Adil mahkeme

~ 13.07.2012, Güngör MENGİ ~

Seri katil konumunda olanlar dâhil 12 Eylül öncesinin cinayet hükümlüleri teker teker bırakılıyor.

Üçüncü Yargı Paketi adalet getirecek diye beklerken şaşırtıcı bir manzara ortaya çıktı.

Her biri katliam boyutunda cinayetlerden ömür boyu hapse hüküm giymiş kişilere fiilen af geldi.

Mahkûm olmadıkları hâlde yıllardır hapiste tutulan ve bu yargı paketi ile tahliye edilecekleri söylenen milletvekilleri, gazeteciler, akademisyenler, askerler, parmaklıkların arkasında bu işe şaşıp kaldılar!

Yedi TİP’li öğrencinin vahşice öldürüldüğü Bahçelievler katliamının iki hükümlüsünü tahliye eden Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Ali Altınkaya’nın sözleri, dramatik gerçeği güzel anlatıyor:

“Vicdanımız rahatsız olmaz mı, tabii ki rahatsız ama önümüze gelen kanunu uyguladık!”

İşte Türkiye’nin ibretli realitesi:

1. Adalet dağıtanlar vicdan azabı çekmelerine sebep olacak kararlar veriyor.

2. Yargıçlara azap çektiren kanunları Meclis’teki siyasetçiler yapıyor.

Kime niyet kime kısmet

Bahçelievler katliamı mahkûmlarını tahliye ettiği için vicdan azabı çeken ağır ceza mahkemesi başkanının Allah yardımcısı olsun.

Çünkü mahkeme dün 12 Eylül öncesi Adana Emniyet Müdürü Cevat Yurdakul ile CHP’nin Kayseri ve Antalya il başkanlarının öldürülmeleri olaylarından hükümlü Muhsin Kehya’yı bırakan kararı da verdi.

Son yargı paketi onlar için çıkmamıştı oysa.

Başbakan, özel yetkili mahkemeleri çizmeyi aşmak ve devlet içinde devlet hâline gelmekle suçlarken uzun tutukluluğun yarattığı haksızlığın bitmesini istemişti.

Ama niyet ve kısmet en azından şu anda örtüşmüş değildir.

Silivri’deki tahliye talepleri gergin ve karamsar bir havada cevaplanmayı bekliyor.

Yarın tahliye edileceği belli bir sanığın içeride tutulmaya devam etmesinin normal olarak bu kararı veren hâkimin de vicdanını sızlatması gerekir.

O halde nedir bu çelişki?

Mahkemeler reaksiyon gösteriyor

olabilir mi acaba?

Yargı, tutuklama rejimini şüpheliler lehine değiştiren hükümleri bağımsızlığına müdahale mi gördü?

Bilmiyoruz. Ama şu bir gerçek ki, seri katiller bırakılırken tutuklu milletvekillerinin bekletilmesini ve dünkü Odatv davasında tahliye talep eden Soner Yalçın, Yalçın Küçük, Barış Terkoğlu, Barış Pehlivan ve Hanefi Avcı’ya ret cevabı verilmesini anlamak, vicdan taşıyan insanlar için kolay olmayacaktır.

Katliam hükümlülerine sağlanan af tutukluluğu iki yılı, üç yılı aşmış yüzlerce kişiye yönelen haksızlığın vebalini ağırlaştırıyor.

Yargı reformu adalet için yapılır. İktidar bu yolda ortaya çıkan tıkanıklıkları bir an önce gidermelidir.

Aksi halde paket, katillere armağan konumuna düşecektir.

Montesquieu’nün iki buçuk asır önceki sözlerini bir kez daha tekrarlayacağım:

“Toplumda en büyük güven duygusunu her şeyin sonunda adil bir mahkemenin bulunabileceği inancı sağlar.”

Bu duygu sürekli olarak aşınıyor.

Çok geç kalmadan çare bulunsun!

(GazeteVatan)

Güngör MENGİ | Tüm Yazıları
Hits: 1023