Katilleri masum ilan etmek.

~ 04.07.2012, Necdet SARAÇ ~

AKP İzmir Milletvekili Ali Aşlık,  TBMM kürsüsünden “Sivas katliamının Türkiye'ye dışarıdan dayatıldığını” belirterek, "Orada yapılan yanlışlığı en az sizin kadar kınıyorum ama orada yargılananların büyük bir kısmı orada yananlar kadar masumdur" dedi. Yeni olmayan bu yaklaşım, Başbakan Erdoğan tarafından da nisan ayında “Benim Sivas’ta önümü kesen çok kız kardeşlerimiz oldu… Hüngür hüngür ağlıyorlar ve babalarının olayların içerisinde olmadığını söylüyorlar” şeklinde gündeme taşınmamış mıydı?

Neredeyse son iki aydır Akit Gazetesi de benzer bir yaklaşımı sürekli yazıyordu. Siyasal İslam’ın “akıl babası ve düşünsel platformu” olan Akit Gazetesi’ne göre “Sivas davasında ceza alanlar, Aziz Nesin’in söylemleri karşısında tahrik olmuş ve yalnızca gösteri yapan kişilerdir. Dolayısıyla, bu kişiler yalnızca gösteri yürüyüşlerine muhalefetten yargılanmış, bugün de cezaevinde değil, dışarda olmaları gerekirdi…”  Nitekim Akit yazarı Hasan Karakaya şöyle yazmış: “O dönemde Adalet Bakanı olan Seyfi Oktay’ın yönlendirdiği 7 savcı, o güne kadar ‘toplantı ve gösteri yürüyüşüne muhalefet’ten yargılanan sanıkları, birden bire ‘anayasal düzeni değiştirmeye teşebbüs’ten yargılamaya başladılar...”

Akit’in, Başbakan Erdoğan’ın, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın her fırsatta eski Adalet Bakanı Seyfi Oktay’a yüklenmeleri bu nedenle boşuna değil çünkü onlar “Seyfi Dede” olmasaydı “bizim çocuklar serbest kalırdı” diye düşünüyorlar.

Şimdi, varsayalım ki, siyasal İslamcıların “akıl babası” Akit Gazetesi’nin ve Başbakan dahil, bilumum çevrenin dediği gibi, oteli ablukaya alan 15 bin kişi, yalnızca “toplantı ve gösteri yürüyüşüne muhalefet” ettiler ve masumlar. Sivas katliamı da bu çevrelerin de kullanmayı çok sevdiği, “dış mihrakların” veya “derin devletin “ ya da “Ergenekon” işi.

Eğer durum böyle ise devletin bütün kurumlarını ele geçiren, kozmik oda dahil her yere giren, iktidarın tek hâkimi olan AKP’nin bu katliamı yapan “derin devleti” ya da “Ergenekon Örgütünü”  bugüne kadar bulup ortaya  çıkartması gerekmez mi? Böylece hem kendileri hem de kamuoyu rahatlar! Ancak AKP, ne Sivas, ne de adını sıkça telaffuz ettiği Başbağlar katliamının ve aklınıza gelebilecek herhangi bir “faili meçhul cinayetin” üzerine gidebiliyor.  Üstelik, Meclis’te CHP’nin gündeme getirdiği bütün araştırma önergelerini anında reddediyor…

Bunun yerine ne yapıyor? Söylemleriyle şeriatçıları, Hizbullah’ı ve siyasal İslam’ı temize çıkartmaya çalışıyor. Tahrik ve Ergenekon söylemleri bunun zorunlu bir sonucu!
AKP ve siyasal İslamcılar gerçeklerle yüzleşmek istemiyorlar, sorun burada!

1) Madımak Oteli önünde toplanan ve tekbir eşliğinde “Kanımız aksa da zafer İslam’ın” diye bağırarak otelin yakılmasını alkışlayan 15 bin kişi masum olacak, oraya semah dönmeye, deyiş söylemeye gitmiş 35 kişi suçlu olacak öyle mi?

2) “Cumhuriyet burada kuruldu, burada yıkılacak” sloganı eşliğinde, omuzunda çocuğu “Yaksana lan yaksana” diye bağıran zalim, masum olacak, kendi çocuğu ile aynı yaşta olan ve orada yakılan 12 yaşındaki Koray Kaya suçlu olacak öyle mi?

3) “Şeriat Gelecek Zulüm Bitecek” diye bağırırken, otelin önünde tutuşturulan arabaların ateşinin otele dönmesi ve içindeki masum 35 kişinin ölümünü sağlamak için  “Allahım bu ateşi otele doğru çevir” diye dua edebilen caniler masum olacak, saz çalmaktan, kitap yazmaktan başka bir suçu olmayanlar suçlu olacak öyle mi?

4) Kuşkusuz bu katliam, asıl olarak “otel dışındaki halkımıza bir şey olmamıştır” diyen zihniyetin bir planlamasıdır. Ancak bu, otel önünde toplanan ve “yakın ula yakın” diye bağıran “Laiklik gidecek, şeriat gelecek” diyen 15 bin zalimi, caniyi asla temize çıkarmaz! Çünkü şeriatçıların zalimliği öyle bir zalimliktir ki, yangın esnasında tesadüf eseri yan binadaki BBP binasına bir giriş bulan onlarca kişiye “Gidin, geri dönün, yanın, ölün’ diyebilecek kadar büyüktür!

Bu zalimliği savunanlar, onların avukatlığını yapanlar, Meclis kürsüsüne kadar ödüllendirilmiş olsalar da, 2 Temmuz günü Sivas sokaklarında söylenenleri kulaklara küpe yapmakta yarar var:  “Gün gelecek, devran dönecek…”

(Yurt Gazetesi)

Necdet SARAÇ | Tüm Yazıları
Hits: 1085