İyi Bir Halk Sopası

~ 04.10.2012, Orhan BURSALI ~

Evet, kastım tabii ki Başbakanın inanılmaz boyutlara varan fütursuzluğu, aldırmazlığı, tavan yapan kendini beğenmişliği ve nefretini yaptırımlarla göstermesi... Başbakan, iktidara geldiğinden beri medyayı hedef alıyor. Muhalif medya değil sadece hedefi. İktidarı koruyup kolluyor olmasına rağmen, okurunu kaybetmemek için haber vermeye çalışan çok satan gazeteleri de sopalıyor hâlâ! Sabah grubunu yakını Çalıka aldırdı. Yeni Şafak ve Star gibi doğrudan iktidarı destekleyen gazetelere sahip...

Hürriyet, Milliyet, Vatan, Habertürk, Posta.. bunlarla da, tam destekçi ve tam CHP-muhalif düşmanı oluncaya kadar uğraşıyor Çevresindeki adamları sürekli medyanın tepesinde. Yeter kardeşim!

Bütün bunlar, AKP oylarının yüzde 50ye yakın olmasından kaynaklanıyor. Diyorum ki iyi bir halk sopası yemeden, yani seçimlerde şöyle yüzde 40ların altına iyice inmeden Başbakan ne ılımlılaşır, ne demokratikleşir, ne basın özgürlüğüne karşı anayasayı durmadan ihlal etmekten vazgeçer ne de diğer hak ve özgürlüklere saygı gösterir... Aslında böyle bir zemin de oluşuyor.

***

Dünyada etkili gazeteler ve kalemler, iktidara eleştiri dozlarını artırıyor.

Önümde Die Welt, Erdoğan kendini Sultan görüyor (Erdoğan sieht sich als Sultan), yazısından (2 Eylül):Durum, Erdoğan ilk iktidara geldiği zamanlar gibi değil. Türkiye o zamanki ülkenin neredeyse tam tersi; Erdoğan da başlangıçtaki Erdoğanın tam tersi. Başlangıçta AB üyeliği ana hedefti, şimdi kongre konuşmasında ABye tek satırlık bir yer yok. Yurtdışından 200 delege kongrede, diye böbürleniyorlar, ama Avrupadan tek temsilci Gerhard Schröder de aslında AB temsilcisi değil...

Balyoz davası ile ilgili Economist dergisi, Öncelikli hedef adalet sağlamak değil, olası darbecilere güçlü bir mesaj vermek gibi gözüküyor diye yazarak, ülkede yargının bağımsız olmadığı düşüncesine yer veriyor. Diğer Anglosakson gazetelerde de Balyozun haksızlığına ilişkin yorumlar okuyoruz...

Frankfurter Allgemeine, etkili Alman muhafazakâr gazete, Başbakan Edoğanın Suriye politikası Türkiyeyi daha güvenli değil, tersine daha güvensiz ülke yaptı. Hiçbir ülke Türkiye kadar Suriye krizine bu kadar dahil olmadı, hiçbir lider de Erdoğan kadar Esadın devrilmesi için çalışmadı.. Sandılar ki Libyada olduğu gibi Suriye de hemen yıkılacak. Ama Suriye Libya değil.. Suriyede tek kazançlı Kürtler... Buna rağmen Erdoğan sallanmış gözükmüyor, ama ilk kez Erdoğanı körcesine izleyen kesimlerde bile Erdoğana karşı bir muhalefetin geliştiği gözüküyor, çünkü Türkler Suriyede ikinci bir özerk Kürt bölgesinden endişeli. Sıfır sorun politikasıyla Türkiyenin eski Osmanlı topraklarında yayılarak bölgesel güç elde etme politikası da çatlamıştır..(Null Probleme?- Sıfır Sorun? 25.9.2012)

***

Aydınlarımızın sefaleti

Pınar Doğan, Sol gazetesine eşi Dani Rodrik ile birlikte verdiği demeçte diyor ki:Birçok konuda fikir birliği içinde olduğum ve saygı duyduğum yazarlar hakkındaki fikirlerim radikal bir şekilde değişti. Çoğunun analitik ve ampirik düşünceden hiç feyz almadığını ya da belli konulardaki ön kabullerinin bu kabiliyetlerini nasıl tamamen devre dışı bıraktığını gördüm. Ortaya çıkan yeni olgular ışığında inançlarını gözden geçirmek yerine, olguları çarpıtarak inanç sistemlerine uygun hale getirme çabalarına tanık oldum. Belgeler sahte olamayacak kadar detaylı’, ‘Çelişkiler var ama bunları sanıklar yakalanınca belgeler sahte diyebilmek için yaratmışlardır’, ‘bunlar gerçek olmayabilir ama bir de hakikat vargibi akıllara ziyan argümanlarokudum.”

Onlarda ne zaman ve hangi konularda analitik ve ampirik düşünce yeteneği vardı, merak ettim? Bilim ve bilimsel düşünme kültürü zayıflığı, ne yazık ki bu ülkenin temel sorunu. Bizim aydın da bu sakatlığın ürünüdür; birey olamamak ve güç odaklarıyla birlikte hareket etmek!

Ama bana göre siyasi ortam, eksik domokrasi, bilimsizlik, ülkede düşünen-yazanlar arasında bir negatif seleksiyon mekanizması oluşturdu. Gerçek aydınların ayıklandığı veya onların ortaya çıkmasının engellendiği bir durum. Ana akım medyanın tutumu da bu negatif seleksiyona hizmet olmuştur

Önümde Doğan Kubanın yazısı, diyor ki:Bizim ülkede felsefe geleneği yok... ABDde üniversite ve kolejlerin entelektüel öncülerine yapılacak zorlamaların ülkenin geleceğini tehlikeye düşüreceği ilkesi kabul edilmiştir. Bu Amerikan Anayasa Mahkemesi eski başkanlarından Earl Warrenin görüşüdür.

Bizde ise kurulu siyasi düzenler, her zaman, entelektüel öncüleri tasfiye, susturma ve kendilerini destekleyeceklere meydanı açma, şeklinde çalışıyor...

(Cumhuriyet)

Orhan BURSALI | Tüm Yazıları
Hits: 1059