TÜRKİYE 'DEN HABERLER 21

~ 02.07.2012, Av. Muazzez ÇÖRTELEK ~
Haziran ayının son haftasına geçen hafta Suriye tarafından düşürülen uçağımız ile ilgili gelişmeler damgasını vurdu. Bu olay üzerine içeride, dışarıda konuşmayan kalmadı. En belirgin adım Cenevre’den geldi. BM ve Arap Birliği Suriye özel temsilcisi Kofi Annan, 30 Haziran’da barış planını kurtarmak için Cenevre’de dünya liderlerine geçiş hükümeti önerisi sundu. Annan toplantıda yaptığı konuşmada, “Tarih kasvetli bir süreçtir. Bugün doğru yolu seçemezsek, tarih bizi  sertçe yargılar” dedi. Konu “Dış Haberler “ sütunumuzda yer alacağı için bu bölümde “Suriye Meselesinin iç haberlere yansımalarını” aktarmakla yetiniyoruz.
 Bu hafta kırk sekiz haberi linkleri ile sunuyoruz sizlere. Haberlerin büyük bir bölümü umutsuzluk en azından tedirginlik, gerginlik içeriyor, çağrıştırıyor. Yargı ile ilgili belirsizlikler sürüyor. Geçen haftalarda haber olan pek çok konu da belirsizliğini ve güncelliğini koruyor.
Bunca haberin arasında güzel haberler de var. Fazıl Say’ın “Mezepotamya Senfonisi” dinleyenler tarafından “Fazıl Say’dan gerçek bir Mezopotamya masalı”diye nitelendirildi.
“Filenin Sultanları”, Dünya Grand Prix final karşılaşmalarının son gününde Brezilya ile yaptıkları karşılaşmada 3-1 mağlup oldukları halde dünya 3. oldular.
 
İyi ve güzel haberlerde buluşmak dileği ile,
 
 
1.    Postalları bulundu : Malatya’dan eğitim ve test uçuşu için kalkan F4 uçağının Doğu Akdeniz’de Suriye tarafından nasıl düşürüldüğünün detayları bir bir Ankara’ya ulaşmaya başladı :
 
25.06.2012
Güzergâhla ilgili detayların bir bölümü dün Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu tarafından açıklandı. Ancak hükümetin kamuoyuyla henüz paylaşmadığı başka teknik bilgiler de var.
Bunlardan en kahredici olanı, haftasonu yapılan arama-kurtarma çalışmalarında uçaktaki iki genç pilottan birinin “postalının” bulunmuş olması. Uçaktan arta kalan enkaz parçaları arasında postal ve kokpitte pilotların oturduğu koltuk var. Ancak yetkililer, pilot kabininin büyük ölçüde “erimiş” ve parçalanmış olması nedeniyle, gelen füzenin doğrudan kokpite isabet etmiş olabileceğini ve pilotların saldırı anında yaralandığı ya da can verdiği görüşünde. 
Hatay açıklarındaki arama kurtarma çalışmalarında bulunan enkaz parçaları ve istihbarat birimlerinin elindeki telsiz konuşmaları, uçağın Suriye tarafından bilinçli olarak vurulduğunu konusunda tereddüt bırakmıyor.
Hem Genelkurmay’a, hem de Suriye’nin telsiz iletişimini takip eden Güney Kıbrıs’ta bulunan İngiliz askeri üssünden Ankara’ya ulaşan bilgiler, uçağın Suriye hava sahasına doğru değil tam ters istikamette gitmekte olduğu, yani “dönüş yolunda” olduğunu doğruluyor. Radarla telsiz konuşmalarında Suriyeliler kendi aralarında uçağın Türk uçağı olduğunu Türkçe ”komşu” ifadesiyle bildiriyor. Suriyeliler “Komşunun uçağı geliyor” diyerek üslerine ne yapmaları gerektiğini soruyor.
Uçağın IFF (Identification Friend or Foe) adı verilen elektronik tanıma sisteminin açık olması da, havacılık dilinde Suriye’ye yönelik herhangi bir ‘hasmane’ tutum içinde olmadığının işareti olarak kabul ediliyor.Olay yeri inceleme ekipleri ve askeri analistlerin verdiği bilgi doğrultusunda Ankara’da uçağın SAM (Surface to Air Missile) adı verilen füzelerle vurulduğu yönünde. (Milliyet)
 
2.    Bu iddia doğru ise...Suriye güvenlik güçlerinin, düşürülen F4 Fantom uçağını ve kaybolan 2 pilotunu bulmak için bölgeye sevk edilen arama-kurtarma uçağına da ateş açtıkları, bunun üzerine uçağın Suriye hava sahasından hemen uzaklaşmak zorunda kaldığı öğrenildi :
 
25.06.2012
Hürriyet'in haberine göre, bu bilgi, dün sabah saatlerinde cuma günü yaşanan olaylarla ilgili bilgilendirilmek üzere Dışişleri Bakanlığı’na çağrılan Arap Birliği, Avrupa Birliği ve NATO üyesi ülkelerin büyükelçi ve askeri ataşelerine aktarıldı.
Hürriyet Daily News’a konuşan batılı diplomatik kaynaklar kendilerine, “Bütün bilinenlerin dışında, arama-kurtarma operasyonu kapsamında bölgeye gönderilen bir başka Türk uçağına da ateş açıldığı bilgisi verildiğini söylediler. Yerel görgü kaynakları, cuma günü bölgede bir başka uçak daha gördüklerini, hızla Suriye tarafından Türkiye’ye uzaklaştığını kaydetmişlerdi.
DIŞİŞLERİ DOĞRULAMADI : Bu uçağın büyük olasılıkla, üzerine ateş açılan arama-kurtarma uçağı olabileceği belirtiliyor. Dışişleri Bakanlığı yetkilileri ise bu bilgiyi doğrulama noktasında olmadıklarını kaydettiler. Cuma günü yaşana toz-duman arasında, Türkiye ve Suriye yetkililerinin arama-kurtarma operasyonu konusunda da ciddi bir anlaşmazlık yaşadıkları ortaya çıktı. Uçağın düşürülmesinin ardından diplomatik kanallar arasında kurulan temas sırasında, Suriye tarafının ortak bir operasyonu düzenlenmesi önerisini getirdiği ancak bazı koşullar öne sürdüğü öğrenildi. Bu koşulların, olayın Suriye hava sahasında gerçekleşmesi ve arama-kurtarma operasyonunun Suriye karasularında olması nedeniyle gerekli prosedürlerin tamamlanabilmesi için uçak enkazı ve bulunurlarsa pilotların Suriye tarafına teslim edilmesini içeriyordu. Türk tarafı bunu hemen reddederken Suriye’ye kendi arama-kurtarma operasyonunu gerçekleştireceğini ve ne pilotun ne de uçağın Suriye’ye bırakılmayacağının altını çizdi.
SURİYE’DEN 5 KEZ İHLAL : Büyükelçilere verilen sunumda bir ayrıntı daha yer aldı. Suriye uçaklarının son dönemde Türk hava sahasını 5 kez ihlal ettikleri ama bunların saldırgan bir davranış olarak değerlendirilmemesi nedeniyle mevcut angajman kuralları dışında bir eylemin gerçekleştirilmediği belirtildi. Ayrıca, Türkiye hem Avrupalı müttefikleri hem de diğer ülkelerden Suriye’nin saldırgan tavrını eleştiren ve Türkiye’ye dayanışma içinde bulunacaklarını belirten kamuya dönük açıklamalarda bulunmalarını da talep etti.
 
3.    Uzmanlar bundan sonra olacaklara ilişkin yol haritasını çıkarırken ortak nokta olarak 'Rusya' kaygısını dile getirdi. Türkiye nin uçak kriziyle ilgili BM Güvenlik Konseyi nden karar çıkartmasına, Moskova nın engel olacağı belirtiliyor :
 
25.06.2012
Suriye’nin uluslararası karasularda Türkiye ’nin uçağını düşürmesinin ardından yapılması gerekenleri uzmanlar değerlendirdi. Değerlendirmelerin odağında ise hep Rusya vardı.
Armağan Kuloğlu (Emekli Tümgeneral) : Bundan sonra atılacak adımlar Suriye’nin takınacağı tavıra bağlı. Suriye olayın kaza olduğunu ve uçak düştükten sonra uçağın Türk uçağı olduğunu anladıklarını ifade etti. Ama bundan sonra bu konunun Suriye’nin hava savunma sisteminin içinde ve yönetimin bilgisi dahilinde olduğunu ortaya koyacak bir durum olursa durum vahimleşir. Suriye bunun hata olduğunu ve gereken soruşturmanın yapılacağını söylerse Türkiye ’den özür dileyip tazminat ödemeye hazır olduklarını ifade ederse, Rusya ve İran ’ın da Suriye’ye ‘hata yaptınız’ telkini olursa konu yumuşayabilir. Aksi takdirde sadece BM ve NATO’ya konunun intikal etmesi ve Türkiye ’nin haklı olduğunun ispat edilmesi çok şey ifade etmez, Türkiye zaten haklı. Suriye hiçbir ikaz olmadan uluslararası hava sahasında vurmuştur. Tahmin ediyorum önümüzdeki dönemde Suriye böyle bir tutum takınacak, Rusya ve İran da telkinde bulunacak. Eğer bunlar olmaz ise Suriye bunu bir noktada kasıtlı olarak belirtebilecek veya umursamaz bir tavır içerisine girerse o zaman Türkiye ’nin hareket tarzı; kaldırır bombardıman uçağını ve kasıtlı olarak Suriye hava sahasını ihlal eder. Bunun da kazayla olduğunu belirtir. Suriye nasıl bir tutum izliyor, telsizle ikaz ediyor mu? Uçak kaldırıp önleme yapıyor mu? İkaz ateşi açıyor mu? Bütün bunları dener. Yok doğrudan kendisine ateş edildiği ve radarların kendisine kilitlendiği gibi bir durum ortaya çıkarsa o zaman bu uçaklar o hava savunma sistemlerini etkisiz hale getirir ve Türkiye de dünyadaki prestijini korur. Davutoğlu, ‘ Türkiye ’nin tavrını kimse test etmeye kalkmasın’ dedi, bunun anlamı da budur.
Prof. Dr. Ferit Hakan Baykal (Devletler hukuku uzmanı) : Uluslararası karasularında Suriye’nin uçağı vurma hakkı yok. Kesinlikle hukuka aykırı. Bu durum savaş sebebidir. Saldırı olarak değerlendirilir. BM Genel Kurulu’nda alınmış 74 bildiri var. Bir devletin uçağının bombalanması gibi eylemler saldırı olarak kabul ediliyor. Saldırıya karşı da o ülkenin kendini savunma hakkı var, bunun ani ve orantılı olması lazım. BM’nin toplanması ve karar alması lazım. Tarafları barışçıl yoldan çözmeye davet edecek. Uymaz, öteye giderlerse askeri güç kullanmayakadar gidebilir. Uluslararası hava sahasında uçağı vurulan Türkiye tamamen haklı. Türkiye ’nin mukabelede bulunması lazımdı esasında. Ancak geç kalındı. Türkiye ’nin yapması gereken uluslararası hukuka göre barışçıl çözümler aramak. Ama bu konuda zorlama da sözkonusu değil. BM Güvenlik Konseyi’nden karar almak imkansız. Burada Rusya ve Çin var. Türkiye kendi başının çaresine bakmak durumunda.
İlter Türkmen (Eski Dışişleri Bakanı) : Dışişleri Bakanımızın açıklaması önemli. Uçağımız uluslararası karasularda vurulmuştur. Bu konuda NATO gereken açıklamayı yapacaktır. Ben Suriye’nin tazminat ödemeyi kabul edeceğini düşünüyorum. BM Güvenlik Konseyi’nden de Suriye’yi kınayan bir açıklama beklememeli. Çünkü burada Rusya var. Rusya, Suriye ile ilgili karar alınmasına karşı çıkacaktır.
Soli Özel (Kadir Has Üniversitesi Öğretim Üyesi): Davutoğlu’nun uçağın uluslararası hava sahasında vurulduğu açıklaması, Suriye’nin attığı adımı kabahati aşarak suç haline getirdi. Türkiye ise baştan beri tepkisini zamana yayarak dikkatli davrandı. Bundan sonra atılacak adımlar konusunda salı günü yapılacak NATO toplantısı öncesi bir şey söylemek zor. Uçağın vurulmasıyla ilgili ayrıntılarsa dikkat çekici. Uçak füzeyle vurulduysa bu füzenin kim tarafından ateşlendiği önemli bir soru. Füzeler Rus yapımı. Uçağın düşürülmesi Türkiye ’den Suriyeli muhaliflere silah geçişinin sürdüğü, Ankara’nın sürekli olarak “Esad rejimi bitmeli” dediği bir döneme denk gelmesi tesadüf değil. Bu süreç bölgede iyice şekillenen Arap ülkeleri ile İran -Suriye-Rusya arasındaki taraflaşmanın bir unsuru.
 
4.    'Eğer çatışma çıkarsa...'
 
