TÜRKİYE 'DEN HABERLER 23

~ 16.07.2012, Av. Muazzez ÇÖRTELEK ~
Geçtiğimiz haftanın haberleri arasından 34 haberi linkleri ile sunuyoruz. Öncelikle, düşen jetimizle ilgili haberler, “Düştü mü, nerede düştü, kim düşürdü, nasıl ve neden düştü?” sorularının kıskacında yol alırken sayısız yorumlara neden olmakta. Bu olay daha uzun süre haberlere ve yorumlara konu olacağa benziyor.

Kıdem tazminatı ile ilgili gelişmeler çalışanları yakından ilgilendirdiği için bu konu da önümüzdeki haftaların konusu olmayı sürdürecek.

Yine, 3. Yargı Paketinin etkileri ve sonuçları haberlerin önemli konularından biri. Tahliye kararlarındaki uygulama farklılıkları dikkat çekici boyutlara ulaştı. Yargıda, tahliye kararlarını oluşturan ortak bir hukuki yaklaşımın olmadığı açıkça görüldü. Paketin yasalaşma sürecindeki hızı belki de böyle bir sonucun habercisiydi.

Anayasa Uzlaşma Komisyonu çalışmalarında iktidar partisinin, “ Basın özgürlüğünün milli güvenliğin, kamu düzeni ve genel ahlakın korunması, yargı bağımsızlığının sağlanması, suçların engellenmesi amacıyla sınırlanmasını” istediği yolundaki görüşü tepki toplayınca TBMM Başkanı “Basın Özgürlüğünün geri gidemeyeceği” konusunda açıklama yaptı.

Has Parti Genel Başkanı’nın Başbakan ile yaptığı görüşme üzerine Has Parti’den önemli kopuşlar oldu, geleceğin başbakanı üzerinde pek çok yorum yapılmaya başlandı.

Ve ne yazık ki haberlerden hiç eksik olmayan kazalar! Ülkemizde kazalar nedeniyle yaşamlarını kaybedenlerin ya da sakat kalanların sayısının kabarık olduğunu hepimiz biliyoruz. Ama sıra önlem almaya geldiğinde gerçek bir vurdumduymazlık, açıkça sırıtıyor. Bu konunun çözümü samimiyetle isteniyorsa, şu iki temel konuyu yaşama geçirmeliyiz. “Kurallara uyma ve ciddiyet”. Bu iki konudaki vurdumduymazlığımıza “Hayır, yok öyle bir şey” demek mümkün mü? Yoksa bu çağda maden ocağında bu sıklıkta neden bu kadar göçük olsun, neden bunca insan ve aileleri acı içinde kalsın? 

 

Güzel haber üniversitelerden geldi. Dünya genelinde 8 kurumca yapılan ”Dünya Üniversiteler Sıralaması”nın son bir yıllık raporuna göre, tüm sıralamaların en az birinde ilk 500’e giren Türk üniversiteleri, İstanbul, Ankara, ODTÜ, Hacettepe, Gazi, Ege, Bilkent, İTÜ, Boğaziçi ve Sabancı üniversiteleri oldu.

 

Güzel haberlerle dolu bir hafta dileğiyle,

 

 

1.    Uçak krizinde geri adım : Suriye'nin düşürdüğü Türk askeri uçağında füze izine henüz rastlanmaması nedeniyle hükümet söylemini değiştirme sinyali veriyor :

 

10.07.2012

Türkiye, Suriye’nin Türk jetini düşürmesi konusunda, ilk ortaya koyduğu “Uluslararası sularda vuruldu” senaryosunu revize ediyor. Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz ve Genelkurmay Sözcüsü Tuğgeneral Baki Kavun gibi MİT yetkilileri de ellerinde uçağın füze ile vurulduğuna dair bir veri olmadığını açıkladı. Suriye ordusu, Ruslardan sağladığı füzelerin sistemini değiştirip ‘ısı’ ya da ‘radar’ dışında bir ‘takip mekanizması’ (lazer gibi) icat etmediyse, tek ihtimal kalıyor. O da uçağın Suriye hava sahasında uçaksavar ile vurulduğu. Hükümet, Batılı gözlemcilerin de altını çizdiği gibi, “Uçağın vurulması, nerede vurulduğundan bağımsız ve önemli bir uluslararası hukuk ihlalidir” görüşünü öne çıkarabilir.

Radikal gazetesinin haberine göre, Genelkurmay Başkanlığı, uçağın düştüğü gün Hava Kuvvetleri Komutanlığı’ndan komutanlarla birlikte Başbakan Tayyip Erdoğan ’a ve bir gün sonra da Başbakan’la birlikte muhalefet liderlerine verdiği brifinglerde uçağın 13 mil açıkta uluslararası hava sahasında vurulduğunu belirtmişti. Radar kayıtlarıyla desteklenen bu bilgi, TRT aracılığıyla Türkiye ’ye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ’nun “Türk uçağı Suriye’den 13 mil açıkta, uluslararası hava sahasında vurulmuştur” sözleriyle aktarıldı. Uçaksavar menzilinin 13 mil olmayacağı gerçeği nedeniyle de Türkiye tezi “Uçak füze ile vuruldu” olarak şekillendi.
Füze izi yok : Türkiye , bir taraftan uçağın uluslararası hava sahasında vurulduğunu kanıtlamaya çalışırken, diğer taraftan da uçağın enkazını bulup vuruluş şeklini tespit etmeye çalışıyordu. Ancak ABD ve Britanya gibi müttefikleri Türkiye ’nin “Elinizdeki verileri paylaşın” çağrısını karşılıksız bıraktı. Öte yandan, Wall Street Journal gazetesine konuşan bir ABD ’li yetkili uçağın Suriye hava sahasında vurulduğunu iddia etti. Rus Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da ellerinde objektif veriler olduğunu belirterek, bu teorinin doğru olduğunu ima etti. Elinde uçağın füze ile vurulduğuna dair radar ya da telsiz kaydı bulunmayan Türkiye , Nautilus Gemisi’nin fotoğrafladığı uçak parçalarında da füze tezini destekleyecek bulguya rastlayamadı. İlk önce Savunma Bakanı, ardından da Genelkurmay “Füze izi yok” açıklaması yaptı. “Radar güdümlü füze olsa GES tespit ederdi” iddiası nedeniyle gözlerin çevrildiği MİT de şu ana dek füze izine rastlayamadı.

Gerçeğe dönüş : Batılı diplomatlar, uçak Suriye hava sahasında vurulsa bile uluslararası angajman kurallarının ihlal edilmiş olacağına dikkat çekerek, “ Türkiye uçağın nerede vurulduğunu neden öne çıkardı anlamadık” derken, hükümette de “Suriye silahsız, kimliği açık uçağı uyarısız vurdu. Bu uluslararası hukuk kurallarının ihlalidir” görüşü ön plana çıkmaya başladı. Görüştüğümüz AK Parti yetkilileri, Genelkurmay ve Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nın ellerindeki bulguları kendileriyle paylaştığını, yapılan yorumların da başlangıçta elde edilen veriler üzerinden yapıldığını vurguluyor. Öyle anlaşılıyor ki uçağın parçaları ortaya çıktıkça, nasıl düştüğü de netleşiyor. Bu nedenle de Bakan Davutoğlu’nun ilk gün öne çıkardığı “uluslararası hava sahasında vuruldu” görüşü, yerini “Suriye, uluslararası hukuk kurallarını ihlal etmiştir” yaklaşımına bırakıyor.

http://haber.gazetevatan.com/ucak-krizinde-geri-adim/463533/1/Gundem

 

2.    Kıdem tazminatı eleştirilerine yanıt :

 

10.07.2012

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik,kıdem tazminatı düzenlemesine ilişkin taraflarla görüşmeden bir açıklama yapmayı doğru bulmadıklarını belirterek, ''Kanaatime göre bunlar,kıdem tazminatının, kıdem tazminatı fonuna

dönüştürülmesiyle ilgili sağlıklı ve düzenli bir çalışma yürütülmesi sürecini tıkamaya dönük açıklamalar. Hükümet nezdinde bir görüşme yapmadan, taraflarla

görüşülmeden, bu konunun bu düzeyde ele alınmasının önümüzdeki sürece zarar vereceği inancı içindeyim'' dedi.

Toplum yararına çalışma : Toplum yararına çalışma projesiyle ciddi bir istihdam sağlandığını anlatan Bakan Çelik, 6 aylık çalışma süresini 9 aya çıkardıklarını, 9 ayın sonunda 2 yıl çalışamaz hükmünü de kaldırdıklarını söyledi. 

''Keyfi ve kaynağı belli olmayan açıklamaları doğru bulmadığımı, değersiz bulduğumu ifade etmek istiyorum. Kim açıklama yapıyorsa çıksın kendi şahsı adına bir açıklama yapsın, konuşsun. 

Hükümet ve bakanlık olarak, taraflarla enine boyuna konuşmadan, onlarla bazı kritik konularda varacağımız ortak noktaları belirlemeden bu konuda bir açıklama yapmak gibi bir nezaketsizlik içinde olamayız. Çünkü biz taraflarla bu ve benzeri konular görüşüldükten sonra kamuoyuna paylaşılmasının doğru olacağını konusunda prensip kararı almış bulunuyoruz. Dolayısıyla taraflarla görüşülmeden, henüz hükümet nezdinde bir görüşme yapmadan bu konunun bu düzeyde ele alınmasının önümüzdeki sürece zarar vereceği inancı içindeyim. Hangi kaynaktan neşet ettiğini de bilemiyorum.''
Çalışmaların hangi aşamada olduğunun sorulması üzerine Bakan Çelik, kıdem tazminatıyla ilgili teknik düzeyde yürüttükleri çalışmaların belli bir noktaya geldiğini ama konuyu tarafların gündemine getirmediklerini, hükümet olarak görüşmediklerini, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a da arz etmediklerini söyledi.
Şu anda sendikalar toplu sözleşmeyle ilgili yetki talebinde bulunuyorlar, bu yerine getirilemiyor. Yetki talebinde bulunan sendikaların yetkiyle ilgili sorun en kısa sürede çözüme kavuşturulmalıdır. İstatistik de yayınlanmalıdır. Şu anda o noktadayız. O mesele henüz çözülmemişken kıdem tazminatını konuşmak Türkiye'ye huzursuzluğu dayatmak gibidir ki hangi mercilerden geliyor onu bilemiyorum.''

http://ekonomi.haberturk.com/is-hayati/haber/757940-kidem-tazminati-elestirilerine-yanit

 

3.    Kıdem tazminatında ne oluyor?

 

11.07.2012 / Ali Tezel

Kıdem Tazminatı Fonu’ taslağı yasalaşırsa en önemli kriter fona ödenecek prim oranı. Şu an her 12 aya bir aylık kıdem alınırken bu da yüzde 8.33’lük oran demek. Fon için tartışılan prim oranı ise yüzde 3-4 üzerinden sürüyor. Bu da 2 bin TL brüt ücret için 10 yılda yüzde 3 primle 13 bin TL hak kaybı demektir.

KIDEM ALMA HALLERİ AZALACAK : Halen geçerli olan 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14’üncü maddesine göre, 4857 sayılı İş Kanunu gereğince çalışanlar 7 hal ve şartta işverenlerinden kıdem tazminatı alabiliyorlar. 

Bunlar; 
* İşveren tarafından haklı bir sebep olmadan işten çıkartılırsa, 

* İşçi haklı bir sebeple işi bırakırsa, 

* Erkek çalışanlar askerlik için işi bırakırsa, 

* Emekli olmak amacıyla işçi işi bırakırsa, 

* Emeklilikte diğer şartları tamamlayıp, tamamlaması gereken yaşı evinde geçirmek isteyen işçi işi bırakırsa, 

* Kadın işçi evlendikten sonraki bir yıl içinde işi bırakırsa, 

* İşçinin ölmesi hallerinde her çalışma yılına bir brüt maaşı tutarında kıdem tazminatı ödenir. 
Görüldüğü üzere, erkeklerin askere giderken, kadınların evlendikten sonraki bir yıl içinde işini bırakması halinde kıdem tazminatı ödenmesine son verileceği gibi işçinin işveren tarafından işten çıkarılması veya işçinin haklı sebeple işini bırakması hallerinde kıdem tazminatı ödenmeyecek. 

