SURİYE KARASULARINDAKİ ENKAZI ÇIKARMAK?

~ 18.07.2012, Ali ER ~
Aslı Aydıntaşbaş bugünkü “Düştü ama nasıl?” başlıklı makalesini; “Amerikan Nautilus gemisi, kamerasındaki teknik arıza ve içindeki akademisyen ve öğrencilerin bu olaydan psikolojik olarak etkilenmesi nedeniyle görevini bitirince, enkazın kalanını çıkarma işi Türk araştırma gemilerine kaldı. Uçağın dağılan gövdesiyle ilgili 1,5 ay içinde daha somut verilere ulaşmak mümkün olacak.” Diye sonlandırmış. Bu değerlendirme acaba ne kadar doğru olabilir?
Suriye Tarafından Düşürülen uçağımızın enkazını Arama Kurtarma Faaliyetlerine katılan “NAUTILUS araştırma gemisinin kamera sistemindeki arıza” nedeniyle bölgeden ayrıldığı Genelkurmay Başkanlığınca açıklanmasına rağmen, NAUTILUS gemisinden yapılan açıklamaya göre bölgeden ayrılma gerekçesinin arıza değil Türk makamları tarafından gelen talep üzerine olduğu vurgulanmıştır. Ayrıca Genelkurmay Başkanlığınca 13 Temmuzda yapılan açıklamada da ”Uçağımızın diğer önemli büyük parçalarını çıkarmak için yeni imkânlar araştırılmış ve bu çalışma sonuçlandırılmıştır. Kurtarma faaliyetlerine kısa bir zaman sonra yeniden başlanacaktır.”  İfadesi yer almaktadır.
Özetle NAUTILUS gemisi ile kurtarma faaliyetlerine devam edebilme olanağı varken neden “yeni imkânlar” araştırılmış ve yine bu araştırma olumlu sonuçlandığına göre neden hemen başlanamamış da kısa bir zaman sonra başlanacaktır. Bunun nedenlerini Denizlerde arama kurtarma faaliyetlerini düzenleyen Arama Kurtarma Uluslararası Konvansiyonunda (SAR Convention) aramak gerekir.
Çünkü Denizlerde arama kurtarma faaliyetleri 1979 tarihli “SAR Convention” na göre icra edilmektedir. Bakanlar Kurulunun 22 Ocak 1986 gün ve 86/10311 sayılı kararıyla da Denizde Arama ve Kurtarma Uluslar arası Sözleşmesi onaylanmıştır.[1]  
Bu sözleşmenin üçüncü bölümünde Devletlerarası İşbirliği esasları düzenlenmiş olup, buna göre ilgili devletlerarasındaki işbirliği kazaya uğrayan geminin yerini belirlemek ve kazaya uğrayanları kurtarmak amacı ile kendi karasuları veya alanlar üzerinde uçmalarına izin vermekle yükümlüdürler. Sözleşmenin “Lafzı” enkazın çıkarılması değil kazazedelerin kurtarılmasıdır.
Bu nedenle Suriye’nin Uluslararası sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüğü gereği Arama Kurtarma faaliyetlerinde gereken işbirliğini yaptığı ve Şehit Pilotlarımızın cenazelerinin belirlenmesi, çıkarılması ve defnedilmesine kadar geçen sürede arama kurtarma faaliyetlerine “müsaade” etmiş olabileceği düşünülebilir. Yine söz konusu Sözleşmesi gereğince arama kurtarma faaliyetlerindeki işbirliğinin sonlandırılmış olması olasılığı da ağırlık kazanmaktadır.  
Çünkü Suriye öncelikle Nautilus araştırma gemisinin bölgeden ayrılmasını ve ardından da arama kurtarma faaliyetlerinin durdurulmasını talep etmiş olabilir. Nautilus araştırma gemisi her ne kadar sivil amaçlı bir gemi olsa da hem Rusya hem de ABD için bu tip araştırma gemilerinin aynı zamanda İstihbarat toplama vasıtası olarak kullanıldığı bilinmektedir.
Ancak eski bir gemi olsa da özellikle deniz dibi araştırma konusunda çok modern teçhizatla donatılmış olan söz konusu geminin Bölgede özellikle Rusya tarafından Tartus limanındaki deniz üssünü savunmak için düzenlemiş olabileceği denizaltı savunma sistemleri ve mayın bölgelerinin bu gemi tarafından ortaya çıkarılması riskine karşı derhal bölgeden çıkarılması istenmiş olabilir.
Ayrıca ABD’nin Nautilus araştırma gemisinin bölgeden ayrılması takip eden günlerde elindeki bilgileri Türkiye ile paylaşması ayrıca dikkat çekicidir. Nautilus araştırma gemisinin bölgede arama kurtarma faaliyetlerine katılması karşılığında bu bilgilerin paylaşılmış olması da göz ardı edilemeyecek bir olasılıktır.

Bu durumda Başbakanın bugünkü sürpriz Rusya gezisinde öne çıkacak en öncelikli gündem maddesi; Suriye karasularındaki enkazının çıkarılması maksadıyla gerekli izinlerin Suriye makamlarınca verilmesi için Rusya’nın Suriye üzerinde baskı yapmasını istemek ve bu şekilde bir süre daha uçağımızın enkazını çıkarma çalışmalarına olanak sağlamak arayışı olmasın?



[1] Denizde Arama ve Kurtarma Uluslar arası
Sözleşmesi (Bakanlar Kurulun 22 Ocak 1986 gün ve 86/10311 sayılı kararıyla onaylanmıştır. R.G.:24 Mart 1986, Sayı:17057, Düstur:V.Tertip, C.25)

 

Hits: 1663