Ve AB Raporu Çöpe Gitti!

~ 16.10.2012, Nilgün CERRAHOĞLU ~

AB raporunun çöpe atılması sembolik...

Bunu Burhan Kuzu gibi demagog bir politikacı yapmış olsa da, uygarlık procemizin kameralar önünde çöpe gitmesi semboller yüklü bir eylem oldu.

Avrupa Parlamentosundan Alain Lamassoure, eylemin ardından Bu iş bitmiştir!dedi: ABnin sınırları konusu artık kapanmıştır. 2000li yılların başlarında gündemde olan Türk sorunu ne Türkler ne de Avrupalılar ortak olmak istedikleri için artık gündemden kalkmıştır!

Gündemden kalkmak ne kelime, sorunçöpe atıldı!

AKPnin AB hedefi”, iç siyasette oy avcılığı ve generallerin devre dışı bırakılması için tepe tepe kullanıldıktan sonra misyonunu tamamladı ve gözler önünde çöpü boyladı.

Misyon tamamlanmamış olsa Kuzunun eylemi infial yaratırdı.

Oysa içeride ve dışarıda, vukuat AKPdir ne yapsa yeridirdüzleminde ele alındı.

Açık uçlu müzakerelereışık yakan AB Komisyonunun ilk 6 Ekim 2004raporundan tam sekiz yıl sonra, Avrupa dosyası çöpe indirgendi.

Tereyağından kıl çeker gibi

İçerde, AB hedefinin araçsallaştırılması iktidar partisi AKPnin yanına; Brükselin çifte standartlarıABnin yanına kalmış oldu.

Yol boyu, hedefiçin verilen tavizler keza Avrupanın yanına kaldı

Nasılsa hesap soran yok.

Alan memnun, satan memnun….

Böylelikle projenin rafa kaldırılması, tereyağından kıl çekercesine kolay oldu.

Fatura, kimse tarafından üstlenilmedi ve ortada bırakıldı.

Türk halkı zamanla beklentilerini iskonto ederek, yol ayrımını kanıksadı.

Biz bunun böyle olacağını yolun başında yazdık:Türkiye, tam üyelikhedefini yavaş yavaş iskontolayıp zamanla yeni bir temeleoturtacak ve kendisine biçilen özel konumukanıksayacak. Hatta bu, oldu bilediye yazmışım ben mesela, müzakerelerin başlatıldığı 2005 Ekimi’nde (Kanıksamak, 15 Ekim 2005; Sağnak).

Daha çok öncesinde

Gürültü patırtı kopartılan müzakere tarihi bayramlarıyaşanırken; ABnin bon pour lorient şartları ile Ankara kriterleriarasındaasla bu işin olmayacağını defalarca ele almışım

16 Nisan 2005te yazdığım yazının başlığı, o tarihte ABye Veda mı?” olmuş. Ankaranın tavrı öyle net ortadaymış ki; Hükümet başmüzakereci konusunda ipe un sermekle işe başladıdiye o yazıyı sürdürmüştüm:

Ankarada ilk troyka toplantısı, kadınların meydan dayağından geçirilmesiyle karşılandı. Dayağın yarattığı şok, (ABli) yüksek merciler ağzından Türkiyeye iletilirken, bu kez piyasaya gazeteciler için ağır hapis cezaları öngören bir TCK çıktı. Karikatüristler dahil önüne gelen gazeteciye dava açan Erdoğan, basına Avrupaya servis yapıyorsunuz, ülkeyi ispiyonluyorsunuzdiye gözdağı vermeye başladı. Hükümeti sorumluluğa davet eden TÜSİADı işinize bakındiye payladı...”

Bunlarniyet okumafilan değil aşikâr saptamalardı

Hukuk, kadın, medya, ifade özgürlükleri dili konuşmayan AKPnin Brükselle arpa payı yol alamayacağı açıktı. Biz de açık olan gerçekleri yazıyorduk. Ancak bu yazıların her biri o dönemde; Sen kim oluyorsun da neşemize limon sıkıyorsun?görmezliği ve yok varsaymayla karşılanıyordu.

Sesimiz boşlukta yankılanıyordu.

Liberaller yolun başında cümlemizi Avrupa aleyhtarıilan ettiler.

Ne marjinalliğimiz kaldı, ne faşistliğimiz Ne bunların hepsini kapsayan manada kullanılan ulusalcılığımız”…

‘Niyet okumacılığı’ değil öngörü

Kör kör parmağım gözüne işaret edilen gerçekler hokus pokus yok edilemeyeceği için, gerçekleri işaret edenleri önce toplu halde ulusalcıyaftasıyla işaretleyip entelektüel bağlamda itibarsızlaştırdılar

Ne söyleniyor?demeden, Bunları söyleyen kim ola?dediler.

Ulusalcıyaftası yiyenlerin söylediği her şey; baştan kadükve geçersizönkabulü ile karşılandığından; sözümona liberaller, AB ortaoyununuhalka gerçekmiş gibi sunabildi.

Balık hafızalı insanlarımız; proje çöpe atıldığında nasılsa her şeyi unutmuş olacaktı

Yakın tarih sonra istendiği gibi yazılacaktı

Gelinen noktada AKPnin antidemokratik yapısı AB güzellemeleri ardında saklanamaz hale gelince, liberaller arasında birden AKP nasıl oldu demokrasi söylemlerini(!) bir yana bıraktı?” sesleri çıkmaya başladı.

Bu çatlak sesler; bizim yıllar öncesinden yapageldiğimiz tespitleri son dönemlerde tekerleği keşfetmenin şehvetiyle yineler oldular.

Ancak bunu yaparken, dönüp özür dileyeceklerine, bizi hâlâ fırçalamaya devam ediyorlar

Neymiş?

AKP eskidenABvedemokrasiyeyürürken, ulusalcılar niyet okumacılığı yaparak”; “AKPnin niyeti kötüdemekteymiş de..

Bugünün somut olayları üzerinden kelam eden liberaller ilkel niyet okumacılığınıyapmıyormuş da vs

Öngörünün adı Türkiyede niyet okumacılığıoluyor!

Öngörüyü vakitlice yapan yok varsayılıyor

Atı alan Üsküdarı geçtikten sonra tekerleği keşfedenler; hem bu acayip rötarı dönüp açıklamak zahmetine katlanmıyorlar, hem yıllar öncesindeKral çıplak!diyenleri ısrarla karalamaya devam ediyorlar.

Hem derslerine çalışmamışlar, hem herkesten şişmanlar!

Ama ne gam! Burası Türkiye.

Tarihin tek hamleyle çöp tenekesine atılabildiği coğrafya bu topraklar.

(Cumhuriyet)

Nilgün CERRAHOĞLU | Tüm Yazıları
Hits: 1068