25.06.2012
Çin ve İran'dan Ankara'ya mesaj :Tahran Radyosu, Suriye'nin Türk keşif uçağırnı hava savunma sistemi tarafından düşürülmesine ilişkin yorumunda bu olayın, Türkiye ve bölgenin en sıcak gündemini oluşturduğu belirtildi. Bu olayın öneminin, gelecekteki sonuçları ile ilgili olduğunu kaydeden İran devlet radyosu, Türk askeri uçağının neden Suriye hava sahasına girdiğini araştırmak gerektiğini vurgulayarak şöyle devam etti: "Acaba bu olay kasıtlı mıydı, yoksa kaza ile mi oldu? İşte bu soruların cevabı belirleninceye dek söylenecek her söz sırf tahminlere dayalı olacaktır. Kimi uzmanlar bu olayla ilgili iki görüş gündeme getiriyor. Bu görüşlerden birine göre Türk savaş uçağı kasıtlı olarak Suriye hava sahasına girdi. Bu durumda nefsi müdafaa konusu gündeme geliyor ve uluslararası hukuk Suriye yönetimini haklı çıkarabiliyor. Ancak Türkiye'de bazı yetkililer savaş uçağının aşırı hız yüzünden farkında olmadan Suriye hava sahasına girdiğini ve bu yüzden olayı soğukkanlı bir şekilde araştıracaklarını belirtiyor. Ancak bu arada batılı çevreleri kaygılandıran esas mesele; Suriye'nin elinde Türkiye'nin Amerikan yapımı savaş uçağını düşürebilecek teknoloji bulunmasıdır. Batı'da bazı kaynaklar Türk savaş uçağının Suriye'de bulunan Buk – M2 adında çok gelişmiş bir hava savunma sistemi tarafından düşürüldüğünü belirtirken sistemin Rusya tarafından Suriye'ye verildiğini dile getiriyor."
"ÇATIŞMA ANKARA'NIN YARARINA OLMAZ" : Tahran Radyosu, Batı'nın kaygı duymasının arkasında Rusya teknolojisinin üstünlüğü olduğunu savunurken yorumunu şöyle sürdürdü: "Uzmanlar batının bir başka kaygısını, Rusya'nın Suriye'ye yüksek kapasiteli gelişmiş askeri techizat göndererek Nato'nun bu ülkeye karşı müdahalesi önünde kırmızı bir çizgi çizmesi şeklinde beyan ediyor. Bu tahminler, son günlerde Amerika'nın bölgedeki bazı ülkelerin üzerinden Suriyeli muhaliflere gelişmiş silahlar gönderdiğinin ortaya çıktığı bir sırada gündeme geliyor. Bu durumda Türkiye'ye ait bir savaş uçağının Suriye hava sahasını ihlal etmesi ve Şam yönetiminin kendini savunması ve uçağı düşürmesi, bölge içi ve dışındaki bazı ülkelere Suriye'nin içişlerine müdahaleleri konusunda bir nevi uyarı sayılıyor. Gerçi Türkiye Suriye olaylarına sürekli özel bir hassasiyetle yaklaştı, ancak şu aşamada şimdilik Nato'nun 5'inci maddesini devreye sokma konusunda karar veremediği anlaşılıyor. Aslında Ankara, böyle bir kararın bölgeyi büyük bir çatışmaya sürükleyeceğinden endişe ediyor, nitekim böyle bir çatışma durumu kesinlikle Ankara'nın yararına olmayacağı kesindir." 
İslam İşbirliği Teşkilatı Kınadı : (İİT) Dışişleri Bakanları, Türk askeri uçağının Suriye tarafından düşürülmesini kınayarak, Suriye’nin İİT üyeliğinin askıya alınması çağrısında bulundu. İİT’den yapılan açıklamada, Cidde’de 24 Haziran 2012 tarihinde Dışişleri Bakanları düzeyinde toplanan İİT Olağanüstü İcra Komitesi Toplantısı’nda, Suriye’nin kendi vatandaşlarına yönelik artan şiddet eylemlerinin kınandığı ve bu ülkenin İİT üyeliğinin askıya alınması yönünde tavsiye kararının alındığı kaydedildi.
AB: ENDİŞELİYİZ, İTİDALLİ OLUNMALI : NATO toplantısı öncesi bugün de AB dışişleri bakanları, Suriye gündemiyle Lüksemburg'da biraraya gelecek. Türk askeri uçağının düşürülmesinin de ele alınacağı toplantı öncesi açıklama yapan Ashton, "Endişeliyiz, itidalli olunmalı" dedi.
'SURİYE ÖNCELİKLİ GÜNDEM MADDESİ' : Toplantıyla ilgili bilgi veren AB Dışişleri Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton'ın sözcüsü Maja Kocijancic da, "Suriye zaten öncelikli gündem maddesiydi. Bu konu da (Türk askeri uçağının düşürülmesi) muhakkak ele alınacak" dedi.
AZERBAYCAN SALDIRIYI KINADI : Azerbaycan, Türkiye’ye ait askeri keşif uçağının uluslararası sularda Suriye tarafından düşürülmesini kınadı. Dışişleri Bakanlığı basın sözcüsü Elman Abdullayev konuya ilişkin yaptığı açıklamada, olayın araştırılması gerektiğini vurgulayarak, "Her zaman kardeş Türkiye halkının yanında olan Azerbaycan bu olayın ivedilikle ve ciddi şekilde araştırılmasını istiyor" dedi.
AB DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI SURİYE'Yİ KINADI : AB dışişleri bakanları Türk askeri uçağını düşüren Suriye’yi kınadı, Türkiye’nin tavrını övdü. Lüksemburg’da toplanan AB dışişleri bakanlarının ilgili kararında, "Avrupa Birliği, Suriye’nin 22 Haziran’da kabul edilemez şekilde Türk uçağını düşürmesini kınar. Olaydan etkilenen havacıların ailelerinin acısını paylaşır ve Türkiye’nin ölçülü ve sorumlu ilk tepkisini över" denildi.
 
5.    TSK'dan "teyakkuz" açıklaması : Genelkurmay Başkanlığı, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin teyakkuz durumuna geçirildiği ve izinlerin kaldırıldığına yönelik haberleri yalanlandı
 
25.06.2012
Genelkurmay Başkanlığı'nın internet sayfasında yapılan ''Türk Silahlı Kuvvetlerinin teyakkuz durumuna geçirildiği ve izinlerin kaldırıldığına yönelik haberler'' başlıklı duyuruda, ''Türk Silahlı Kuvvetlerinin teyakkuz durumuna geçirildiği ve personel izinlerinin kaldırıldığına yönelik haberler tamamen gerçek dışıdır'' ifadesine yer verildi.
 
6.    YÖK eski Başkanı Prof. Dr. Kemal Gürüz tutuklandı
 
25.06.2012
28 Şubat Soruşturması kapsamında mahkemeye sevkedilen eski YÖK Başkanı Prof. Dr. Kemal Gürüz tutuklandı.
Özel Yetkili Ankara Cumhuriyet Başsavcıvekilliği'nin yürüttüğü 28 Şubat Soruşturması kapsamında gözaltına alınarak tutuklanma talebiyle 12'nci Ağır Ceza Mahkemesi'ne sevk edilen eski YÖK Başkanı Prof. Dr. Kemal Gürüz tutuklandı.
Soruşturma kapsamında ifadeye vermek üzere sabah saatlerinde Ankara Adliyesi'ne gelen YÖK eski Başkanı Prof. Dr. Kemal Gürüz, soruşturmayı yürüten Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Kemal Çetin'e verdiği 3 saatlik ifadenin ardından tutuklanma talebiyle nöbetçi 12'nci Ağır Ceza Mahkemesi'ne sevk edildi. Prof. Dr. Gürüz çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak Sincan F Tipi Cezaevi'ne gönderildi.
 
7.    Suriye ile krizde son gelişmeler : Uluslararası hava sahasında Suriye'nin Türk uçağını düşürmesinin yarattığı krizin 4. gününden son gelişmeler şöyle:
 
25.06.2012
Uluslararası sularda vuruldu : Bakan Ahmet Davutoğlu, düşürülen Türk uçağıyla ilgili en çok merak edilen soruları yanıtladı: Türk jeti uluslararası sularda vuruldu. Hiçbir uyarı yapılmadı. Suriye, Türk uçağı olduğunu biliyordu. Uçağın görevi radar sistemimizi test ve eğitimdir
'Askeri keşif amaçlıydı' : Suriye Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Cihad Makdisi, Bakan Davutoğlu'nun açıklamalarının  hemen ardından yeni bir açıklama yaptı. Makdisi, düşürülen Türk uçağının askeri amaçlı olduğu ve keşif için bölgede bulunduğunu de söyledi. Makdisi, Suriye'nin Türkiye'ye bir düşmanlığı olmadığını ancak iki taraf arasında ciddi bir görüş ayrılığı olduğunu belirtti.
İspanya: 'Kabul edilemez' : İspanya Dışişleri Bakanlığı: 'Bu kabul edilmez bir kazadır ve Suriye'deki krizin barışçıl çözümüne yardımcı olmamaktadır. İspanyol hükümeti, Suriye'nin bu tolerans gösterilemez tavrının sonuçlarını üstlenmesi için uluslararası toplumun sunduğu tüm hukuki yolların işlemesine çalışacaktır'
Çadırkent sakinleri Suriye'yi kınadı : Ülkelerindeki iç karışıklıktan kaçarak Türkiye'ye gelen ve İslahiye'deki çadır kentte kalan sığınmacılar, Türk askeri uçağının Suriye tarafından düşürülmesini kınadı
'Tahammül etmek mümkün değil' : TBMM Başkanı Cemil Çiçek: 'Uluslararası camianın Suriye'nin yalanlarına karşı doğru bilgilerle aydınlatılması gerekiyor'
Çin durumu değerlendirdi : Çin, bölgedeki durumu "son derece karışık ve hassas" olarak değerlendirdi
İslam İşbirliği Teşkilatı'ndan kınama : İİT Dışişleri Bakanları, Türk askeri uçağının Suriye tarafından düşürülmesini kınadı
Doğrudan müdahale çok riskli : Financial Times: "Ankara, Esad'dan kurtulmak istiyor ancak bu ülkeye doğrudan müdahale çok riskli olur"
Orgeneral Erten, Gül'e bilgi verdi : Cumhurbaşkanı Gül'ün, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Erten ile görüşmesi sona erdi. Bir saat on dakika süren görüşmede, Suriye konusu ile uluslararası hava sahasında Suriye tarafından dürüşülen Türk uçağı konusunun ele alındığı öğrenildi.
Bağış: Türkiye son sözünü söylemedi : AB Bakanı ve Baş müzakereci Bağış:  "Türkiye Cumhuriyeti büyük bir devlettir ve ne yaptığını bilir. Bu konuda Türkiye son sözünü söylememiştir. Bizim uçağımıza yapılan saldırı sadece Türkiye ile Suriye arasındaki bir mesele değildir, uluslararası diplomasi meselesidir"
'Gerilimi alevlendirmeyi tehdit etmekte' : Kanada Dışişleri Bakanı John Baird: "Olağan bir eğitim misyonunu hedef alan bu müessif olay, zaten artmış bulunan gerilimleri alevlendirmeyi tehdit etmektedir"
Azerbaycan'dan kınama : Azerbaycan, Türkiye'ye ait askeri keşif uçağının uluslararası sularda Suriye tarafından düşürülmesini kınadı.
Suriye'ye kınama Türkiye'ye övgü : AB dışişleri bakanları Türk askeri uçağını düşüren Suriye'yi kınadı, Türkiye'nin tavrını övdü.
Westerwelle'den kınama : Almanya Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle: "Suriye hava sahası geçici bir süre ihlal edilmiş bile olsa, bu, uçağın düşürülmesini haklı göstermez"
Suriye'den ortak heyet tekifi : Suriye Dışişleri Bakanlığı, Türk uçağının düşürülmesiyle ilgili basın toplantısı düzenledi. Suriye, konunun aydınlatılması için Türk yetkililerle ortak heyet kurulmasını teklif etti
Arama çalışmaları aralıksız sürüyor : Suriye tarafından düşürülen Türk askeri uçağındaki pilotların bulunması amacıyla yürütülen çalışmalar aralıksız sürüyor. Sahil Güvenlik Komutanlığı'na ait bir helikopterin de arama çalışmalarının yapıldığı bölgeye doğru gittiği gözlendi.
Suriye basını: 'Türkiye yalnız kalacak' : Türk jetinin düşürülmesinin yankıları tüm dünya medyasında yayılırken. Suriye basınından konuyla ilgili ilginç bir yorum geldi. Suriye basını, Türkiye'nin NATO'dan umduğu desteği bulamayıp Suriye'ye karşı mücadelesinde yalnız kalacağını iddia etti.
İtalya, Şam'ı kınadı : İtalya Dışişleri Bakanı Giulio Terzi, silahsız Türk uçağını vuran Suriye'yi kınadı 'Bu, Esad rejiminin bir başka çok ciddi ve kabul edilemez eylemi'' dedi. Terzi, İtalya'nın salı günkü NATO toplantısında aktif biçimde rol alacağını ifade etti. Ülkedeki şiddet ve Annan Planı'nın uygulanmasındaki başarısızlık nedeniyle Şam'ı kınadı.
'Suriye büyük bir hata yaptı' : KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Türk Hava Kuvvetleri'ne ait keşif uçağının Suriye tarafından düşürülmesinin yanlış olduğunu, Suriye'nin yapmaması gereken büyük bir hata yaptığını, bunun sorgulanması gerektiğini söyledi.
Yardım uçağına da ateş iddiası : Batılı diplomatik kaynaklar Türk Dışişleri Bakanlığı’ndan kendilerine, “Bütün bilinenlerin dışında, arama-kurtarma operasyonu kapsamında bölgeye gönderilen bir başka Türk uçağına da ateş açıldığı bilgisi verildi” notunun iletildiğini söylediler.
Dünya krizi konuşuyor : Bir Türk askeri uçağının Suriye tarafından uluslararası sularda düşürülmesi olayı ve Ankara’nın NATO’ya yaptığı istişare çağrısına dünya medyasında geniş yer verildi.
Dünya basını NATO'ya yapılan çağrıyı manşete böyle taşıdı:
Washington Post: "NATO'ya çağrı, ilk defa potansiyel askeri müdahale kapısın açıyor"
New York Times: "Türkiye, NATO'ya danışacak"
BBC: "Türkiye savaş peşinde değil, diploması peşinde"
Telegraph: "Son derece olağandışı adım"
Guardian: "İç isyana yeni uluslararası boyut eklenme tehlikesi"
Independent: "Ne yapılacaksa NATO ile yapılacak"
Financial Times: "Türk hükümeti Suriye'nin 'PKK Kartı' nedeniyle temkinli"
LA Times: "Türkiye ve Suriye olayı tırmandırmaya eğilimli görünmüyor"
Le Figaro: "Suriye krizi belki yeni bir boyut kazanıyor"
El Pais: "Türk ordusu Suriye krizindeki dengeyi değiştirebilir"
Al Arabiya: "Kaygılar artıyor"
VOA: "Türkiye uluslararası destek istiyor"
El Cezire: "Türkiye, Suriye'den güçlü"
Jerusalem Post: "Türkler profesyonellikten yoksun görünüyor"
 
8.    40. İstanbul Müzik Festivali'nde sekiz yıllık bir aradan sonra yeniden besteci ve icracı olarak yer alan Fazıl Say'ın, İstanbul Müzik Festivali'nin siparişi üzerine bestelediği ve 'başyaptım' dediği eseri 'Mezopotamya Senfonisi'nin dünya prömiyeri, Haliç Kongre Merkezi'nde gerçekleştirildi.
 
