'Adalet' buysa, 'adaletsizlik' acaba ne?

~ 26.09.2012, Nihat BEHRAM ~

ABD güdümlü softa AKP rejiminin yardakçısı ne kadar gazeteci, siyasetçi, yorumcu varsa, “Balyoz Davası” nedeniyle, yine, koro halinde öttüler de öttüler! “Adaleti tanımak gerekiyor”muş! Yani olmayan bir şeyi tanıyacaksın! Olmadığı kesin de, bu olanlar ne? Biraz ahlak, vicdan ve adil yargı konusunda bilgi sahibi kişi ne olduğunu görür. Benzerleri tarihte az değil.

 

Almanya’da 1933 seçiminde, Hitler , oyların % 44 ünü  alıp, % 8’lik Nasyonal Halk Partisi ittifakıyla %52’ye ulaşarak “güçlü iktidar”ını kurduğunda, ilk işi, “Özel Mahkemeler” ve “Yargılama” adı altında “muhalefete karşı” provokasyonlara başlamak olmuştu. Hitler’in bir silahı da, arkasına aldığı “yandaş basın”dı. ‘Hitler Mahkemeleri’nin yargıçları, faşizmin yargıç  elbiseli kuklalarıydı! Bu “Mahkeme”lerin baktığı davalardan biri de provokatif “Reichstag Yangını”na dayalı olarak açılan “Leipzig Yargılaması”dır. Hukukun, insan haklarının, adil yargılamanın faşist hesaplarla katledildiği bu tür “yargılama”ların örnekleri bizde de az değil. 12 Mart ve 12 Eylül Faşist Darbe dönemlerindeki “yargılama”lar böyledir.

 

12 Mart Döneminde, ben de böyle bir “yargılama”nın “terörist sanık”larından biriydim! Kaldığım evin basılması ve dönemin yandaş basınında, “İstanbul’daki bir hücre evinde, kirli kadın çamaşırları arasında bir sandık dinamit ele geçirildi!” diye çıkan dinamit ve külot görüntüleriyle “süslü” haber sonunda, “Bomba Davası”na dahil edilmiştim. Savcının iddiası “gemi yaktığımız, AKM’ye ve Boğaz Köprüsü’ne sabotaj planladığımız” türü, polis imalatı “suçlar”dı! Mahkemeye ağır işkencelerden geçilerek gelindiği için, bu uydurma suçlamaları kabul edenler de vardı! İki seneye yakın tutuklu yargılandık. Faşizmin “yargıç” kılıklı o piyonları acaba şimdi nerede, bilmiyorum? Ben buradayım!

 

Hadi, ‘suçun provokasyon imalatı  olması’nı geçelim ve ‘ortada suç ve suçlu var’ diyelim. Adaletin ölçüsü ne? Linç mi, alçaklık mı, adil yargı ölçülerini hiçe saymak mı? Suç ve suçlu, ne ve kim olursa olsun, adaletten beklenen adil yargı, ahlaki ve vicdani ölçülere uygunluk değil midir? Bu yoksa, suç ve suçlu, ne ve kim olursa olsun, o yargılama ahlak, adalet, vicdan kavramlarıyla açıklanabilir mi?

 

“Balyoz Davası” tarihe ‘siyasi iktidar güdümlü yargı’ olarak geçecektir. Toplumun adil yargılamaya, insan haklarına, ahlak ve vicdana duyarlı kesimlerinin tepkisi ve bu tepkinin devrimci odaklarda toparlanıp bilenmesi şimdi her zamankinden daha önemlidir. Konuya ilişkin, TKP’nin yayınladığı “halk düşmanlığına karşı mücadeleyi ortaklaştırmaya çağrı” niteliğindeki bildiri (özetle) şöyle:  Balyoz Davası olarak anılan yargılama sürecinde açıklanan karar, ülkemizde yargının iktidarın baskı aygıtına dönüşmüş olduğunun yeni bir örneğidir. .. AKP iktidarını korumayı ve kuvvetlendirmeyi esas alan bu kararlarla ülkemizde hukuk ve adalet katledilmektedir. Ergenekon, KCK, Devrimci Karargah, Balyoz ve Oda TV davaları isimleriyle anılanlar başta olmak üzere, AKP iktidarı süresince devam eden pek çok yargılamanın hukuki değil siyasal davalar olduğu açıktır. En temel evrensel hukuk kurallarının bile uygulanmadığı özel mahkemelerde süren bu davaların hukuki meşruiyetleri yoktur ...Evrensel hukuk ilkeleri bir yana akıl, mantık ve vicdan açısından karşılığı olmayan kararlar almak zorunda kalınması, AKP iktidarının gösterilmeye çalışıldığı gibi sağlam bir zemine sahip olmadığının önemli bir işaretidir. ..Ezilen halklarımızı, emekçileri, gençleri, aydınlarımızı AKP iktidarının halk düşmanı tüm uygulamalarına karşı sesimizi yükseltmeye, mücadelemizi ortaklaştırmaya çağırıyoruz.“

 

Adalet düşmanları ile antifaşist güçlerin ayrımı, daha da netleşti. Önceki dönemlerden tek farkı, bir kısım halk düşmanının “demokrat” hatta “ileri demokrat” maskesiyle dolaşmasıdır! ABD güdümlü dinci, karşı devrimci AKP’nin kapıkulu yandaş basın, o basının bavulcuları ve bu mahkemeden ‘adalet’ çıktığını söyleyen sistem davulcusu hainler, aynı zincirinin halkalarıdır.

 

Bu mahkemelerin yargılama anlayışıyla 12 Mart, 12 Eylül’deki  ‘yargılama’ anlayışının ne farkı var?

__________________________________________

Claudianus:

“Yüksek mevkideki bir alçaktan daha kötü bir şey olamaz!”

(Yurt Gazetesi)

Nihat BEHRAM | Tüm Yazıları
Hits: 1740