'Kazan kazan'dan 'kaybet kaybet'e

~ 23.11.2012, Ahmet HAKAN ~

GAZZE ateşkesi nasıl sağlandı?
 

Şöyle sağlandı:

-  Mısır Cumhurbaşkanı Mursi kilit rol oynadı.

-  Obama 24 saat içinde üç kez Mursi ile konuştu.

-  HAMAS da ateşkes için Mısır’la masaya oturdu.

-  Arap basınında “Türkiye’nin İsrail’le ilişkilerini koparmasının zararları” konulu makaleler yayınlandı.

* * *

Yani Türkiye açısından durum şudur:

-  Ne Obama’ya yaranıldı.

-  Ne HAMAS’a yaranıldı.

-  Ne Araplara yaranıldı.

-  Ne İsrail’e yaranıldı.

Kısacası...

Hedef “oyun kurucu” olmaktı, “yardımcı aktörlük” bile nasip olamadı.

* * *

AK Parti’nin Türkiye gündemine soktuğu bir kavram olan “kazan/kazan”, yerini sanırım “kaybet/kaybet”e bırakmış durumda.

Arınç, İnce ve taciz

MUHARREM İnce bir kadını taciz etmiş midir? Bilmiyoruz... Çünkü bu konuda verilmiş bir yargı kararı yok.

-  Yargı kararının ortaya çıkabilmesi için Muharrem İnce’nin dokunulmazlığının kaldırılması ve yargılanması gerekir.

“Öyle ama bir milletvekili ‘kadın tacizi’ gibi ağır bir suçlamanın muhatabı bile olmamalıdır” denilemez. Çünkü herkes her türlü suçlamaya maruz kalabilir. Hele milletvekilleri çok daha ağır suçlamalara, ithamlara maruz kalabilir.

- “Mademki itham edildin, o zaman bizim de sana ‘kadın tacizcisi’ muamelesi yapmamız caizdir” yaklaşımı, sadece Muharrem İnce’nin itibarını yerle bir etmez, bütün toplumu kokuşturur, adalet duygumuzu çökertir.

-  Bunu CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu da yapıyordu: Ortada bir yargı kararı olmamasına rağmen Başbakan Erdoğan’a “kalpazan” diyordu. Neden? Erdoğan hakkında bir yargı kararı mı vardı? Hayır... Sadece itham vardı.

-  Kılıçdaroğlu’nun yaptığı ile Arınç’ın yaptığı arasında zerre kadar fark yok. İkisi de ithamcı... İkisi de yargının karar vermediği konularda yargıda bulunmaktan çekinmiyor. İkisi de ilkeleri boş vermiş.

-  İlkesizlik habis bir urdur, ne zaman kimi vuracağı hiç belli olmaz.

Müslüman! Niyet okuma

MİMAR Sinan adına bir cami yapılıyor.

Memleketin bütün estetikçileri haykırıyor:

“Olmamış.”

*

Çamlıca’ya yapılacak caminin projesi ortaya çıkıyor.

Memleketin bilumum estetikçileri haykırıyor:

“Bu da olmamış.”

*

Dikkat:

Hiç kimse “Bu devirde ne camisi” falan demiyor, “Bu devirde böyle cami yapılmaz” diyor.

Fakat “bizimkiler” alışmış, “Bu devirde ne camisi” türü tepkilere...

Bu yüzden “Bu değil, bu da değil, bu olmaz, bu hiç olmaz” türü tepkiler alınca başlıyorlar şöyle düşünmeye:

Aslında bunların alayı camiye karşı... Ama bunu dile getiremedikleri için estetiği falan bahane ediyorlar.”

*

Müslüman!

Sen bu niyet okuma işinden çok çektin.

Şimdi sen de niyet okuyuculuğu yapma.

Bir kere de kendini gözden geçir.

“Yapmak istediğim camileri neden kimselere beğendiremiyorum” diye kendine sor.

Sakın “Estetikçilerin alayı ateist” diyerek kendini rahatlatmaya kalkma...

Karşına Ahmet Turan Alkan gibi, Dücane Cündioğlu gibi müminleri çıkardıklarında söyleyecek söz bulamazsın.

Acun: Bana herkes ‘sen’ der

ACUN aradı.

Söyledikleri şunlar:

-  Bana “siz” yerine “sen” denilmesi, beni asla rahatsız etmez. Bana herkes “sen” der.

-  Yarışmacının bana değil, kendisinden yaşça çok büyük olan Hülya Avşar’a “sen” demesini sorun ettim.

-  Fakat yarışmacının diskalifiye olmasının asıl nedeni “sen” demesi değil... Asıl neden üslupsuzluğudur.

-  Benim orada yaptığım konuşmanın tamamı dikkatlice izlenirse söylediklerimin doğruluğu ortaya çıkar.

Rahatlama CHP

HÜSEYİN Aygün’ün Seyit Rıza’ya iadeiitibar için attığı adım CHP’ye takılmış.

CHP’liler elbirliğiyle bu girişimi bastırmışlar.

Ve rahatlamışlar.

* * *

Buradan kendilerine sesleniyorum:

Hiç rahatlamayın!

Bir “Evlad-ı Kerbela” olan Seyit Rıza’nın darağacında sallandırılan vücudu sizin peşinizi hiç bırakmayacak.

Yargısız bir şekilde oğluyla birlikte asılan Seyit Rıza, rüyalarınıza girecek.

Ayıpları, zulümleri, cinayetleri kim örtbas edebildi ki siz edebileceksiniz.

Bugün olmazsa yarın, yarın olmazsa öbür gün...

Seyit Rıza’lar karşınıza dikilecek.

Kısa çöpün uzun çöpten hakkını alacağına iman ettiğimiz gibi iman ediyoruz buna...

Keşke İdris Naim de esprili biri olsaydı

SIRRI Süreyya Önder, Meclis’te İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’e ironik bir dille takılmış.

İdris Naim Şahin için yazdığı bir şiiri okumuş.

Ardından da asıl espriyi patlatmış:

İdris Naim Şahin bu memleket için bir umut kaynağıdır. Çünkü ‘İdris Naim Şahin içişleri bakanı oluyorsa ben de her şey olabilirim’ duygusu veriyor”.

Meclis kahkahalara boğulmuş, İdris Naim Bey bile gülmüş.

*

İnsan ister istemez...

Keşke İdris Naim Şahin de bir parça lafazan, bir parça esprili biri olsaydı da çıkıp bir Sırrı Süreyya şiiri okusaydı, yaptığı espriye zekice bir karşılık verseydi” diye düşünüyor.

Neden mi?

Şundan: Meclis’teki gevşeme ve yumuşama hali biraz daha artardı.

Farkında mısınız?

-  ALİ Ağaoğlu o uğursuz reklamın yol açtığı sarsıntının ardından ortalıkta pek görünmüyor.

-  Kamer Genç eskisi kadar faal ve atak değil.

-  Boyutu küçülen her gazete güzelleşiyor.

-  Futbol programlarındaki densizlik oranı her geçen gün artıyor.

-  Cüppeli Ahmet Hoca hapishanede unutuluşa terk edildi.

-  Kenan Evren’i yargılamakta çok geç kalmışız.

-  Behzat Ç. adlı dizi, senaristi eliyle kazan kaldırmaya başladı.

-  Artık kimse “Kitap Fuarı çok uzak” türü cümle kurmuyor.

-  İki nafile tartışma yapmış olduk: Kürtaj ve idam.

-  Yeni açılan üniversitelerin isimlerindeki tuhaflaşma eşiği iyice düştü.

(Hürriyet)

Ahmet HAKAN | Tüm Yazıları
Hits: 889