25.06.2012
Gecede ünlü virtüöze, şef Gürer Aykal yönetimindeki Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası eşlik etti. Konserin ilk yarısında Fazıl Say, piyanosunun başına geçerek Beethoven'ın 3 numaralı do minör Piyano Konçertosu'nu seslendirdi.
Konserin ikinci yarısında ise Fazıl Say'ın 'başyapıtım' olarak nitelendirdiği "Mezopotamya Senfonisi"nin dünya prömiyeri gerçekleştirildi.
Senfoni'de Gürer Aykal yönetimindeki Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası'na, Fazıl Say'ın (piyano) yanı sıra Carolina Eyck (theremin), Bülent Evcil (bas flüt) ve Çağatay Akyol'a (bas blokflüt) eşlik etti.
'Mezopotamya Senfonisi' Haliç Kongre Merkezi'ni dolduran üç bin kişi tarafından
ayakta alkışlandı.
 
9.    Erdoğan: Gazabımız şiddetlidir : Suriye’nin Türkiye sınırında oluşturduğu güvenlik risklerinin bundan böyle hiçbir şekilde tolere edilmeyeceğini söyleyen Başbakan Erdoğan, yaşanan olayın ardından Türkiye ve Suriye arasında yeni bir döneme girildiğini belirterek, “Bundan böyle Suriye’den Türkiye sınırına güvenlik riski ve tehlikesi oluşturacak şekilde yaklaşan her askeri unsur tehdit olarak değerlendirilecek ve askeri hedef olarak muamele görecektir” dedi :
 
26.06.2012
 
AKP’nin TBMM’deki grup toplantısında konuşan Başbakan Erdoğan, Suriye makamlarının telsiz kayıtlarının ve arama kurtarma çalışmaları sırasında CASA tipi Türk askeri uçağına açılan taciz ateşi ile takınılan tavır ve yapılan propagandaların Türk uçağının düşürülmesinde kasıt olduğunun ispatı olduğunu vurguladı. Erdoğan, Türkiye’nin uluslararası hukuktan doğan haklarını saklı tuttuğunu ve bu menfur saldırı karşısında gerekli gördüğü adımları atacağını Suriye’ye bir diplomatik notayla bildirdiğini söyledi.
Başbakanın Konuşmanın başlıkları şöyle :
 
-“SURİYE ARTIK TOLERE EDİLMEYECEK”-
-“YAKLAŞAN ASKERİ UNSURLAR ASKERİ HEDEF OLACAK”-
-“TÜRKİYE’NİN GAZABI ŞİDDETLİ VE KAHREDİCİDİR”-
-“BİZ TARİHİ YAPARIZ”-
-“TÜRKİYE SONUNA KADAR HAKLIDIR”-
-“TÜRKİYE’NİN VE KUZEY KIBRIS’IN HAKLARI VAR”-
-MUHALEFETE TEŞEKKÜR ETTİ-
-“ERDOĞAN’IN UÇAĞI DEĞİL TÜRKİYE’NİN UÇAĞI”-
-“ULUSLARARASI HAVA SAHASINDA SALDIRILDIĞI KESİNDİR”-     
-“TÜRKİYE SURİYE HALKININ YANINDADIR”
 
10. Mardin'de askeri hareketlilik :
26.06.2012
Diyarbakır yönünden gelen, aralarında TIR’lara yüklenmiş tankların da bulunduğu zırhlı araçlarla askeri sevkiyat gerçekleştirildi. Sıkı güvenlik önlemleri altında konvoy, Mardin’in Suriye sınırındaki Nusaybin ile Şırnak’ın Cizre İlçesi yönüne doğru gitti. Yaklaşık 15 araçlık zırhlı araçta tank, uzun menzilli toplar, kurtarma araçları ve askeri araçlar oluşan askeri konvoy Mardin üzerinden sınıra hareket etti. Son zamanlarda Suriye ile yaşanan gerginliğin ardından askeri birliklikler sınıra yakın yerlerde önlem aldığı öğrenildi.
Konvoyun geçişi sırasında jandarma birlikleri geniş güvenlik önlemi aldığı dikkat çekt. Öte yandan teröristlerin Dağlıca karakoluna düzenledikleri saldırıdan sonra Güvenlik güçleri tarafından PKK'ya yönelik karadan ve havadan operasyonlar aralıksız sürüyor.
 
11. 'Türkiye komplo peşinde'
 
26.06.2012
İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Sözcüsü Hüseyin Nakavi, Türkiye - Suriye hattında Türk jetinin düşürülmesi ile yaşanan krizin, NATO’nun Suriye’ye müdahale etmesi için Türkiye tarafından çıkarılan bir “komplo” olduğunu ileri sürdü.
İran’ın Mehr ajansına konuşan Nakavi, “Türkiye, bu eylemle, NATO’nun ayağını Suriye’ye çekmek için atmosfer yaratma çabasındadır ” iddiasında bulundu.
Nakavi, “Türk uçağının, Suriye hava sahasına girmesi düşündürücüdür. Hava sahası ihlal edilen bir ülkenin kendini savunma hakkı var ve uçağın düşürülmesi doğal bir olay” dedi.
Nakavi, her hangi bir ülke ismi söylemeden, “Komşu ülkelerde eğitilen ve silahlandırılan bazı gruplar, terörist eylemler için Suriye’ye gönderiliyor. Komşu ülkelerin Suriye’nin iç işlerine karışması büyük hassasiyetlere neden olmaktadır” diye konuştu.
 
12. Rus uzmanlar: Suriye hava sahası denendi! RUS Ria Novosti ajansı NATO’nun Suriye’nin hava koruma sistemlerini denediğini öne sürdü ve ''Türk uçağı da bu görevle bölgede uçuyordu'' açıklamasında bulundu :
 
26.06.2012
Ajansın Said Aminov isimli uzmana dayandırdığı habere göre, düşürülen uçak Suriye Hava korunma sistemlerini denemek için uçuyordu. Ajansın verdiği ve "Rus Uluslararası silah satış analiz merkezi" uzmanlarından Igor Korotchenko’ya dayandırılan başka bir haberde ise NATO üyesi olan Türkiye’nin, Suriye çevresindeki radyo-elektronik aktiviteler ile ilgili yaptığı uçuşların sonuçları NATO mensubu diğer ülkelere aktarılıyor.
 
13. DSP Genel Başkanı Masum Türker vurulan Türk jeti ile ilgili şok bir iddia ortaya attı: "Uçağımızı Rusya bizzat vurdu!"
 
26.06.2012
TV8'de Erkan Tan'ın konuğu olan Türker, "Şu anda Laskiye limanında 2 Rus savaş gemisi ve 1 firkateyn var" açıklamasını yaptı ve ekledi: "Bunlardan 1 tanesinin hem radar hem füze donanımı gördüğü anda sineği bile algılayan hassasiyeti var. Çapanenko gemisi en ufak bir olayda hemen devreye girebiliyor. İlk olayın ortaya çıktığı an; siyaseti iç politikadan ayırarak baktığınız zaman Suriye 'üzgünüz' dedi. Başka bir kişi yapmışsa üzgünüz der."
"Uçağımızı vuran gemi: Amiral Çapanenko!" : Türker, "Uçağımızı vuran gemi Amiral Çapanenko. Çünkü en donanımlı gemi bu" dedi ve Dışişleri ile istihbarat servislerinin bunu bildiğini öne sürdü. Arama kurtarma çalışmalarına ilişkin ilginç bir iddiada bulunan Türker, "Neden bunlar arama kurtarma çalışmalarına katılmıyor? Uçağın bir süre daha bulunmaması gerekiyor onlar için. Uçakta kokpit kaynamış" şeklinde konuştu.
"Milli Savunma Bakanı nerede?" : Liderler zirvesinde Milli Savunma Bakanı'nın olmayışına dikkat çeken Türker, "Başbakan'ın 3 lider ile konuşmasını izledim. Peki Milli Savunma Bakanı neredeydi? Bu ülkenin Milli Savunma Bakanı yok mu? Bu ülkede düşürülen uçağın mülkiyetinden Genelkurmay değil Milli Savunma Bakanlığı'dır. Bu olayın hiçbir yerinde yok nedense" ifadelerini kullandı.
 
14. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, "Uçağın düşürülmesi affedilecek, unutalacak bir olay değildir. Her yerde takipçisi olacağız" dedi ve hükümetin dış politikasını eleştirdi. Kılıçdaroğlu, "Blöfle dış politika mı olur?" diye sordu : "Eğer sizin uluslararası caydırıcılığınız sınanabiliyorsa, bir kez sınandıysa kaybedersiniz arkadaşlar. “Sıçan geçer yol olur” diye bir atasözümüz var :
 
26.06.2012
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısında Başbakan Erdoğan'ın Suriye politikasını sert sözlerle eleştirdi. Kılıçdaroğlu'nun konuşmasının satırbaşları şöyle:
"Bu coğrafya, dünyanın en sorunlu bölgesi. Kafkaslara bakın, Ortadoğu’ya bakın, Balkanlar’a bakın bir sorun yumağıdır. Ama burada Türkiye güçlü bir aktör olarak yerini almıştır. Hiçbir bölgede bu kadar karmaşık bir yapı yoktur. Bu bölgede etnik açıdan, politik açıdan, coğrafik açıdan, İran’dan Ermenistan’a Azerbaycan’dan Irak’a, Yunanistan’dan Bulgaristan’a, Suriye’den Rusya’ya kadar bu coğrafyada. Bize bu gücü kim verdi? Bu güç, Mustafa Kemal ve arkadaşlarının kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin gücüdür. Savaş zorunlu olmadıkça bir cinayettir demişti. Yedi düvele karşı mücadele etti ama gerekli olduğu için savaştı. Savaşı bitirdi, dünyada barış yurtta barış diyerek tarihe geçti. Arzu ettiğimizde bu bizim. En karmaşık, en sorunlu bölge, dinsel etnik kimlik açısından en karmaşık bölge." 
"Kimse bize bu bölgeyi altın tepside sunmadı. Mücadele ettik biz bu bölgede. Kafası karışanlar için söylüyorum. Türkiye Cumhuriyeti kendi bölgesi için görkemli bir devlettir. Bunu Beşar Esad da bilsin, Esad’ın arkasına saklanan güçler varsa onlar da bilsinler. Türkiye, bölgesinde en güçlü en dirayetli ülkedir. Bunu sadece onlar Davutoğlu’da duysun, Recep Tayyip Erdoğan da bilsin. Türkiye’nin büyüklüğünü öğrensinler, idrak etsinler artık. Bir savaş jetimiz gidecek uluslar arası sularda düşürülecek. Bin 300 metre derinlikte duruyor uçağımız. Dört postal bulundu. Umuyoruz sağ salim dönerler. Uçağın düşürüldüğü bölge uluslararası sular. Bizim uçaklarımızın rutin seyrüsefer alanı. Oraya tesadüfen bilinmeden gidilmiş değil. Dışişleri Bakanlığımız defalarca açıkladı, Doğu Akdeniz’e gidiliyor ve geliniyor. Madem böyle bir tablo var, bizim uçağımız niye düşürülür? Tesadüfen mi düşürülür? Bilmemezlikten mi düşürülür? Yoksa yanlışlıkla mı düşürülür?" 
'DERS VERMEK İSTER GİBİ...' :  "Yapılan açıklama şu, bilerek görerek uçağımız vuruldu ve düşürüldü. Hiç kimse tahmin etmedik bilinmeden düşürüldü diye bir şeye kapılmasın. Adeta Suriye hükümeti ben Türkiye Cumhuriyeti’ne ders vermek istiyorum der gibi uçağı düşürdü. Hiçbir uyarı önleme yapmayacaksınız, kasıtlı olarak ateş edeceksiniz ve uçağımızı düşürecesiniz. Daha sonra arama kurtarma uçağımıza da ateş edeceksiniz. Bir soruyu kendimize soralım. On yıl önce bir savaş uçağımızın komşularımızın herhangi biri tarafından düşürülebileceğine inanan var mı? Bunu hiç kimse düşünemezdi. Hiç kimse bir Türk savaş uçağını düşüreceğim diye aklının köşesinden bile geçiremezdi. Ne oldu da şimdi uçağımız düşürülüyor? Dış politika farklı bir şeydir. İç politikada yalan söyleyebilirsiniz, halkınızı kandırabilirsiniz. Ama dış politika öyle değil. Boğazınızda dokuz boğumu unutmayacaksınız. Lafı söylerken düşüneceksiniz. Çünkü dış politika ülkelerin tarihinde iz bırakan politikadır." 
'SIÇAN GEÇER YOL OLUR' : "Eğer sizin uluslararası caydırıcılığınız sınanabiliyorsa, bir kez sınandıysa kaybedersiniz arkadaşlar. Sıçan geçer yol olur diye bir atasözümüz var. Bunu kimsenin unutmaması lazım. İzlediğiniz dış politika yol haline getirdi. Eğer bir kez sınanıyorsa artık ondan sonra güvenliğiniz tehlikede demektir. Biz Çanakkale’de maliyet ödedik. Maliyet ödemekten korkmayacağız da bundan sonra. Dedim ki yol olur bu, sıçan geçer yol olur. Bakın, ilk önemli nokta tarih vereceğim unutmayın. 4 Temmuz 2003. Türk askerlerinin başına K.Irak’ta çuval geçirilen tarihtir bu tarih. Hiçbir dönemde olmamıştır. Hiçbir iktidar döneminde olmamıştır bu. Bunun hesabını AKP vermiş de değil. Benim askerimin başına sen çuval geçireceksin, nota vermeye bile cesaret edemeyeceksin. Ne dedik, bölgesel gücünüzü sınamaya kalkarlarsa yol olur bu. Unutmayın ikinci olay, Mavi Marmara. Uluslararası sularda, dokuz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı şehit edildi. Kalleşçe vuruldular. Ne yaptık? Estik gürledik, basın grup toplantıları yaptık. Onlardan birinde şunu söylemiştim. Onların kanı yerde kalmayacak takip edeceğim, ama AKP unutturmaya çalışıyor. Son olarak da Suriye’nin pervasızlığı. Affedilecek, unutulacak bir olay değildir. Şimdi ben sayın Erdoğan’a soru soruyorum: Sayın başbakan Türkiye’nin caydırıcılığına darbe vuran dış politikanızın bu ülkedeki derin yaranın farkında mısınız? Ülkenin kendilerinin yönettiği konusunda da ciddi endişelerim var." (Hürriyet)
 
