceksen. Bu nasıl iştir ki hem çeşmeyi yaparsın hem de her kula helal, bir tek Müslümana haram yazarsın...”
Adam başı önünde,
- Delilim vardır, lakin ispat ister.
- Ya dediğin gibi sağlam değilse delilin?
- O zaman hükme kıldan incedir boynum sultanım
- Eeee
- Sultanım herhangi bir havradan (sinagogdan) rasgele bir hahamı izahsız yaka paça tutuklayın bir hafta, bakın neler olacak...
Dediği yapılmış adamın, tüm azınlıklar bir olmuş, başlarında Museviler,
“Ne oluyor, bu ne zulüm, bizim din adamımıza biz kefiliz, ne gerekirse söyleyin yapalım, o masumdur, gerekirse kefalet ödeyelim...” Efendim çevre ülkelerden bile elçiler gelmiş, elçiler mektup üstüne mektup getirmiş...
Bir hafta dolunca:
- Sultanım artık bırakmak zamanıdır, demiş adam. Haham bırakılmış, azınlıklar mutlu, bu sefer sultana teşekkürler, hediyeler... Az zaman geçmiş ki adam aynı işi herhangi bir kiliseden bir papaz için yaptırınız sultanım demiş.
Aynı işlemler, aynı usulle bir papaz derdest edilmiş, yaka paça alınmış pazar ayininden, aynı tepkiler artarak devam etmiş. Haftası dolunca da serbest bırakılmış. Mutluluk ve sevinç gösterileri daha bir fazlalaşmış, teşekkürler, şükranlar... Levantenler din adamlarına kavuşmanın mutluluğu ile daha bir sarılmışlar birbirlerine.
Sultan:
“Bitti mi” demiş adama.
- Sultanım son bir iş kaldı, sonra hüküm zamanıdır izninizle, demiş.
- Şimdi nedir isteğin?
- Efendim başkentimiz Bursa’nın en sevilen, en sözü dinlenilen, itimat edilen âlimini alınız minberinden. Dedikleri gibi olmuş, Ulucamii’nin imamını, cuma hutbesinin ortasında almışlar... Yaka paça götürmüşler...
Ve ne olmuş bilin bakalım?

‘Kim bilir ne halt etti?’

Bir Allah’ın kulu, tek bir olumlu kelam etmemiş, ne oluyor, siz ne yapıyorsunuz, hiç olmazsa vaazı bitene kadar bekleyeydiniz, dememiş. Peşinden giden, arayan, soran olmamış...
Geçmiş bir hafta, nerde imam diye gelen giden olmamış... Aptal ve cahil bir imam atanmış yerine, ne konuştuğunu kulağının duymadığı yobaz cinsinden, halk halinden memnun, başlamış bir dedikodu, o geçen hafta derdest edilen koca âlim için;
- Biz de onu adam, hoca bellemiştik,
- Kim bilir ne haltlar etti de tutuklandı...
- Vah vah acırım arkasında kıldığım namazlara...
- Sorma sorma...
Padişah, kadı ve adam izlemişler olanı biteni, padişah;
- Eee ne olacak şimdi be adam?
- Bırakma zamanıdır, bir de özür dileyip helallik almak lazımdır hocadan...
- Haklısın, demiş padişah, denilenin yapılması için emir buyurmuş ve adama dönmüş, adam başı önünde;
- Ey büyük sultanım, siz irade buyurunuz lütfen, böylesi Müslümanlara su helal edilir mi?
Sultan acı acı tebessüm etmiş;
-
“Hava bile haram, hava bile...” demiş...

***

Okurumuzun kıssadan hissesi: “Böyle her şeye suskun kalan koyun gibi bir millete böyle bir ülke, haram değilse bile fazla!”

11 Nisan 2013 - Cumhuriyet

Nilgün CERRAHOĞLU | Tüm Yazıları
Hits: 1013