Çuvallamak

~ 01.08.2012, Deniz KAVUKÇUOĞLU ~

Dilimize ne zaman girmiştir bilmiyorum, ama kişinin başarılı olacağı sanılırken başarısız olması durumunu en somut biçimde anlatan sözcüklerden biridir çuvallamak. Örneğin, AKP iktidarının Suriyeye yönelik izlediği siyasal stratejinin vardığı noktayı başka hangi sözcükle bu kadar açık seçik anlatabilirsiniz?

Evet, AKPnin Suriye siyaseti öyle bir noktaya gelmiştir ki başlarda Türkiyenin dış siyasetinin temelini oluşturacağını açıkladığı komşularımızla sıfır sorun stratejisi, sonuçları nedeniyle ülkemizi komşularımız tarafından, “çevresine zarar veren komşu durumuna düşürmüştür.

***

Türkiye bugün komşularının içişlerine dolaylı ya da dolaysız müdahale eden büyüklük hastalığından sakat, megalomanikbir ülke görünümündedir. İki komşumuz (Bulgaristan, Gürcistan) dışındaki tüm ülkelerle (Yunanistan, Ermenistan, Irak, İran, Suriye) aramız iyi değildir. Siyasetimiz sürekli değişmekte, iniş çıkışlar göstermektedir. Sözgelimi, bir süre eşkıya, çeteci olmakla suçlanan, aşağılanan Iraktaki Kürdistan Özerk Yönetimi kardeş ilan edilmekte, başında kardeş olarak tanımlanan Merkezi Yönetimle düşmanlaşılmaktadır.

Suriye ile ise ilişkilerimiz bıçak sırtındadır. Daha iki-üç yıl öncesine kadar Başbakanımız ile dostumuz Suriyenin lideri kardeş Esad birlikte ailecektatile çıkar, sınır boyunda iki ülkenin bakanlar kurulları ortak toplantılar yaparken, bugün Suriye ile savaşın eşiğine gelinmiştir.

Kardeşlik ile düşmanlık arasındaki çizgiyi bu denli ince çeken, yerlerini bu denli hızlı değiştirebilen bir ülke çevresine güven verebilir mi?

***

Türkiyenin Yunanistan ve Ermenistan ile ilişkilerindeki bozukluğun nedenlerinin kökleri geçmiş yıllara dayanmaktadır. İranla olan ilişkilerin rengini ise iki ülkenin bölgede büyük güç olma rekabetinin düzeyi belirlemektedir. Dün Iraka, bugün de Suriyeye yönelik siyasetimizin temelinde ise demokrasi öğretmenliği yatmaktadır. Bu, aynı zamanda ABDnin de Ortadoğu siyasetinin belkemiğini oluşturmaktadır. Amaç, bölgedeki diktatörlükleri yıkmak, yerlerine ABDnin bir dediğini iki etmeyecek ılımlı İslam yönetimler kurmak, bu ülkelerin orta erimde İsrail ile ilişkilerini kendi çıkarları doğrultusunda düzenlemektir.

Ne var ki Türkiyenin demokrasi öğretmenliği kimse tarafından ciddiye alınmamaktadır. Çünkü bir konuda öğretmenlik yapabilmek için önce o konuyu iyi bilmek, iyi bildiğini de doğru uygulamak gerekir.

Türkiyede otuz yıldır terör denen, fakat terör olmaktan çoktan çıkmış, kırk binin üzerinde ölüme yol açmış bir savaş yaşanmaktadır. Giderek şiddetlenen bu savaş nedeniyle Türk Ceza Yasasının birçok maddesi ağırlaştırılmış, bu maddelere dayanarak binlerce Kürt yurttaşımız gözaltına alınmış ya da tutuklanmıştır. Yalnızca KCK davası nedeniyle içeri alınan yurttaşlarımızın sayısı yaklaşık sekiz bindir. Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapan 362 general ve amiralin 68i, bir başka deyişle yüzde 18.8i tutukludur. Bu insanlar ve daha çok sayıda alt rütbeli subay yıllardır özgürlüklerinden yoksundur.

Yüzlerce gazeteci, yazar, milletvekili, bilim insanı, televizyon sahibi, öğrenci cezaevlerinde tutukludur, çoğu ne için tutuklandıklarını bile bilmeden uzun yıllardır demir parmaklıklar arkasındadır.

Çok sayıda gazeteci, televizyon yorumcusu iktidar baskısıyla işlerinden çıkarılmış, işsizliğe mahkûm edilmiştir.

Böyle bir devletin demokrasi öğretmenliğiciddiye alınabilir mi?

***

Türkiye şimdi yeni bir sorunla karşı karşıyadır. Kuzey Suriyede, Türkiye ile sınır bölgesinde yeni bir Kürdistan Özerk Yönetimi kurulacak mıdır? Eğer kurulacaksa Irak-Kürdistan Özerk Yönetimi ile kardeş olan Türkiyenin buna karşı çıkması zordur. Yoksa gülerler adama bu ne perhiz bu ne lahana turşusu diye. Bu da çuvallamanın bir başka biçimi olur!

(Cumhuriyet)

Deniz KAVUKÇUOĞLU | Tüm Yazıları
Hits: 1018