'Türkiye İran olursa...'

~ 20.11.2012, Nilgün CERRAHOĞLU ~

Soru benim değil. ABD dış politikasının kara kutusu”, Zbigniew Brzezinskinin...

Başkan Obamanın önem verdiği dış politika danışmanlarından biri olarak anılan Brzezinski; Washington stratejilerine Kissinger gibi yıllar yılı yön vermiş bir isim.

’77’de Carterın ulusal güvenlik danışmanı olarak dünya sahnesine çıktığından beri hep gündemde kaldı. Aradan geçen 35 yılda, ABD politikalarını şu ya da bu şekilde sürekli etkiledi.

Afganistanın Sovyet işgaline karşıİslam mücahitleriyleel ele tutuşarak, ’80’lerde Türkiyeyi de içine alan bir Yeşil Kuşakprojesine can veren ve böylece etkileri bugüne dek süren devasa bir Pandora Kutusuaçan Brzezinski; bugün U-dönüşle artıkAtatürkten velaikliktendem vuruyor...

Brzezinski Atatürkçü mü oldu?

Gözlerimi oğuşturdum ve Cansu Çamlıbelin Brzezinski ile yaptığı Hürriyet söyleşisini tekrar tekrar okudum.

Şu laflara bakın:

Stratejik Vizyon isimli son kitabımda Türkiyedeki Atatürk devrimini Rusyadaki Leninist devrimle kıyasladım. Türkiye Rusyadan çok daha başarılı olmuş ve daha önde bir model. Türkiyenin bu başarısının güçlenerek devam etmesini isterim...

Bitmedi….

(Önünüzdeki) en büyük zorluk, demokratikleşme, laikleşme istikametinde, modern toplum-İslam dengesini tutturarak yola devam edebilmekte…”

Türkiye İslami kimliğini reddedemez ama laikleştirebilir... Soru bunun kim tarafından, nasıl yapılacağı; sınırların nerede başlayıp nerede biteceğidir.

Nasıl yani? RTE varken, bu nasıl sorular böyle?

“(İslami kimliğin laikleştirilmesi!) kim tarafından, nasıl yapılacak?sorusu da nereden çıkıyor?

RTEnin 2023 vizyonu ve Başkanlık hazırlıkları varkenTürkiyenin İslami kimliğini kim laikleştireceksorusu neden soruluyor?

Yılların Yeşil Kuşakçısıyoksa laikçi bir Kemalistmi olup çıktı?

Keynesin ünlü bir sözü vardır. Tutarsızlıkla suçlanan iktisatçı, kendisini sıkıştıranlara dönüp; Kafası çalışan her insan gibi, şartlar değişince benim de fikirlerim değişir. Yoksa sizin değişmez mi?der

Onun gibi.

Değişen şartlarla Brzeznskinin de fikirleri değişmiş. Kendisi de zaten bunu söylüyor.

Hürriyetsöyleşisi öncesinde yaptığı Atlantic Council konuşmasında, küreselleşme ile iki yüz yıldır geçerli olan (paylaşım savaşının) hegemonya koşulları değiştidiyor:

19.- 20. yüzyıldakigüçler arası üstünlük mücadelesinedayanan Büyük Oyunun sonuna gelindiğini beyan eden Brzezinski bunun nedenini; kitlelerin küresel uyanışıylaaçıklıyor.

ABDli stratejist ayrıca küresel güçlerin zaaf içinde olduğunu ve hiçbirinin artık bir başına üstünlük sağlayamayacağını belirtiyor. ABD nin savaş yorgunluğu ve iç zaafları; ABnin finans krizi, Çinin sosyal gerilimleri, Japonyanın durgunluğu, Rusyanın stagflasyonu nedeniyle güç mücadelesinde hiçbir gücün sivrilemeyeceğini söylüyor

Bu durumda Süveyşten, Çine; Hazardan Hint Okyanusuna uzanan ve İran krizi ya da Suriye olaylarının tırmanmasıyla alev alacak yakıcı bir alanda, Türkiyenin anahtar bir eksen güçolarak temayüz ettiğini ileri sürüyor.

Ne var ki bundan böyle, Türkiyenin de ne yöne gideceğinin kestirilemediğini ima ediyor.

‘Türk usulü RTE laikliği’ yeter mi?

Brzezinskinin yaptığı fikir jimnastiklerinden; ABDde bu konunun enine boyuna düşünüldüğünü çıkarıyoruz.

Kısaca İki kuramsal soru vardiyor Brzezinski;İranın Türkiyeleşmesiya da tersi; Türkiyenin İranlılaşması!”

Yayılan etnik, bölgesel, dini şiddet unsurlarıyla Türkiye İran olursa; (yukarda bahsettiğimiz) bölge nice olur?sorusunu yöneltip, ardından ilave ediyor: Bunun anlamı; şiddet ve istikrarsızlığın Avrupaya sıçramasıdır!

Brzeznskiyi birdenbire laiklik ve Atatürk meraklısı yapan unsur bu:Türkiyenin Avrupaya istikrarsızlık ihraç eden sıçrama tahtasına dönüşme ihtimali!

Bu ihtimal ufukta belirdiği anda, dünün Yeşil Kuşakçısıbakıyoruz; İslamdaki radikal unsurlardanyakınmaya başlıyor ve Türkiye İran olur mu?soruları soruyor.

Bu soruları Washingtonda soran tek isim belli ki Brzezinski değil.

Geçen hafta daha;Middle East Forumthink-tankçisi Daniel Pipes; Wall Street Journalda; Türkiye nin İslamcı dönemecindenbahsediyordu...

Erdoğanınminareler süngümüz, kubbeler miğferimiz, camiler kışlamızideolojisi ile iktidara yerleştiğinden yakınan yazı; AKPnin daha daİslamcıve otoriterdüzlemlere ilerleyebileceğinden kuşku duyuyor; Konumu, ekonomisi, boyutları, sofistike İslamcı ideolojisiyle; Türkiye Batının, Ortadoğudaki en büyük sorunu mu oluyor?sorusunu soruyordu.

Pipes, Brzezinski derken bu soruları soranlar çoğalıyor.

Ne dersiniz?

Başbakanın Mısırdan yaptığı Türk usulü laiklikçağrıları; bu kaygıları yatıştırmaya yeter mi?

 

20 Kasım 2012 - Cumhuriyet

Nilgün CERRAHOĞLU | Tüm Yazıları
Hits: 1097