Öte yandan emeklilikte yaş hariç (15 yılı ve 3.600 günü olanlar) diğer şartları taşıyanların emekliliklerini evlerinde beklemek üzere işlerinden ayrıldıklarında da kıdem tazminatı fondan sonra ödenmeyecek veya ödenirse vergi kesilecek. 

http://ekonomi.haberturk.com/makro-ekonomi/haber/757970-kidem-tazminatinda-ne-oluyor

 

4.    KPSS operasyonunda gelişme : İzmir merkezli gerçekleştirilen operasyonda gözaltına alınan 34 kişiden 19'u, çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı :

 

11.07.2012

ÖSYM tarafından düzenlenen memurluk ve üniversite sınavlarına, sahte belgelerle adayların yerine başka kişilerin girmesini sağlayan terör örgütünün şehir yapılanması KCK bağlantılı suç örgütüne yönelik İzmir merkezli olarak yapılan

operasyonda gözaltına alınan 34 kişiden 19'u, çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı.

İzmir Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlar Büro Amirliği ekiplerince yaklaşık 1 yıl süren araştırma ve takip sonrası 8 ilde düzenlenen eş zamanlı operasyonda gözaltına alınan 34 kişi, emniyetteki sorgularının ardından adliyeye gönderildi.

Zanlılardan 5'i, savcılık sorgusunun ardından serbest bırakıldı, 29'u tutuklanması istemiyle mahkemeye sevk edildi. 19 zanlı çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı, 10'u tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

Terör örgütünün şehir yapılanması KCK bağlantılı suç örgütünce ''resmi evrakta sahtecilik'' yapılarak, menfaat karşılığı ve örgütün baskı unsurları kullanılarak, LYS, KPSS ve KPDS gibi ÖSYM tarafından yapılan sınavlara daha önce girerek başarılı olmuş ve ''joker'' tabir edilen kişilerin, başkalarının yerine sınava sokulduğu, gözaltına alınan 34 şüpheliden 30'unun, terör örgütünün şehir yapılanması KCK ile bağlantısı bulunduğu iddia edilmişti.AA

http://www.haberturk.com/gundem/haber/758002-kpss-operasyonunda-sicak-gelisme

 

5.    Odatv sanıklarının 3. yargı paketi kapsamında yaptıkları tahliye talepleri reddedildi :

 

12.07.2012

 

Oy birliği ile ret kararı veren mahkeme, gerekçe olarak yeni yasa ile gelen koruma tedbirlerinin uygulanmasının bu aşamada yeterli olmayacağını gösterdi. 
Odatv sanıkları Soner Yalçın, Yalçın Küçük, Barış Terkoğlu, Barış Pehlivan ve Hanefi Avcı, avukatları aracılığıyla adli kontrol tedbirinin 3 yıllık üst sınırının kaldırılması nedeniyle tahliye talebinde bulunmuşlardı. Sanıkların tahliye talebini değerlendiren İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi, oy birliği ile ret kararı verdi. 

Sanıkların ev ve iş yerinde yapılan aramalarda, 'Ulusal Medya 2010.doc', 'Hocadan notlar', 'Soner beyden gelen', 'Simon son.doc.', '000KİTAP.doc.' gibi birçok belgenin bulunduğunun hatırlatan mahkeme, "Bu dökümanlar, dijital veri ve diğer delillerin içeriği, iletişim tespit tutunakları, fiziki takip tutanakları ve dosyada mevcut deliller birlikte değerlendirildiğinde iddia olunan Ergenekon silahlı terör örgütü yöneticisi, üyesi olmak ve örgüte yardım sureti ile örgüt üyeliği suçları ile ilgili olarak, somut olayda kuvvetli suç şüphesini gösteren olguların bulunmaktadır." dedi.

Delillerin henüz tamamen toplanmadığını belirten mahkeme, sanık avukatlarının dijital delillerle ilgili özel bilirkişilerden aldıkları raporun hukuk tekniği açısından bilirkişi raporu olarak kabul edilemeyeceğini belirtti. Dijital verilerle ilgili TÜBİTAK'tan istenilen raporun henüz dosyaya gelmediğine dikkat çeken mahkeme heyeti, "Sanıklar hakkında isnat edilen suçların yasada öngörülen hürriyeti bağlayıcı cezasının alt ve üst sınırları değerlendirildiğinde, 5 Temmuz tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı yasa ile değişik hükümler de dikkate alındığında, diğer koruma tedbirlerinin uygulanmasının bu aşamada yeterli olmayacağı anlaşılmakla tahliye talepleri reddedilmiştir." kararını verdi.CHA

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1093945&CategoryID=77

http://www.haberturk.com/gundem/haber/758293-oda-tv-saniklarina-tahliye-yok

 

6.    Tahliye talepleri için tarih verildi! Ergenekon mahkemesinden tahliye talepleri açıklaması :

 

12.07.2012

Ergenekon davasında mahkeme, tahliye taleplerini 2 hafta sonra karara bağlayacak. 3. Yargı Paketi çerçevesinde gözler Ergenekondavasına çevrildi.  Davaya bakan mahkeme geçen hafta yaptığı açıklamada bu hafta içinde tahliyetaleplerini karara bağlayacağını bildirmişti. Mahkeme bugünkü duruşmada tahliye talepleri için iki hafta sonra kararın verileceğini açıkladı

http://www.haberturk.com/gundem/haber/758363-tahliye-talepleri-icin-tarih-verildi

 

7.    Türk jetini bu silah mı düşürdü? Enkazında mühimmat ve füze izine rastlanamayan uçağın yüksek frekans yayan yeni nesil silahlarla vurulduğu iddiası ortaya atıldı

 

13.07.2012

ABD, Rusya ve Çin, ünlü fizikçi Nikola Tesla’nın “yüksek frekans” çalışmalarından yola çıkan silah sistemlerini yıllardır test ediyor. Ancak sistemler yalnızca deneysel ortamlarda kullanıldı. Yüksek frekansın uzun menzilde kullanılabilmesi çok yüksek enerji gerektiriyor. Yani 20 kilometredeki uçağa karadan yüksek frekans gönderilebilmesi çok güç. (Habertürk)

OTOPSİ RAPORLARINDAKİ SIR :Adli Tıp Kurumu uzmanları, Suriye’nin düşürdüğü uçakta şehit olan pilotların otopsi raporlarında önemli bulgulara ulaştı. Raporlar uçağın düşüş nedenini aydınlatabilecek bilgilerin de kapısını araladı.
Suriye tarafından hava sınırı ihlali yapıldığı gerekçesi ile 22 Haziran’da vurulduğu açıklanan RF-4 Türk jetine ilişkin Genelkurmay Başkanlığı’nın ‘Suriye tarafından düşürülen’ söyleminin ‘Suriye resmi makamlarınca düşürüldüğü iddia edilen uçak’ olarak değiştirilmesi ve uçağın düşürülmesine ilişkin yapılan incelemede füze ile uçaksavar izine rastlanılmaması, kafaları karıştırdı. Uçağın Akdeniz’deki enkaz incelemesi sürerken, düşürülme nedeninin, cesetleri 4 Temmuz’da bulunan iki şehit pilota yapılan Adli Tıp incelemesinde büyük oranda tespit edildiği öğrenildi. 
Adli Tıp Kurumu kaynaklarına göre, şehit pilotlar Yüzbaşı Gökhan Ertan ve Teğmen Hasan Hüseyin Aksoy’un aynı gün Malatya’da 17.30’da başlayıp 6 saatten fazla süren otopsisinde uçağın düşüş nedenini aydınlatacak bulgular elde edildi. Bulgular aynı gün raporlanarak Adli Tıp Kurumu Başkanı Doç. Dr. Haluk İnce ve ekibinin incelemesi için İstanbul’a gönderildi.

Doku örnekleri İstanbul’a gönderildi : Star gazetesinin haberine göre, pilotlardan alınan kan, saç ve doku örnekleri de İstanbul’a gönderilerek burada Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’nın gelişmiş laboratuarlarında inceleme altına alındı. Bulgular, İnce’nin de bulunduğu uzman ekip tarafından tetkik edildi. İnceleme sonucunda pilotların ölüm nedenleri detaylı olarak raporlandı. Yapılan incelemenin, pilotların sağ olduğu izlenimini yaratan botları ile kasklarının nasıl çıktığı sorusu ile birlikte anlamlı bir yanıt oluşturacağı ifade edildi.

İncelememizi yaptık raporları gönderdik : ADLİ?Tıp Kurumu Başkanı Doç. Dr. Haluk İnce, bu aşamada kurum olarak bilgi vermelerinin mümkün olmadığını söyledi. Uçağın düşüş nedenine ilişkin Adil Tıp roporunda aydınlatıcı bulgu bulunduğuna ilişkin doğrulama ya da yalanmamasını da yapamayacağını ifade eden İnce, “Kamuoyunda yanlış bir algılama var. ‘Adli Tıp Malatya’da ön inceleme raporu hazırladı’ denildi. Doğru değil. Ön inceleme raporu diye bir şey yoktur. Rapor vardır. Raporu ben değerlendirdim. Pilotlarımıza ilişkin fotoğrafları arkadaşlarımdan istettim. Onları bir adli tıp uzmanı olarak inceledim. Yetkililere raporları gönderdik. Açıklama kararı yetkililerde” dedi.

Otopsi raporundan çıkarsama yapılabilir : İSTANBUL Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi. Prof. Dr. Nevzat Alkan, bir jetin düşmesi sonucu yaşanan ölümlerde, saldırı ihtimali düşünüldüğünde pilotların vücudunda şarapnel parçası bulunma ihtimalinin yüksek olduğunu belirtti. Ölüm nedeninin otopside ortaya çıkacağını ifade eden Alkan, “Bir fikir sahibi olunur. Ama cesetler derinde bulunduysa bu basıncın etkisiyle ve soğuk su nedeniyle bazı bozulmalar yaşanabileceği anlamına da gelir. Uçağı düşüren etken için büyük oranda bir cevap otopside bulunmayamabilse de, ölüm nedenlerinden bir çıkarsama yapma oranı yüksektir” diye konuştu.

http://haber.gazetevatan.com/turk-jetini-bu-silah-mi-dusurdu/464356/1/Gundem

 

8.    Kulislerde iki iddia: ‘AK Parti’nin başına Kurtulmuş geçecek’ :

 

13.07.2012

Ankara kulislerinde ağırlıklı olarak Numan Kurtulmuş’un, Başbakan Erdoğan’ın teklifini kabul etmesi durumunda gerçekleşeceği belirtilen iki iddia dillendirildi.

Kulislere göre, Başbakan Erdoğan, Çankaya Köşkü’ne çıktıktan sonra partiyi Numan Kurtulmuş’a bırakacak. Kurtulmuş, önce AK Parti Genel Başkanı, ardından da Başbakan olacak. Kurtulmuş’a yakın isimler, Başbakan’ın daha önce de kendisine davet yaptığını hatırlatıp, sadece ‘bakanlık teklifiyle’ Has Parti Genel Başkanı’nın iktidar partisine katılmayacağını ifade ediyor. Öte yandan bugüne kadar Erdoğan’ın yanında olmayan, “dışarıdan” bir ismin AK Parti’nin başına geçmesinin iktidar partisinde de karışıklığa yol açabileceği, bu durumdan rahatsız olacakların, partiden ayrılabilecekleri de öne sürülüyor.

İstanbul’a başkan olacak’ : Kulislerdeki bir diğer iddiaya göre, Başbakan Erdoğan, Köşk’e çıktıktan sonra İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, AKP’nin başına geçecek, ardından da Başbakanlık görevini üstlenecek. Kurtulmuş da bu sırada Topbaş’tan boşalan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı koltuğuna oturacak.

