CUMHURUN GÜCÜ NE VALİ TANIR, NE PADİŞAH!

~ 30.10.2012, Cüneyt ÜLSEVER ~

Cumhuriyetin ne hale geldiğini HürriyetWEBTV’deki video çok acı bir şekilde ama sadece 21 saniyede çok veciz anlatıyor.

Videoda Türk polisinin Türk bayrağı açan bir kişiye nasıl tekme attığını açık-seçik seyrediyorsunuz.

Türk milletinin parası ile Türk milletine hizmet etmek üzere görevlendirilen polis Türkiye Cumhuriyeti’nin bayrağını açan millete sille tokat girişiyor!

DHA’ya göre “Polis Ulus Meydanı’nda toplanan ve yürümek isteyen bir gruba biber gazı ve tazyikli su ile müdahale etti. Bayrak açan bir kişi de polisin tekmesinden nasibini aldı. Biber gazından basın mensupları da etkilendi. Baruthane Kavşağı’ndan Birinci Meclis’e yürümek isteyen gruba da polis biber gazıyla müdahalede bulundu.”

Ancak, ne sille tokat, ne gaz, ne tazyikli su, ne de 3500 kişilik polisin kaba gücü cumhurun Anıtkabir’e ulaşmasına engel olabildi!

Türk bayrağı açan cumhura sille tokat vurmak için polise kim yetki verdi?

Ankara Valisi Alaaddin Yüksel!

Cumhuriyeti kutlamayı yasaklamak için Vali yetkiyi kimden aldı?

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’dan!

Peki, kim bu Alaaddin Yüksel?

28 Şubat döneminde emrinde Emniyet Genel Müdürü olarak çalışan Yüksel hakkında o dönemin İçişleri Bakanı Meral Akşener bakın ne diyor:

“28 Şubat'ın işbirlikçileri vardı, bu işbirlikçilerin bir kısmı, süreci o gün en şiddetli şekilde alkışlayanlar, nedamet getirdiğini söyleyip, şu anda sosyal ve yazın hayatımızda baş tacı ediliyor… O dönemde devlet ve sivil bürokrasi içinde işbirlikçiler vardı. Bunların bugün hangi konumlarda olduğunu merak ediyorum. Örnek vermem gerekirse, Refahyol Hükümeti’nde, 28 Şubat’ta en derin krizlerden birini çıkaran devrin Emniyet Genel Müdürü Alaaddin Yüksel, bugün Ankara Valisi’dir. Bu tür arkadaşlara dikkat çekmek isterim.” (Sabah-23.04.2012)

Meral Hanım’ın Nisan’da yaptığı uyarının anlamı dün açık-seçik ortaya çıktı!

***

Bugün Cumhuriyet kutlamalarına var gücü ile engel olmaya çalışan Vali Yüksel 28 Şubat döneminde de bu kez “Cumhuriyet elden gidiyor” diye emrinde çalıştığı Hükümetin altını oyuyormuş!

29 Ekim 2012 günü, AKP Hükümetinin cumhurun Cumhuriyet’ine karşı olduğunu en pervasız, en açık şekilde ifade ettiği gün olarak tarihe geçecektir.

Bu pervasızlığını ilan etmek için de Hükümet zamanında Recep Tayyip Erdoğangillerin çanına ot tıkamak uğruna büyük gayret gösteren Alaaddin Yüksel’i kullanmıştır.

***

Ancak bu Cumhuriyet gün be gün elden giderken, yerine başından beri kavramsal olarak bir zırva olduğunu savunduğum Mehmet Altan’ın “2. Cumhuriyeti” gelmemektedir.

Getirilmesi istenen Cumhuriyet kendi “muhafazakâr hayat tarzı” dışında herhangi bir hayat tarzına yaşam hakkı tanımayan bir Cumhuriyettir.

Getirilmesi istenen Cumhuriyet “laiklikte ısrarlı olmayan demokrasi”yi savunmaktadır.

Getirilmesi istenen Cumhuriyet Arap dünyasına İslamcıların ABD ile çatışmadan iktidar olunabilineceğini gösterecek “model” bir cumhuriyettir!

Getirilmesi istenen Cumhuriyet 2014’de “tek adam dikta”sının kurulmasına alt yapı sağlamakla görevlidir.

Ancak, 29.11.2012 günü cumhur bunlara engel olacak gücün yine de kendisinde olduğunu bir kez daha görmüştür!

Getirilmesi istenen Cumhuriyeti baş tacı edecek de cumhurdur, yerden yere vuracak olan da cumhurdur!

***

Bu cumhuriyete aklı zaten başkasına ermeyen Ahmet Kekeçler, Fehmi Korular, her daim güce tapan Engin Ardıçlar, Hasan Celal Güzeller, dalkavukluğu meslek edinen Nagehan Alçılar,  Aslı Aydıntaşbaşlar katiyen itiraz etmeyecekler, meşrepleri gereği savunmak için çeşitli kuplar takacaklardır.

Ama ben 29.10.2012 günü yaşanan rezalete Hasan Cemallerin, Cengiz Çandarların, Mehmet Altanların, Eser Karakaşların, Atilla Yaylaların, Taha Akyolların, Nazlı Ilıcakların, Hilmi Yavuzların, Mehmet Barlasların nasıl tepki vereceğini hala merak ediyorum.

Galiba içimden onlara son bir şans vermek geliyor!

(Yurt Gazetesi)

Cüneyt ÜLSEVER | Tüm Yazıları
Hits: 1035