15. CHP'nin Deniz Gezmiş posterine soruşturma :
 
26.06.2012
İfade vermek için adliyeye gelen Barkan Kalınomuz’a bir grup partili destek verdi. ’Suçluyu övmek’ suçu dolayısıyla verdiği ifade sonrası açıklama yapan Kalınomuz, " Deniz Gezmiş ’in vatan kahramanı olduğunu anlattık. Başbakan, referandum çalışmalarında ve grup toplantısında bu çocukların babalarına yazdıkları mektubu ağlaya ağlaya okuyor. Demek ki ortada bir suç ve suçlu yok" dedi. 
CHP Aydın İl Başkanlığı’nın geçen 27 Mayıs’ta yapılan kongresinde salona asılan Deniz Gezmiş posteri nedeniyle başkan İl Başkanı Barkan Kalınomuz savcılıkta ifade verdi.Aydın Adliyesi’ne sabah saatlerinde partililerle birlikte gelen Barkan Kalınomuz’un Başsavcı Vekili Mustafa Doğru tarafından ifadesi alındı. Yaklaşık bir saat süren görüşmenin ardından adliyeden çıkan Kalınomuz, il kongresinde salona asılan Deniz Gezmiş posteri nedeniyle suçluyu övmek suçu dolayısıyla Başsavcı Vekili Doğru tarafından ifadesinin alındığını kaydetti. 
Kalınomuz, "Posterde yazan, ’Satıldık ey halkım, uyan’ cümlesinden kastınız nedir? diye soruldu. 90 yıllık Cumhuriyet birikimlerinin yabancılara satıldığını, iç ve dış mihraklara karşı mücadelemiz olduğunu, bunun siyasi bir mesaj olduğunu ifade ettim. Deniz Gezmiş ’in bir suçlu olmadığını, bir vatan kahramanı olduğunu söyledim. Aksi durumda olsaydı, Torbalı Belediyesi, Deniz Gezmiş ’in ismini bir parka ve çeşmeye vermezdi. Adalet Bakanlığı ’nın onayı ile Altındağ Belediye Başkanlığı Ulucanlar Cezaevi’ni müze haline getirip Sayın Deniz Gezmiş ’in kişisel eşyalarını sergiletmezdi. Bu nedenle benim vatan kahramanıDeniz Gezmiş ’in posterini açmam suçluyu övmek olmaz.Bülent Arınç 2011’de Osmangazi Gençlik Kolları Kongresi’nde yaptığı konuşmada, ’Ben onlar asılmasın diye çok uğraştım’ diyor. Başbakan, referandum çalışmalarında ve grup toplantısında bu çocukların babalarına yazdıkları mektubu ağlaya ağlaya okuyor. Demek ki ortada bir suç ve suçlu yok.Deniz Gezmiş tam bağımsız Türkiye mücadelesinde 24 yaşında canını bu vatana emanet etmiş bir yoldaşımızdır. Bunu övünç kaynağı olarak görüyor ve gurur duyuyorum. Benimle ilgili başlatılan hukuki süreci ömrümün sonuna kadar sol göğsümde bir onur madalyası olarak taşıyacağım" dedi. 
Kalınomuz, Aydın Adliyesi’ne geldiği sırada partililer de il başkanlarına destek verdi. (dha)
 
16. Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi tarafından yayımlanan Mimesis Haber/Mimesis Tiyatro Çeviri Araştırma Dergisi’nin 19’uncu sayısı Elazığ Halk Kütüphanesi tarafından müstehcen içerikli olduğu gerekçesiyle iade edildi :
 
26.06.2012
Yayınevine Elazığ İl Halk Kütüphanesi Müdürü Ahmet Pirinççi tarafından gönderilen resmi yazıda ‘iade’ gerekçesi şu şekilde ifade edildi: “Müstehcen resim ve çizgilerin bulunduğu okuyucularımız tarafından tespit edilmiştir.” Açıklamada Elazığ’da üç ailenin ‘bu yayınların okuyucuların ve çocuklarının ahlaki değerlerini bozduğu’ iddiası ile Elazığ Halk Kütüphanesi’ne şikâyet dilekçesiyle müracaat ettikleri belirtildi. Elazığ Halk Kütüphanesi de derginin Elazığ Halk Kütüphanesi ve Elazığ İlçe Halk Kütüphaneleri’ne bağış yolu ile de olsa gönderilmemesini talep etti. 
Müstehcen olduğu iddia edilen makale Antik Yunan komedyası hakkında bir dosya olan ‘Aristophanes Üzerine’de yer alıyor. ‘Kadının Tasviri: Aristophanes’in Lysistrata’sı ve ‘Yunan Eşlerinin Hetairalaştırılması’ adlı makale Washington Üniversitesi öğretim üyesi Sarah Culpepper Stroup tarafından 2004’te kaleme alınmış. ‘Müstehcen bulunan’ ise makaledeki bilgilere kaynak oluşturan ve dergide yayımlanan, MÖ 5. yüzyıla ait çizimler. Yazarın Antik Yunan toplumunda kadınların konumları ve bunun ‘Lysistrata’ oyunundaki karşılığını incelediği makalede Antik Yunan hayatıyla ilgili referanslar, günümüze kalan yazılı ve görsel malzemeye dayanıyor. Malzemelerden en önemlisi ise vazo ve kadehlerdeki tasvirler. Aristophanes’in Lysistrata oyunu da kadınların savaşı sona erdirmek için erkeklere karşı cinsel grev düzenlemesini konu alıyor ve Antik Yunan’da kadın-erkek ilişkilerine dönük mizahi bir bakış geliştiriyor. 
Mimesis: Durum ‘absürd’ : Derginin yayın kurulu tarafından yayımlanan açıklamada ise şöyle denildi: “20 yılı aşkın süredir yayımlanan ve danışma kurulunda Dikmen Gürün, Murat Tuncay, Zehra İpşiroğlu, Selda Öndül, Güngör Dilmen gibi akademisyen ve yazarların da sorumluluk aldığı bir dergi, neden ahlaka aykırı bulunduğu konusunda açıklama bile yapılmadan, ‘müstehcen’ ilan edilmiştir. ‘Müstehcenlik’, ‘muhafazakar’ duyarlılık adına yayın ve tiyatro dünyasının düzenli olarak maruz kaldığı ithamlardan birisi. Mimesis dergisine dönük müstehcenlik ithamını aynı sansürcü zihniyetin bir çeşitlemesi ve yasaklaması olarak görüyoruz. Kültür Bakanlığı tarafından onlarca il ve ilçe kütüphanesine yerleştirilen akademik-bilimsel bir derginin, yine ona bağlı bir kuruluş tarafından raftan kaldırılmasını ‘absürd’ buluyoruz.”
 
17. Bursa'nın Karacabey İlçesi'nde 30 yaşındaki inşaat işçisi Savaş Ö., boşanmak isteyen eşi 27 yaşındaki Büşra Ö. ve 48 yaşındaki kayınvalidesi Nazmiye C.'yi sokak ortasında tabancayla vurarak öldürdükten sonra, başına ateş ederek intihar etti :
 
26.06.2012
Olay, bugün saat 12.30’da meydana geldi. Savaş Ö. ile evli olan ve 6 yaşında bir kız çocuğu bulunan Büşra Ö., bir süre önce eşinden şiddet gördüğünü bildirerek, sığınma evine başvurdu. Burada bir ay kalan Büşra Ö., ailesinin isteği üzerine annesi Nazmiye C.’nin evine yerleşti. Boşanma davası açan Büşra Ö., korunma talebinde de bulundu. 
Bugün öğle saatlerinde annesi Nazmiye C. ile pazara giden Büşra Ö., sokak ortasında eşi Savaş Ö.’nin saldırısına uğradı. Büşra Ö. ve Nazmiye C.’yi tabancayla ateş ederek öldüren Savaş Ö., daha sonra aynı silahı başına dayayarak tetiği çekti. 3 kişinin hayatını kaybettiği olayla ilgili soruşturma sürüyor.(dha) 
 
18. Suriye krizinde Türkiye haklıdır. O uçağın neden orada olduğu sorusu sonra gelir.  Ama gelir :
 
KORAY ÇALIŞKAN
Politika / 26/06/2012
Hemen söyleyelim: Suriye bize ait bir uçağı düşürdü, hata olduğunu söyledi, karasularında enkazın aranmasına katıldı. Pilotlarımızı kaybedersek Suriye’nin saldırısındandır. Türkiye haklıdır. O uçağın neden orada olduğu sorusu sonra gelir. Ama gelir. Dışişleri’ne göre uçak Suriye hava sahasını İsrail tarafından girerek alçak uçuşla ihlal ediyor. 5 dakika uçuyor. Uzun bir zaman. Sonra uçağı bir Suriye füzesi vuruyor. Zaten 13 deniz mili, yani 24 km açıkta uçağı düşürmek güdümlü füzeyle olur. Füze çok güçlü. Muhtemel uçağa büyük zarar veriyor. Yine Dışişleri’ne göre uçak kontrolden çıkıyor ve 9 km’den fazla Suriye’ye doğru uçmaya devam ediyor. Uçak vurulduğunda Suriye’ye doğru uçmuyor, füze de Suriye tarafından yaklaşıyor. Yani Dışişleri zaten parçalanması beklenen çelik yığınının istikamet değiştirip Suriye hava sahasına doğru 9 kilometre uçtuğunu söylüyor. Ben bunu anlamadım. Kadri Gürsel dün yazdı: “Kendisini yakalayan bir füzenin tahripkâr savaş başlığının infilakı sonucu vurulmuş bir uçağın Suriye hava sahasının içine 9 km sürüklenecek kadar fiziki bütünlüğünü nasıl koruduğunu izah etmek mümkün değil.” Kılıçdaroğlu–Erdoğan görüşmesine katılan eski CHP’li Büyükelçi Osman Korutürk’e sordum. Toplantıda bu detaylar anlatılmamış. Uçağın ani dönüş yaptığı ve o sırada vurulduğu söylenmiş. “Uçağın 9 kilometreden fazla uçabileceği imkân dahilinde mi?” diye sordum. “9 km uçması zor. Uçaksavar mermisiyle vurulsa belki. Bir uzmana danışmak lazım. Bize bu açıklanmadı. Ama uçamaz gibi görünüyor” dedi. 
Araştırma sürecinde bulunmuş, generalleri dinlemiş üst düzey bir Dışişleri yetkilisini aradım. Onların da bu durumu merak ettiklerini ve süreci dikkatle çalıştıklarını anlattı. 1.300 km hıza çıkabilen bir uçak, zaten dakikada 21 km gidebiliyor. Vurulduktan sonra, general rütbesindeki havacıların anlattığına göre, her yöne ve müthiş bir hızla savrulabiliyor ve yön değiştirebiliyor. Yani uzmanlar bunun mümkün olduğunu söylüyor. Yetkiliye göre mantıkla yanlışlanabilecek bir iddiayı bakanın bütün kamuoyu önünde savunması mümkün değil. Suriye, İsrail ile teknik olarak savaşta bir ülke. Suriye’nin elinde Rusya’dan satın aldığı güçlü bir erken uyarı sistemi var. Suriye iç savaşta bir ülke. Dışarıdan mali ve askeri olarak desteklenen bir milis gücüne karşı savaşıyor. Daha bir yıl önce kardeşim Esad dediğimiz, babası gibi olmadığını dünyaya kanıtlamaya çalıştığımız, Esad karşıtı eylemlerden sonra düşmanım Esed dediğimiz bir diktatörle yönetiliyor. 
Dışişleri’nin İslamcı veya muhafazakâr birçok gözlemci tarafından dahi ‘ilk adımda köprüleri atıp sonra diplomatik adımları denemekle’ eleştirildiği, rejim değişikliğinin ana dış politika amacımız olduğunu dünya âleme ilan ettiğimiz günlerde, daha yeni bir sınır ihlali yaşadığımız Suriye’nin hava sahasını ‘yanlışlıkla’ geçtiğimizi de anlayamıyorum. Böyle bir hata nasıl yapılır? “Ege’de çok oluyor” doğru bir perspektif değil. Yunanistan’ın rejimini değiştirmeye çalışmıyoruz. “Ruslar da geçti, biz de geçtik” de doğru bir yaklaşım değil. Şu anda teknik olarak güney komşusuyla savaşta, asli olarak iç savaşta, kuzey komşusu tarafından rejimi değiştirilmeye çalışılan bir ülkeden bahsediyoruz. Gönderdiğimiz casus uçağının, alçak uçuşla ülkesine girdiği böyle bir ülkenin “Olur böyle şeyler” mi diyeceğini, yoksa fırsatını bulmuşken “Haddini hududunu bil” mi diyeceğini kestirmek zor değil. Suriye’nin hava sahasını bilerek ihlal ettiysek yanlış, bilmeden ihlal ettiysek çok yanlış. Taciz amaçlanmamış olsa bile Suriye tarafından taciz olarak yorumlanması kesin. Aslında olay Suriye’nin Suriye politikamıza verdiği bir yanıt, ama sert, yanlış ve izansız. Esad’ın bir diktatör olması, Esad’a yaptıklarımızı açıklamaz. Ali’nin hırsızlığı, Veli’nin attığı dayağı haklı kılmaz. Esad diktatördür. Ama bu diktatöre nasıl davranılacağını belirlemez. 
Kendimizle çelişiyoruz. Suudi Arabistan diktatörlük değil mi? Arap Baharı’nın Bahreyn ayağını bastırmak için Bahreyn’i işgal etmedi mi, hatta ilhakı düşünmüyor mu? Buna niye karşı çıkmıyoruz? Arap Baharı’nı desteklemekse amaç, Suudi Arabistan’ı da eleştirelim. Bir diktatörün İstanbul’un en güzel yerinde, hatta sit alanındaki yerine inşaat izni veriyoruz, bir başka diktatörü yerinden etmeye çalışıyoruz. İsrail’le kavgalıyız. Irak bizi tehdit ediyor. Kuzey Irak’ı bombalıyoruz. Suriye uçağımızı düşürüyor. İran karşı kampta. Rusya malum, sattıkları füzeyle canımız yandı. Rusya ve İran yeni üssü kendilerine tehdit görüyor. Çevremizde kim kaldı dostumuz? ABD güdümlü bir Suudi Arabistan... Komşularımızla ilişkilerimizi yeniden düşünmenin zamanı gelmedi mi?
 
