"Nikbinlik."

Güzel günler göreceğiz çocuklar, güneşli günler göreceğiz... Nâzım Hikmet

Kötü günleri gösterenlere karşı böyle söylüyoruz, böyle duyumsuyoruz, buna inanıyoruz. ODTÜ direnişi bu yolda apaçık bir gösterge değil mi? Facebook’ta ODTÜ direnişi üzerine şöyle demişim:

“Üniversitelilerin direnen bildirgelerini, ‘direnen üniversite’ haberlerini, direnen üniversiteyi destekleyen bildirgeleri beğenen dostlar, bu bildirgeleri paylaşsanız, beğenenlerinize paylaşmalarını söyleseniz, birşeyler yazsanız, kartopu nasıl çığa dönermiş, tüm dönekler, omurgasızlar, çakallar bir görüverse ne iyi olur, değil mi?”

Çığ büyüyor. Şimdi meslektaşlarımdan aynı şeyi diliyorum: Rektörlerinizin atanmasındaki gibi yapmayınız bu kez. Öğrencilerinize bir kulak veriniz. Siz de bir öğrencisiniz, unutmayınız. Hele bir de köşe yazarıysanız, susmayınız, dağda bayırda dolaşmayınız. Dayanışmanızı, desteğinizi gücünüz yettiğince bu ateşe katınız. Susuzluğunuzu içinizdeki bu iyimserlik pınarından kana kana içerek gideriniz. Kırıp, dökün demiyorum kimseye elbette, ama direnin uygarca, uzun solukluca, korkusuzca, Sokrates aşkına, Atatürk aşkına!

Cüppelerinizi yoksulun, ezilenin, mazlumun, ülkemin üzerine sevgiyle, inançla, bilimin, aklın aydınlığıyla öyle gerin ki, bir bayrak olsun bu kez hepimize.

***

Flu(x)us – VII – Bir Denizin Kıyısından Bir Avuç Çakıl Taşı’mdan okurlarıma bir kaç yeni yıl armağanı…

• Sözlerimi bağışla. Onların bir kusuru yok.

Öldükten sonra da yaşayacağımı düşünüyorum, ama yalnızca gönlümce yaşayacağımı… Böyle düşününce, içim neşeyle doluyor. Sarhoş oluyorum. Ölümden sonrası gönlünce yaşamaksa, gönlünce yaşamalı şimdi de! Cennet, cehennem yok. Tanrı da yok. Gönlünce yaşayacaksın. Gönlünde ne varsa, onlar özgür kalacak, onlar yaşamaya başlayacak, yaşamı onlar sürecek, sen yalnızca onlarlasın artık. Sonrası öyle olacaksa, şimdi de öyle olmalı değil mi? Elbette olabildiğince… Gönlünün elvermediği şeylere kendini zorlamamaya bak. Zorlayanı aşmaya… Şimdi gönlünce yaşa ki, seninle onlar gelebilsin. Yani gönlünde ne varsa onu götüreceksin, onunla süreceksin. Gönlün göçecek öteye. Cennet, cehennem, tanrı senin gönlün olacak.

İnanmak kanıt istemez.

Aşk olsun.

Yirmi dokuz harften, yedi notadan, üç renkten, bir nefesten, bir eliften bunca tat… İçimizden doğup, taşan tatlar, yaşamın tatları... Kimse ölmek istemez, biz hayatı zehir etmezsek.

• Saltık var olmakla görelidir.

• Bil ve yarat.

• Bir an dur / Yürüyeceksen / Daha // Sus bir an / Diyeceksen / Daha // Koş / Soluk soluğa / Oraya // Yolda / Dökülüp saçılanı / Düşünme // Daha / Yürüyeceksen // Bir mıknatıs ol

• (Pınar’a yirmi yıl için işte bu sevgiyle) Taşa yaz / Taş kalır // Suya yaz / Su kalır // Aklına yaz / Unutma // Yüreğine yaz ki / Yalnız // Sevdiğini // Onunla çırpınsın / Kafesinde

• Bizim başımız bitlenirdi, şimdi torunlarımızın kafası örümcekleniyor.

• Anlam da anlamsız bir yerde…

• Acıyla coşku, arada hüzün…

• Yaşamak sevişmektir: Beden sevişmesi, göz sevişmesi, gönül sevişmesi…

Çıktı: Sezgin Seymen Çebi, Sosyal Adalet. Tarihsel ve Kuramsal bir Bakış, İstanbul 2012; Ülker Yükselbaba, Habermas ve Kamusal Alan: Burjuva Kamusallık İlkesinden İletişimsel Kamusallığa Geçiş, İstanbul 2012; Coşkun Ongun, Öyküleşen Hukuk, İstanbul 2012; Şule Şahin Ceylan, Geleneksel Toplumdan Modern Topluma Alternatif Uyuşmazlık Çözümü, İstanbul 2009

(Bilim ve Teknik)

Prof. Dr. Hayrettin ÖKÇESİZ | Tüm Yazıları
Hits: 1251