Sıra Süleyman Soylu ile Erbakan ailesinde mi? Ankara kulislerinde, Başbakan Erdoğan’ın partiye davet ettiği belirtilen DP eski Genel Başkanı Süleyman Soylu ile de önümüzdeki günlerde bir araya gelebileceği konuşuluyor. Bir başka önemli iddia ise SP’de sıkıntı yaşayan başta Fatih Erbakan olmak üzere tüm Erbakan kardeşlere, “AK Parti’ye gelin” çağrısı yapılacağı yönünde. Erbakan kardeşleri barıştıran isim olan Başbakan’ın henüz böyle bir davet yapmadığı biliniyor.

http://siyaset.milliyet.com.tr/kulislerde-iki-iddia-ak-parti-nin-basina-kurtulmus-gececek-/siyaset/siyasetdetay/13.07.2012/1566532/default.htm

 

9.    Basın özgürlüğüne darbe geliyor : Yeni anayasada özgürlükleri genişletme vaadinde bulunan Ak Parti, Anayasa Uzlaşma Komisyonu'na "Basın hürriyeti milli güvenliğin, kamu düzeni ve genel ahlakın korunması, yargı bağımsızlığının sağlanması, suçların engellenmesi amacıyla sınırlansın" önerisi götürdü :

 

13.07.2012

Milliyet'ten Önder Yılmaz'ın haberine göre, Ak Parti , Anayasa Uzlaşma Komisyonu’na, “Basın ve Yayın Hürriyeti” başlıklı madde için basın özgürlüğüne sınırlamalar getiren tartışılacak öneriler sundu. Ak Parti , basımevi kurmada izin ve mali teminat hakkı şartının aranmaması ve basın araçlarına suç aleti denilerek el konulamayacağı gibi önemli anayasal güvencelere yeni anayasa önerisinde yer vermedi. 
Ak Parti iktidarında basın özgürlüğüne ilişkin tartışmalar doruğa çıkarken, partinin hukukçu kurmayları, Anayasa Uzlaşma Komisyonu’na basın özgürlüğünü istenilen her durumda sınırlayabilecek hükümleri içeren öneri demeti sundu. 
Ak Parti , “Basın ve Yayın Hürriyeti” başlıklı maddesinin basının sınırlanması gerektiği haller bölümü için, “Basın hürriyeti milli güvenliğin, kamu düzeninin, genel ahlakın, başkalarının haklarının, özel veya aile hayatının korunması, suçların önlenmesi, yargının bağımsızlık ve tarafsızlığının sağlanması, savaş kışkırtıcılığının, her türlü ayrımcılık, düşmanlık veya kin ve nefret savunuculuğunun engellenmesi amaçlarıyla sınırlanabilir” önerisinde bulundu. 

CİNSEL SUÇLAR VE MÜDAHALE : Ak Parti , “Her türlü ayrımcılık, düşmanlık veya kin veya nefret savunuculuğunun engellenmesi” kavramını basının sınırlanmasında ilk kez anayasa hükmü olarak sıraladı. Ak Parti , ayrıca mevcut anayasada olmayan, “Masumiyet karinesinin ihlaline yönelik yayın yapılamaz” ile “devlet, çocuk istismarı, cinsellik ve şiddet içeren yayınlara karşı çocukları koruyucu tedbirleri alır” hükmünün eklenmesini öneriyor. Böylece, masumiyet karinesi ilk kez anayasada telafuz edilirken, “cinsellik” gibi geniş bir kavram da kullanılarak, devlete, basın faaliyetlerine her an müdahale etmenin yolu açılıyor. 

DEĞİŞMEZLERİN SINIRI KALKIYOR : Ak Parti , basın hürriyetinin sınırlanmasında, anayasanın; “düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti”ni düzenleyen 26. ve “Bilim ve Sanat hürriyeti”ni düzenleyen 27. maddelerinin uygulanması hükümlerine de önerisinde yer vermedi. Böylece, 26. maddede geçen, “Cumhuriyetin temel nitelikleri ve devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması ve meslek sırrı” gibi hükümlerle, 27. maddede geçen, “Yayma hakkının anayasanın değişmez 1. 2. ve 3. maddelerinin değiştirilmesini sağlamak amacıyla kullanılamayacağı” hükümleri, basının sınırlanmasında dikkate alınmayacak. 

‘SUÇ ALETİ’ SAYILARAK EL KONULABİLİR : Mevcut anayasada farklı başlıklarda yer alan basınla ilgili düzenlemeleri tek maddede düzenleyen Ak Parti , yürürlükteki anayasada, “Kanuna uygun şekilde basın işletmesi olarak kurulan basımevi ve eklentileri ile basın araçları, suç aleti olduğu gerekçesiyle zapt ve müsadere edilemez veya işletilmekten alıkonulamaz” hükmünün yer aldığı, “basın araçlarının korunması” başlıklı düzenlemeye önerisinde yer vermedi. Yeni Anayasa Ak Parti ’nin bu önerisiyle şekillenirse, matbaalar başta olmak üzere her türlü basın aracına, “suç aleti” kabul edilerek el konulmasının yolu açılıyor. 

Ak Parti ’nin getirdiği yeni öneriler arasında, “Radyo ve televizyon istasyonları kurmak ve işletmek, kanunla düzenlenecek şartlar çerçevesinde serbesttir” hükmü de yer aldı. Ak Parti ’nin komisyon kayıtlarına geçen bu önerisi, CHP ,MHP ve BDP ’nin konuya ilişkin önerileriyle birlikte 1 Ağustos’ta çalışmalarına başlayacak olan Anayasa Uzlaşma Komisyonu tarafından masaya yatırılarak madde metni haline dönüştürülecek. 
İKTİDARIN İKİ DUDAĞI : Anayasa Komisyonu’nun CHP ’li üyesi Atila Kart, Ak Parti ’nin getirdiği önerinin basın özgürlüğü açısından ciddi sorunlar yaratacağını kaydetti. Basımevi açmada izin ve mali teminat getirilemeyeceğine ilişkin anayasal güvencenin kaldırılmasının, “Özgür basın değil, bize bağlı güdümlü basın” anlamı taşıdığını belirten Kart, Ak Parti ’nin, “Basın araçlarının müsadere edilemeyeceği” hükmüne önerisinde yer vermemesini ise, “Bu iktidarın işine gelmeyen her basın aracına suç isnat edip, el koymanın yolunu açıyor. Burada tam geriye gidiş var. Kabul edilemez” sözleriyle değerlendirdi. 

'SIKIYÖNETİM GENELGESİ GİBİ’ : Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) Başkanı Ahmet Abakay ise,Ak Parti ’nin basın ve yayın özgürlüğüne ilişkin düzenlemesinin12 Eylül anayasası hükümlerinden daha beter olduğunu kaydetti. Abakay, “Medya çalışanları için bu öneri sıkıyönetim genelgesidir. Anayasanın çok ötesinde, ‘genel ahlak, özel yaşam’ gibi hükümler bilindiği gibi grevleri yasaklayan hükümlerin aynısıdır. Bu, temel hak ve özgürlükleri yok edici pek çok hüküm içeriyor. Bu çağda böyle hükümlerin getirilmesi Sudan’da olabilir, kabile devletlerinde olabilir. 12 Eylül ’ün getirdiği sınırlamaların kaldırılmasını beklerken, yeni yaptırımlar getiriliyor” dedi. 

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1094057&CategoryID=77

http://www.cnnturk.com/2012/guncel/07/13/akpden.cok.tartisilacak.oneri/668713.0/index.html

 

10. HAS Parti'de derin çatlak : HAS Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Bekaroğlu AK Parti ile bütünleşmeye yönelik tepkisini düzenlediği basın toplantısıyla dile getirdi. Bekaroğlu, "Kurtulmuş'un AKP'ye geçmesi yeni bir travmadır, Kurtulmuş şimdi ne oldu da AKP'ye geçiyor da bu yapılanlara ortak oluyor. Bunu anlayamıyoruz" dedi :

 

13.07.2012

Bekaroğlu düzenlediği basın toplantısında şunları söyledi:

- Firavunlaşmayacağız dedik. 'O gün karunlaşmayacağız' dedik. Bunları taahhüt ederken yöntemle ilgili çift dil ve çift gündemimiz olmayacak. Sizlerin dışında hiç kimseyle ittifakımız olmayacak. Biz 1 Kasım 2010’da bunları söyledik. 

NATO sırtımızdaki gavur leşidir atacağız dedik. Nükleer enerji yasaklanmalıdır dedik. Biz bu sözlerimize sahip çıkmaya devam ediyoruz.

- Burada bir grup vicdanlı insan toplandı. Halkın Sesi Partisi’nde bir araya geldi. Adaletsizliğe birlikte mücadele edeceğine söz verdiler. Tarihi bir sözdü bu. Biz 1 Kasım 2010’dan bu yana iyiye doğru giden bir şey göremiyoruz. Hak taleplerine kulak tıkıyor.

Tekçiliğe, kendine demokratlığa dönüyor. Akan kan durmadı. Kürtlerin, dindarların sorunu yerinde duruyor. 12 Eylül28 Şubat darbeleri savsaklanıyor. Bu ülkede hala üniversite ve memur sınavı yapılamıyor. Cezaevlerinde insanlar yanıyor. TOKİ’nin dere içinde yaptığı evlerde çocuklar boğuluyor. Kibir kuleleri gökte yükseliyor. İşçi emekli esnaf kan ağlıyor. Başörtüsü sorunu hala çözülemiyor. Hala milyonlarca işsiz var. İnsanlar köleleştiriliyor. Şu anda 1 milyonun üzerinde mevsimlik işçi kamyon kasalarında perişan vaziyettedir.

AKP’nin hükümet olduğu 10 yıllık dönemde Irak’ta 1 milyon insan öldü. Libya’da ölenlerin sayısı 100 bini geçti. Suriye iç savaşa sürükleniyor.

"Ne oldu da AKP'ye geçiyor?"

- Bir daha söylüyoruz. Halkın Sesi Partisi’ni oluşturan koşullar hala duruyor. İki yıl önce bunları söyleyen Numan Kurtulmuş şimdi ne oluyor da AKP’ye geçiyor? Sayın genel başkanımızın iktidar partisine niçin gittiğini anlamış değiliz. Biz konuyu AKP'nin mahalle teşkilatlarından sonra duyduk. 

- Öyle anlaşılıyor ki Sayın Kurtulmuş partiyi kapatıp AK Parti'ye geçecek. Ancak Halkın Sesi'nin iddialarını ortadan kaldırmak mümkün değil. 

- Kurtulmuş'un AKP'ye geçmesi yeni bir travmadır. Bu kişiler iddialarının peşinden gidiyor. Daha çok oy alamamanın sorumluluğu hepimizin en başta Sayın Numan Kurtulmuş’undur.
- Hiçkimseyi ve genel başkanı suçlamıyoruz. Bizim kendisinden talebimiz açık olması. İç dünyası için oluşturduğu bahaneleri bize söylemesin. Başka şeyler söylesin. "Hizmet edeceğim" desin. "Ben artık iktidar olmak istiyorum" desin. Ama bize bunları demesin. Sayın Kurtulmuş AKP’yle güç birliği, güçlenmeden söz ediyor. Buna katılmıyoruz. Sayın Erdoğan ve Kurtulmuş’un projesi yeni Türkiye’yi oluşturmaz.

"Allah selamet versin"

- Sayın Kurtulmuş’a Allah selamet versin. O bizim arkadaşımızdır. Kişiliğine dair asla kötü bir şey söylemeyiz. Doğru Has Parti kapatılıyor. Ama Halkın Sesi kapatılamayacaktır. 
"HAS Parti kapanıyor mu?"

