Sıkıyönetim gibi.

~ 24.12.2012, Necdet SARAÇ ~

Bir fotoğraf düşünün:  Antep- Maraş yolu üzerinde Aksu Köprüsü girişi. Narlı Beldesi birkaç kilometre mesafede. Hava soğuk ve yağmur yağıyor, yerler çamur. 500 kişilik bir topluluğun önü jandarma ve polis barikatıyla kesilmiş. Topluluk hem sivil hem de savunmasız. Ellerinde “pankart sopası” bile yok. Ama vatandaşın güvenliğini sağlamaktan sorumlu “güvenlik güçleri” saldırıya hazır bir ordu gibi, tam teçhizatlı. Sanki karşılarında “düşman ordusu” var…

Maraş kent merkezi de aynı durumda.  Sanki, sokağa çıkma yasağı var ve kentte sıkıyönetim ilan edilmiş gibi. Maraş’a gelen yollarda her 10 kilometreye bir barikat kurulmuş. Otomobiller, otobüsler durduruluyor, kimlik kontrolü yapıyor. Şüphelendikleri otobüsleri orada “bağlıyorlar” ve saatlerce tutuyorlar... Ne ileri gitmek mümkün, ne de geri dönmek… Savaş hali gibi!
“Savaş hali” yalnızca  Kahramanmaraş ile sınırlı değil. Adana’dan, Mersin’den, Elbistan’dan, Kayseri’den Maraş’a gelmek isteyenlerin buluştukları Cemevlerinin çevreleri ablukaya alınmış, otobüslerin kaldırılması engelleniyor… Gerekçe mi? Gerekçeye ne hacet? Katliamlara seyirci olan “güvenlik güçleri” katliamda yitirdiklerini anmaya gitmek isteyenleri engellemede oldukça mahir!
Vatandaşı saldırılardan korumakla yükümlü “güvenlik güçleri” korumaya değil ama saldırıya hazır! Nitekim Maraş-Narlı gişelerinde olduğu gibi, bazı yerlerde de bu saldırıyı gerçekleştiriyorlar. Biber gazından, tazyikli sudan, coptan yaralananlar var…
Bunlar ne zaman mı oluyor?
2012 yılının bir Aralık ayında. Günlerden Pazar. Aralık’ın 23’ü…
Gazın, suyun, çamurun ve yağmurun ortasında demokrasi lafları, inanç ve ibadet özgürlüğü, hukuk devleti gibi büyük lafların ne kadar yalan olduğunu görüyorsunuz.
Bu fotoğrafın sorumlusu, utanmadan “ileri demokrasi” lafları eden, Suriye’ye demokrasi dersi vermeye kalkan AKP’dir. Onun Genel Başkanı Erdoğan’dır, İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’dir.
Tam bir terör havası estiriyorlar. Müthiş bir militarist hava var. Tam anlamıyla bir faşizan bir atmosfer! AKP, kendisine biat etmeyen herkese karşı çok sert. Copsa, cop, biber gazı ise biber gazı! ODTÜ’de öğrenci, Hopa’da öğretmen, Diyarbakır’da belediye yöneticisi, İstanbul’da gazeteci olman fark etmez!
* * *
İki gündür Maraş’taydım. Katliamdan bu yana tam 34 yıl geçmiş. Maraşlı da, mevcut siyasi iktidar da katliam gerçeği ile yüzleşmekten ısrarla kaçıyor. Bu yüzden katliama “katliam” deme yerine, “olay” demeyi tercih ediyorlar. Söyleyiş tarzlarından kendilerinin de inanmadığı belli olsa da katliamı “dış güçlerin tahriki ya da yol kazası” ile izah etmeye çalışıyorlar. “Yarayı kaşımamak gerekir”, bu olaydan Maraş’ın ekonomisi de insanı da çok zarar gördü” diyorlar… Yani insanlara hâkim olan, gerçeklerden hep bir kaçma, hep bir kendini kandırma çabası…
Katliamın 34. yılında protesto da anma da açıklama da yasaksa herkesin dönüp bir kez daha düşünmesi gerekiyor. Yalnızca Maraş değil, koca bir ülkenin ezici çoğunluğu böyle bir katliam karşısında halen, ya suskun ya da "kısık sesle" konuşmakta ısrarcı ise işimiz gerçekten çok zor!
Bu topraklarda Alevilere “düşman” muamelesi çekenler, faşizan uygulamaları reva görenler ve arkasından bu işi “kardeşiz” edebiyatı ile geçiştirmeye çalışanlar artık gerçekle yüzleşmeli! Koskocaman Kahramanmaraş Belediyesi’nde çalışan işçi ve memurlar arasında bir tek Alevinin bile olmadığı bir ortamda kardeşlik de, eşitlik de koca bir yalandır. Önce bu yalandan kurtulmalı…
 
(Yurt Gazetesi)
Necdet SARAÇ | Tüm Yazıları
Hits: 789