Savaş Getiren 'Barış!'

~ 09.04.2013, Ali SİRMEN ~

Siyasi retorikte kimi girişimler zaman zaman tersi kavramlarla etiketlenerek sunulurlar. Ecevitin 1974 Kıbrıs müdahalesini Barış Harekâtıolarak nitelemesi, bu olgunun örneklerinden biridir.

Türkiyenin ve bölgenin sorunlarını geçmişinden günümüze çok iyi bilen emekli büyükelçi ve eski İstanbul Milletvekili Şükrü Elekdağdan aldığım bir ileti, benzer bir durumla yeniden karşı karşıya olup olmadığımızı düşündürüyor.

Gönderdiği iletiyi yayımlayarak, sözü Sayın Şükrü Elekdağa bırakıyorum:

Öcalanın Nevruzdaki çağrısı sözde barışçı çözümünipuçlarını içeriyor.

Söz konusu çağrının odağını, Erdoğanla Öcalan arasında mutabık kalınan Anadolu ile Mezopotamyayı Türk-Kürt Federal Devleti çatısı altında birleştirme projesi oluşturuyor.

Federal devletin, Kürt Federe Devleti ayağı, (1)Türkiye, (2) Irak ve (3) Suriye Kürtlerinden oluşacak ve coğrafi olarak Türkiyenin güneydoğusunu, Musul ve Kerkükle birlikte Irak Bölgesel Kürt yönetimi topraklarını ve Kuzey Suriye Kürt bölgesini kapsayacak. Çağrıdaki misakımilli vurgusu Türk kamuoyunu etkilemeyi ve projeyi cazip göstermeyi amaçlıyor.

***

Bu birleşik Türk-Kürt yapılanması Türkiyenin öncülüğünde ve çabası ile sağlanacak. Bunun da ancak Türkiyenin ağır bedeller ödemesiyle gerçekleştirilebilecek bir hedef olduğu açıktır. Zira, Irak Başbakanı Maliki, Musul ve Kerkükün Arap toprağı olduğunu ileri sürüyor ve Barzaninin bu bölgeye ancak savaşla egemen olacağını vurguluyor. Diğer bir deyişle Erdoğan-Öcalan ortak projesinin uygulanması Ortadoğunun yeniden dizayn edilmesi demek. Bunun gerçekleşmesi için ise Türkiyenin hem Irakla, hem de Suriye ile savaşı göze alması zorunlu.

 Diğer taraftan Türkiyenin liderliğinde böyle bir yapılanma, İran Kürtlerini de cezbedeceği için, bu gelişme İranı müthiş rahatsız edecektir. İran esasen ABDnin ve İsrailin hedef tahtasında ve sürekli tehdit altındadır. ABD Kongresi İranı içinden çökertmek için 97 milyon dolarlık bir tahsisat ayırmıştır. Bu bakımdan Tahran, bölgedeki bu siyasi mühendislik ortamında ABDnin yakın müttefiki Türkiye ile kendini ismi konulmamış bir savaş içinde görecektir.

 Sonuçta Türkiyenin kendisini İran, Irak ve Suriyeden oluşan bir koalisyonla ardı arkası gelmeyen savaşlar içinde bulması kaçınılmaz olacaktır. Farzımuhal proje gerçekleşse dahi, kurulacak Türk-Kürt federasyonunun yaşama şansı yoktur. Çünkü federasyonun ikinci kanadını oluşturan Kürtler velinimetleri olarak gördükleri ve biat ettikleri ABD ve onun yandaşı İsrailin politikalarını gözü kapalı izleyeceklerdir.

Zira, Erdoğan-Öcalan ikilisi tarafından lanse edilen bu projenin patenti esasında ABDye ve İsraile aittir. Bu durumda federal devletin Türk ve Kürt kanatlarının çıkarları sürekli çatışma halinde olacak ve sonuçta Kürtler bağımsız bir devlet olarak ayrılacaklar ve ABD ile İsrail çıkarlarının Ortadoğudaki bekçisi rolünü üstleneceklerdir.

***

Anadolu-Mezopotamya projesi gerçekte Bağımsız Büyük Kürdistanı Türkiyeye kurdurtma ve bu bağlamda Güneydoğuyu Türkiyeden kopartma projesidir.

Kendini büyüklük kompleksi girdabına kaptırmış olan Başbakan Erdoğan, ABD tarafından övülen ve desteklenen bu projenin Türkiyeyi bölge ülkeleriyle kanlı bıçaklı hale getirecek ve nihayetinde Türkiyenin bölünmesiyle sonuçlanacak bir felaket senaryosu olduğunun maalesef farkında değildir.

 Sözde akil adamların misyonu da Türk halkını bu felaket senaryosuna razı etmektir.

Sayın Elekdağın engin bilgi ve deneyimleriyle derin analiz sentez gücünün ürünü olan bu satırlara olduğu gibi katılıyor, yalnız bir noktayı eklemekle yetinmek istiyorum:

- Bunun bir ihanet senaryosu olduğunu Erdoğanın bilmemesi sonucu değiştirmez. Zira siyasette, objektif sorumluluk esastır ve ihanette her zaman kasıt aranmaz.

9 Nisan 2013 - Cumhuriyet

Ali SİRMEN | Tüm Yazıları
Hits: 1292