'Cumhuriyet Duruşu've Rehine Medya.

~ 04.07.2012, Mustafa SÖNMEZ ~

Başka bir gazete yapsaydı, gıpta ederdim. Hürriyet yaptı, gurur duydum diyordu Ahmet Hakan. Eyvah, dedim irkilerek, yoksa Hürriyet de çaktırmadan gitmiş miydi Suriyeye ve patlatıyor muydu Esad röportajını?.. Haberi okuyunca öyle olmadığı anlaşıldı. Ahmet Hakanı gururlandıran tablet gazeteimiş Aboneler için her gün saat 18.30da yenilenen bir gazete çıkarıyormuş Hürriyet. Ahmet Hakanın deyişiyle, şıkır şıkır fotoğraflar var, tablet teknolojisinin imkân sunduğu müthiş numaralar var... Ya haber? Gerçek bağımsız haber? Zarf tamam da, mazrufta ne var? İktidardan bağımsız, onun rızasını almadan yapılmış röportaj, analiz, bağımsız gazetecilik?

Ahmet Hakan tabletiyle gururlanadursun, biz de Cumhuriyet olarak duruşumuz ve bağımsız gazeteciliğimizle gururlanıp keyfini çıkarıyoruz...

AKP rejiminin zulmüne, tehditlerine aldırmadan verilmiş bir gazetecilik örneği, bir gazetecilik duruşu, üç gündür Cumhuriyetin manşetinde bir bayrak gibi dalgalanıyor, zorbalara ve eziklere inat!.. Bahse konu duruş ve gazetecilik, Türkiye basın tarihine altın harflerle yazılmayı hak ediyor, iletişim fakültelerine bir caseolarak birinci sınıf dersi olarak okutulmayı hak ediyor.

Hayat bu işte Sürekli test ediyor ve akla karayı ayıklıyor. Her test, birçok gerçeği bir kez daha sınama imkânı veriyor. Okullara ders olarak girecek konu analizi, Siyasi iktidarlar ve bağımsız gazetecilik: Suriye olayıbaşlığını taşıyabilir ve Suriye ile ilgili yaşanan gerilim hikâye edildikten sonra Suriye lideri Esadla söyleşi yapma talebinde bulunan dört gazeteciden üçünün, son anda görüşmekten neden vazgeçtikleri, kimin nasıl görüştüğü, bunun da neye dayandığı anlatılabilir.

***

Bazı Cumhuriyet okurları bilmeyebilir; hikâye şöyle gelişmiştir:

Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esaddan, Suriye asıllı Akşam gazetesi yazarı Hüsnü Mahalli aracılığıyla bireysel röportaj talebinde bulunan Hürriyetten Ertuğrul Özkök, Habertürkten Amberin Zaman, Kanal Dden M. Ali Birand ve Cumhuriyetten Utku Çakırözere Şamdan olumlu cevap gelir. Ancak bizim Ankara temsilcimiz Utku Çakırözer dışındaki gazeteciler randevu gününe az bir süre kala Şama gitmekten vazgeçtiklerini bildirirler.

Kulislerden sızanlara göre, RTEye çok yakın bir isim, Doğan Grubu yöneticilerine, Şam ile ilişkilerin böylesine gergin olduğu bir dönemde Esada propaganda yapma imkânı tanımanın Türkiyenin yararına olmayacağı mesajını verirler ve Özkök, Birand ikilisi geri çekilir. Habertürk gazetesi yazarı Amberin Zaman ile ilgili olarak da kararı, yönetmeni Fatih Altaylı vermiş, Esad ile ilgili bir şeyi gazetemde kullanmamdeyince o da geri çekilmiş.

***

Gazetecinin Esadla konuşması, ona propaganda imkânı vermek midir? Bu, ancak kendine güvensiz iktidarların ve onlara iliştirilmiş gazeteci-yazarların kaygısı olabilir. Cumhuriyette yer alan röportajda propaganda mı vardır, bilgi mi? Esad, Cenevre mutabakatı ile ilgili görüşünü ilk kez Cumhuriyet aracılığıyla dile getirmiş ve dünya bu önemli demeci Cumhuriyetten öğrenmiştir. Görevi üstlenen Utku, ev ödevine çok iyi hazırlanan bir gazetecidir. Danışır, uzmanından akıl alır. Bu işte de iyi bir gazetecilik örneği vermiş, filler tepişmesinde bağımsız bir gazetecinin nerede durup, ne tür sorular sorması gerektiğinin çok iyi bir örneğini sergilemiş, böylece şimdiden birçok gazetecilik ödülünü hak etmiştir.

***

Eğri oturup doğru konuşalım; bu bir duruş testiydi. AKP zorbalığının karşısında Bağımsız gazeteciduruşu gösterenler kimler, gösteremeyenler kimler?.. AKP-Cemaat yandaşı-özdeşi Sabah-ATV, Zaman, Star, Yeni Şafak vb. türü medyanın hiç böyle dertleri yok. Onlar adeta Anadolu Ajansı, TRT gibiler. Onları geçelim. Geri kalan merkezdekilere ise ben Rehine Medya diyorum. Neden rehine? Çünkü bagajlarında kırılacak yumurtaları var. Bankaları, gayrimenkul şirketleri, enerji, madencilik şirketleri var. Kırılacak yumurtan oldu mu ve onu da medyaya omlet yapmışsan, en ufak hot zottan sinersin, kafanı kaldıramazsın. Yap derler, yaparsın, yapma derler, yapmazsın. Rehinesin iktidarın elinde çünkü. Bankanı batırabilir, maden, enerji ruhsatını elinden alabilir, beklediğin inşaat iznini çıkarmaz, vergi memurlarıyla canına okuyabilir. Başka alanda yatırımı olanın, medyada yatırımı olmayacak mı? Olur, ama dik durarak, medyayı yem, araç, silah yapmaya kalkmadan, onu ehil gazetecilere teslim edip arana kalın perde çekerek Bunu dünyada yapabilenler yok mu? Elbette var. Onlarda olan, bizde olmayan ise saygın duruşlu patronlar, saygın editörler, gazeteciler, yazarlar Zorba iktidarlara karşı gerektiğinde direnmeyi bilen, bunun için de bedel ödemeyi göze alabilen, birbiriyle dayanışabilen onurlu insanlar yani

***

Cumhuriyet duruşu ve bağımsız gazetecilikin yankılanmalarını siz de yakından izleyin. Merak ediyorum, kaç gazete Cumhuriyetten alıntı yapacak?.. Kaç yazar Cumhuriyet röportajını kaynak gösterip yazı yazacak?.. Merak ediyorum, kaç TV kanalı, bu işten yüzünün akıyla çıkan Utku Çakırözeri ekranına çıkaracak?.. Çok değil Çünkü ortada mahcubiyet var, kiminde eziklik var bir; korku var iki Ancak, RTE, diline dolarsa Cumhuriyeti, o zaman yol açılacak ve iliştirilmişler, RTE üstünden yazıp çizmeye başlayacaklar.

Aynı şey bağımsız dünya medyasında olmaz elbette. Şu yazının başındayken bile Reuters gibi küresel ajanslar, Cumhuriyet kaynaklı haberi abonelerine geçmeye başladılar. Aynı şeyi dünyaca ünlü TV kanalları, gazeteler de yapmaya başlayacak ve okurlarına, izleyicilerine karşı bağımsız, gerçek haber sunma sorumluluklarını yerine getirecekler. Tıpkı Cumhuriyetin yaptığı gibi Yani olması gerektiği gibi

(Cumhuriyet)

Mustafa SÖNMEZ | Tüm Yazıları
Hits: 1069