Erdoğan'ın 'Çöl Demokrasisi'

~ 09.08.2012, Nilgün CERRAHOĞLU ~

Bütün ramazan boyu 6 tane Bakanım, Güneydoğu Anadolu Bölgesinde bütün illeri tarıyorlar. Kadın kollarım, oradaki fakir fukara, garip gurebanın evlerine gidiyorlar. Şu ana kadar 350 bin kolinin bir kısmını bu evlere dağıttılar.

Benim Kürt kardeşimin terörle bir alakası yok ki. Benim Kürt kardeşimi bunlar(PKK) istismar ediyor.

Bu terör örgütünün ocağına odun taşıyan medyayı ismen mi ifşa etmeliyiz? Benim vatandaşım bunları aklıselim ile değerlendirmeli.

Ben Dışişleri Bakanımı Kuzey Iraka boşuna göndermedim. Atması gereken adımları kendisine söyledik..

Benim gençlik kolları başkanımın oradaki kantinde çalışması yanlıştır.

Konuyla ilgili gerek İçişleri Bakanıma, gerek Adalet Bakanıma gerekli talimatları verdim.

Genelkurmay Başkanımla her şeyi konuşurum.Başbakanın karşısına tek muhalefet gazetecisinin oturtulmadığı, söyleşi formatındaki İcraatın İçindenprogramındaki beyanlarının bazıları bunlar

Radikalden Ezgi Başaran; ATV-A Haber yayınında Başbakan tarafından dile getirilen bu deklarasyonların tümünün dökümünü yapmış. Başbakanın iyelik ekleri ve zararlarıbaşlıklı harika yazıda,Bu takdir edilecek bir sahiplenmenin çok ötesinde vahim bir durumdur. Yöneticinin tek başına devlet olduğunun dile yansımasıdırdiyor.

Kibar adı ‘İslam demokrasisi’

Başaranın yazısıyla aynı gün bir başka harika yazı daha okudum. Hürriyet Daily Newsta, Vijay Prashad imzasıyla çıkan ikinci yazı da çöl demokrasisidiye bir olgudan bahsediyordu

Daha önce hiç duymadığım ifadeyi 60lı yıllarda meğerse Timedergisi dolaşıma sokmuş.

Googlea İngilizceçöl demokrasisi/desert democracyyazıp tıkladığınızda, karşınıza zaten 17 milyon siteyle birlikte Timeın zamanında Kuveyt için yayımladığı o ilk yazı geliyor

Çöl demokrasisi, lidere mutlak (ultimate!) otorite tanıyan sistemeverilen ad oluyormuş. Vijay PrashadDaily Newsta sistemi şöyle tanımlıyor:

Çöl demokrasisinde hükümdara tavsiyede bulunacak bir meclis vardır. Vatandaşlarının iyi hali karşılığında, kral halka gelir transferi yapmakla (ya da karınlarını doyurmakla!) yükümlüdür. Daha geniş demokrasi talepleri adına bu temel ittifakın/paktın bozulması durumunda, hükümdar kendinde sonuna dek halkına baskı yapmak hakkını görür!

Yazının başındaki Erdoğan açıklamaları, hele de özellikle ilki; tam bu çöl demokrasisinin karşılığı olmuyor mu?

Ortadoğulular içinde özgürlük olmayan bir demokrasi yarattılardiyen Bernard Lewise de atıfta bulunanHürriyet Daily Newsın yazısı; Ortadoğu demokrasilerinin özetle bir karnın doyurulsun da gerisine karışmamodelinden ibaret olduğunu anlatıyor.

Amerikalıların 2000ler başında dolaşıma soktukları Müslüman demokrasiside bu çöl demokrasisinin; biraz daha siyaseten doğru ve kibarlaştırılmış versiyonundan başka bir şey değil.

O da aynıçöl demokrasisigibi, demokrasinin gerçek şeklinden çok farklı bir şey (ucube?) olduğunu ifade etmek için söyleniyor.

Economist Intelligence Unitin belli aralıklarla yayımladığıdemokrasi endeksiaraştırmalarına baktığınızda; dünyadaki Müslüman ülkeler içinde bir tane gerçekdemokrasigörmüyorsunuz. Hepsi ya Türkiye gibi hibrit rejimleriçinde yer alıyor ya da birer diktatörlük olanotoriter rejimlerarasında sıralanıyor ki aslında buna, demokrasinin çöl olmuş versiyonuda demek mümkün.

Başbuğ’un ‘teşekkürü’

Demokrasinin bu çölleşmiş halinde; muktedir olan liderin açıkça kadın erkek eşitliğine karşıyım demesi; medyaya, yargıya, ana muhalefete, başka inanç sistemlerine, farklı yaşam tarzlarına sırayla ayar vermesi; her tür fren ve denge mekanizmasını devre dışı bırakması olağan ve doğal karşılanıyor

İçinde özgürlük olmayan çöl demokrasisi gerçekte öyle derinlere işlemiş ve bu öylesine normal bulunuyor ki, hapiste özgürlüğünden alıkonan bir paşa bile icabında örneğin.. özgürlüğünü yeniden elde edebilmek için.. muktedir olan Başbakanın önünde eğilipteşekkür edebiliyor!

En doğalözgürlük hakkınıalabilmek için -kendisine bir lütuf bahşediliyormuşçasına!-teşekkür etmekmecburiyetinde kalabiliyor...

Özgürlük hakkıçiğnendiği için otoritelerden hesap sormak durumundayken teşekkür etmeye zorlanıyor...

Aydınlar, bu vahim olayların yaşandığı yerde demokratikleşmeve demokrasi reformlarındansöz edebiliyorlar

Demokratikleşme namına her sözünü ve cümlesini bir iyelik ekiyle bitiren Başbakanın arkasına sıralanabiliyorlar….

Niye?

Çünkü çöl demokrasisiortamında bunların hiçbirisi sarsıcı, şaşırtıcı gelmiyor.

İnsanlar tersine bu okşarım da döverim dehalinden hoşlanıyor.

Güçlüyle yapılan yazılı olmayan temel anlaşmanın özündeki tokluk karşılığı susmakformülüne kamuoyu öyle şartlandırılmış ki; alışveriş bozulmadığı sürece sisteme itiraz gelmiyor.

Yılmaz Esmerin araştırmasını hatırlamak kâfi.

Ne diyordu Esmerin Türkiye Değerler Araştırması?

Halkın yüzde 63ü parlamento ve seçimlerle uğraşmak zorunda kalmayan güçlü bir lidere sahip olmaktan memnun.

İşte bu kadar!

(Cumhuriyet)

Nilgün CERRAHOĞLU | Tüm Yazıları
Hits: 1227