Yargısız infazlar ve çekimser demokrasi

~ 26.12.2012, Sedat ERGİN ~

BİRLEŞMİŞ Milletler Genel Kurulu’nun geçen hafta kabul ettiği kararları incelerken, ilginç bir sürprizle karşılaştım.
 

Bu sürpriz, yargısız infazlarla ilgiliydi.

Yargısız infazlar dosyası, AK Parti hükümetinin, sergilediği duruşu öne sürerek sıkça övündüğü başlıklar arasında önemli bir yer tutuyor. Hükümet, yargısız infazların Türkiye’de son bulduğunu, ayrıca geçmişte, özellikle de 1990’lı yılların başında güneydoğuda meydana gelmiş olan olayların üzerine kararlılıkla gidildiğini vurguluyor.

Bu iddiaya sahip olan bir hükümetin BM’de yargısız infazlar konusunda çıkan bir karara destek vermesi beklenir, değil mi? Yanıldınız, Türkiye çekimser oy kullanmış.

* * *

Ağırlıklı olarak AB üyeleri tarafından hazırlanmış olan bu karar, her türlü “yargısız ve keyfi infazı” kınıyor, genel ilke olarak devletleri bu ihlallere son vermeye çağırıyor ama daha önemlisi geçmişte meydana gelmiş olan bu tür olayların “kapsamlı, süratli ve tarafsız bir şekilde soruşturularak, sorumluların adalet önüne çıkartılmasını” talep ediyor.

Bu konuda “ulusal komisyonların çalışmalarına daha çok önem verilmesi” çağrısı kararın önemli bir boyutunu oluşturuyor. Ayrıca, “cezasızlık” sorunu, insan hakları ihlalleri ve yargısız infazların en önemli kaynaklarından biri olarak gösteriliyor.

Kararda gözaltı, tutuklama, kitlesel gösteriler, şiddet içeren toplumsal olaylar, iç çatışmalar, ayaklanmalar ve silahlı çatışmalarda insan kaybını önlemek için bütün güvenlik görevlilerinin “orantılılık ve ihtiyaç ilkelerine göre” ve “kontrollü” bir şekilde hareket etmeleri gerektiği belirtiliyor.

* * *

BM’de bu tasarının aleyhinde oy kullanan tek bir ülke çıkmamış. Buna karşılık 117 ülkenin lehinde oy kullandığı bu kararda tam 67 ülke çekimser kalmış.
Çekimser oy kullanan ülkeler içinde NATO ya da Avrupa Konseyi gibi Batılı kurumların üyesi olan yalnızca 2 istisna var: ABD ve Türkiye...

Türkiye’nin neden çekimser kaldığı konusuna Dışişleri çevreleri “Karar metni üzerinde konsensüs sağlanamadığı durumlarda çekimser kalmak, BM’de sıkça izlenen bir hareket tarzı olabiliyor” açıklamasını getiriyor.

Çekimserler içinde ayrıca Rusya ve Çin gibi büyüklerin yanında ağırlıklı olarak üçüncü dünya ülkeleri yer alıyor. Bunlar arasında Afganistan, Angola, İran, Irak, Suriye, Libya ve Orta Afrika Cumhuriyeti gibi Afrika ülkelerini saymak mümkün.

* * *

İlginç bir nokta, Genel Kurul’daki oylamanın BM Genel Sekreteri’nin “Yargısız ve Keyfi İnfazları Araştırmakla Görevli Özel Temsilcisi” Christof Heyns’in geçen ay Türkiye’ye yaptığı ziyaretin ertesine rastlamış olması.

Heyns, ziyareti sonrasında yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye’nin 2001 sonrasında yaşam hakkının güvence altına alınması yönünde önemli bir mesafe sağladığından övgüyle söz etmekle birlikte, hâlâ atılması gereken adımlar olduğunu, özellikle “cezasızlık” sorununun önemli bir engel olarak durduğunu, buna “siyasi irade eksikliğinin” yol açtığını vurguluyor.

Açıklamanın önemi, Güney Afrikalı raportörün “gözaltı ve tutuklamalarda güvenlik görevlilerince aşırı güce başvurulmasının ölümlere yol açtığı”na dikkat çekmesidir...

BM temsilcisinin eleştirdiği konulardan biri, aradan bir yıl geçmiş olmasına karşılık yarısı çocuk yaşta 34 sivilin hayatını kaybettiği Uludere olayının hâlâ aydınlatılmamış olmasıdır. Heyns, bu durumun da “cezasızlık konusundaki kaygıları artırdığını” vurguluyor.

Hynes, ayrıca 1990’lardaki yargısız infazların sonucu olan “toplu mezarlar” konusunda bazı adımlar atılmış olmakla birlikte, konunun üstüne gidilmesi konusunda “siyasi düzeyde bir isteksizlik” tespit ettiğini belirtiyor.

Görüleceği gibi, Türkiye insan hakları alanında yalnızca Avrupa Birliği, AİHM gibi kuruluşlar değil BM tarafından da büyüteç altında tutuluyor.

(Hürriyet)

Sedat ERGİN | Tüm Yazıları
Hits: 1101