19. Rusya'dan krizle ilgili ilk açıklama : “Uçağın düşürülmesi provakasyon değil” :
 
26.06.2012
Cuma günü Suriye tarafından düşürülen Türk uçağı ile ilgili olarak Rusya'dan ilk olarak net bir açıklama yapıldı. Rusya Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada "uçağın düşürülmesi provakasyon olarak görülmemeli" denildi.
Diğer taraftan Rusya'nın BM temsilcisi Vitaly Çurkin, BM Suriye özel temsilcisi Kofi Annan'ın 30 Haziran'da Cenevre'de yapılması planlanan toplantı davetine ülkesinin olumlu yanıt verdiğini açıladı
Rus temsilci, toplantıya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'un katılacağını belirterek "bu toplantıya büyük önem veriyoruz ve diğer ülkelerin de katılmasını umuyoruz" diye konuştu.
İRAN RESTLEŞMESİ :  Kofi Annan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyesi 5 ülke ile Suriye krizi ile bağlantılı bölge ülkelerinin toplantıya katılmasını istiyor. Ancak Ancak Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere ve Fransa, Tahran'ın masada olmasına karşı çıkıyor.
 
20. Rusya'daki Ria Novosti ajansı, düşürülen Türk uçağıyla ilgili olarak, "NATO Suriye'nin hava koruma sistemlerini denedi" dedi.
 
26.06.2012
Ajansın Sa'd Aminov isimli uzmana dayandırdığı habere göre, düşürülen uçakSuriye hava korunma sistemlerini denemek için uçuyordu.
"Rus Uluslararası silah satış analiz merkezi" uzmanlarından Igor Korotchenko'ya dayandırılan başka bir haberde ise, "NATOüyesi olan Türkiye'nin, Suriye çevresindeki radyo-elektronik aktiviteler ile ilgili yaptığı uçuşların sonuçları, NATO mensubu diğer ülkelere aktarılıyor" deniliyor
 
21. Ankara'nın talebiyle Suriye'nin silahsız Türk askeri uçağını düşürmesine verilecek cevabı belirlemek için toplanan NATO üyeleri, Türkiye'yle tam dayanışma içinde oldukları mesajını verdi :
 
26.06.2012
Ankara'nın talebiyle Suriye'nin silahsız Türk askeri uçağını düşürmesine verilecek cevabı belirlemek için toplanan NATO üyeleri, Türkiye'yle tam dayanışma içinde oldukları mesajını verdi. Belçika'nın başkenti Brüksel'deki NATO karargahında Genel Sekreter Anders Fogh Rasmussen'in başkanlığında 2 saate yakın toplantı yapan 28 ittifak üyesinin daimi temsilcisinin onayladığı ortak açıklamada Suriye şiddetle kınandı.
Açıklamada, Suriye'nin eyleminin kabul edilemeyeceği vurgulandı.
Genel Sekreter Rasmussen'in basın toplantısında okuduğu NATO açıklamasında "Durumu yakından ve büyük endişeyle izlemeye devam ediyoruz ve NATO'nun güneydoğu sınırındaki gelişmeleri kontrol altında tutmaya devam edeceğiz" denildi.
Rasmussen, "NATO'nun güvenliği ayrılmaz bir bütündür. Türkiye ile güçlü dayanışma içindeyiz" dedi. Rasmussen, Türk askeri uçağının düşürülmesi konusunda yapılan toplantıda, ittifak üyelerinden her hangi birine yapılan saldırının üye ülkelerin tamamına yapıldığını belirleyen 5. maddeyi tartışmadıklarını söyledi.
 
22. 'Suriye, terörist devlet gibi davrandı' : TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Türkiye'ye karşı tecavüz yapıldığını, Suriye'nin adeta terörist devlet gibi davrandığını, uluslararası sularda Türkiye'ye karşı kasti, hasmane saldırıda bulunduğunu söyledi :
 
26.06.2012
TBMM Başkanı Cemil Çiçek, üzücü bir noktada bulunduklarını ifade ederek, ''Türkiye ile Suriye komşu. Akıl verenler gider, sonra biz kalırız''dedi.
İslam, Müslüman toplumlarını kullanan pek çok kesim bulunduğunu kaydeden Çiçek, bunu geçmişte de yaşadıklarını, aradan geçen zamana rağmen fazla bir mesafe alınamadığının anlaşıldığını söyledi.
Yapılanın, uluslararası hukuka aykırı olduğunu, komşuluğa yakışmadığını, kasti bir durum bulunduğunu vurgulayan Çiçek, ''Böyle bir durum karşısında Türkiye'nin yapabileceği şey, öncelikle kararlılığını ortaya koymak, olup bitenleri soğukkanlı değerlendirmektir'' dedi.
''Çok itfaiyeci var'' : Dünyanın düzenini ve huzurunu bozacak 13 bölgeden 11'inin Türkiye'nin bulunduğu bölgede yer aldığına işaret eden Çiçek, kendisini ziyaret eden, önde gelen bir ülkenin siyasetçisinin, Ortadoğu'da neler olduğunu sorduğunu aktardı. Çiçek, görüşmede, ''Anadolu'da bir halk hikayesi var, onu ifade edeyim, sorularınızın cevabı orada var: Kasabada her gün bir yangın çıkıyor, kasabanın önde gelenleri biraraya gelip bu işin önünde, arkasında ne var araştırıyor. Araştırmalar sonucunda, yangını çıkaranların itfaiyeciler olduğu anlaşılıyor. Bu bölgede çok itfaiyeci var'' dediğini anlattı.
''Suriye'yi de kullanan itfaiyeciler mi var?''sorusuna Çiçek, ''Kesinlikle. Yoksa bu kadar halkına zulüm edecek, buna karşılık da arka çıkılacak. İtfaiyecilere dikkat etmek lazım'' karşılığını verdi.
''Uluslararası camianın vicdanı olması lazım'' : Çiçek, Türkiye'nin, olay gündeme geldiğinden beri soğukkanlı, temkinli politika takip ettiğine, haklı olduğunu ispatlamaya çalıştığına işaret etti. Çiçek, Türkiye'nin, alelacele, fevri tavır koymak yerine, ilgili ülkelerle, uluslararası kuruluşlarla temaslarda bulunarak, bu işin uluslararası sularda, uluslararası hukuka aykırı, kasti davranış olduğunu, uluslararası hukukun cevaz vermediğini ortaya koymaya çalıştığını söyledi.
 Cemil Çicek, ''Yangını çıkaran itfaiyeciler bakımından, biz ne yaparsak yapalım bunu kabul etmeyecektir ama uluslararası camianın insafı, vicdanı olması lazım. NATO bakımından, açıklamalara baktığımızda belli bir mesafe almıştır. Türkiye, olayı aydınlanmamış yönleriyle de ortaya çıkarıyor. Eldeki veriler Türkiye'nin haklılığını gösteriyor. Aksini iddia edenler varsa, onlar da delillerini, kayıtlarını ortaya koyacaklar. Şu ana kadar Türkiye, haklı olduğunu belli ölçüde ispat etti. NATO aldığı kararla, Türkiye'nin yanında, haklı olduğunu ortaya koydu. Bundan sonraki gelişmeleri de Türkiye yakinen takip edecek. Kamuoyları önemli, sadece bizim haklı olmamız yetmiyor, haklılığımızı dünya kamuoyuna inandırmamız gerekiyor'' diye konuştu.
''Bölgeyle ilgili bir çok ülkenin nüfuz savaşı var'' : Suriye'nin neden bunu yaptığını, bölgede neyin amaçlandığının sorulması üzerine Çiçek, belli süreden beri İslam dünyasında ciddi bir hareketlilik bulunduğunu hatırlattı.
İslam dünyasının önemli bir kısmının diktatörlüklerle yönetilmesinin, İslam'a yakışmadığını, büyük talihsizlik olduğunu ifade eden Çiçek, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bir yerde diktatörlük varsa, orada yolsuzluk, hırsızlık, ahlaksızlık, her türlü pislik var. Günümüz dünyasında insanlar, hak ve özgürlük talep ediyor. Talep ettiğinde yönetimlerle çatışmaya giriyor. Bunun en kanlı olanı da Suriye'de görülüyor. Bir ülke düşünün ki yabancı düşmana karşı temin ettiği silahları kendi insanları için kullanıyor. Bu idare, ancak kanla iktidarını uzatmaya çalışıyor.
Bu bölgeyle ilgili bir çok ülkenin nüfuz savaşı var. Akdeniz'e inmek, köprü başı tutmak isteyenler, buradan atlama yaparak başka ülkelerdeki hedeflerini gerçekleştirmek isteyenler var. Bunları yan yana getirdiğinizde, çok rahat coğrafya olmadığını görmek lazım. Zulümle iktidarda kalmak isteyenlerin de sırtını bir yere dayaması gerekiyor. Birileri de bu dayamayı ona yapıyor.''
 -'Tepe noktasındakiler, ülkelerle irtibatlı'' : Çiçek, Türkiye'nin belirli süreden beri uyguladığı politikaların, bazı ülkeleri rahatsız ettiğini dile getirerek, ''Bu ülkeler, belki de en yakınımızda, ittifak içinde olduğumuz, senli benli olduğumuz ülkelerdir. Dış politikanın böyle ikiyüzlü acımasızlığı vardır'' dedi.
PKK'nın Kürt halkına değil, uluslararası politikaları ve bunu kullanan ülkelere hizmet ettiğini ifade eden Çiçek, bu işe destek verenlerin, üzücü olaylardan sonra taziye mesajı gönderenler olduğunu kaydetti.
Örgütün tepe noktasındaki bazı kişilerin, başka ülkelerle irtibatlı olduğunu belirten Çiçek, Türkiye'ye sanıldığı kadar destek gelmediğini, bir ülkenin, terörle mücadelede on iş yapması gerekirken, birini yaptığını, eldeki sopayı kimsenin bırakmak istemediğini bildirdi.
Çiçek, ''Çocukları dağa çıkmış olan vatandaşlar bilsin, bu çocuklar Kürt davasına hizmet etmiyor. Yukarıdakilerin, yurt dışında bazı imkanları var. Kandil dağı nere, ABD'deki paralar nerede? Milletin çocuğu ölüyor, bunlar Venedik'te tatilde, Amerikan, Avrupa bankalarında hesap...Kendi saltanatlarını sürüyorlar'' görüşünü dile getirdi.
PKK'nın, 2002'de terör örgütü olarak tanındığını anımsatan Çiçek, ''En kanlı eylemi 1984. 1984'ten kabul edersek, 2002'ye kadar hayır kurumu, kimsesizlere yardım derneği miydi?'' diye sordu. Çiçek, örgütün, 18 yıl, Türkiye'ye taziye mesajı gönderen ülkelerde himaye gördüğünü, kök saldığını, kurumsallaştığını belirtti.
CHP'nin Kürt sorununa ilişkin önerisinin hatırlatılması üzerine Çiçek, terörle mücadele konusunda düşüncesi, fikri, kanaati olanların biraraya gelebilmesi gerektiğini söyledi. Çiçek, belirli kesimlerin, terörle mücadelede artık saflarını netleştirmesi gerektiğini ifade etti.
Çiçek, Leyla Zana'nın açıklamalarının sorulması üzerine, ifade özgürlüğü deniliyorsa, nasıl konuştuğuna bakılmaksızın, konuşmasına imkan vermek gerektiğini belirtti.
Özel yetkili mahkemelere ilişkin bir soruyu yanıtlarken Çiçek, tepkisel düzenlemelerden kaçınmaları gerektiğini, ileride başka sıkıntılar çıkabildiğini kaydetti. Çiçek, bir şeyin varlığından şikayet edilebileceğini ancak yokluğundaki durumları da iyi öngörülmesi gerektiğini vurguladı.
Çiçek, siyaset kurumu, bu dönem parlamentosu ve Meclis'te grubu bulunan partilerin, yeni bir anayasa yapma mecburiyeti bulunduğunu sözlerine ekledi. AA
 
23. Dünya Erdoğan'ı 'canlı' izledi : Dünya basını Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın AK Parti Grup Toplantısı'ndaki konuşmasını flaş haber olarak verdi. Haberlerde, herhangi bir sınır ihlalinde, Erdoğan'ın Suriye hedeflerini vurması için Türk ordusuna talimat verdiği belirtildi : Dünyadan Yorumların Başlıkları :
 
26.06.2012
BBC: Erdoğan'dan Suriye'ye Uyarı
EL ARABİYA: Herhangi Bir İhlalde Uyarmadan Vurun 
AFP: Metodu, Yeri Ve Zamanı Kendimiz Belirleyeceğiz 
DER SPIEGEL: Erdoğan Esad'ın Devrilmesini İstedi 
 
24. Trabzon'da patlama 3 asker yaralı : Trabzon Valisi Recep Kızılcık, Düzköy İlçe Jandarma Komutanlığı yakınında meydana gelen patlamaya ilişkin '' Jandarma karakoluna yaklaşık 20 metre mesafede, askerlerimiz sabah çöpünü döküp dönerken uzaktan kumanda ile patlatıldığını düşündüğümüz bir patlama gerçekleşti'' dedi :
 
26.06.2012
Patlamanın bir patlayıcıdan kaynaklanmış olabileceğine işaret eden Kızılcık, şöyle konuştu:
''Öncelikle hepimize büyük geçmiş olsun. Bu sabah saat 7.50'de Düzköy ilçemizdeki jandarma karakoluna yaklaşık 20 metre mesafede, askerlerimiz sabah çöpünü döküp dönerken uzaktan kumanda ile patlatıldığını düşündüğümüz bir patlama gerçekleşti. 2 askerimiz çok hafif, bir askerimiz daha ağır yaralandı. Ağır yaralı olan askerimizin tedavisi Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Farabi Hastanesi'nde devam ediyor. Durumu çok ağır değil. İnşallah bu askerimiz de bir an önce sağlığına kavuşur. En büyük sevincimiz hiçbir can kaybının olmamasıdır.''
Kızılcık, patlamanın bir terör saldırısı olup olmadığı yönündeki soruya ise ''Uzaktan kumanda ile patlatıldığı için terör örgütünün bu yöntemi kullandığını biliyoruz. Patlamanın bu şekilde olabileceğini değerlendiriyoruz ama şu anda kesin bir kanıtımız yok'' dedi.
Patlayıcının türüne ilişkin soru üzerine Kızılcık, ''Patlayıcının özelliğinin ne olduğunu bilmiyoruz. Tek patlayıcı kullanıldı'' diye konuştu.
-Garnizon Komutan Vekili Albay Ertuğrul, olay yerinde-
Öte yandan, patlamanın ardından Düzköy Kaymakamı Ufuk Özen Alibeyoğlu, Trabzon Garnizon Komutan Vekili ve İl Jandarma Komutanı Albay Dursun Ertuğrul, beraberindeki askeri personel ile olay yerine gelerek incelemelerde bulundu.
Ayrıca Trabzon İl Emniyet Müdürlüğüne bağlı ''çevik kuvvet'' ekipleri ilçe jandarma komutanlığı çevresinde önlem alındı. Çevre emniyetinin alınmasının ardından patlamanın yaşandığı alanda bomba uzmanlarının da aralarında bulunduğu asker ve polislerce araştırma başlatıldı.
 