- "Bu konu 5-6 aydan beri her tarafta konuşuluyor. Bizler dışarıdan çok duyduk ve zaman zaman Kurtulmuş'a 'Bu söylentiler nedir?' diye sorduk. Bize sürekli 'Bunlar söylentidir, benim hiçbir şeyden haberim yok, böyle bir şey yok' dedi. Ne zaman ki, iktidar partisinin merkez organında konu görüşülüp, deşifre olunca, bir gazetede yayımlanınca, ondan sonra yine kurullar toplandı. Kurtulmuş basına 'Bana ulaşan bir teklif yok' dedi. Bize de

'Ben böyle bir şeyden haberdar değilim, sizin gibi basından öğrendim. Böyle bir teklif olursa görüşürüz' dedi. Görüyoruz ki, bitirilmiş bir işin formaliteleri icra ediliyor.
- "Herhangi bir parti organı adına konuşmuyorum. Mehmet Bekaroğlu ve arkadaşlarım adına konuşuyorum. HAS Parti, kapanıyor, görüntü budur. Bunun resmi açıklamasını Numan Kurtulmuş yapacaktır. Ben kendi kanaatlerimi paylaşıyorum. Bütün bu olup bitenlerden sonra bir geriye dönüşün olacağı kanaatinde değilim."

http://www.cnnturk.com/2012/turkiye/07/13/has.partide.derin.catlak/668738.0/index.html

 

11. Prof. Büşra Ersanlı serbest : Haklarında tahliye kararı verilen Prof. Dr. Büşra Ersanlı’nın da aralarında bulunduğu KCK tutuklusu 16 sanık, işlemlerinin ardından Silivri Cezaevi'nden çıktı. Çıkışta konuşan Ersanlı, "Davadan yargılananların çoğu BDP'li. Arkadaşlarımızı geride bıraktığımız için üzgünüz" dedi :

 

14.07.2012

Ersanlı, "Bu davayı 9 aydır bekliyoruz. Bildiğiniz gibi çok uzun, mantığını anlayamadığımız bir iddianame. Bizlere karşı çok fazla nefret biriktirmiş olan bir iddianameye maruz kaldık. Bu davadan yargılananların çoğu BDP'li. Arkadaşlarımızı geride bıraktığımız için üzgünüz. Tahliye için seviniyoruz ama arkadaşlarımızı geride bıraktığımız için üzgünüz" diye konuştu.

Tahliye edilen diğer isimler şöyle: Kemal Karagöz, Kazım Şeker, Büşra Beste Önder, Canşah Çelik, Erdoğan Baysan, Medeni Demirkapu, Zekiye Ayık, Cüneyt Özil, Birgül Arvas, Suna Varsak, İbrahim Ethem Yıldız, Mehmet Sıddık Kumek, Uğur Taşdemir, Nizamettin Özmen ve Mustafa İpek.

http://www.ntvmsnbc.com/id/25366365

 

12. Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü'nde psikolog olarak görev yaptıktan sonra istifa eden Hakan Yılmaz, görev yaptığı süre içerisinde Polis Meslek Yüksekokulu'na öğrenci alınması amacıyla katıldığı 4 komisyonda, polis adaylarının adli sicil kaydı ile değil, gayri resmi ve gayri hukuki ancak resmi niteliği taşıyan terörle mücadele ve istihbarat raporlarının fişlemeleriyle elendiğini iddia etti :

 

13.07.2012
Kadın bir adayın, ’Sivas nasıl bir şehir’ sorusuna ’biraz tutucu’ dediği için elendiğini ileri süren Yılmaz, "Fişleme raporlarında bir gencin amcasının oğlu hakkında soruşturma olduğu için, bir diğer kişinin ise misyonerlik faaliyetlerine katıldığı için eledik" dedi. Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü bünyesinde psikoloj olarak görev yapan, Hakan Yılmaz, part time çalışmak isteği kabul edilmeyince, konuyu Bölge İdare Mahkemesi’ne taşıdı.

Yılmaz, mahkemeye başvurunca emniyetle çeşitli sıkıntılar yaşadığını anlattı. Şikayette bulunmasından sonra 6 ayda hakkında 10 soruşturma açıldığını, tüm bu soruşturmaların da iftira ve sahte evraklarla hazırlandığını iddia eden Yılmaz, "Ocak ayının başında, ’ortalığı karıştıran sıkıntılı bir personel’ olduğum gerekçesiyle Sinop’a sürgün edildim. Bir emniyet müdür yardımcısının, o dönem Sinop’a telefon açarak, ’sıkıntılı bir personel gönderiyoruz, ona nefes aldırmayın, göz açtırmayan’ diye telkinde bulunulduğunu öğrendim. Hukuki ve mesleki güvenliğimi koruyabilmek için ben de istifa etmek zorunda kaldım ve mayıs 2012’de istifam kabul edildi" diye konuştu.

Polis Meslek Yüksekokulu’na alınacak öğrencilerin mülakat sınavlarında adayları, adli sicillerine göre değil, istihbarat birimlerinin fişleme raporuna göre elediklerini ileri süren psikolog Hakan Yılmaz, "Polis alım sınavlarında, İstihbarat, Terörle Mücadele ve Kaçakçılıkla Mücadele şube müdürlüklerinden gelen gayri resmi ve gayri hukuki, ama resmi nitelik taşıyan belgelerle insanları eledik. Adayların kendilerinin yaptıklarından değil, 1’nci hatta 2’nci derecedeki akrabalarının yaptıklarından dolayı, bu durumu onlara fatura ederek eledik. Evet fişleme. Şahıs geliyor, şahısla komisyon mülakatını gerçekleştiriyor, şahıs dışarı alındıktan sonra şube eğitim müdürü, ’bu şahıs sıkıntılı’ diyordu ve biz onu eliyorduk" dedi.

"Sivas güzel ama biraz tutucu dediği için elendi" Fişleme bilgileriyle eledikleri adaylarla ilgili örnek veren Hakan Yılmaz, "Amcasının oğlu veya teyzesinin oğlu, 10 yıl önce hakkında soruşturma veya kovuşturması bulunan ya da mahkumiyeti bulunan kişilerin durumlarının emniyet açısından sıkıntılı olduğu değerlendirilerek bu şahıslar elendi. Çok iyi hatırlıyorum bir mülakatta, Sivas adı geçince bayan arkadaşa sorulmuştu. ’Sivas nasıl bir yer?’ diye. O bayan arkadaş da ’Sivas güzel bir şehir ama halkı biraz tutucu’ demişti. Aday dışarı alındıktan sonra komisyon başkanı, ’yok bu olmaz. bu arkadaşın insan ve şehirlerle ilgili ön yargısı var. Bundan polis olmaz’ dedi ve biz o arkadaşı eledik. Hatta ikinci günden itibaren artık komisiyon başkanı, adaylara saçma sapan sorular sorduğunda, biz o adayı eleyeceğimizi biliyorduk. Mesela dışarıya çıkarken adaya, ’Duvara dön, kaç kişiyiz, üzerimdeki gömleğin veya kravatın rengi ne?’ diye soruyordu. Ve biz o adayı eleyeceğimizi biliyorduk" dedi.

Psikolog Yılmaz, bugüne kadar polis alımları sınavlarında görev aldığı 4 komisyonda, yaklaşık 5 bin kişinin mülakatına katıldığını belirtti. Yılmaz, "Bugüne kadar elememiz gereken kişilerin yarısı elenmedi, elenmemesi gereken kişilerin yarısından fazlası da elendi. Dönemin emniyet müdürleri el yazısıyla isim listeleriyle alımlar gerçekleşti. Ankara ’dan milletvekilleri, farklı şehirlerin vali ve emniyet müdürleri, telefonla Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü’ne, adaylarla ilgili gereğinin yapılması istenir ve telkinlerde bulunuldu" iddiasında bulundu.

"Misyonerlik faaliyetlerinde görüldü elendi" : Polis adaylarından birinin sabıka kaydı temiz olmasına rağmen istihbarat raporlarına göre misyonerlik faaliyetleri esnasında görüldüğü gerekçesiyle elediklerini ileri süren Yılmaz, şu iddialarda bulundu:

"İnsanları elimizde hukuki bir dayanak, bir delil olmadığı halde inançlarından dolayı eledik. Mesela elediğimiz adaylardan biri hakkında istihbaratın hazırladığı raporda, ’misyonerlik faliyetleri esnasında görülmüştür’ şeklinde bilgi geldi. O adayı çok iyi hatırlıyorum, omuzunda siyah bir hayvan pencesi vardı. Hıristiyan veya Müslüman mıdır? Misyonerlik faaliyetinde ne şekilde yeralmış, hiç bir bilgi yoktu." (Mehmet Türk-DHA)

http://www.cnnturk.com/2012/turkiye/07/13/adaylar.fislemeye.gore.elendi/668756.0/index.html

 

13. Çiçek: Basın özgürlüğü geriye gitmez : Meclis Başkanı Cemil Çiçek, AK Parti'nin Anayasa Uzlaşma Komisyonu’na sunduğu ve basın özgürlüğünün bazı hallerde sınırlanmasına ilişkin önergesini değerlendirdi. Çiçek, basın özgürlüğünün geriye gitmeyeceğini söyledi :

 

14.07.2012

Meclis Başkanı Cemil çiçek, Milliyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Fikret Bila'nın sorularını yanıtladı.

“Bulunduğumuz aşamada her parti, kendi görüşünü komisyona iletiyor. Biz de bu görüşü diğer partilere iletiyoruz. Sonra Uzlaşma Komisyonu, bu görüşleri ele alıyor, tartışıyor ve bir sonuca ulaşıyor. Tam uzlaşma sağlandıktan sonra da kaleme alıyor. Bu itibarla partilerin tek tek verdikleri önergeler, aynen madde metni olarak kaleme alınacak diye bir şey yok. Biz, tüm görüşleri ayın 25’inden sonra ele alacağız. Ayrıca şunu da ifade etmek isterim; yeni anayasanın temel yaklaşımı özgürlükçüdür. Özgürlükleri genişletmeyi hedef alan bir anlayışla çalışıyoruz. Bu bakımdan basın özgürlüğü de dahil temel hak ve özgürlükler geriye gitmez. Eğer bugünkü anayasadan geriye gideceksek, yeni anayasayı niye yapıyoruz? Mevcut anayasadan bütün partiler şikayetçi olduğuna göre, daha özgürlükçü bir anayasaya ulaşmamız gerekir, daha geri bir anayasaya değil. Sivil toplum kuruluşları, 22 çatı örgütle, anayasa çalışmalarına tüm Türkiye’de katıldılar, bütün partilerle bu çalışmalara birlikte katıldık. Ortaya çıkan, temel hak ve özgürleri esas alan ve genişleten bir anayasaya ihtiyacımız olduğudur.”

http://www.ntvmsnbc.com/id/25366461

 

14. Bakan Ertuğrul Günay, 'Ustaca, kişiye özel düzenleme sokmuşlar' dedi :

 

14.07.2012

‘3. yargı paketi’ kapsamında yapılan düzenlemeyle başta ‘Bahçelievler katliamı’ hükümlüleri olmak üzere çeşili cinayatlerden hüküm giymiş ülkücülerin serbest bırakılmasına kabineden ilk tepkiyi Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay gösterdi. Radikal’in sorularını yanıtlayan Bakan Ertuğrul Günay, “şaşkınlık ve üzüntü duyduğunu” söyledi, “Adalet duygusu yaralanıyor” dedi. 

Günay, yargı paketine böyle bir düzenlemenin girdiğini ilgili cümleleri görünce anlamalarının mümkün olmadığını kaydederken, “Ustalıkla kişiye özel bir düzenlemeyi bu pakete sokmuşlar” dedi. 

Kendisi de o dönemde CHP’de siyaset yapan bir isim olan Günay “Ne hissediyorsunuz” sorumuza ise “Kamu vicdanını ve bu olayların mağdurlarını yaralayan bir süreç. Zaten 20 yıla yakın bir süre adalet kaçmışlar...Adalet duygusu yaralanıyor. Ben gerçekten şaşkınlıkla karşılıyorum. Ortaya çıkan sonuçlardan da üzüntü duyuyorum” yanıtını verdi.

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1094140&CategoryID=78

http://www.ntvmsnbc.com/id/25366514

 

15. Hüseyin Üzmez: ‘Artık şeriat gelmeli’

 

14.07.2012

Küçük yaşta kızı alıkoyma ve cinsel istismardan dolayı 14 yıl hapis cezası alan ve cezası Yargıtay tarafından onaylanan eski Vakit gazetesi yazarı Hüseyin Üzmez, polisler tarafından “aranırken” röportaj verdi. Üzmez, bu ceza bana vız gelir derken, Türkiye’ye artık şeriat gelmesi gerektiğini söyledi.

