Nefret üzerinden yapılan siyaset hüsrana uğramaya mahkûmdur

~ 10.08.2012, Cüneyt ÜLSEVER ~

Başbakan nerede bir konuşma yapsa, şimdi kime sövecek diye düşünmeden edemiyorum. Yine her konuşmasında Sünniliğe nasıl referans verecek diye merakla bekliyorum.
  
Son zamanlarda Alevilere taktı. Başbakan zamanında devletin dine karışmasından çok şikâyet etmişti. Ben de ona ve onun gibi şikâyet edenlere hak veren yazılar yazmıştım.
  
“Devlet insanların inanç ve vicdanlarına karışamaz” diyerek tepkiler koydum. Türbanlıların üniversitelere alınması için mücadele verdim.
  
Ben temel hakları savunuyordum. Temel haklarından mahrum olduğu dönemde Recep Tayyip Erdoğan’ın kendisini de savundum.
                                                                     ***
  
Ama meğerse o herhangi bir prensibin peşinde değilmiş, sadece iktidarı kapmanın ve erkini nefret saçmak için kullanmanın peşinde imiş.
  
İkide bir Alevileri aşağılıyor. Haddini fersah fersah aşarak Alevilerin nasıl ibadet etmesi gerektiğine dair fetvalar veriyor. Son Diyanet İşleri Başkanı’nı da Genelkurmay Başkanı gibi sultası altına aldığı için Diyanet Başkanı da Şeyhülislam’ın Padişahlara yaptığı gibi fetvalarına kulp takıyor.
  
Dünyanın hangi medeni köşesinde siyaset, vatandaşına dininin ne olduğunu, nerede ve nasıl ibadet etmesi gerektiğini söyleyebilir!
  
Başbakan haddini aşınca imam-cemaat ilişkisi paralelinde kendini bilmez bazı vatandaşlar da Alevi vatandaşlara hayâsızca saldırıyorlar.

                                                                     ***
  
Merdiven altına çekildikten sonra başlayan “ABD ile sıfır sorun siyaseti” Başbakan’ın Suriye’ye saldırmasını gerektiriyor ama Başbakan orada da işin içine “mezhep nifakı” sokmadan edemedi. Beşar Esad’a duyduğu ani nefreti besleyen faktörlerden birisi de maalesef mezhep farkı!
  
Esad, Nusayri (Alevi), Başbakan Sünni!
  
Kılıçdaroğlu’nu Alevi olduğu için Esad’ı savunmakla suçlayacak kadar da ileri gitti.
  
Sudan lideri Sünni Ömer El Beşir’in katliamlarını görmeyen Başbakan 9 ay önce bağrına bastığı Esad’ın halkına zulmünden bizar!
  
Suriye’yi salaha erdirecek tek kuruluş Sünni Müslüman Kardeşler!

                                                                     ***
  
Başbakan’ın aldığı skolâstik eğitim ona analiz yapma fırsatı tanımayınca, “doğru” (Sünni) ve “yanlış” (Alevi) ile şekillenmiş beyin haritası Suriye’ye karşı habire kin ve nefretle doluyor. Her geçen gün beter çığırından çıkıyor.
  
Sonunda kendisini can dostu ABD bile uyarmak zorunda kaldı.  
  
1) 1 Ağustos’ta düzenlediği basın toplantısında, ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Patrick Ventrell, Türkiye’nin Suriye sınırı boyunca askeri varlığını arttırıyor olmasıyla ilgili bir soruya cevap verirken, Ankara’nın bölgeyi “daha fazla askerileştirmekten kaçınmasını istediklerini” söyledi.
  
2) 11 Ağustos’ta Türkiye gelecek olan ABD Dışişleri Bakanı da dün Güney Afrika’da yaptığı açıklamada Suriye’de mezhepsel çatışmalardan kaçınmak gerektiğini ifade etti. ‘Savaşçıları veya teröristleri bölgeye göndererek durumu sömürmeye çalışanlara müsamaha göstermeyeceğiz’ diyen Clinton ülke veya örgüt ismi zikretmedi.” (Yurtgazetesi.com.tr-08.08.2012)

                                                                     ***
  
Clinton kimi kast ediyor? İran mı, Türkiye mi, Suudi Arabistan mı, Katar mı?
  
Yakında anlarız.
                                                                     ***
  
İç siyaset de dış siyaset de akıl üzerine oturmak zorundadır. Ülkeyi yöneten Başbakan ayrıştırıcı değil, birleştirici olmak zorundadır.
  
Dış siyasette kalıcı olan sadece ülkenin menfaatleridir.
  
Kin ve nefretini kusmak üzere tüm akıl oyunlarını unutan liderler attıkları adımları hesaplamadıkları için ülkelerini sürekli sıkıntıya sokarlar.
  
ABD’ye yaranacağım diye Suriye’ye kafa tutan Başbakan “Şemdinli’de neden Suriyeliler, İranlılar var?”,diye sorgulamasın. Malatya’ya füze kalkanı yerleştiren Başbakan İran’ın “sıra Türkiye’ye gelecek” sözlerine “Bir tek Tahran eksikti”,diyerek şaşmasın.
                                                                     ***
  
Bırakın çapraşık ilişkileri irdeleyen “matris” bilmeyi, “aritmetik” dahi bilmeyen Davutoğlu’nun peşine takılan Başbakan “Yeni Osmanlı” olacağım derken Suriye, Irak ile düşman oldu. Rusya, Çin ve İran’ı karşısına aldı.
  
Şimdi de uğruna yedi düvele kafa tuttuğu ABD’den uyarı alıyor!

(Yurt Gazetesi)

Cüneyt ÜLSEVER | Tüm Yazıları
Hits: 1054