Yargıcın anlamadığı dille kendini savunma hakkı

~ 30.01.2013, Ege CANSEN ~

“Anadilde Savunma Hakkı” diye tuhaf bir yasal düzenleme “barış” adına TBMM’den geçmek üzeredir. Tekrarda fayda var.
 

Bir ülkenin resmi dilini bilmeyen (Türkiye’de Türkçe) yerli ve yabancı davacı veya davalıların, mahkemelerde tercüman vasıtasıyla hak aramaları veya kendilerini savunmaları kadar doğal bir şey olamaz. Ülkemizde de bu usule hep uyulmuştur. Peki, yeni düzenleme ne getiriyor? Gelen şu: Bir eski savcının TV’de dediği gibi “Önceden tercüman, sanığa veriliyordu; şimdi yargıçlara ve savcıya verilecektir.”  Bunun sonunda varacağı nokta, belli vakalarda yargılama dilinin Kürtçe olmasıdır.  

KANUNLAR HEM TÜRKÇE HEM KÜRTÇE YAZILMALI

Bir sanığın kendini laiki veçhile Kürtçe savunabilmesi için,  savcının da iddianameyi Kürtçe de hazırlatma mecburiyeti vardır. Aksi takdirde sanık, tam olarak ne ile suçlandığını anlayamaz, savunmasını da gereği gibi yapamaz. Bunun için sadece iddianameyi hazırlayacak savcının değil, yargıçlara tercümanlık edecek uzmanın da elinde Kürtçe yazılmış kanunlar olması şarttır. Hukuki ifadeler, öyle ayaküstü tercüme edilemez. Edilirse çok büyük hatalar oluşur. Bu da adaleti zedeler. O zaman da karşımıza “hangi dilde yazılı kanun esastır” sorusu çıkacaktır. Nitekim İngilizce ve Türkçe hazırlanan uluslararası sözleşmelerde “İngilizce metin esastır” veya “Türkçe metin esastır” ibaresi konulur. Yoksa işin içinden çıkılamaz.

DAVA, ANADİLİ AYNI OLMAYAN İKİ KİŞİ ARASINDA İSE

Mahkemenin dili Türkçe iken, davalı ve davacının anadilleri farklı olabilir. Bu durumda mahkemenin yargılamayı sağlıklı bir şekilde sürdürmesi çok zor olacaktır. Bazen ifadeleri iki defa tercüme etme zorunlu olabilir ki, muhtemel anlam kaymaları işi çığırından çıkaracaktır.

FERDİ HUKUK, MÜLKİ HUKUK

Bir memlekette birçok dil kullanılabilir ama tek resmi dil olur. Resmi dilin mutlaka tek olması gereken kamusal alan da yargıdır. Eğer bir memlekette birden fazla resmi dil varsa, o ülke aslında birden fazla ülkeden kurulu bir federasyon demektir. Siz bakmayın milletin “anadilde savunma hakkının” aslında ne demek olduğunu bilmiyormuş gibi davranmasına. Konu tartışılmaya başlanmış, her şey apaçık ortaya çıkmıştır. Ama kişiler, yine de ne var bunda edasıyla havaya bakmaya devam ediyorlar. İşte, ağzından kan gelen kişiye “şerbet içtim, kırmızılık ondandır” dedirten siyaset sanatı budur.
Son Söz: Bir çözüm uğruna Ya Rab! Ne sorunlar yaratılıyor.

(Hürriyet)

Ege CANSEN | Tüm Yazıları
Hits: 974