Küçük yaşta bir kıza “cinsel istismar” ve “alıkoyma” suçundan 14 yıl hapis cezası alan Hüseyin Üzmez, polisler tarafından bir türlü bulunamazken, röportaj verdi. Üzmez, “Bu ceza bana vız gelir. Önemli olan şeriat kanunlarıdır. O yüzden bu ülkeye daha fazla gecikmeden şeriat gelmeli. Daha bunun için ne bekleniyor? Memleketin daha fazla mahvedilmesine seyirci mi kalınacak, bana ceza verilecekse, Şeriat kanunlarına göre verilmeliydi. Ben bu cezayı tanımıyorum. O yüzden İslam Devleti bir an önce kurulmalı ve şeriat hükümleri A’dan Z’Ye kadar eksiksiz uygulanmalıdır. Türkiye, Şeriatı uygulamak için daha ne bekliyor anlamadım. Şeriat uygulanırsa sevinirim. Şeriat yalnız Türkiye’de değil, ABD’de bulunan Müslümanlar için de geçerli olmalı” dedi.

Polisler tarafından “aranırken” bir bakımevinde Sözcü gazetesine röportaj veren Üzmez, günde 8-10 gazete aldığını ancak kendisi hakkında tutuklama kararı verildiğini bilmediğini söyledi.

http://haber.sol.org.tr/devlet-ve-siyaset/tacizci-huseyin-uzmez-artik-seriat-gelmeli-haberi-57049

 

16. Yozgat'ta maden göçüğü: 1 İşçi Yaşamını Yitirdi, 5 işçi yaralı:

 

14.07.2012

Sorgun ilçesindeki bir maden ocağında gece meydana gelen göçükte ağır yaralanan işçi hastanede yaşamını yitirdi.

Özel bir maden ocağında, gece vardiyası sırasında havalandırma bölümünün çökmesi sonucu ağır yaralanan Ömer Kılıçer (29), Yozgat Devlet Hastanesi'nde yapılan ilk müdahalenin ardından Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne sevk edildi. Kılıçer, burada yapılan tüm müdahalelere rağmen bu sabah yaşamını yitirdi. Maden ocağının havalandırma bölümünde meydana gelen göçükte 1'i ağır 6 işçi yaralanmıştı.

http://www.birgun.net/workers_index.php?news_code=1342254595&year=2012&month=07&day=14

http://haber.sol.org.tr/sonuncu-kavga/yozgatta-maden-gocugu-6-yarali-haberi-57052

 

17. Kılıçdaroğlu: Görüştüm ama Derviş'e görev teklif etmedim :

 

14.07.2012

Kılıçdaroğlu, yazılı açıklamasında, Derviş'in partilerinin üyesi olduğunu hatırlattı.
Kemal Derviş'le görüştüğünü ifade eden Kılıçdaroğlu, 'Sayın Derviş'i aradığım doğru, görev teklif ettiğim ise doğru değil' açıklamasında bulundu.

'Kemal Derviş çok iyi yetişmiş, özellikle ekonomi konusunda ulusal ve uluslararası uzmanlığına herkesin şapka çıkardığı, her alanda rüşdünü ispat etmiş partimizin bir üyesi' diyen Kılıçdaroğlu, 'Kemal Derviş gibi biriyle görüşmemden daha doğal ne olabilir ki. Sayın Kemal Derviş ile görüştüm. İç ve dış ekonomik gelişmeler ile muhtemel beklentiler konusunda görüş alışverişinde bulunduk. Bu doğrudur ama göreve davet konusu yakıştırmadır. Bu Kemal Derviş'in üyesi ve bir dönem yöneticisi olduğu partimize de haksızlıktır' ifadelerini kullandı.

BÜŞRA ERSANLI'YA GEÇMİŞ OLSUN TELEFONU : Bu arada KCK soruşturması kapsamında tutuklanan ve dün tahliyesine karar verilen Prof. Dr. Büşra Ersanlı'yı telefonla arayarak, 'Geçmiş olsun' dediği bildirildi. Kılıçdaroğlu'nun parti genel merkezinde düzenlenen milletvekilleri toplantısına girerken Ersanlı'yı telefonla aradığı belirtildi. Görüşmede, Kılıçdaroğlu'nun Ersanlı'ya geçmiş olsun dileklerini ilettiği, teşekkür eden Ersanlı'nın da 'İçeride çok sayıda insan var. Arkadaşlarım tutuklu, bu nedenle sevinmem, mutlu olmam gereken bir günde özgürlüğün mutluluğunu yaşayamıyorum' dediği ifade edildi.

Kılıçdaroğlu'nun ise 'AKP hukukunun da, bu hukuka dayalı uygulamalarında kamu vicdanında mahkum olduğunu, çöktüğünü belirterek', geçmiş olsun dileğini tekrarladığı kaydedildi.

http://haber.gazetevatan.com/kilicdaroglu-dervise-gorev-teklif-etmedim/464734/9/Siyaset

 

18. Festivalde son dakika alkol şoku! Geçen hafta başlayan girişim nedeniyle 'Efes Pilsen' ibaresini adından çıkaran 'One Love Festival' bugün de alkol şoku yaşıyor. Organizatör yetkilileri de yeni öğrendiği yasağı böyle duyurdu:

 

14.07.2012

"Yazılı anlaşmalarımız olmasına ve mevzuatlara uygun olmasına rağmen, işletme sahiplerinin ruhsatlarını kullandırmaması nedeniyle, etkinliğimiz süresince alkollü ürün satışı yapılmayacaktır. Tarafımıza çok kısa süre önce bildirilen bu durum nedeniyle tüm müzikseverlerden özür dileriz.!

''Halkımıza duyarlılığı için teşekkür ederiz'' diyen Eyüp Belediye Başkanı, 'Efes One Love Festival'den festivalin ana sponsoru olan 'Efes' isminin çıkarıldığını duyurmuştu. Bunun üzerine ''Efes Pilsen 10 yıl olduğu gibi bu yıl da sponsordur'' ifadesi gecikmedi ancak festivalin twitterhesabı ve facebook'taki kapak fotoğrafından 'Efes Pilsen' eki kaldırıldı.

http://gundem.milliyet.com.tr/festivalde-son-dakika-alkol-soku-/gundem/gundemdetay/14.07.2012/1567012/default.htm

19. Esenyurt'taki AVM inşaatında 11 işçinin yanarak ölmesine ilişkin davanın ilk duruşmasında, katliama çıkarılan davetiye de gözler önüne serildi. Birinci ve ikinci derece taşeronlar birbirlerini suçlarken, sanık iş güvenliği uzmanının aslında 'uzman' olmadığı, iş teknikeri olduğunu ortaya çıktı :

 

14.07.2012

İşçilerin kaldığı kamp alanından sorumlu olmadığını savunan sanık şantiye şefinin, aylık güvenlik toplantılarına katıldığı belirlendi. İşçilerden sorumlu taşeron şirketin sahibi ise, yangının kontaktan değil, 'sabotaj' ile çıkarılmış olabileceğini ileri sürdü. En acı olan, Çalışma Bakanlığı'na bağlı müfettişleşin çadır alanını görmeden yaptıkları teftiş sonrasında, Marmarapark’ı en güvenilir şantiye olarak seçtiğinin anlaşılmasıydı.

SANIKLAR SUÇU SAHİPLENMEDİ : Esenyurt'taki 'Marmarapark AVM'nin inşaatında çalışan 11 işçinin kaldıkları çadırda yanarak ölmelerine ilişkin dava,

Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde başladı. Mahkeme heyetinin karşısına çıkan 4'ü tutuklu olmak üzere 11 sanıktan hiçbiri suçu sahiplenmedi. İkinci alt taşeron olarak hizmet veren Kaldem adlı şirkette iş güvenlik uzmanı olarak çalışan Cem Yıllar, aslında iş teknikeri olduğunu, iş güvenliği ve işçi sağlığı bakımından bir sertifikasının bulunmadığını açıkladı. Yıllar, işçilerin kaldığı çadır kampının inşaat alanı dışında kalmasına rağmen, yangından birkaç ay önce denetime gidip rapor tuttuklarını, elektrik sorununa ilişkin sonuçları Kaldem'in sahipleri Abdullah ve Mehmet Altun'a ilettiğini söyledi. Yıllar ayda bir yapılan iş güvenliği toplantısında da bu eksikliklerin gündeme geldiğini ifade ederken, "Buna rağmen işçilerin

kaldığı kampı kimse denetlememiştir" dedi. Yıllar, eksiklikler belirtildiği ve saptandığı halde neden önlem alınmadığının sorulması üzerine, "Maddi gücü ağır olan şeyleri yaptırtamadık" dedi. Yıllar, Çalışma Bakanlığı İş Teftiş Kurulu'nun da inşaatta inceleme yaptığını, fakat işçilerin çadırlarına götürülmediklerini kaydetti. Ve bu teftiş sonrası kurulun Marmarma Park AVM'yi bölgenin, iş güvenliği bakımından en iyi şantiyesi seçtiğini söyledi.

RAPORLAR BİLİNİYORDU : Bu arada, iş güvenlik uzmanı olarak 2 Temmuz 2011'de Ali Arslan adlı bir kişinin bildirilmiş olduğu, fakat aslındaArslan'ın şantiyeden çok önceden ayrılmış olduğu ve bu konuda uzmanlığı bulunmayan Cem Yıllar'ın görev yaptığıanlaşıldı. Kaldem adlı firmanın sahibi Abdullah Altun, kendileri tarafından yerleştirilen çadırların elektrik kontağındanötürü değil, bir sabatoj sonucu yanmış olabileceğini ileri sürdü. Altun, yangından bir ay önce kimliği belirsiz kişilerce"Bu işi bırakın" diye tehdit edildiklerini savundu. Kaldem'in hizmet verdiği Kayı adlı birinci derece taşeron firmanınşantiye şefliğini yapan Erdal Gümüş ise çadır kampı alanının şantiyeden 500 metre uzakta olduğunu ve sorumluluğun kendilerine ait olmadığını ileri sürdü. Duruşmada, Erdal Gümüş'ün aylık iş güvenliği toplantılarına katıldığı ve kamp alanına ilişkin sorunların da bu toplantıda konuşulduğunu, iş güvenlik uzmanı Ömer Faruk Gülmez tarafından hazırlanan raporların da Gümüş'e gönderildiği ortaya çıktı. ( Radikal )

http://www.birgun.net/workers_index.php?news_code=1342254345&year=2012&month=07&day=14

 

 

20. Tarihi davada 42 kişiye takipsizlik :

 

14.07.2012

İZMİR Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik gerçekleştirilen soruşturmada, ’şüpheli’ sıfatıyla ifadelerine başvurulan ancak haklarında dava açılmayan 42 kişiye, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar gönderildi. Şüphelilere yönelik tape’ler ve CD’lerin de imha edilmesine karar verildi

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/20986185.asp

 

 

21. Korkulan Oldu :

 

14.07.2012

Diyarbakır'da bugün BDP'nin yapacağı miting provokasyon gerekçesiyle Valilik tarafından yasaklandı. Sabah erken saatlerde alarma geçen polis, kente giriş çıkışları durdurdu, Diyarbakır merkezde de yoğun güvenlik önlemleri aldı. BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, vekiller ve sanatçılar polisin tüm engellemelerine rağmen miting alanına gitmek isteyince sık sık tartışmalar yaşandı. Yolları kesen polisle mitingin yapılacağı İstasyon Meydanı'na gitmek isteyen BDP'liler arasında olaylar çıktı. Polisin gaz ve tazyikli su ile müdahale ettiği gruplar da taş ve molotof atarak karşılık verdi. Olaylar sırasında BDP'li vekiller de yaralandı. BDP Grup Başkanvekili Gültan Kışanak polisin sıktığı tazyikli su sonucu yere düştü, Iğdır Milletvekili Pervin Buldan ise ayağına isabet eden bir metal parçası nedeniyle yaralanıp hastaneye kaldırıldı.