25. Ankara'da 1 kişinin ölümüne neden olan metro inşaatındaki göçüğe ilişkin konuşan Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, "Yer altında çalışıyoruz, bu ve buna benzer olaylar beklenebilir, normaldir" dedi.
 
26.06.2012
Ankara'da 4 gün önce metro inşaatında meydana gelen göçük nedeniyle, işe gitmek için yürüdüğü kaldırım bir anda çöken Kadir Sevim yaşamını yitirmişti. Bu konuya ilişkin konuşan Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, bu ölümün "normal" olduğunu şu sözlerle anlattı: "Buna benzer olaylar beklenebilir, dünyadada böyledir, normaldir."
Bakan Yıldırım olayla ilgili  hem savcılık hem de idari soruşturmanının sonucunu beklemek gerektiğini söyledi. Bakan Yıldırım, "Bu sadece Türkiye'de olan bir durum değil. Dünyada da böyledir normaldir. Bu şimdiden hemen sonucu nedir, sorumlusu kimdir, araştırma inceleme yapmadan hüküm vermek haksızlık olur" dedi.
Bakana, Ankara'da metro çalışmasının yapıldığı diğer noktalarda da çatlaklar oluştuğu iddiaları soruldu. Yıldırım, bu konuda da garanti vermedi ve başkentlileri uyardı: "Yer altında çalışıyoruz. Ankara'nın altında elektrik, kanalizasyon devreleri, her türlü şebekeler mevcut. O bakımdan tedbirler almakla beraber zor bir iştir, buna benzer olaylar yine de beklenebilir." 
 
26. Mekke Promosyonlu Üniversite : Her yıl düzenli olarak zamlanan harç parası, çocuklarını okutmak için bu harç parasını ödemek zorunda olan milyonlarca aile ve okumak için çalışmak zorunda kalan öğrencilere karşın Yalova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'ni kazanan öğrenciler okudukları süre boyunca harç parası ödemeyecekler. Ayrıca, en az 250 TL burs alacak ve kendilerine kalacak yer imkanı sağlanacak:

26.06.2012
Birgün'ün haberine göre, Vakıf üniversitelerin öğrenci çekmek için uyguladığı yöntemleri bile geride bırakacak imkanlar vaadeden Yalova Üniversitesi'nde öğrenim gören diğer öğrenciler ise yapılan ayrımcılığı tepkiyle karşıladı.
Uygulamanın 'Eşit Eğitim Hakkı'nın gaspı olduğunu düşünen Yalova Üniversitesi öğrencileri,  üniversitekaynaklarının neden sadece İlahiyat Fakültesi öğrencileri için kullanıldığını, neden ilahiyat Fakültesi'ne öğrenci çekilmeye çalışılırken geri kalan birimlere yatırım yapılmadığını, kendi ödedikleri harçların neden tüm İlahiyat Fakültesi'nde burs olarak kullanılacağını sorguluyorlar.
İşte Yalova Üniversitesi'nin internet sitesinde yer alan duyuru;
'Fakültemizi Tercih Etmeniz İçin 10 Sebep:
Yalova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, 1 Ekim 2012 tarihinde eğitim-öğretime başlayacak öğrencilerine çok cazip imkânlar sunuyor:
-Her öğrenciye öğrenim harcını karşılama taahhüdü,İlk 3000’e giren öğrencilere aylık
-1000 TL, İlk 6000’e giren öğrencilere 500 TL, fakültemize yerleşen her öğrenciye 250 TL karşılıksız burs,
-Bütün öğrencilerimize kalacak yer temini,
-Ders saatleri dışında özel eğitim seminerleri fırsatı,
-Hazırlık sınıfı sonunda Suudi Arabistan’da (Mekke, Medine ve Cidde) 4 ay süreyle pratik dil eğitimi imkânı,
-%100 Arapça eğitim ve İngilizce seçmeli ders alma imkânı,
-Akademisyen ve İslâm âlimi yetiştirmeyi önceleyen bir fakülte,
-Mezun olan her öğrencimize -akademik kariyer yapma imkânı yanında- öğretmenlik, vaizlik, Kur’an kursu öğreticiliği gibi pek çok sahada iş imkânı,
-Alanında uzman, proaktif akademisyen kadrosu,
-İstanbul, Bursa ve Kocaeli’ye 1’er saat mesafede, stresten uzak, doğal güzellikleriyle öne çıkan bir şehirde okuma avantajı.
 
Bu imkânları aynı anda sunabilen başka bir fakülte biliyor musunuz?'
Fakülteden açıklama : Bu arada Yalova Üniversitesi (YAÜ) İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İbrahim Hatiboğlu, "1 Ekim'de eğitime başlayacağız. İlk defa açılan bir fakülteyiz, 60 öğrenciyle bu sene eğitime başlamış olacağız" dedi.
Hatipoğlu, YAÜ Rektörlük binasında düzenlediği basın toplantısında, 1 Ekim'de eğitime başlayacak İlahiyat Fakültesi'nin adını duyurabilmek için, vakıf aracılığıyla öğrencilere burs ve yurtdışı dil eğitimi imkanı sağlamak amacıyla çalıştıklarını söyledi.
Yalova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nin, diğer ilahiyat fakültelerinden daha seçkin bir fakülte haline getirmek için 60 öğrenciyle 1 Ekim'de eğitime başlayacaklarını belirten Hatiboğlu, şöyle konuştu: "1 Ekim 2012 tarihinde eğitime başlayacağız. İlk defa açılan bir
fakülteyiz. 60 öğrenciyle bu sene eğitime başlamış olacağız. Türkiye'de 60 tane İlahiyat Fakültesi var. Bunun 45-50 tanesi öğrenci alacak. Biz bu kadar İlahiyat Fakültesi içerisinde, Yalova'nın ayrıcalıklı ve coğrafi konumunu dikkate alarak, fakültemizin adını nasıl duyurabiliriz düşüncesiyle böyle bir çalışma başlattık.
Bu öğrencilerimizin, öğrenci harçlarının karşılanması, öğrencilerimizden ilk 3 bine girenlere eğitimi boyunca aylık bin lira burs verilmesi, ilk 6 bine girenlere de 500 lira burs verilmesi ve bizi kazanan herkese 250 lira burs verilmesi gibi şeyler, fakültemizi tanıtım amaçlı olarak sınırlı sayıda öğrencimizle eğitime başlayacak olmamızdan kaynaklanan çalışmadır."
Bir vakıf aracılığıyla çalışmaları yürüteceklerini kaydeden Hatiboğlu, "Fakülteyle ilgili promosyonlu tanıtımların üniversitenin faaliyeti olarak gösterilmiş olması yanlıştır. Bu doğru değil" dedi.
Yalova Üniversitesi'nde diğer fakültelerdeki öğrencileri dışlayıcı hiçbir amaç taşımadıklarını ifade eden Hatiboğlu, "Diğer öğrencilerimizi dışlayıcı hiçbir tarafı yoktur. Yalova Eğitim Kültür Vakfı, öğrencilerimize hizmet etmek düşüncesiyle kurulmuştur. Gönül ister ki daha fazla vakıf kurulsun" diye konuştu.
 
27. Başbakan'a yayın yasağı yetkisi : Yasalaşan 'RTÜK Tasarısı' ile bazı durumlarda Başbakan'a geçici yayın yasağı koyma yetkisi verildi.
 
26.06.2012
'RTÜK Tasarısı' TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilerek yasalaştı. Tasarı Başbakan'a geçici yayın yasağı yetkisi tanıyor. Yasaya göre, milli güvenliğin açıkça gerekli kıldığı hallerde veya kamu düzeninin ciddi şekilde bozulmasının kuvvetle muhtemel olduğu durumlarda Başbakan veya görevlendireceği Bakan, geçici yayın yasağı getirebilecek.
Ayrıca, Türkçe dışındaki dil ve lehçelerde de yayın yapılabilecek, Medya kuruluşunda toplam yabancı sermaye payı ödenmiş sermayenin yüzde 50'sine kadar olabilecek; yabancı bir gerçek veya tüzel kişi, en fazla iki medya kuruluşuna doğrudan ortak olabilecek. 
RTÜK, yayın ilkelerine aykırı programı 5 keze kadar durdurabilecek.
Meclis'te kabul edilerek yasalaşan 'RTÜK Tasarısı':
— Yayın durdurma kararına karşı Danıştayda iptal davası açılabilecek. Danıştay, bu davalara öncelikli olarak bakacak ve yürütmenin durdurulması talebini 48 saat içerisinde karara bağlayacak.
— Yayın hizmetleri, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin varlık ve bağımsızlığına, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, Atatürk ilke ve inkılaplarına aykırı olamayacak; ırk, dil, din, cinsiyet, sınıf, bölge ve mezhep farkı gözeterek toplumu kin ve düşmanlığa tahrik edemeyecek veya toplumda nefret duyguları oluşturamayacak; terörü övemeyecek ve teşvik edemeyecek, terör örgütlerini güçlü veya haklı gösteremeyecek.
— Yayınlar, çocuklara karşı istismar ve şiddeti özendiremeyecek; güçsüzlere ve özürlülere karşı ayrımcılık, istismar ve şiddeti teşvik edemeyecek; alkol, tütün ürünleri ve uyuşturucu gibi bağımlılık yapıcı madde kullanımı ile kumar oynamayı özendirici nitelikte olamayacak. Yayınlar, müstehcen olamayacak; cinsiyet eşitliğine ters düşen, kadınlara yönelik baskıları teşvik eden ve kadını istismar eden programlar içeremeyecek; şiddeti özendirici veya kanıksatıcı olamayacak.
— Reçeteye tabi olmayan ilaçlar ve tedavilerin reklamları, dürüstlük ilkesi çerçevesinde gerçeği yansıtan ve doğrulanması mümkün unsurlardan oluşacak şekilde hazırlanacak.
— Sinema ve televizyon için yapılmış filmler ile haber bültenleri, planlanan yayın süreleri 30 dakikadan fazla olması halinde, her 30 dakikalık yayın süresi için bir kez olmak üzere, reklam ve tele-alışverişle kesilebilecek.
— Dini tören yayını içine, hiçbir şekilde reklam ve tele-alışveriş yayını yerleştirilemeyecek.
— Alkol ve tütün ürünleri için hiçbir şekilde ticari iletişime izin verilemeyecek.
— Bir program tamamen veya kısmen destek görmüşse, bu husus programın başında, program içindeki reklam kuşaklarına giriş ve çıkışta ve programın sonunda uygun ibarelerle belirtilecek.
— Yayın hizmetlerinde, genel veya tematik içerikli yayın yapılabilecek.
— Medya hizmet sağlayıcı kuruluşlar yayın lisansı başvurusu sırasında yayınlarının türünü Üst Kurula (RTÜK) yazılı olarak bildirecek. Üst Kurul tarafından bu kuruluşlara verilecek yayın lisans belgesinde yayının türü açıkça belirtilecek.
— Televizyon kuruluşları, çocuk yayınlarında çizgi filmlere yer vermeleri halinde, çizgi filmlerin en az yüzde 20'si, diğer çocuk programlarının en az yüzde 40'ı Türkçe üretilmiş olacak.
— Üst Kurul, toplum için büyük önem arz eden ulusal ve uluslararası olayları; ülke geneline şifresiz ve ücretsiz yayın yapan televizyon kanallarından canlı veya banttan yayınlanmasını temin etmek amacıyla önemli olaylar listesi hazırlayarak ilan edecek.
— Önemli olayları yayınlayacak televizyonlar, listede yer alan olayları ülke geneline şifresiz ve ücretsiz olarak yayınlayacak.
— Gerçek ve tüzel kişiler, kendileri hakkında şeref ve haysiyetlerini ihlal edici veya gerçeğe aykırı yayın yapılması halinde, yayın tarihinden itibaren 60 gün içinde, üçüncü kişilerin hukuken korunan menfaatlerine aykırı olmamak ve suç unsuru içermemek kaydıyla, düzeltme ve cevap yazısını ilgili medya kuruluşuna gönderecek. Medya kuruluşları, düzeltme ve cevap yazılarını aldıkları tarihten itibaren en geç 7 gün içinde yayınlayacaklar.Belirtilen süre içinde yayınlanmaması halinde, kişi, düzeltme ve cevabın yayınlandığı tarihten itibaren 10 gün içinde mahkemeden cevap ve düzeltmenin yayınlanmasına karar verilmesini isteyebilecek.
— Yayın lisansı; münhasıran radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmeti sunmak amacıyla kurulmuş anonim şirketlere verilecek. Aynı şirket ancak bir radyo, bir televizyon ve bir isteğe bağlı yayın hizmeti sunabilecek.
— Siyasi partiler, sendikalar, meslek kuruluşları, kooperatifler, birlikler, dernekler, vakıflar, mahalli idareler ve bunlar tarafından kurulan veya bunların doğrudan veya dolaylı ortak oldukları şirketler ile sermaye piyasası kurumları ve bu aracı kurumlara doğrudan veya dolaylı ortak olan gerçek ve tüzel kişilere yayın lisansı verilemeyecek. Bu kuruluşlar, medya hizmet sağlayıcı kuruluşlara doğrudan veya dolaylı ortak olamayacak. Medya hizmet sağlayıcı kuruluşlarının hisseleri nama yazılı olacak. Herhangi bir kişi lehine intifa senedi ihdas edilemeyecek.
— Bir gerçek veya tüzel kişi doğrudan veya dolaylı olarak en fazla dört karasal yayın lisansına sahip medya hizmet sağlayıcı kuruluşa ortak olabilecek. Ancak, bir gerçek veya tüzel kişinin doğrudan veya dolaylı hisse sahibi olduğu medya hizmet sağlayıcı kuruluşlarının yıllık toplam ticari iletişim geliri, sektörün toplam ticari iletişim gelirinin yüzde 30'unu geçemeyecek.
 
