İlâhi ambassador!

~ 18.10.2012, Güngör MENGİ ~

Amerikan Büyükelçisi Ricciardone’nin önerisi kıyamet koparacak zannetmiştim.

Ama hiç öyle bir şey olmadı.

İlgililerin dili mi tutuldu, yoksa gülme krizine mi girdiler?

Bildiğiniz gibi Büyükelçi, Bin Ladin’i bitiren çok özel operasyonun deneyimini bizimle paylaşmayı hükümete öneri olarak getirdiklerini söylemişti.

Büyükelçi’ye göre o operasyon Kandil’de Karayılan’a karşı tekrarlanabilir.

Önerinin özeti açıkça şu:

“Bin Ladin’i nasıl öldürdüğümüzü size öğretelim, siz de Kandil’e gidip Karayılan’ı öldürün!”

Bin Ladin ile Karayılan’ın durumları fazla benzerlik taşımıyor.

Başbakan’ın dediği gibi biri evde saklanıyordu, diğeri dağdaki derin mağaralarda yaşıyor.

Biri süper devlet ABD’nin yeminli hedefi idi, diğeri devletle müzakere sürecine giren bir terör lideri...

İsviçre gazetesi LeTemps’a mülâkat vermiş; hükümetle müzakereleri yürütmesi için Öcalan’ın eve çıkarılmasını, şiddeti durdurmanın şartı olarak öne sürüyor.

Bin Ladin yakalanırsa öldürüleceğini biliyordu, bildiği gibi öldü; Öcalan ise İmralı’da devletin koruması altındadır.

Karayılan gider, Engerek gelir...

Bunları Amerikalılar bilmiyor olamaz o zaman Büyükelçi bu komik öneriyi niye kamuoyu önünde açık etti?

Önerinin tatbik kabiliyeti olsa zaten Karayılan’a “kaç” uyarısı yapar gibi açıkça söylemezdi.

O Karayılan ki yıllardan beri Kuzey Irak’ta yönettiği katil sürüsü ile birlikte Amerika’nın maddi manevi himayesinde barınmış, uğursuz kötülüklerini o şemsiye altında yapmıştır.

Büyükelçi ya alay ediyor veya Türk halkını hafife alıyor.

Sözleri, Suriye konusunda Türkiye’ye “küçük bir rica daha” geleceğinin işaret fişeği olabilir.

Seçim haftasında Esat’a uzaktan bir Osmanlı tokadı Obama’nın işine yarar sanılabilir. Biz de eldiveniz ya!...

Zalimlik teşhiri

Oğlu Emir’i toprağa vermek için Silivri’den Ankara’ya götürülen Prof. Dr. Hilmioğlu’nun hikâyesi beni kahretti.

Empati duygusu bile bu kadar yakıcı iken ateşin ortasındaki baba Fatih Hilmioğlu’nun durumunu tahmin etmek zor değil.

Allah ona da ailesine de sabırlar versin.

Hilmioğlu, Haberal gibi bir hekimdir, üniversite hocasıdır.

İkisi de Silivri’de 5 yıldır hiçbirine suçunun ne olduğu hâlâ söylenmemiş Ergenekon sanığıdır.

Üstelik Hilmioğlu kanser hastasıdır.

Ona oğlunun cenazesine gitme iznini tanıyan yasa böyle mi uygulanmalıydı?

Prof. Hilmioğlu’nu gece Sincan cezaevine götürdüler, ailesiyle bırakmadılar. Neden?

Oğlunun kaybıyla yıkılmış bir babanın acısına bu kadar saygısızlık yasal bir uygulamadan gelemez.

Yargı da, emniyet de halkın gözünde itibar yitirmiştir. İktidar, saygı ve acıma duygusundan yoksun bu çirkinliğin ister istemez ortağı olacaktır.

Zalimlik, bu kadar utanmazca teşhir edilemez. Edilmemeli!

(GazeteVatan)

Güngör MENGİ | Tüm Yazıları
Hits: 879