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/20984523.asp

http://gundem.milliyet.com.tr/diyarbakir-da-olaylar-cikti/gundem/gundemdetay/14.07.2012/1567014/default.htm

 

22. Şehidin sitemkar yazısı yürek burktu : Şırnak'ın Irak sınırında yer alan Kato Dağı'nda düzenlenen operasyonda şehit olan Uzman Çavuş 27 yaşındaki Cevdet Deniz Özdemir'in, sosyal paylaşım sitesindeki 'Sen rahat uyuyasın diye sırtımda 40 kilo yük, aklımda vatanım dağlarda geziyorum' yazan sitemkar yazısı yürek burktu :

 

14.07.2012

ARTIK UYANIN : Şehit Özdemir'in sosyal paylaşım sitesi facebooktaki sayfasından paylaştığı yazılar yürek burktu. Özdemir'in sevdiği sözlere 'Susuşumuz merminin namluda duruşu gibidir' yazdığı, ayrıca duvarında da 25 Haziran 2012'de “Benim ödediğim vergilerle lüks arabalarla gezip, benim ölmeme göz kapatıp, öldürmeme izin vermeyen zevatlar artık uyanın. Sen rahat uyuyasın diye sırtımda 40 kilo yük, aklımda vatanım dağlarda geziyorum” yazısını paylaştığı görüldü.

Gaziantep'teki baba evine akşam saatlerinde gelen askeri yetkililer Uzman Çavuş Cevdet Deniz Özdemir'in şehit olduğu haberini babası Cuma Özdemir'e verdi. Acı haberi alan şehit Özdemir'in yakınları sinir krizi geçirirdi. Şehit Özdemir'in facebook sayfasında paylaştığı, 'Sen rahat uyuyasın diye sırtımda 40 kilo yük, aklımda vatanım dağlarda geziyorum' sitemkar yazısı yürek burktu. Şehidin kız kardeşi kapının önünde baygınlık geçirirken hazır bekletilen sağlık ekipleri müdahale etti. Şehidin babası Cuma Özdemir, metanetini korumaya çalışırken, oğluyla en son 5-6 ay önce telefonla görüştüğünü ve kendisine iyi olduğunu söylediğini belirterek, "Vatan Sağolsun" dedi.

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/20986973.asp

 

23. HAS Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul İl Başkanı Mehmet Bekaroğlu, il başkanlığı görevinden istifa etti :

 

14.07.2012

Bekaroğlu, yarın Ankara'da yapılacak HAS Parti İl Başkanları toplantısı öncesinde,İstanbul İl Başkanlığı görevinden ayrıldı; Bekaroğlu'nun, yarın yapılacak toplantıya katılmayacağı öğrenildi :

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/20986754.asp

 

http://www.haberturk.com/gundem/haber/758927-has-istifa

 

24. Bir yılda tam 20 bin ‘Çocuk Gelin’ davası :

 

14.07.2012

Yapılan tüm bilinçlendirme kampanyalarına rağmen, Türkiye’de sadece 2011 yılında 20 bin aile, 16 yaşından küçük kızlarını evlendirebilmek için mahkemelerde dava açtı.

Kısacası ‘çocuk gelinleri kurtaracak’ son savunma hattı, koridorlarına bu konuda afişler asılan adliyelerdeki hakimler.

SİVİL toplum kuruşları, küçük yaştaki evliliklerin önüne geçebilmek için “Çocuk Gelinler” kampanyalarına ağırlık verirken, 2011’de yaklaşık 20 bin aile, 16 yaşını doldurmuş çocuğunu evlendirebilmek için dava açtı. Bazı hâkimler, “Evlenmesinde sakınca yoktur” yönündeki doktor raporuna rağmen, “evliliğin anlam ve önemini kavrayacak psikolojik ve fiziksel durumda olmadığı” gerekçesiyle çocuk gelinlere izin vermedi. Bu konudaki duyarlılığı artırma amaçlı kampanya afişleri de Ankara Adliyesi koridorlarına ve kararların verildiği aile mahkemesi salonlarına asıldı.

Yaş yükseltildi ve eşitlendi : Eski Medeni Kanun, aile izniyle evlenmede erkeğin 17, kadının ise 15 yaşını doldurmuş olması, mahkeme kararıyla evlenmede ise erkeğin 15, kadının ise 14 yaşını doldurmuş olması şartını arıyordu. Ancak çocuk yaştaki evliliklerin önüne geçebilmek için Kasım 2001’de çıkarılan yeni Medeni Kanun ile evlenme yaşı kadın ve erkek için eşitlenerek, “17 yaşını doldurma” şartı getirildi. Hâkim kararıyla evlilik için de “16 yaşını doldurma şartı” aranması hükme bağlandı.
Adli Sicil İstatistik Genel Müdürlüğü verilerine göre 2011’de, yaşı küçük olduğu için resmi nikah kıyamayan çocuklarını evlendirmek isteyen 18 bin 434 aile, “evlenmeye izin” davası açtı. Hâkimler, çocukların evliliğe hazır olup olmadığına karar verebilmek için sağlık raporu istiyor. Hâkim, yasa hükmü gereği, “Olağanüstü durum ve pek önemli bir sebep” şartını da arıyor.

‘Evlenebilir’ raporu hâkimi ikna etmedi : Bu konudaki örnek davalardan biri de Ankara’da açıldı. Emine H. isimli kadın, 16 yaşındaki kızı Hamide H. ile 2 yıldır nişanlı olduklarını söylediği komşularının oğlu Ahmet D.’nin evlenmelerine izin verilmesi için Ankara 5’inci Aile Mahkemesine dava açtı. Hâkim Şerafettin Şanver, Hamide H.’yi hastaneye sevk etti. Numune Eğitim ve Araştırma Hastahanesi 16 yaşındaki kız çocuğu için 7 Mayıs 2012 tarihinde “evlenmesinde sakınca yoktur” raporu verdi. Hâkim Şanver, bu rapora rağmen, “Evlenmek isteyen küçüğün 1996 doğumlu olduğu, evlenmek için haklı bir nedeninin bulunmadığı, evliliğin anlam ve önemini kavrayacak psikolojik ve fiziksel durumda olmadığı” gerekçesiyle davayı reddetti.

http://www.aksam.com.tr/bir-yilda-tam-20-bin-cocuk-gelin-davasi--127295h.html

 

25. Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ,Kurtulmuş partide bir sıkıntı yaratmaz” :

 

14.07.2012

AK Parti Grup Başkanvekili ve Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş da, “Ak Parti bunu bir oy hesabıyla yapmaz. Sayın Kurtulmuş’un partimize katılması bence önemli bir katkı sağlayacaktır.” dedi. Bozdağ’ın  A Haber’deki  programda gazeteci Sevilay Yükselir’in sorularına verdiği yanıtlar şöyle:

-Mesela Erdoğan’ın cumhurbaşkanı olacağı ve yerine Kurtulmuş’u getireceği en çok konuşulan senaryo, Kurtulmuş Başbakan olacak mı?

BOZDAĞ: bu tür senaryoların konuşulması normal bir durumdur. biz bunları engelleyemeyiz. Ama şunu söyleyeyim Ak Parti içinde geçmişten bugüne bir çok partiden arkadaşlar siyaset yaptı ve yapmaya devam ediyor. Bunlardan hiç biri bir hesap üzerine siyaset yapmadı. Bizim partide hesaplı bir siyaset söz konusu olamaz. Çünkü Ak Parti bugüne kadar bütün hesapları boz boza geldi. Herkes çok hesap yaptı. Ama biz bütün hesapları bozduk.

-Ama ben soruma cevap alamadım. Başkanın cumhurbaşkanlığına doğru yol olması sürecinde Sayın Kurtulmuş Başbakanlığa getirilebilir mi? Bu durumda Ak Parti içinde sıkıntı oluşur mu?

BOZDAĞ: Henüz şimdiden bu konuyla ilgili bir değerlendirmede bulunmayı ben kendi adıma doğru bulmuyorum.

http://www.aksam.com.tr/kurtulmus-partide-bir-sikinti-yaratmaz--127280h.html

 

26. "Komşularla sıfır sorun" niye çöktü? Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu Suriye krizi sonrası Türkiye'nin komşularla sıfır sorun politikasının çöktüğü yönündeki eleştirilere değinerek, "Gelecekteki Suriye ile sıfır problem yaşamayı garantilemek için, bugün Suriye ile sorunumuz var" dedi :

 

15.07.2012

Davutoğlu, İngiltere'nin Oxford şehrindeki düşünce kuruluşu Ditchley'nin 48. Yıllık

toplantısında, "Değişen Dünyada, Değişen Türk Dış Politikası" başlıklı bir konuşma yaptı. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Suriye'deki Esad rejiminin er geç düşeceğini "Kendi halkını bastıran bir rejim kurtulamaz" sözleriyle dile getirdi.
Eski ingiltere Başbakanı Winston Churchill'in bir dönem çalışma rezidansı olarak da kullandığı tarihi Ditchley Vakfı binasındaki konuşmanın gündeminde Suriye krizi vardı. İngilizce konuşan Dışişleri Bakanı, eleştiriye uğrayan komşularla sıfır sorun politikası üzerinden durumu değerlendirdi.

Davutoğlu, "Bu politikamızın olması çok iyiydi, 'Neden şimdi Suriye ile problem yaşıyorsunuz?' diyorlar. Gelecekteki Suriye ile sıfır problem yaşamayı garantilemek için, bugün Suriye ile sorunumuz var. Eğer Beşar Esad ile bugün iyi ilişkilerimiz olursa, Esad sonrası rejim bize bu kadar dostsanız olmaz" dedi.
Davutoğlu, Suriye krizi üzerinden Birleşmiş Milletler'in yapısının değişmesi gerektiği mesajını da verdi. Davutoğlu, uluslararası toplumun Suriye halkıyla dayanışma içinde olması gerektiğini ve Türkiye'nin Suriye halkını desteklemeye devam edeceğini sözlerine ekledi. 

http://www.cnnturk.com/2012/dunya/07/15/komsularla.sifir.sorun.niye.coktu/668935.0/index.html

 

27. HAS Parti Genel Başkanı Numan Kurtulmuş,Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, partisiyle bütünleşme davetiyle ilgili istişarelerini sürdürdüklerini belirterek, "İl başkanları, Genel İdare Kurulu'ndaki arkadaşlarımızı dinleyeceğiz ve sonuçta inşallah milletimiz, memleketimiz için hayırlı olan bir sonuca doğru ulaşacağımızı ümit ediyorum" dedi :

 

15.07.2012

Bu davetin kamuoyundan ve medyadan yoğun ilgi gördüğünü belirten Kurtulmuş, bu süreçte lehte ya da aleyhte kim ne söylediyse, ne yazdıysa hepsini takip etmeye çalıştıklarını, bu görüşlerden yararlandıklarını ifade etti.

"Numan Kurtulmuş ve arkadaşlarını kamuoyu yakından tanıyor. HAS Parti'de en zor şartlarda mücadele eden arkadaşlarımızı herkes tanıyor. Hiçbirimizin ne makam, mevki derdi vardır, ne para pul derdi vardır, ne servet derdi vardır.
Bizim derdimiz kişiler, partiler değildir. Bizim derdimiz, bu milletin gerçekten en ileri noktaya gitmesidir. Bizim derdimiz, bizim medeniyetimizi yeniden ihya ve inşa edecek bir kararlılığı ortaya koymaktır. Dün bu konudaki görüşlerimizi söylüyorduk. Bugün de söylüyoruz. Yarın da söyleyeceğiz. Ve hayatımızın sonuna kadar medeniyet siyaseti adı altında anlatmaya çalıştığımız görüşlerimizi dile getireceğiz, uygulamaya gayret edeceğiz."
Bütünleşme sürecine ilişkin bildiği bütün konuları, konu kamuoyuna yansıdığı ilk günden itibaren bütün şeffaflığıyla başta çalışma arkadaşları olmak üzere bütün Türkiye kamuoyuyla paylaştığını söyleyen Kurtulmuş, şöyle dedi:

Sorular : Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Kurtulmuş, istişarelerin ardından kararın ne zaman açıklanacağının sorulması üzerine "Çok uzun sürmeyecek bir süreçtir. Arkadaşlarımızla görüşeceğiz, herkes söyleyeceği ne sözü varsa bunları söyleyecek. Şu anda istişarelerimiz devam ediyor. Çok uzun olmayacak bir süreçte de inşallah geldiğimiz noktayı kamuoyuyla paylaşacağız" dedi.

