Türbansıza Özgürlük

~ 15.02.2013, Ali SİRMEN ~

9 Şubat günü bu köşede çıkmış olan “Ombudsman ile Gelen Mahalle Baskısı” yazısı ile ilgili olarak, Prof.Dr. Samim Akgönül’den kibar bir yanıt aldım. Sayın Prof. “Konu benim açımdan türban hakkında eleştiriye tahammülsüzlük değildir” diyor, ancak türban takmayan kadar takanın da küçümsenmesine karşı olduğunu söylüyordu.
Bu yanıtı yayımlamakla yetinecektim ki, gazetemiz yazarı, dostum
Mustafa Sönmez, Ege Üniversitesi öğretim üyesi Prof.Dr. Rennan Pekünlü’nün olayını anımsattı.
Prof. Rennan Pekünlü’nün olayı son derece de ilginç.
Ege Üniversitesi Astronomi Profesörü Rennan Pekünlü, öğrenci
F.N.G’nin üniversitede öğretim yapılan ortak alanlara türbanla girdiğini görüyor ve öğrenciyi uyarıyor, sonra da durumu fotoğrafla saptıyor.
Bu davranış öğrencinin ailesinin ve belirli bir kesim basının tepkilerine neden oluyor. Yetkili makamların lüzumu muhakeme kararı üzerine de kendisi hakkında İzmir 4. Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açılıyor. İlk duruşması 6 Eylül 2012’de görülen dava, 13 Eylül 2012 günü rekor bir hızla karara bağlanıyor
Prof. Rennan Pekünlü hakkında İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesi “
Öğrencilerin toplu olarak, oturdukları binalara veya bunların eklentilerine girilmesi veya orada oturulmasına engel olunması halinde 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur” diyen TCY 112/1’e dayanarak 2 yıl 6 ay hapis cezasına hükmediyor; sonra cezayı, iyi halden, 2 yıl 1 aya indiriyor.

 

***


Burada işin ilginç yönü, Prof. Pekünlü’nun avukatı Murat Ünlü’nün, duruşmada tanıklara müvekkilinin F.N.G’nin bu mahallere girmesini engellemek için güç kullanıp kullanmadığını sorması ve kullanmadığı yanıtı üzerine, yaptığı şu savunmanın hiçbir şekilde dikkate alınmamasıdır:
“Müvekkilim sadece türbanla üniversiteye giren öğrencileri tutanakla tespit etmiştir. Bu bir suç değildir. Hiçbir öğrencinin eğitim hakkını engellememiştir, beraatını talep ediyorum.”
Gerçekten de hiçbir engelleme hareketi olmayan olayda mahkeme eğitim ve öğretimi engellemekten mahkûmiyet vermekte beis görmemiştir.
Yargıtay’a giden dava, dört ay gibi bir süre içinde savcının onanması talebiyle 4. daire önüne getirilmiştir.
Prof. Rennan Pekünlü muhtemelen türban ile üniversiteye girilmemesi yolundaki görüşü dolayısıyla, herhangi bir engelleme eylemine kalkışmadığı halde hapis cezasına mahkûm olacaktır.

 

***

Can Dündar 12 Şubat tarihinde, Milliyet’teki köşesini TRT’deki giyim kuşam yasağına ayırmıştı. Ertesi gün başka seçkin yazarlar kendi köşelerinde aynı konuya değindiler.
Biliyorduk artık TRT’de açık yaka, yırtmaçlı etek, tayt yasaktı, ekrana çıkanların göğüs çatalı görünmeyecekti. Can Dündar’dan öğrendik ki, oyuncu
Ayça Varlıer de yaka hizasının köprücük kemiğini aşmaması konusunda uyarılmış.
Bunların hiçbiri tekil hareketler değil. Bekleyin sıra türban zorunluluğuna da gelecek.
“Muhteşem Yüzyıl”da Hürrem Sultan’ın dört asır sonra, makable şamil (geçmişe etkili) olarak nasıl örtündürüldüğünü, namaza durdurulduğunu kamuoyu biliyor.
9 Şubat tarihli yazıda sözünü ettiğimiz Yargıtay baskını ve cinayeti ile Gümüşhane Barosu Başkanı
Ali Günday’ın öldürülmesi olayının ardındaki türban konulu mahalle baskıları göz önünde bulundurulunca tablo tamamlanıyor.
Bu durumda,
“sembolik şiddet”e bakmak abes; düpedüz açık şiddetle karşı karşıyayız.
Şu anda yukarıdan baskıyla baş örttürme sırası THY hosteslerinde.
Türkiye’de laik kesimin erken uyanamaması yüzünden yıllarca bu konu saptırıldı ve ortada bir
“türbana özgürlük” sorunu varmış gibi yapıldı.
Oysa asıl sorun,
“türbanlıya özgürlük” değil, istediği gibi giyinene yani “türbansıza özgürlük”tür.

(Cumhuriyet)

Ali SİRMEN | Tüm Yazıları
Hits: 1280