Başbakan'ın Arkadaşları

~ 29.08.2012, Nihat BEHRAM ~

Başbakan’ın arkadaşlık tutkusu önemli bir özelliğidir. Hele ki uluslararası ilişkiler düzeyindeki arkadaşlıkları. Kimi Devlet Başkanlarını “arkadaşım” diye tanımlamaya ayrı bir özen gösterir.

Obama ile ilişkisinin altını da bu vurguyla çizdi. ATV’deki ‘Özel Gündem’ programında, toplama birkaç yandaş ‘gazeteci’nin , yağlama, övme yöntemiyle sordukları sorulardan biri de telefon konuşmaları sırasında Obama’nın elinde tuttuğu  “beyzbol sopası” ile ilgiliydi. Başbakan bu soruyu, “Obama, karşılıklı görüşmelerimizde gayet saygılı olan bir arkadaşım, dostumdur” diye yanıtladı.

Şu beyzbol sopası ne güçlü bir şeymiş ki, telefon konuşmasından akıllarda bir o kaldı! 36 dakikalık o konuşmanın “Suriye ile ilgili” olduğu biliniyor da ne konuşulduğunu bilen yok. Yılmaz Özdil bile, konu hakkında yazdığı yazıda, sadece “beyzbol sopası” hakkında çeşitleme yaptı. Neyse ki, Gırgır Dergisi yetişti de Beyaz Saray’dan sopa darbesiyle fırlamış beyzbol topunu havada uçarken gösteren kapağıyla bir cümlecik olsun aydınlattı. O bir cümlecik de Tayyip Bey’in figürünü taşıyan topun “Bir haftaya Şam’dayım, Allah’ın izniyle!” demesi!

Kısacası Obama, kendi deyimiyle Başbakan’ın “arkadaşı ve dostu”! Zulmün, sömürünün, halklara düşmanlığın, emperyalizmin eli kanlı temsilcisi ABD’nin Başkanı ile  “arkadaşlık ve dostluk” ne anlama geliyor, insana nasıl bir “onur ve ayrıcalık” kazandırıyorsa?

Bir “sevgili dostu ve arkadaşı” da Silvio! Onu böyle çağırıyordu! Hani şu oğlunun düğününde de nikah şahidi olan. Bu Silvio, biliyorsunuz, Milano’nun göbeğinde kendine özel kerhane açması, mafya ile ilişkileri, değişik ülkelerden yöneticilerle düzenlediği seks partileri, 15-16 yaşında kızlara olan düşkünlüğü ve onlarla ilişkisini basına yansıtmamaları için milyonlarca Avro rüşvet teklif etmesi gibi, ardı ardına ortaya çıkan  skandallar sonunda, başkanlıktan düştü! Arkadaşlıktan da düştü mü onu bilmiyorum? Çünkü bazen yakın bir arkadaşı ve aile dostu birden “gözden ve gönülden” düşüyor. Beşar Esad gibi.

Gerçek bir zalim olan, soykırım suçlusu, insan kasabı ve bu suçlarından ötürü hakkında Uluslararası Ceza Mahkemesi’nce tutuklama kararı olan Sudan Devlet Başkanı Hasan El Beşir,  Ankara’da muhabbetle karşılanmadı mı? Uganda’nın bile ülkeye sokmadığı bu insan kasabı için Çankaya Köşkü’nde onuruna düzenlenen yemekte aynı dostluk mesajları verilmedi mi?

Başbakan’ın en yakın arkadaşının ise Abdullah Gül olduğunu düşünüyorum! Zaten o da ilişkilerini, “Tayyip Bey’le arkadaşlığımız kardeşlik hukukundan da ötedir!” diye açıkladı. Bu “öte” vurgusunun ne anlama geldiğini şahsen bilmiyorum.  Gül, kendine özgü ses tonuyla “öte” tanımına “derin” bir anlam yükledi! Öğrenmek için zamanı beklemek gerekecek! ‘Kabil ve Habil Kardeşler’inki gibi bir “derinlik” olabileceğini düşünecek denli ‘kötü niyetli’ değilim!

“Atasözlerimizin Penceresinden” adlı kitabında R. Kaymaz şöyle yazmış: “Arkadaş ve dost seçimi konusunda sevgili Peygamberimizin bir kutlu sözü de bize yol gösterir: Kişi sevdiği ile beraberdir!

____________________________________________

Atasözü:

“Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim!”

(Yurt Gazetesi)

Nihat BEHRAM | Tüm Yazıları
Hits: 1479