HAS Parti İstanbul İl Başkanı Mehmet Bekaroğlu'nun istifası ve yaptığı açıklamaların hatırlatılması üzerine de Kurtulmuş, "Sayın Bekaroğlu benim eski kadim dostum, arkadaşımdır. Kendisi hakkında bir şey konuşmam, kendisi hakkında bir şey konuşturtmam" dedi.

Kurtulmuş, bir gazetecinin, "CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu 'Asiye nasıl kurtulduysa, Kurtulmuş da öyle oldu' diyor. Bunu ve gelen diğer eleştirileri nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusuna, şu yanıtı verdi:

"Makam, mevki için böyle bir şekilde davranmayacağımızı bütün Türkiye biliyor. Kimin ne söylediği de hiç umurumda değil, eğer Numan Kurtulmuş ve arkadaşları makam, mevki beklentisi içerisinde olsaydı şimdiye kadar elli bin kere olurdu. Bunu da bütün Türkiye biliyor. Bu, yeni Türkiye'nin inşası konusunda bir bütünleşme teklifidir. Türkiye'nin bütünüyle demokratikleşmesi, Türkiye'de bizim medeniyet siyaseti dediğimiz genel çerçeve içerisinde siyasette bir güç birliği yapılması, bir ileri adım, bir yenilenme ruhunun ortaya konulması şeklinde bir teklifte, davette bulunuldu. Bunu değerlendiriyoruz. Şunu söyleyeyim: Kimse Numan Kurtulmuş nerede ne demişti telaşında olmasın. Numan Kurtulmuş siyasete başladığı ilk günden itibaren söylediği bütün sözlerinin hayatının sonuna kadar arkasında olacak."

http://www.cnnturk.com/2012/turkiye/07/15/kurtulmus.en.kisa.surede.karar.verecegiz/668942.0/index.html

 

28. Bu fotoğrafta bir tuhaflık yok mu? Yıldırım Türker, Van depreminde hayatını kaybeden Yunus'un fotoğrafının tablo yapılıp Başbakan Erdoğan'a Van gezisinde hediye edilmesini eleştirdi :

 

15.07.2012

İşte Yıldırım Türker'in Radikal'deki o çarpıcı yazısı;

 

Kendi sözü kuvvetli fotoğraflardan biri. Susmak bilmiyor. Altına ‘yazısız’ yazıp size yollasam uzun uzun okursunuz. İyisi mi ben size bu fotoğrafın arkasında olanları anlatayım. 

Van AKP İl Kongresi, Başbakan’ı ağırlamış. Hem de depremde ağır hasar gören Van İl Stadı’nda. İzleyiciler saha içine oturtulmuş ve sıkça ‘Tribünlere çıkmayın’ anonslarıyla uyarılmış. Doğaldır. İnkârsız iktidar, ibişsiz bahtiyar olmaz. AKP Van İl Başkanı yaptığı açıklamada “Stadın hasarlı olduğunu biliyoruz ancak tribünleri kullanmıyoruz, zemini kullanıyoruz” diyesi olmuş. Depremin üzerinden dokuz ay geçmiş, şimdi vaveylayla kongresini eda eden hükümet partisi, bu süre içinde stadı ve daha birçok yaşam alanını onarmamış, bir de yandaşlarını toplu Rus ruletine çağırıyor. 

Bu durum, işte bu fotoğrafın çerçevesidir. Kendisine gelince... 

 

Karşısındaki cömert beyefendiyi çıkaramadım. Önemli biri besbelli. Yüzünde gurur ve şükran karışımı bir gülümseme, pehlivan duruşuna yakışır bir ifadeyle Başbakan’a armağanını sunuyor. Fotoğraf, depremin simgesine dönüşmüş olan 13 yaşındaki Yunus Geray’ın o yakamıza yapışan bakışları. Altın varaklı bir çerçeveye de pek yakışmış. Sanki bir Goya tablosuymuş gibi duruyor sahiden. 

 

Başbakan, yüzünde açıkça kibirli ama güneş vurduğundan mıdır bilinmez, gizli zalim bir ifadeyle tabloyu devralıyor. Müzik yükseliyor. Bu vahşet tiyatrosuna rahmet okutacak sahne büyük ihtimalle alkışlarla taçlanıyor. 

 

Önce mi yoksa sonra mı verildi bilemiyorum ama Başbakan o sahnede yaptığı konuşmada, “Van depremiyle terör örgütünün, BDP’nin, BDP’li belediyelerin maskesi bir kez daha yere düşmüştür. Bunlar sadece ve sadece kan ticareti yaparlar, can ticareti yaparlar” buyurmuş. Bu beyler gerçekten pek az düşünmeye fırsat bulabiliyorlar besbelli. 

 

Elindeki fotoğrafa bakıp bir düşünse keşke. Yunus’un o bakışları, ‘Son bakış’ diye sunulmuştu. Enkazdan sağ olarak çıkarılan Yunus, müdahalenin gecikmesi sonucu aramızdan uçup gitmişti. O bakışı bir küfür gibi ardında bırakarak. 

 

Bir kafa, o fotoğrafı varaklı çerçevelere oturtmayı düşünüyor. Başbakan’a hediye olsun diye. Şükran armağanı. Depremde ranta ve ilgisizliğe kurban gitmiş bir çocuğun fotoğrafını. Ölü çocuk resmini alan da alameti farikası olan kibirle gülümsüyor. 

 

Acaba aralarında bilmediğimiz tuhaf bir kültün inancıyla bağlantılı bir gizli anlaşma mı var? Bizim bilmediğimiz hangi zaferin nişanesi oluyor ölü Yunus’un bakışları. Onları mutlu eden nedir? Yunus’un son anına yetişip fotoğraflarını çekebilmiş olmak mı? Kaldı ki o da bir foto muhabirinin başarısı. 

 

Pekiyi, ey pazar günü okuru, sence bu fotoğrafta bütün sınırları zorlayan bir tuhaflık yok mu? Kime danışsak da yaptırsak bu resmin okumasını? Psiko-patoloji uzmanları elimizden tutmaz mı? Nörologlar, sosyologlar, siyasetbilimciler, el aman! 

Aklımızı korumak zorundayız.

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalYazar&ArticleID=1094216&Yazar=YILDIRIM-TURKER&CategoryID=98http://haber.gazetevatan.com/bu-fotografta-bir-tuhaflik-yok-mu/464887/11/Haber

 

29. İslam'ın demokrasi ile iktidar dansı : Araştırma şirketi Pew'in araştırması, Arap Baharı sonrası İslami demokrasinin yükselişini doğruluyor. Müslüman demokrasilere örnek ülke yine Türkiye :

 

15.07.2012

Washington merkezli araştırma şirketi Pew, hafta içinde yayımladığı raporla Arap Baharı sonrası Müslümanların çoğunlukta olduğu altı ülkede 2012’de demokrasiye ve siyasi İslam’a desteğe dair yaptığı araştırmanın sonuçlarını yayımladı. Araştırmaya konu olan ülkeler arasında Türkiye, Pakistan, Lübnan, Mısır, Tunus ve Ürdün var. Sonuçlar, yeni dönemde bölgede İslami demokrasilerin yükselişini doğrular nitelikte. Malum, Arap Baharı birçok ülkede yıllarca yasaklı olan ya da baskı altında tutulan İslamcı partilerin iktidara yükselmesinin yolunu açtı. Ancak araştırmaya göre, bu durum demokrasiye olan desteği pek de fazla değiştirmedi. 

Türkiye’nin yüzde 17’si şeriat istiyor : Türkiye Lübnan’la beraber demokratik sisteme desteğin yükseldiği ülkelerden biri. Bu iki ülkede iyi bir demokrasiyi iyi bir ekonomiye tercih edenler çoğunlukta. Türkiye’de demokrasi isteyenlerin oranı yüzde 66’dan 71’e yükselmiş. Demokrasi dışı sistemlere sıcak bakanların oranı yüzde 15, “Fark etmez” diyenlerin oranı ise yüzde 5. Altı ülke arasında demokratik sisteme desteğin en yüksek olduğu ülke Lübnan, en düşük olduğu ülke ise Pakistan. 
Demokrasiye desteğin artması, siyasi İslam’a verilen desteğin azaldığı anlamına gelmiyor. Araştırma birçok kişinin demokrasi ve siyasal İslam’ın birlikte var olabileceğine inandığını gösteriyor. Türkiye’de halkın yüzde 64’ü İslam’ın siyasette etkili olduğunu düşünürken, yüzde 55’i de bu durumdan memnun olduğunu bildirmiş. Rakamlar ayrıca siyasi İslam’a olan desteğin Türkiye dahil birçok toplumda güçlü olduğunu ortaya koyuyor. Örneğin Kuranıkerim’in yasalar üzerinde belirleyici olmasını isteyenlerin oranı Türkiye’de 44. Şeriat isteyenlerin oranı ise yüzde 17. Şeriata desteğin en güçlü olduğu ülke ise yüzde 82’yle Pakistan. 

En popüler lider Erdoğan : Araştırmanın Türkiye açısından en önemli bölümlerinden biri de bölgede en popüler siyasi liderler listesi. Başbakan Tayyip Erdoğan listede yüzde 65’le birinci sırada. Onu yüzde 58’le Suudi Arabistan Kralı Abdullah takip ediyor. Araştırmaya katılanlar bu iki liderin Ortadoğu’da demokrasinin güçlenmesine katkı sağladığı yönünde görüş bildirmiş. Listede son sıradaki liderler ise İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad ve Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad. 
6 ülkenin en beğendiği demokrasi modeli de Türkiye. İkinci sırada ise Suudi Arabistan’ın olması dikkat çekici. Türkiye demokrasisine en fazla sempati gösteren ülke Mısır. Arap Baharı süresince ABD’nin etkisine bakış ise pek olumlu değil. ABD tarzı demokrasiyi destekleyenlerin oranı yüzde 21’i geçmiyor. 

Kadın-erkek eşitliğini savunanların oranının en yüksek olduğu ülkeler sıralamasında da Lübnan yüzde 93’le ilk sırada. Türkiye yüzde 84’le Lübnan’ın ardından geliyor. Hüsnü Mübarek’in düşüşü sonrası İslamcı partilerin yükselişiyle kadınlara yönelik baskının arttığı Mısır ise listede yüzde 58’le son sırada. 

Her ülkeden biner kişi : Pew Araştırma Şirketi’nin 2012 Küresel Eğilimler Anketi’nin bir parçası olarak 6 ülkede düzenlenen araştırma, yüz yüze görüşmelerle gerçekleştirildi. Hata oranı yüzde 5 olarak belirlenen ankete her ülkeden en az bin kişi katıldı. Türkiye’deki araştırma mart ve nisanda 26 kentte düzenlendi.

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1094196&CategoryID=100

30. Metrobüs köprüsü çöktü: 2 işçi yaralandı, 1 işçi öldü :

 

15 .07.2012

E-5 Karayolu üzerinde yapımı devam eden Avcılar-Beylikdüzü metrobüs hattının Avcılar'daki bağlantı yolu köprüsünün söküm işlemleri sırasında, sökülen beton bloklar, işçilerin üzerine düştü.

Beton blokların altında kalan Yakup Kavak olay yerinde hayatını kaybetti. İşçilerden Hasan Güney (41) ve Adem Yıldırım (42) yaralandı.

Yaralılar, sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırılırken, vinç yardımıyla beton blokların altından çıkarılan Kavak'ın cesedi incelemenin ardından morga götürüldü.

