Hattını, haddini bilmek... İncirlik, Kürecik, Patriotçuk!

~ 08.02.2013, Umur TALU ~

ABD elçisinin lafları hükümeti kızdırdı.

Ben de olsam kızarım.

Ama benim İncirlik’te 90 adet ABD nükleer bombasına yataklık etmişliğim yok.

Kürecik’te ABD kalkanı konuşlandırmışlığım, komşulaştırmışlığım da yok.

ABD müsaadesiyle NATO’dan Patriot dizmişliğim yok.

Afganistan işgalinde kankalığım; Irak’ta koalisyon ortağı diye şişinmişliğim; Kore’den Libya’ya aynı kaptan yemişliğim yok.

Böyle olunca, sınırın da sinirin de geriliyor tabii.

Sınır ötesinde kimle müttefiklikte, sınır içinde kimin şeyine yataklıkta isen, hadler, hatlar da karışıyor.

Kuvvetler ayrı olmayınca, böyle!

 

***

 

ABD elbette buradaki davaların seyrine karışamaz.

Buradaki davaların seyrine karışacaklar belli!

O yüzden, bazen öyle bazen şöyle, yargı sürekli gölgede.

Bazen Başbakan ve hükümet Yüksek Mahkeme gibi içtihat yapıyor… ki o yüzden artık gereksiz de görülebiliyor.

Bazen de Yüksek Mahkeme, iktidar odağı gibi.

 

***

 

Hepimizi şapşallaştıran durum bu.

İnsanlar hukuka sığınmak ister.

Cumhuriyet ve(ya) demokrasi, bunu vaat eder.

Eşitlik der, imtiyaz olmaz der, vesaire.

Hukukun hakka dair olduğu unutulup iktidar aracı, dayatma mekanizması, tehdit organizasyonu, devlet-rejim-iktidar bekçisi sayılması burada gelenek.

O yüzden cumhuriyetçiden muhafazakâra aynı araç, aynı silah kolayca geçebiliyor.

Darbeye selam duran Yüksek Yargı’larımız olmadı mı?

Darbeciden brifing alan bağımsız yargımız?

Ekilen aynı, biçilen de. Biçen değişiyor.

Düzen değişmiyor; büzen değişiyor.

Senin yerin değişiyor.

Hiç umursamadığın haksızlıklar başına gelmeye başlıyor; ama başın yine sadece kendinle meşgul çalıyor!

 

***

 

Hepimizin üstünde yuvarlanıp çifte standartlar arasında köşe kapmaca oynadığımız yumuşak ve yavşak zemin bu.

Adalet, hak, hukuk ilkemiz, tutkumuz değil.

Sadece kendi mağduriyetlerimize dair.

Başkasının hakkı pek ilgilendirmiyor.

Ötekinin insan, vatandaşlık hakkı, siyasi hak ve özgürlükleri, olmasın daha iyi!

Vicdanımızın, muhakememizin bir köşesi demokrasi peşinde; bir köşesi her an tırtıklayıp dişleyerek, eriterek, çürüterek parçalamak için demokrasinin peşinde.

Darbeci de maruz kaldığı haksızlığı haykırıyor…

10 yılını aşmış iktidar da hala mağduriyetini anlatıyor.

Fesat cumhuriyetinden demokrasi fesadına!

 

***

 

ABD’li Büyükelçi, İncirlik-Kürecik-Patriotçuk diye bakarak sana bir had biçmiş, besbelli.

Şangay filan mırıldanınca yerini hatırlatıyor; istediğin kadar öfkelen; İncirlik-Kürecik-Patriotçuk!

Ama eleştirdiği hukuk sisteminin özü de zaten bu: Had bildirmek!.

Sadece mahkemeler, Yüksek Yargı, bağımsız önyargı, iktidar gölgesi, iktidarın bu yargı düzenine dahi alerjisi; kumandalı hukuk zihniyetinin bu devletin zaten klasiği olması değil…

Bütün bir sistem “Had bilme” üzerinde örgütlü.

Bir işyerinde çalışıyorsanız; ister en modern bankalar medyalar olsun, ister madenler, izbe atölyeler, ister kışlalar…

Sistemin özündeki adalet, hak, hukuk, özgürlük yamukluğu toptan “haddini bil” diye buyuruyor hep.

 

***

 

Memleket düzeni de, bağımlı olduğu dünya düzeni de keskin piramit olunca…

Devletini, rejimini, iktidarını, ordunu, piyasanı, eğitim ve yargını; sosyal-kültürel-ekonomik tüm alanları “katı bir had bilme-bildirme” üzerine oturtmuşsun ya…

Biri de çıkıp sana küresel pozisyonunu hatırlatıyor; İncirlik, Kürecik, Patriotçuk!

Alınmak yok, yola devam!

Nihayetinde Elçi haddini bildi, özür diledi!.. İncirlik, Kürecik, Patriotçuk ise yerli yerinde.

İşte tam da bu yüzden, Elçi’nin amir devleti “davalar için aynı şeyleri söylemekte” kararlı.

Hadi sök sekebilirsen: İncirlik, Kürecik, Patriotçuk!

(Habertürk)

Umur TALU | Tüm Yazıları
Hits: 824