Bir müebbet yazısı

~ 19.03.2013, Ahmet HAKAN ~

EMEKLİ Genelkurmay Başkanı’na “müebbet” istediler...
 

Hem de ağırlaştırılmışından...
Ama emekli Genelkurmay Başkanı’na “terör örgütü” üyeliğinden ceza istemediler.
Böylece...
- Hem ordumuz “terör yuvası” olma tehlikesinden kurtuldu.
- Hem de “genelkurmay başkanıma terörist diyemezsin” diye haykıran Başbakan’a bir “cemile” yapılmış oldu.

*

Peki “örgüt” yoksa...
Emekli Genelkurmay Başkanı için “ağırlaştırılmış müebbet” talebi neye dayandırıldı?
Şuna dayandırıldı:
“Hükümeti cebir ve şiddet kullanarak ortadan kaldırmaya teşebbüs”.
Örgütü olmayan bir adamın, hükümeti ortadan kaldırmak gibi zorlu bir işi nasıl becereceği meselesi ise...
İki bin küsur sayfalık “mütalaa”da yanıt bulamadı.

*

Olan biten şudur:
Türk Silahlı Kuvvetleri’ni denklemden çıkarıp Balbay’ı, Başbuğ’u, Tolon’u, Tuncay’ı ve diğerlerini denkleme aldılar.
Böylece...
“Ordumuz iyi/çevresi kötü” gibi bir sonuç doğmuş oldu.

*

Hadi hepsini bir tarafa bırakalım ve söylenmesi gerekeni söyleyelim:
Bu “mütalaa”daki talepler...
- Tutarsızdır.
- Vicdanlara sığmamaktır.
- Haksızdır.
- İkna edicilikten uzaktır.
- Soru işaretlerini azaltmamakta arttırmaktadır.
- Adalet duygusunu zedelemektedir.
Ne kadar isyan edilse azdır yani...

*

Ama durum böyledir diye...
- 30 yıllık kanlı süreci bitirecek hamleleri, gelişmeleri, adımları ayağımızın altına mı alacağız?
- İlker Başbuğ ve diğerleri için istenen müebbet cezası vicdanlara sığmıyor, tamam... Peki kanın, gözyaşının devam etmesi vicdanlara sığacak mı?
- Ortada “barış süreci” falan olmasaydı, İlker Başbuğ ve arkadaşları için istenen cezalar pek mi adil olacaktı?
- “Adalet yoksa barış da yok” demek yerine “Barış olsun ama adalet de olsun” demek çok mu zor?
- Generallere haksızlık yapılması barış sürecine haksızlık yapılmasının gerekçesi mi olacak?
- Generallere de, barış sürecine de haksızlık yapmadan isyan etmek çok mu zor?

*

“Teröristle müzakere/Generallerle mücadele” ya da “Öcalan çıksın/İmralı’ya Başbuğ konsun” sloganlarının keyifli rahatlığına sığınmadan önce...
Bu konularda iki dakika düşünmeye ne dersiniz?

Ne iş?

BDP’den sonra CHP de milletvekillerine “süreç”le ilgili konuşma yasağı getirmiş.
AK Parti’de zaten “bir kişi” konuşuyor.
Geriye kalıyor “konuşan MHP”.
Durum şudur yani:
Barışa titizlenenler, süreci önemseyenler ya da süreci önemsemesi bekleyenler susuyor, sürece karşı mücadele edenler konuşuyor.
NE İŞ?

*

Amerikalı turist kadın cinayetinin faili olarak yakalanan “Laz Ziya” olayında gelinen son nokta şudur:
Adam tiner çekip sur dibinde turist kadına saldıracak kadar şuursuz.
Fakat yakayı ele vermemek için...
“Suriye’ye savaşmaya gitme” planı yapacak kadar şuurlu...
NE İŞ?

Aşk arayana yedi tavsiye

- BİR: Bir potansiyel taşıyan muhatabına hiçbir zaman “kanka” muamelesi çekme... Ne olur ne olmaz.
- İKİ: Aramakla bulunmayacağını ama bulanların da arayanlar olduğunu aklından çıkarma.
- ÜÇ: Aşırı gururluluk ile aşırı gurursuzluk arasında bir yerlerde gezin... Kıvamında yani...
- DÖRT: Mesajlarda romantik, ortamlarda sosyal, sinemadayken yardımsever, baş başayken suskun ol.
- BEŞ: Açılmayı geciktirme... Geciktirdiğin her dakika aleyhine işleyecek ve işler daha da zorlaşacaktır.
- ALTI: Karşındakinin “teslim almaktan hoşlanan bir tip” olup olmadığını anlayıp dinlemeden teslim olma.
- YEDİ: Şiir, hele de “akrostiş şiir”, sanılanın aksine tesir bırakabilir... Denemeden önce bir daha düşün.

Bahçeli Kandil’i yok edebilir mi?

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli demiş ki:
“Kandil’i yok ederiz”.

*

Kendisine şöyle seslenmek istiyorum:
Sayın Bahçeli...
“Kandil’i yok etme” konusunda bir başarı elde edeceğinize dair elimizde bir kanıt yok.
Ama tut ki başardınız, tut ki Kandil’i yok ettiniz.
İş bununla bitmiyor.
Şöyle bir şey oluyor:
Yok ettiklerinizin yakınlarının içine bir kin düşüyor, o kinle yeni Kandil’ler ortaya çıkıyor.
Diyelim ki onu da yok ettiniz, bir de bakmışsınız ki “yepyeni bir Kandil” daha...
Kısacası...
Kanlar kanlara ulanıyor, kinler kinlere...
Kan ve kin büyüdükçe de yeni Kandil’lerin ortaya çıkma ihtimali azalmıyor, artıyor.

*

Sayın Bahçeli...
Bu kısırdöngüyü yok etmediğiniz müddetçe isterseniz Kandil’i bin kere yok edin, yine de nafiledir.

Salih Fırat’ın AK Parti’ye geçişi

- CHP’li Birgül Ayman Güler dedi ki:
“Türk ulusuyla Kürt milliyetini eşit göremezsiniz”.
CHP’li Salih Fırat partisinden istifa etti.

*

Başbakan Erdoğan dedi ki:
“Tek millet, tek bayrak, tek vatan”.
CHP’li Salih Fırat AK Parti’ye katılma kararı aldı.

Kendisini kutluyor ve “Durmak yok, yola devam” diyoruz.

Meraklısı için notlar

- ÇANAKKALE Savaşı’nın bu sene daha bir vurgulu kutlanmasının iki nedeni: BİR: İktidar milliyetçilik mesajı vermek istedi. İKİ: Milliyetçiler iktidarı teslimiyetle suçlamak istedi.
- Survivor başlamış... Sonuçta kazanan yine Acun olacak. Benden hatırlatması...
- Sosyal medya için üç altın kural: BİR: Alkollüyken yaklaşma... İKİ: Öfkeliyken tek mesajla yetin... ÜÇ: Aşırı mutluyken en çok üç mesaj...
- CHP’ye kötü haber: İstanbul Barosu, son genel kurul toplantısının ardından iyiden iyiye “anamuhalefet merkezi” haline geliyor gibi...
- Cem Uzan var ya... Sessizce çekilip gözden kaybolmayı beceremeyen biri... Buna eminim.
- Kürt sorunu çözülürken Hasan Cemal sorunu da arada çözülse hiç fena olmayacak...
- Bir teklifim var: Beş-altı yaşındaki çocuklara kahramanlık şiirleri okutmasak...

(Hürriyet)

Ahmet HAKAN | Tüm Yazıları
Hits: 817