Yargıtay Başkanı: 'Bize haksızlık yaptınız'

~ 07.01.2011, Sedat ERGİN ~

YARGITAY Başkanı Hasan Gerçeker, “Bize haksızlık yaptığınız kanaatindeyim” diye söze girdi.
Gerçeker’in bu sitemkâr sözleri, “Yargı cephesindeki gecikmenin bedeli” başlıklı dünküyazımızda Yargıtay’a getirdiğimiz eleştirileri konu alıyordu.
Yazıda, Yargıtay’ın Hizbullah dosyasını öncelikli bir şekilde ele almayarak cinayet hükümlüsü birçok sanığın tahliye olmasını “muhakeme ve feraset eksikliği” gibi ifadelerle eleştirmiştim.
Yargıtay Başkanı, dünkü konuşmamızda bu eleştirilerle ilgili üzüntüsünü kayda geçirirken,eleştirinin dayanaklarının haklı olmadığını kendi açısından bir dizi maddi veri üzerindengöstermeye çalıştı.
YARGITAY’A MART AYINDA GELDİ

 

Gerçeker öncelikle, Hizbullah dosyasıyla ilgili gecikmenin Yargıtay’dan kaynaklanmadığınıvurguladı. Davanın Diyarbakır’da 2000 yılında açıldığını, mahkemenin kararını 2009 yılısonunda verdiğini, sanıkların temyiz başvurusunun da Yargıtay’a ancak 2010 yılı mart ayında geldiğini anlattı. Yani sürecin 9 yıla yakın dönemi birinci derecedeki mahkemeaşamasında geçmiş.

Dosyanın Yargıtay’daki ilk durağı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı. Savcılığın, buradatemyiz başvurusunu inceleyip mahkemenin verdiği mahkûmiyet kararları bozulsun ya daonansın şeklinde kanaatini içeren bir tebliğname yazıp ilgili daireye göndermesigerekiyor.

Gerçeker’in verdiği bilgiye göre, Başsavcılık yaklaşık 7 aylık bir süre içinde incelemesini sonuçlandırıp yerel mahkemenin verdiği mahkûmiyet kararlarının “onanması” yönündeki tebliğnamesini geçen ekim ayı sonunda Yargıtay 9’uncu Ceza Dairesi’ne göndermiş. Gerçeker, burada Yargıtay Başsavcılığı’na 300-400 bin dolayında dosyanın geldiğini, zarfların açılmasının bile belli bir zaman aldığını hatırlatarak, yapılan incelemeningerektirdiği süre de hesaba katıldığında burada geçen sürenin normal olduğunusöylüyor.

BAŞSAVCILIKTAN CEZA DAİRESİNE 7 AYDA GİTTİ

Tebliğnamenin 9’uncu Ceza Dairesi’ne evrak giriş tarihi 26 Ekim 2010. Gerçeker, şöyle devam ediyor: “Ben bu dairede 6 yıl başkanlık yaptım, işleyişini bilirim. Dosyalar içinde öncelik zamanaşımı yaklaşanlara ve tutukluluk durumu bakımından kritik olanlara verilir.Bu dairenin önüne de binlerce dosyanın geldiğini hatırda tutmanız gerekir. Buna karşılıkDaire Başkanı arkadaşımız duyarlılık göstererek dosyayı hemen tetkik hâkimine vermiş ve26 Ocak 2011 tarihi için duruşma koymuş. Buradaki görevlendirmede hiçbir gecikme söz konusu değil.”

Gerçeker, bu noktada usulle ilgili bir uygulamaya da dikkat çekiyor: “Tetkik hâkimi önce usul hatası olup olmadığına bakar ve prosedüre göre ardından tebliğnamenin bütün sanık vekillerine ve aynı zamanda müdahil tarafların vekillerine gönderilmesine geçilir.Buna tebliğnamenin tebligatı aşaması diyoruz. İlerleyebilmeniz için bu prosedürün tamamlanması şarttır. Çünkü geçmişte bu prosedür tamamlanmadan işlem yapıldı diyeAİHM’den mahkûmiyet kararları çıktı. Ancak bu olayda bazı tebligatlar ‘bila ikmal’ dönmüş,yani sahibine ulaştırılmamış. Çünkü adresler de değişmiş olabiliyor.”

ELEŞTİRENLER İŞLEYİŞİ BİLMİYOR

Gerçeker, ayrıca tetkik hâkiminin de dosyayı inceleyebilmek için zamana ihtiyacı olduğunuhatırlatarak, şöyle devam ediyor: “Hizbullah dosyası küçük hacimli bir dosya değil. Tam85 klasörü ve bunların içinde de 40 bin belge var. Tetkik hâkimi bütün bu belgelerigözden geçirecek. Bu kadar hacimli bir dosyanın incelenmesinin belli bir zaman alacağınıkabul etmeniz gerekir. Ardından da duruşması yapılacak.”

Gerçeker, şöyle devam ediyor:

“Bütün bunları yan yana getirdiğinizde, Yargıtay’daki sürecin gecikmeli olduğu yolundaki eleştirileri kabul etmiyorum. Arkadaşlarımızın gerçekten büyük bir özveri ve fedakârlıkla çalışırken haksız bir suçlamayla karşılaşmaları beni gerçekten çok üzüyor. Hizbullahdavası birinci derece mahkemede daha süratli bir şekilde sonuçlanmış olsaydı böyle birdurumla karşılaşmayacaktık. Bu konudaki eleştiriler büyük ölçüde Yargıtay’ın işleyişinibilmemekten kaynaklanıyor.”
Yargıtay Başkanı, sözlerini şöyle bağlıyor:

“Ortaya çıkan sonucun sorumlusu biz değiliz. Sorunlar zamanında gereken önlemleralınmadığı için birikerek bugünkü sonucu yarattı. Bizim tek ricamız var, o da iyi niyetliolmayan haksız suçlamalara prim verilmemesidir.”

Dün Yargıtay’ı eleştirmiştik. Bugün de madalyonun diğer yüzünü göstermiş oluyoruz.

(Hürriyet 07.01.2011)
Sedat ERGİN | Tüm Yazıları
Hits: 1916