Öyle şey olmaz!

~ 28.01.2013, Güngör MENGİ ~

Başbakan’ı radyodan izleyen birileri ülkede kusursuz bir muhalefet yapıldığını zannederdi.

Bu kadar cesur bir muhalefetin, sesini duyuracak kanallar da bulduğuna göre Türkiye’yi basın özgürlüğü açısından en kötü ikinci sıraya koyan tespitin de iftira olduğuna inanabilirdi.

Başbakan’ın sözleri, yargının mantığına da adaletine de uymayan fakat gerçeklere tam tamına uyan eleştirilerdir.

Mesela...

“Dört yüze yakın emekli, muvazzaf subay, astsubay örgütten tutuklu.. Delilleri kesinse işi bitir. Ama kesinlik yoksa yüzlerce subayı hele hele Genelkurmay Başkanı’nı bu şekilde değerlendirirsen TSK’da moralleri alt üst eder. Terörle nasıl mücadele edecek bu insanlar? Moral noktasında darbe vurursak terörle mücadelede darbe yeriz. Deniz Kuvvetleri’nde gemilere gidecek subay neredeyse kalmadı!”

Bu sözlerin sahibi Başbakan’dır.

“Öyle şey olmaz“ diye kendisini isyan ettiren sebepler dışarıda ürememiş, iktidarın tercihlerinden türemiştir.

Değiştirmek lazımsa -ki Başbakan onu diyor- elindeki gücü kullanmaya karar vermesi yeter.

Yargıyı iktidarın kontroluna sokan değişiklikleri hayata geçirirken yapılan hesaplar adalet mekanizmasını iflas durumuna getirmiştir.

“Genelkurmay Başkanım Şemdinli’ye kadar gidip operasyon yönetiyor. Bu mücadeleyi veren insanlara örgüt elemanı dersen, nasıl oluyor ki bu örgüt orada terörle mücadele ediyor? Bu yenir yutulur bir şey değil...”

Başbakan haklı bir nedenle isyan ediyor ama haklılığı kendisini ve iktidarı kurtarmıyor. Aksine batırıyor, yeni riskler doğuruyor.

Başbakan Erdoğan, başkanlık sistemi için daha inatçı bir çizgiye gittiğini gösteren mesajlar vermiştir.

AKP’nin yargı reformu diye getirdiği düzen adalet değil haksızlık ve tehlike üretiyor. Başkanlık sistemi, daha kötü reformlara geçit verecektir.

Unutulmasın; dikta geldiği zaman bir daha gitmeyecektir.

“Son pişmanlık fayda vermez“ ata sözü tam bu durumlar içindir!

Nereye gidiyoruz?

Başbakan son TV mülakatında, AB’ye meydan okuyan, ABD’de alarm çanları çaldıracak olan bir hamle yaptı.

Rusya Başkanı Putin’e şu öneride bulunduğunu açıkladı:

“Bizi Şanghay Beşlisi içine alın, biz de AB’ye Allah’a ısmarladık diyelim. Ayrılalım oradan. Bu kadar oyalamanın ne anlamı var?”

AB bizim için yaşam biçimi tercihidir.

Geçmişin Varşova Paktı’nı yedekleyen bu örgüte heveslenmek, Cumhuriyet’in ideallerinden birine veda anlamına gelir.

Tehdit ederken ölçülü olmak lazım.

Bir zamanlar damdan atlayarak intihar moda olmuştu.

İlk olaylarda halk “yapma, atlama” diye bağırırdı.

Teşebbüsler sıklaşınca “atla atla“ diye bağırmaya başladı kalabalık.

O duruma düşmeyelim!

(GazeteVatan)

Güngör MENGİ | Tüm Yazıları
Hits: 893