28. Hükümet kürtaj yasasında ısrarlıSağlık Bakanı Recep Akdağ, kürtajla ilgili yasal düzenlemenin mutlaka çıkarılacağını söyledi :
 
26.06.2012
Meclis'te bir grup gazetecinin sorusunu yanıtlayan Akdağ, kürtajla ilgili raporun tamamlandığını hatırlatarak, gündemin yoğunluğu nedeniyle dün yapılan Bakanlar Kurulu'na sunamadığını, bir sonraki toplantıya kaldığını söyledi. Bakanlar Kurulu'na sunmadan raporun içeriği hakkında bilgi veremeyeceğini vurgulayan Akdağ, konuyla ilgili 20'ye yakın toplantı yaptıklarını ifade etti. Akdağ, düzenlemenin Meclis tatile girmeden çıkıp çıkmayacağı sorusuna, "Eğer Meclis 1 Temmuz'da kapanacaksa yasal düzenleme Ekim'e kalmış olacak. Ama yasal düzenlemeler dışında bu programda yapılacak çok iş var, yönetmelikler ya da uygulamalarla..." karşılığını verdi.
Meselenin kadının sağlığını ve bebeğin yaşam hakkını beraber korumak olduğuna işaret eden Akdağ, şöyle konuştu:
"Kürtaj ya da istemli düşük söz konusu olduğunda genelde 'ulaşılabilir ve güvenilir istemli düşük' kavramı öteden beri çok kullanılır. Bir hamile kadının güvenilir istemli düşük imkanına ulaşması lazım. Ama bunun anlamı, istemli düşük veya kürtajın çocuk yapmayı önleyici çok normal bir yol olduğu değildir tabii ki. Dünya Sağlık Örgütü'nün en son Litvanya'daki toplantısında, Dünya Sağlık Örgütü'nün Orta Avrupa Bölge Direktörü belki Türkiye'deki tartışmaların da ışığında şöyle bir üçlü kavramı dile getirdi; 'ulaşılabilir, güvenilir ve nadir kürtaj...
Meselenin önemli tarafı bu. Burada kadının hakkını koruduğunu düşünen kadın hakları örgütleri, siyasiler ya da toplumdaki çeşitli kesimler, kürtajın bu kadar yaygın kullanımının kadına ne kadar zararı olduğunu bilerek mi konuşuyorlar? Kürtaj sonuçta kadına bir çok zarar veren bir işlem...Erken komplikasyonları var, geç komplikasyonları var. Biz mümkün olduğu kadar kadının ailesiyle, eşiyle birlikte planlama yapmasını kolaylaştırmalı, bunun önünü açmalı, kürtaj sayısın da azaltmalıyız. 'Bırakın herkes kürtaj yaptırsın' demek, kadının hayrına bir iş değil."
Akdağ, “Bakanlar Kurulu onay verirse yasal düzenleme yapılmayabilir mi?” sorusuna, “Yasal düzenlemeyi kesinlikle yapacağız. Çünkü mevcut kanunun adı bile yanlış. Bugünün kavramlarının çok gerisinde kalmış, 'Nüfus Planlaması Kanunu' diye çağdışı kalmış bir kavram. Nüfus planlaması diye bir kavram kalmadı dünyada. Üreme sağlığı kavramı var. Kanunun adı içeriğine de yansıyor. Daha çağdaş bir hale getireceğiz” karşılığını verdi.
 
29. Mardin Kalesi’nin içinden NATO radarı çıktı restorasyon durdu : Mardin’de yıllardır restore edilip açılacağı belirtilen Mardin Kalesi’nin Kültür Bakanlığı’na devri NATO’ya takıldı :
 
26.06.2012
AK Parti Mardin Milletvekili Gönül Bekin Şahkulubey, kalede NATO radarının olduğunu belirterek, “Bu yüzden kriterler ağır işliyor” dedi.
Mardin’de AK Parti İl Başkanlığı’nda düzenlenen basın toplantısına partinin Mardin milletvekilleri Muammer Güler, Gönül Bekin Şahkulubey, Abdurrahim Akdağ, İl Başkanı İbrahim Fide katıldı. Yıllardır restore edilerek halka açılacağı belirtilen Mardin Kalesi’nin gündeme geldiği toplantıda, gazeteciler kaleyle ilgili son gelişmeleri sordu. Soru üzerine Milletvekili Şahkulubey, “Şimdi kaleyle ilgili, NATO’nun da içinde bulduğu bir hava radar var. Ama işin içinde NATO olduğu için, NATO kriterleri ağır işliyor. En son Milli Savunma Bakanı’na sorduğumuzda da bu işin kendisinin bizzat takip ettiğini söyledi. 10 trilyon diye net bir bütçe yok. Onların hepsi duyum. Sadece elektrik aksamı ile bir çalışma yapılmış onunda yaklaşık 1 trilyon olduğu. Ama radarı taşımak yerine yeni bir radar yapmanın daha makul olacağı görüşü de var. 
Bu kolay bir sistem değil, işin içinde NATO olduğu için. Çünkü oranın esas sahibi NATO. Biz talep ettiğimizde de bilmiyorduk. Yani NATO kriterlerine göre de istememiz gerektiğini bilmiyorduk” dedi.
Milletvekili Şahkulubey, ilk kez 2008 yılında Mardin Kalesi’nin resmi olarak turizme açılmasını talep ettiklerin belirtti. Şahkulubey şöyle devam etti: “Şimdiye kadar yıllarca kale kale diye ağlamıştık. Ama hiçbir şekilde resmi olarak talep edilmemişti. İlk defa 2008 yılında resmi olarak talep ettik. Kültür Bakanlığı’nın radarı yapma gibi şansı, bir bütçesi yok. Bu milli savunmanın. Ama işin içinde NATO da var. Takdir edersiniz ki hızlı gündem yoğunluğu ve işin içinde Milli Savunma Bakanlığı’nın olması gereken ekstra toplantılar, bu işi biraz yavaşlattı. Zaten bu işi taşıyıp Kültür Bakanlığı’na devredecekler. Bu zaten Başbakanımızın ağzından çıkmış. Her söz kesinlikle gerçekleşecek. Bununla ilgili bir sıkıntı yok. Biraz prosedür var. Mardin sit alanı olduğu için özel bir yeri var, bunun farkındayız. Bir taş bile oynatırken kolay olmuyor. Biz de çok çekiyoruz yani kaç tane kapı çalıyoruz. İnşallah özlediğimiz kaleye kavuşacağız. Ama önce güçlendirme projesi var. Onun için para var. O ayrı bir çalışma olarak devam ediyor.”
Futbol topunu andırıyor ama : Tarihi Mardin Kalesi’nin tepesindeki yusyuvarlak ve bir futbol topunu andıran cismin NATO radarı olduğu, bu nedenle restorasyon çalışmalarının yapılamadığı belirtildi.
 
30. Siirt'te PKK'lı teröristlerle çatışma çıktı... Üç asker şehit : Siirt’in Eruh İlçesi’nden Görendoruk Köyü Jandarma Karakolu’na dün akşam giden askerlere bir grup PKK ’lı pusu kurdu. Eruh’a 2 kilometre uzaklıktaki Gedikkaşar Mevkii’nde ormanlık araziye gizlenen PKK 'lılar, askerlerin geçişi sırasında uzun namlulu silahlarla ateş açtı. Açılan ilk ateşte Uzman Çavuş Mesut Günay şehit oldu. Askerlerin anında karşılık vermesiyle çatışma çıktı. Takviye birliklerin sevk edildiği bölgede aralıklarla devam eden çatışmada şehit sayısının 3’e yükseldiği belirtildi. :
 
27.06.2012
Siirt 3’üncü Komando Tugay Komutanlığı’ndan kalkan Kobra helikopterleri, saldırıyı gerçekleştiren teröristlerin bulunduğu alanları yoğun ateş alıp bombaladı. Bölgede çatışmaların sürdüğü bildirildi. (DHA)
 
31. Trabzon'da halk terörist avında
 
27.06.2012
HEP BİRLİKTE OPERASYONA : Düzköy Belediye Başkanı Salih Bakal,"Olayla ilgili çalışmalar sürüyor. Hafif patlayıcılı düzenek kurulmuş. Sabah saatlerinde oldu. Olay yerine patlamadan sonra geldik. Üç askerimiz yaralandı bir tanesinin kolu kırıldı. Terör saldırısı olduğu kesinleşti. İncelemede hangi örgüte bağlı olduğunu tespit edecekler. Polis ve askerin ortak olarak yürüttüğü operasyona Düzköy halkı da katılıyor. Halk yaylalarda operasyona katılıyor" dedi. (internethaber.com.tr)
BELEDİYE BAŞKANI: İSTENİRSE SİLAHLARIMIZI KUŞANIRIZ : Yerel internet sitesi Medya Trabzon'da yer alan habere göre; halk arama çalışmalarına silahlı olarak katılmıyor. Düzköy Belediye Başkanı Salih Bakal iddialarla ilgili açıklama yaptı. Bakal güvenlik güçlerinin operasyonlara devam ettiğini belirtti.
İlçede halkın günlük yaşamına devam ettiğini ve sakin bir ortamın olduğunu belirten Başkan Bakal, "Kamuoyunda bilgi kirliliği var. Güvenlik güçlerimiz operasyonlarını kendi kadroları ile sürdürüyor. Arazi hakkındaki bilgilerde kendilerine vatandaşlarımız yardımcı oluyor. Vatandaşlarımızın silahlı bir şekilde operasyona katıldığı bilgisi gerçeği yansıtmıyor ama tabii ki milliyetçi muhafazakar bir şehrin evlatları olarak istenildiği takdirde silahımızı kuşanır, güvenlik güçlerimize destek oluruz.
Bu coğrafyada PKK'lılar asla barınamaz. buna hiç kimse müsade etmez. İnşaallah millet olarak da bu terör belasından en yakın zamanda kökten kurtuluruz" dedi.
01 PLAKALI ARAÇ ARANIYOR : Trabzon'un Düzköy ilçesinin Jandarma Komutanlığı'na düzenlenen bombalı saldırının failinin terör örgütü PKK mensubu olduğu bildirildi. Düzköy ilçesindeki saldırının sorumlusunun Suriye uyruklu olduğu ve Sözde Doğu Karadeniz Bölgesi temsilcisi oldukları iddia edildi...Öte yandan kayıplara karışan 01 plakalı bordo renkteki Hyundaı marka araç her yerde aranıyor..
 
32. Suriye sınıra bayrağı çekti!
 
27.06.2012
TÜRKİYE’ye ait savaş uçağının Suriye tarafından düşürülmesinden sonra Suriye, Şırnak’ın Cizre İlçesi karşısında bulunan sınır karakoluna dev bir bayrak dikti.
Türkiye- Suriye sınırında askeri hareketlilik yaşanırken, sınır güvenliği ile ilgili alınan önlemlerin yüksek seviyeye çıkarıldığı görüldü. Şırnak 23’üncü Jandarma Sınır Tümen Komutanlığı’ndan kalkan Kobra helikopterler Türkiye- Suriye sınırında keşif uçuşları yaptı.
Suriye, Şırnak’ın Cizre İlçesi’nin karşısında bulunan bir sınır karakoluna 2 gün önce dev bir Suriye bayrağı dikti. Karakolda daha önce bayrak bulunmadığı öğrenildi. Bu arada, karakolda bulunan tankın namlusunun da Türkiye’ye doğru çevrildiği görüldü.
http://haber.gazetevatan.com/suriye-sinira-bayragi-cekti/460725/1/Gundem
33. Acil pasaport almanın tek yolu :
27.06.2012
Çipli pasaportlarda ihale iptali nedeniyle yaşanan sorunlar yurtdışına çıkmak isteyen birçok kişiyi mağdur ediyor. Vatandaşlar aylar geçmesine rağmen pasaportlarını alamıyor. Peki acil işi olanlar ne yapacak? Emniyet bunun için tek bir çözüm sunuyor: Acil başvuru formu...
Pasaport almak için iki aya varan bir süre beklemek istemeyen ve acil yurtdışına çıkması gerekenler önce herkes gibi http://www.epasaport.gov.tr adresinden pasaport başvurusu yapıp randevu alıyor. Daha sonra pasaportunu alacağı emniyet müdürlüğüne gidip acil başvuru formunu dolduruyor.
UÇAK BİLETİNİN ASLI GEREKİYOR : Ancak bu formu doldurabilmenin tek şartı, uçak biletinin alınmış olması. Uçak biletinin orjinalini oradaki görevliye gösterenler, formu doldurabiliyor. Form da uçak biletinin fotokopisi ile Ankara'ya gönderiliyor.Konu ile ilgili bilgi veren emniyet yetkilileri, başvuru sürecinin bu şekilde hızlandığını ve 1 hafta içerisinde pasaportların alınabileceğini belirtiyorlar.
NEDEN SIKINTI YAŞANIYOR : Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğü'nün çipli pasaportla için Aralık ayında yaptığı ihaleyi, 10 yıl süre ile 5 milyon adet çipli pasaport üretimi işi karşılığında 7.7 milyon Euroluk teklifle Gemalto kazanmıştı.Ancak Kamu İhale Kurumu, ilk sıradaki Gemalto ile ikinci sıradaki Arjo Wiggins'in teklif ettiği işletim sisteminin güvenlik zafiyet taşıdığı,dolayısıyla teknik şartnamedeki talepleri yerine getirmediği sonucuna vardı ve teklifleri değerlendirme dışı bıraktı.Üçüncü sırada bulunan Malezyalı firma da baskıya geçebilmek için Fransız şirketlerin itirazlarının karara bağlanmasını beklemeye başladı. Ancak bu süreç eldeki çipli pasaportların dağıtılmasına devam edildi ve stoklar tükenmeye başladı. Vatandaşların pasaport için bekleme süreleri de iki aya yaklaştı.
Halihazırda yaklaşık 150 bin kişinin pasaport için sırada beklediği belirtiliyor.
 
