Kerry gezisinin dökümü

~ 09.04.2013, Sedat ERGİN ~

ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’nin önceki gün İstanbul’a yaptığı ziyaret, Türk-ABD ilişkilerinin, son dönemde yaşanan belirsizlik döneminin ardından yeniden ısındığını, iki ülkenin İsrail ile ilişkiler, Filistin meselesi, Suriye ve Irak gibi dosyalarda yakın bir danışma ve işbirliği sürecine girmekte olduklarını ortaya koydu.
 

Kerry’nin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile bir araya geldiği ziyaretin sonuçlarını özet olarak şu başlıklar altında değerlendirebilmek mümkün:

- İLİŞKİLERDE BAHAR HAVASI: İkili ilişkiler, gerek Ankara’nın İsrail ile ilişkilerindeki gerginlik gerek Irak ve Suriye karşısındaki önemli tutum farklılıkları nedeniyle uzunca bir zamandır sıkıntılı bir şekilde seyretmekteydi. O kadar ki, Başbakan Erdoğan’ın geçen sonbaharda açıkladığı Washington’u ziyaret etme talebine bile 5 aya yakın bir süre olumlu bir yanıt verilmemişti. Kerry’nin gezisi, bu dönemin artık geride kaldığını ve Erdoğan’ın 16 Mayıs’ta yapacağı Beyaz Saray ziyaretine doğru sıcak bir havanın yayılmakta olduğunu gösteriyor. Kerry’nin açıklamalarında “Türkiye’nin başarılarından”, “şaşırtıcı bir süratle yol almasından” söz etmesi, ayrıca PKK’nın silahları bırakmasında Başbakan ve Dışişleri Bakanı’nın çabalarını överek, “diplomasi ve liderliğin en iyisi (the best)” şeklindeki yüksek övgü tonlarına başvurması, bu sıcaklığın derecesine yeterince işaret ediyor.

- COŞKUDA ÖLÇÜ KAÇMASIN: Gezinin Kerry açısından en önemli hedeflerinden birini, “özür”den sonra Türkiye-İsrail ilişkilerinin süratle yeniden 2009 (Davos) öncesindeki haline döndürülmesi temasına odaklandı. Kerry, öncelikle normalleşmeyi bozabilecek davranışlardan kaçınılmasını istedi. Konuk bakanın, “Bir sorum üzerine Davutoğlu bana, Türk tarafının (özür konusunda) bir zafer havasının yaratılmasını önlemek için adımlar attıklarını açık bir dille ifade etti” demesi bu durumun açık bir göstergesiydi. Kerry’nin bu konuyu Davutoğlu’na açmasının gerisinde özellikle İsrail’in Amerikan tarafına yaptığı şikâyetlerin yattığı anlaşılıyor. Belli ki, Amerikan tarafı da özrün ardından Ankara’da yaşanan coşkuda ölçünün kaçırıldığı kanaatinde ve bu durumun Türkiye-İsrail ilişkilerinin düzelme sürecini zedeleyebileceği hususunda kaygı duyuyuor.

- MEŞAL’İ İKNA EDİN: Kerry, Ankara’nın Ortadoğu barış sürecine önemli katkılarda bulunabileceği görüşünde. Ancak bu çerçevede öncelikli beklenti, Hamas lideri Halid Meşal’in mutedil bir çizgiye çekilmesi, bu bağlamda şiddeti reddetmesi ve İsrail’i tanıması için ikna edilmesini içeriyor. Ayrıca Amerikan tarafının, Erdoğan’ın Gazze’ye bu ay yapmayı tasarladığı ziyaretin Türkiye-İsrail ilişkilerindeki normalleşmeyi gölgeleyebileceği gerekçesiyle ertelenmesini istediği bir sır değil. Türk tarafının Kerry’nin ziyaretinden önce verdiği işaretlerle Gazze seferinin Erdoğan’ın Beyaz Saray ziyaretinin sonrasına sarkabileceğini hissettirmiş olması, bu pürüzün aşıldığını gösteriyor.

- ABD MALİKİ İLE ANKARA’YI BARIŞTIRMA PEŞİNDE: Türk-ABD ilişkilerindeki bir diğer sorunlu başlığı Irak dosyası oluşturuyor. Amerikan Yönetimi, uzunca bir zamandır Ankara’yı Kuzey Irak’taki Federe Kürt Yönetimi ile enerji alanındaki ikili işbirliği projelerinden vazgeçirmeye çalışıyor. Washington, Kürtlerin petrol ihracatında merkezi yönetimden bağımsız bir şekilde hareket etmesinin Irak’ın toprak bütünlüğünü tehlikeye sokacağından endişe ediyor. Bu noktada Obama Yönetimi’nin İsrail dosyasında olduğu gibi, Irak’ın Şii Başbakanı Nuri El Maliki ile Ankara arasındaki soğukluğun giderilmesi için de yoğun bir diplomasi yürüttüğü anlaşılıyor. Maliki’nin bu gezi öncesinde “Türkiye ile yakınlaşmaya hazır olduğu” yolundaki sıcak mesajların gerisinde de Washington’un telkinlerinin yattığı tahmin edilebilir. Kerry, Maliki’nin bu demeç doğrultusunda olumlu bir tutuma yönelmesi halinde “Türkiye’den de aynı karşılığı göreceği” mesajıyla ayrıldı. Türkiye üzerinden petrol sevkiyatı konusundaki anlaşmazlığın aşılması amacıyla Ankara, Erbil, Bağdat ve Washington’un katılımıyla dörtlü bir görüşme sürecinin işleyeceği de ziyaret sonrası yayılan bilgiler arasında.

- SURİYE’DE KAN DÖKMEDEN ÇÖZÜM: Kerry’nin açıklamalarında en çok dikkat çeken noktalardan biri, Suriye konusunda dikkatli bir dil kullanması oldu. ABD Dışişleri Bakanı, Suriye’de “Esad rejiminden geleceğe geçişin (transition) sağlanması” için öncelikle bir “iklimin yaratılması gerektiğini” söyledi. Burada Kerry’nin “bu geçişin “barışçıl”, “en hızlı” ve “en az şiddet içerecek” şekilde yapılması gerektiğini vurgulaması önemliydi. Bu vurgular, Amerikan tarafının Suriye’de askeri önlemlerden çok siyasi müzakere yoluyla bir iktidar değişikliğine öncelik verdiğini gösteriyor. Kerry’nin ayrıca bulunacak çözümün “çoğulcu bir demokratik yapıyı ortaya çıkartması gerektiğini” belirtmesi, Amerika’nın Suriye’de tekdokulu bir Sünni yönetiminden çok bütün dinsel ve etnik kimliklerin güvence altında olacağı bir çözüm arayışı içinde olduğunun ifadesidir.

(Hürriyet)

Sedat ERGİN | Tüm Yazıları
Hits: 932