Gül'ün masa altı hamlesi

~ 31.07.2012, Can DÜNDAR ~

Çankaya sırtlarından uzun bir cadde geçer. Caddenin bir yanı Cumhurbaşkanlığı Köşkü, öbür yanı Başbakanlık konutudur.
Bu iki komşu binanın sakinleri, Ankara’nın siyasi tarihi boyunca anlaşmazlıklar yaşamışlardır.
Atatürk ile İnönü...
Bayar ile Menderes...
Özal ile Akbulut...
Demirel ile Çiller...
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü ve Gül’ün Basın Danışmanı Ahmet Sever’in dünkü Vatan’da Ruşen Çakır’a verdiği demeçle bu listeye yeni bir ikili, resmen dahil oldu:
Gül ile Erdoğan...
* * *
Partinin kuruluş dönemlerindeki toplantılarda, Erdoğan olmadık bir çıkış yaptığında Abdullah Gül’ün masa altından onun ayağına bastığı, Başkent kulislerinin yaygın söylentilerinden biriydi.
Gül’ün Köşk’e çıkmasından hemen sonra, Erdoğan’ın da kontrolden çıkmasını, birçok gözlemci, bu fren sisteminin devre dışı kalmasıyla açıklamıştı.
Aynı davaya baş koymuş iki arkadaş olsalar da Gül ve Erdoğan’ın çok farklı kişilikler taşıdığı ortada...
İkisinin siyasi nikahındaki “ayak basma” ritüeli de, ilerde yaşanacakların göstergesiydi sanki...
Beklenen gün geldi.
* * *
AKP’nin Erdoğan rahat Başkan olsun diye, Gül’e Köşk yasağı koymasının, Çankaya’da “infial” yarattığı hissediliyordu.
Ancak hiç dillendirilmiyordu.
Sonunda Ahmet Sever, Çankaya sırtlarından Ramazan topunu patlattı ve Köşk’ün söz orucunu bozdu:
“Yeniden aday olmasını engellemeye yönelik yasak, Cumhurbaşkanı’nı üzdü ve kırdı” dedi.
“Gül’ün aldığı terbiye gereği aday olmayacağını” açıklayan Hüseyin Çelik ya da “Erdoğan aday olursa Gül olmaz” diyen Faruk Çelik gibi parti sözcülerini isim vermeden suçlarken 2014 için yapılan tüm hesapları altüst edecek cümleyi söyledi:
“Gül, aday olabilir.”
* * *
Aday olacağından mı?
Bence değil.
Ama Gül, Ahmet Sever aracılığıyla, kendisi adına konuşanlara “Haddinizi bilin” derken, kendisini denklem dışına itmeye çalışanlara da “Ben buradayım” mesajı verdi.
“Halkın cumhurbaşkanı adayları” listesinden kendi ismini birkaç ay içinde siliveren parti kaynaklı kamuoyu araştırmalarına da tavır koymuş oldu.
Ne bu konuda yorum yapan Canikli, Elitaş gibi parti sözcülerinin Erdoğan’dan habersiz konuştuğu söylenebilir, ne de Ahmet Sever gibi deneyimli bir ismin, Gül’den bağımsız açıklama yaptığına inanılabilir.
AKP kanadı ilk elde alttan alan açıklamalar yapsa da, danışmanlar üzerinden yürüyen bu kavga, aslında Erdoğan ile Gül’ün masa altı itişmesinin alenileşmesidir.
Muhtemelen ikisi de bunu reddedecek ve “Bizi birbirimize düşürmeye çalışıyorlar” söylemini tekrar edecektir.
Ancak Köşk’ün niyeti hasıl olmuş, tepki, kayda geçmiştir.
Şimdi denklemde, bütün ağırlığıyla Abdullah Gül de vardır.
* * *
2014’e daha iki sene var.
Siyasette çooook uzun bir süre...
Çankaya sırtlarından geçen caddenin iki yanından sürpriz sesler yükselmeye başladı bile...
Erdoğan’a yatırım yapanlar, nikâhın sonunu görmeden karar vermemeli bence...

TARİHTEN BİR SAYFA

Atatürk’ün son günlerinde, yerine kimin geçeceği tartışılırken Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras, Başbakanlıktan azledilen İnönü’ye “Sizi Washington Büyükelçiliği’ne tayin edelim” demişti. İnönü, hatıralarında bu tekliften kendisine yönelik “fitneler” bahsinde söz eder ve “Kati olarak önledim, reddettim” diye yazar.
Sonra ne mi oldu?
İnönü, Atatürk’ün yerine Cumhurbaşkanı oldu ve ilk icraat olarak kabinede Aras’ın isminin üzerini çizdi.
Bu aralar Gül’e dış görev biçenlerin aklında olsun istedim.

(Milliyet)

Can DÜNDAR | Tüm Yazıları
Hits: 1310