Kaza sebebiyle uzun araç kuyrukları oluşan E-5 karayolunda, metrobüs seferlerinin durduğu ve vatandaşların metrobüs yolundan yürüdüğü gözlendi.

Bu arada, yarın Beylikdüzü-Söğütlüçeşme metrobüs yolculu deneme seferlerinin yapılacağı bildirilmişti.

 http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=352202

 

31. 'Türk jetini sıradan bir asker uçaksavarla düşürdü' :Türk uçağını düşürdüğü öne sürülen "sıradan askerin" daha sonra komutanlarınca "takdir belgesi ve nakit para ile ödüllendirildiği" belirtildi :

 

15.07.2012

Fars Haber Ajansı sitesine göre Suriyeli askeri bir yetkili, uçağın "23 milimetrelik bir uçaksavar bataryası ile ve askerlik hizmetini yapan sıradan bir asker tarafından düşürüldüğünü açıkladı. Dam Press'e dayandırılan habere göre, Suriyeli askeri yetkili, söz konusu askerin, 22 Haziran'da Suriye sahillerine yaklaşan ve çok alçaktan uçan kimliği belirsiz uçan bir "şeyi" tespit ettiğini ve durumu hemen komutanına bildirdiğini, komutanının vur emri verdiğini, askerin de kullandığı batarya ile uçağı düşürdüğünü söyledi. Haberin son bölümünde şöyle denildi:

"Bu haberi duyuran Dam Press haber sitesi, söz konusu askerin daha sonra komutanları tarafından takdir belgesi ve nakit para ile ödüllendirildiğini kaydetti.

http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=352238

32. Anayasa Çalışmalarında AKP, mevcut anayasada yer alan “devletin sosyal, ekonomik, siyasi veya hukuki temel düzenini dini kurallara dayandırmayı” tehdit olarak görmüyor :

 

15.07.2012

AKP, anayasanın “din ve vicdan hürriyeti” başlıklı madde önerisine ilişkin istediği değişiklikleri TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu üyelerine sundu. Anayasada yer alan “devletin sosyal, ekonomik, siyasi veya hukuki temel düzenini kısmen de olsa, din kurallarına dayandırma” fıkrasına ise yer verilmedi. Ayrıca bu fıkranın devamında yer alan “Kimse siyasi veya kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla her ne suretle olursa olsun, dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz” ibaresinin de yeni anayasadan çıkartılmasını talep etti. AKP’nin önerisinde mevcut anayasada aynı maddede yer alan ibadet, dini ayin ve törenlerin Cumhuriyetin nitelikleri, devletin bölünmez bütünlüğünü koruma altına alan 14. maddesine aykırı olmama hükmüne yer vermedi.

AKP’nin önerisi : AKP’nin önerdiği din, vicdan ve inanç özgürlüğü maddesi ise şöyle: “(1) Herkes din, vicdan ve inanç hürriyetine sahiptir. Bu hak, tek başına veya topluca, açık vaya kapalı olarak ibadet, eğitim, öğretim, uygulama ve tören yapmak suretiyle dinini veya inancını yaşama, açıklama, din ve inancını değiştirebilme hürriyetini de içerir. (2) Kimse ibadete, dini uygulama ve törenlere katılmaya, dini inanç ve düşüncelerini açıklamaya zorlanamaz ya da bunları yapmaktan men edilemez. Dini inanç, düşünce, kanaatlerinden ve inancının gereklerini yerine getirmekten ya da getirmemekten dolayı kınanamaz, suçlanamaz ve farklı bir muameleye tabi tutulamaz. (3) Devlet, eğitim ve öğretim alanındaki görevlerini yerine getirirken, eğitim ve öğretimin ana ve babanın dini ve felsefi inançlarına göre yapılmasını isteme hakkına riayet eder. Din kültürü ve ahlak öğretimi, ilk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır. Din eğitimi ve öğretimi kişilerin kendisinin, küçüklerin ise kanuni temsilcilerinin isteğine bağlıdır.”

http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=352206

 

33. 14 Temmuz bilançosu : Diyarbakır Valisi, yasaklı BDP mitinginin bilançosunı açıkladı :

 

15.07.2012
Dün akşam saatlerine kadar devam eden olaylar sırasında yasadışı gösterilere katılarak, güvenlik güçlerine saldıran, kamu malına zarar vermeye çalışan 85 kişinin gözaltına alındığını belirten Vali Mustafa Toprak,"Yasadışı gösteri ve eylemler sırasında polise saldıran, polis aracına, kamu malına zarar vermeye çalışan, araçları yakan 85 kişi gözaltına alındı. Yasadışı göstericilerin attığı taşlar, el yapımı patlayıcılar ve molotoflar sonucu 10 polisimiz de yaralanmış, 25 vatandaşımız da gazdan etkilendiği için hastanelere başvurmuş. Ayakta tedavileri yapıldıktan sonra taburcu olmuştur. Bir milletvekilinin de basında gördüğümüz kadarıyla yaralanmıştır. Ancak şu saat itibariyle hastanelerde yataklı tedavi gören kimse yoktur" dedi.

http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=352234

 

34. Türkiye'nin gururu oldular : Dünyanın en iyileri arasında 10 Türk üniversitesi :

 

15.07.2012

Dünya genelinde 8 kurumca yapılan ”Dünya Üniversiteler Sıralaması”nın son bir yıllık raporuna göre, tüm sıralamaların en az birinde ilk 500’e giren Türk üniversiteleri, İstanbul, Ankara, ODTÜ, Hacettepe, Gazi, Ege, Bilkent, İTÜ, Boğaziçi ve Sabancı üniversiteleri oldu.

ODTÜ Enformatik Enstitüsü bünyesinde oluşturulan University Ranking by Academic Performance (URAP) laboratuvarları tarafından 8 kurumca yapılan ”dünya üniversiteler sıralaması”nın son bir yıllık raporu yayımlandı.
ODTÜ Enformatik Enstitüsü URAP Laboratuvarları Başkanı Prof. Dr. Ural Akbulut, raporla ilgili AA muhabirine yaptığı açıklamada, dünya üniversitelerini sıralayan 8 sıralama sisteminin bulunduğunu, bu kurumların kullandığı kriterlerin ve sıraladıkları üniversite sayılarının birbirinden farklı olduğunu ifade etti.

Akbulut, bu nedenle Türk üniversitelerinin dünya sıralamalarında kaçıncı olduğunun kamuoyunca tam olarak anlaşılamadığını dile getirdi.

URAP Laboratuvarınca hazırlanan raporun, dünya sıralamalarında yer alan üniversitelerin Haziran-2012’deki durumunu özetlediğini anlatan Akbulut, ”Dünya sıralamalarında en az bir listeye giren 143 üniversitemiz var. Türk üniversitelerinin dünya sıralamalarında hızla üst sıralara yükseliyor” dedi.

Genellikle ilk 500 üniversite arasına girebilen üniversitelerin kamuoyunun dikkatini çektiğini vurgulayan Akbulut, dünyada yaklaşık 20 bin üniversitenin bulunduğunu gelişmekte olan üniversitelerin ilk 500’e (ilk yüzde 2,5’e) girmesini beklemenin haksızlık olacağını vurguladı.

Öğrenci adayları ve velilerin, ilgilendikleri üniversitelerin dünyadaki yerlerini topluca bulacakları bir kaynağın bulunmadığını anlatan Akbulut, hazırladıkları raporda, bilim dünyasına, kamuoyuna ve öğrenci adaylarına 143 üniversitenin tümü hakkında, dünyadaki en son sıralama verilerini topluca sunduklarını belirtti.

Üniversiteler 5 grupta toplandı : Prof. Dr. Akbulut’un verdiği bilgiye göre, 8 sıralama sisteminden en az birinde ilk 500’e giren üniversiteler 1-500 grubunda yer aldı.
İlk 500’de (ilk yüzde 2,5’te) yer alan 10 üniversite; İstanbul, Ankara, ODTÜ, Hacettepe, Gazi, Ege, Bilkent, İTÜ, Boğaziçi ve Sabancı üniversiteleri oldu.
Bu üniversitelerin kendi içlerindeki sırası, kaç kez ilk 500’de yer aldığına göre belirlendi.

Dünya sıralamalarından en az birinde 501-1.000 arasına giren 16 üniversite ikinci grupta yer aldı.

En az bir sıralamada 1.001-1.500 arasına giren, 27 üniversite üçüncü grubu oluşturdu. Dördüncü gruptaki 15 üniversite en az bir sıralamada 1.501-2.000 arasına girdi.
Böylece, ilk 4 gruptaki toplam 68 Türk üniversitesi, dünyanın en iyi yüzde 10’luk diliminde yer alma başarısını gösterdi.

Sıralamalarda ilk yüzde 10’luk dilimde yer almayan, 75 Türk üniversitesi ise 2.001-20.000 arasında yer aldı ve beşinci grubu oluşturdu.

İlk 4 gruptaki üniversitelerin kendi içindeki sırası, kendi gruplarında kaç sıralamada yer aldığına göre belirlendi. Eşitlik halinde URAP dünya sıralamasındaki yerleri kullanıldı. Son gruptakiler, sadece Webometrics sıralamasına girdiği için kendi

içlerinde, Webometrics’e göre sıralandı.

“Tek kriter sıralama değil” : Prof. Dr. Akbulut, dünya üniversite sıralamalarını tek kriter olarak görmenin doğru olmayacağını vurguladı. Sıralama sistemlerinin farklı kriterler kullandığı için, üniversitelerin sıralamalardaki yerinin çok farklı olabileceğine işaret eden Akbulut, sosyal bilimler veya güzel sanatlar gibi alanlar için bu sıralamaların yeterince aydınlatıcı olmayabileceğini söyledi.

Bazı üniversitelerin, sıralamada geride olsa bile bazı fakülte ve bölümlerinin güçlü olabileceğini dile getiren Akbulut, bu nedenle öğrencilerin, ilgilendikleri üniversiteler hakkında diğer bilgileri edindikten sonra URAP’ın hazırladığı rapordan yararlanmalarını istedi.

Özellikle bilim alanları bazındaki sıralama tablolarının da yarar sağlayabileceğini kaydeden Akbulut, raporda, sıralama sistemlerinin kendi sitelerinden alınan en son verilerin, tablolarda sunulduğunu söyledi.

Akbulut, raporun, üniversitelerin sıralamalarda daha üst sıralara yükselmesine yardımcı olmayı ve bu konuda ek bilgi arayan veli ve öğrencilere yararlı olmayı hedeflediğini kaydetti.

Üniversite Sıralama Sistemleri : Dünya üniversitelerini, ilk kez 2003’te Çin’de Jiao Tong (ARWU) sıraladı. Bu sıralama Nobel Ödülü ağırlıklı. İspanya’da, üniversitelerin sitelerine odaklanan Webometrics sıralaması 2004’te yayınlandı.
Aynı yıl Times dergisi ve QS (Quacquarelli Symonds) firması, anket ağırlıklı En İyi Üniversiteler listesini ilan etti. İki kurum, 2010’da ayrılınca THE ve QS adlı iki ayrı sıralama çıktı. Tayvan’da HEEACT, bilimsel çıktılara dayanan sıralamayı 2007’de yayınladı. Hollanda’nın Leiden Üniversitesi Bilim ve Teknoloji Çalışmaları Merkezi, yayın kalitesine dayalı sıralamayı 2008’de yayınladı. İspanya’daki Scimago, 2009’da bilimsel çıktılara göre bir sıralama yayınladı.

ODTÜ Enformatik Enstitüsü URAP Araştırma Laboratuvarı, 2010’da akademik performansa dayalı dünya üniversiteleri sıralamasını ilan etti. URAP’ın ilk 2.000 üniversiteye yer verme nedeni, dünyada ilk yüzde 10’a girebilen üniversiteleri kamuoyuna duyurmaktı.

http://haber.gazetevatan.com/turkiyenin-gururu-oldular/464884/1/Gundem

 

 

Saygılarımızla,

 

 

 

Av. Muazzez ÇÖRTELEK | Tüm Yazıları
Hits: 1758