34. YARGITAY Ceza Genel Kurulu (YCGK), çarşafını çıkarmak istemeyen kadını duruşmadan çıkaran Fatih Hakimi Ayla Kaya’nın hakaret suçundan beraat kararını bozdu :
 
27.06.2012
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, kadın hakimin, “Terbiyesiz, ahlaksız, ukala, çık git” şeklindeki sözler sarf ederek, çarşaflı kadının onur, şeref ve haysiyetini rencide ederek, hakaret suçunu işlediği yönündeki itirazını dün oyçokluğu ile kabul etti. 
DAVA NASIL AÇILDI : Naciye Sönmez adlı çarşaflı kadının boşandığı eşine açtığı tazminat davası için Fatih 1. İcra Ceza Mahkemesi’ndeki 21 Mayıs 2009 tarihli duruşmaya katıldı. Sönmez, duruşma salonundayken, hakim Kaya, salondaki erkekleri salondan çıkardı ve Sönmez’den yüzü tamamen görülecek şekilde başını açmasını istedi. Sönmez çarşafını tamamen açmayınca, “Atatürk ilke ve kanunlarına göre seni böyle kabul edemem, yargılama başlayamaz” dedi. Sönmez de “Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında böyle bir şey yok. Düşüncenizi uygulayabilmek için Atatürk’ün arkasına sığınmayın, Atatürk’ün hanımı çarşaflı idi, sizin gibi yapmıyordu. Başımda başka örtü yok. Sadece bonem var, çıkartamam, inancım gereği örtünüyorum, bana neden zulmediyorsunuz, ikimiz de öleceğiz, Allah’ın huzuruna çıkacağız” yanıtını verdi.
REZALETE ŞAHİT OLUN : Hakim, kadının bu sözleri üzerine duruşmayı başka bir güne erteledi. Sönmez de mahkeme salonunun kapısını açıp, “Uğradığım haksızlığa ve bu rezalete herkes şahit olsun” dedi. Hakim Kaya da “Burada ne rezalet var, terbiyesiz, ahlaksız, ukala çık git” diye, arkasından bağırdı. 
HAKİMİ ŞİKAYET ETTİ : Sönmez’in şikayeti üzerine Beyoğlu 4. Ağır Ceza Mahkemesi, 2010 yılının ekim ayında tanıkları dinledi ve son soruşturmanın açılmasına karar verdi. Mahkeme, hakim olan Kaya’nın hakaret suçundan yargılanması için dosyayı Yargıtay’a gönderdi. Yargıtay 2. Ceza Dairesi'ndeki yargılamada, hakim Kaya, asıl hakarete uğrayanın kendisi olduğunu, mesleki onurunun ve kişiliğinin zedelendiğini, küçük düşürüldüğü savunmasını yaptı. Olayla ilgili bazı gazetelerin yayın yaptığını ve bu gazetelere de tazminat davası açtığını anlattı. Kimlik tespitinin kendisinin yararı için önem taşıdığını Sönmez’e anlattığını belirten Kaya, şunları söyledi:
“Atatürk Cumhuriyetinde mevcut görüntüsü ile ifadesinin alınamayacağını açıklayıp, kendisinden peçesini açıp başörtüsü ile ifade vermesini istedim. Ancak bu sırada dışarıda bekleyen kardeşi duruşma salonuna girerek, ‘ne oluyor kardeşim” diyerek, olaya müdahale etti."
OYÇOKLUĞU İLE BERAAT : Yargıtay 2. Ceza Dairesi, olayın oluş şekli itibariyle hakimin hakaret ettiği yönünde vicdani kanaatin oluşmadığı gerekçesiyle, Ayla Kaya’nın beraatına karar verdi. Bu karara, iki Daire üyesi karşı oy kullandı. Kararda şöyle denildi:
''Şikayetten vazgeçmeyle düşecek davada kimlik tespiti sırasında katılandan başını açmasını isteyen sanığın, başını açmak istemeyen katılana anlayış göstererek, mübaşir dahil duruşma salonundaki erkekleri dışarı çıkarıp katılanın inancına duyduğu saygıyı ortaya koymasına karşın Naciye Sönmez'in duruşma salonunda hakim ile tartışmaya girerek masaya sert bir şekilde vurduğu, salondan çıkarken de kendi ifadesine göre, 'herkes buradaki haksızlığa ve rezalete şahitlik yapsın. İnşallah bu da Ergenekoncuların içinde bulunanlardan değildir' diyerek ayrıldığı anlaşılmakla, olayın oluş şekli itibariyle sanık hakimin katılana hakaret ettiği yönünde vicdani kanaat oluşmamıştır. Ceza yargılamasında mahkumiyet kararı verilebilmesinin yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğini hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanmasına bağlı olduğu vurgulanan kararda,duruşmadaki tartışma sırasında hakimin katılana hakaret ettiği yönünde mevcut kanıtlara göre şüphe bulunması karşısında masumiyet karinesinin gereği olarak şüphenin sanık lehine değerlendirilmesi gerektiğine ilişkin genel hukuk prensibi ile Anayasa, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Siyasi Haklar Sözleşmesi'nin ilgili maddelerinin dikkate alındığı ve atılı suçtan hakimin beraatına karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varıldığı…"
BAŞSAVCILIK İTİRAZ ETTİ : Beraat kararına Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itiraz etti. İtirazda, hakimin “Terbiyesiz, ahlaksız, ukala, çık git” şeklindeki sözlerle Sönmez’in onur, şeref ve haysiyetini rencide ederek, hakaret suçunu işlediği savunuldu. Başsavcılık, Kaya’nın hakaret suçundan mahkum edilmesini talep etti. YCGK, hakaret suçunu “sabit” buldu ve dosyayı yeniden daireye gönderildi. Buna göre hakim Kaya, TCK’nın 125. maddesindeki “hakaret” suçundan 3 aydan 2 yıla kadar hapisle yeniden yargılanacak. Daire, hakaretin karşılıklı olup olmadığına bakarak tahrik indirimi de yapabilecek.
 
35. "2014 seçimlerinden sonra fiilen yarı başkanlık sistemine geçilecek"
 
27.06.2012
Muhafazakar Demokrat Düşünce Topluluğu tarafından düzenlenen 'Hükümet Sistemi Arayışı Sempozyumu'na katılan Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, tek başına iktidarlar döneminde Türkiye'nin başarılar elde ettiğini, istikrar olduğunu, koalisyon iktidarları döneminde ise kazanımların kaybedildiğini söyledi. Bakanların daha çaycısını, etrafını tanımadan değiştiğini dile getiren Bozdağ, başkanlık sisteminin kendisinin, siyasal iktidarı sağladığını vurguladı.
İktidar grubu istemeden, mekanizmaların işlevini yapmasının mümkün olmadığını anlatan Bozdağ, koalisyon olduğu dönemde, koalisyon ile tek başına iktidar olduğunda iktidar ile birlikte hareket edildiğine dikkat çekti. Yasama, yürütme tam ayrı olacak deniyorsa, o zaman başkanlık sistemine bakılması gerektiğini belirten Bozdağ, başkanlık sisteminde bunların tam ayrı olduğunu, öbür sistemlerde ayrı olmadığını kaydetti. En güzel uygulanan sistemin başkanlık sistemi olduğunu dile getiren Bozdağ, denetim açısından da öyle olduğunu, parlamanter sistemde denetimin etkin sağlanamadığını söyledi.
PARLAMANTER SİSTEM HUKUK DIŞI OPERASYONLARA AÇIK: Mevcut sistemde, verebilirliğin net olmadığını, yetki verilmediği için hesap verilmediğini anlatan Bozdağ, parlamenter sistemin hukuk dışı operasyonlara çok açık olduğuna dikkat çekti. Gayri ahlaki operasyonlara da açık olduğunun altını çizen Bozdağ, milletvekili transferlerini hatırlattı ve Ecevit hükümeti ile Refah-Yol hükümeti döneminden örnekler verdi. 28 Şubat'ta yaşananları bütün Türkiye'nin gördüğünü dile getiren Bozdağ, AK Parti'nin güçlü olduğunu, 326, 340 milletvekili sebebiyle operasyona izin vermeyecek kadar güçlü olduğunu vurguladı.
Ancak koalisyon dönemlerinde, her türlü operasyona açık olunduğunu ifade eden Bozdağ, başkanlık sisteminin ise hukuk dışı, ahlak dışı operasyonlara izin vermediğini belirterek, "Hangi sistem izin vermiyor. Hangisi vermiyorsa ben ona varım." dedi.
Parlamanter sistemde, nerden operasyon yapmak istiyorsanız müsait olduğunu dile getiren Bozdağ, eğer siyasi iradeyi temsil edenler güçlü olmazlarsa operasyon yapıldığını ama şu an güçlü bir irade olduğu için de operasyonların sonuçsuz kaldığını söyledi.
TEK ADAM, DİKTATÖR SÖYLEMLERİ KORKUTMAK İÇİN :
Başkanlık sistemi olursa 'diktatörlük, tek adam' döneminin olacağının söylendiğini hatırlatan Bozdağ,başkanlık sisteminin diktatörlüğe baş kaldırı olduğunu ifade etti. Otoriter sisteme başkaldırı nedeniyle ortaya çıktığını anlatan Bozdağ, diktatörlüğe bu sistemin izin vermeyeceğinin altını çizdi. Bozdağ, sistemin yasamanın yürütmeye tahakkümünü engellediğini ifade etti. Bozdağ, "Herkes kendi alanında yetkili ve denetime açık." diye konuştu.
BAŞKANLIK SİSTEMİNİN EYALET ÖZELLİĞİ YOK, SİSTEMİ İSTEMEYENLERİN YARATTIĞI BİR ÖCÜ : Eyalet sisteminin, başkanlık sisteminin özelliği olmadığını vurgulayan Bozdağ, eyaletin kendi bildiği kadarıyla Amerika'nın siyasal tercihi olduğuna dikkat çekti. 'Eyalet sistemi gelecek' meselesinin ise Türkiye'de 'başkanlık sistemi gelmesin' diyenlerin yarattığı bir öcü olduğunu dile getiren Bozdağ, başkanlık sisteminin daha demokratik bir sistemi, milletin egemenliğinde bir sistemi hayata geçireceğini belirtti.
Bozdağ, "Bu mesele tartışılırsa çok önemli sonuçlar çıkacak, kanaatler değişecektir." dedi. Karşı çıkanların da "Biz başkan seçilemeyceğiz" diye karşı çıktıklarını ifade eden Bozdağ, ideolojik partilerin karşı çıktığını kaydetti. Başkanlık sisteminin, radikal ve uçtaki gruplara yürütmede söz hakkı vermediğini dile getiren Bozdağ, "Kötü bir şey mi?" diye sordu. 2014 yılında seçim olacağını da hatırlatan Bozdağ, "Bana göre seçim sonrası Türkiye fiilen yarı başkanlık sistemine geçmiş olacaktır" şeklinde konuştu.
 
36. O polisler "biz saldırıya uğradık" diye rapor aldı : İstanbul Fatih'te, 7 polisin, akrabalarının ve hamile bir kadının çığlıkları arasında, öldüresiye bir şekilde dövdüğü Ahmet Koca'nın şikayeti üzerine başlatılan soruşturmada akıl almaz bir gelişme yaşandı. Olayın apaçık görüldüğü kamera kayıtlarına rağmen, Koca'nın kendilerine saldırdığını öne süren polisler, "sağ ellerinde hassasiyet oluştuğu"na ilişkin sağlık rapor aldı :
 
28.06.2012
Fatih'te kamuoyunun tepkisini çeken polis dehşetinin ardından İçişleri Bakanlığı idari soruşturma başlatmıştı. Öte yandan, Ahmet Koca'nın şikayeti üzerine de İstanbul Cumhuriyet Savcılığı Memur Suçları Soruşturma Bürosu'nca da adli soruşturma başlatıldı. Koca'nın kendisineişkence yaptığını ileri sürdüğü, kamera kaydında yer alan polislerden üçü ise Koca tarafından darba uğradıkları iddiasıyla Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi'den rapor aldı. Polislerin aldığı raporlar, savcılığın yürüttüğü soruşturma dosyasına konuldu.
 
 
37. Ertesi gün hapı içene tespit : Sağlık Bakanlığı şimdi de gebe kalmamak için kullanılan 'ertesi gün hapları' için harekete geçti :
29.06.2012
Sağlık Bakanlığı, cinsel ilişkinin hemen sonrasında gebe kalmamak için kullanılan 'ertesi gün hapları' için harekete geçti.
Sağlık Bakanlığı’nın ertesi gün haplarıyla ilgili, eczaneler ve ecza depoları aracılığıyla kullanım sayısını ve kimler tarafından kullanıldığını belirleme kararı aldığı iddia edildi.
Sevil Arınan'ın Cumhuriyet'te yayımlanan haberine göre; Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Mustafa Öztürk, bakanlık olarak ertesi gün haplarıyla ilgili çalışma başlattıklarını doğruladı.
 Doğum kontrol yöntemlerini özellikle aile hekimleri aracılığıyla uyguladıklarını kaydeden Öztürk, “Bakanlık olarak amacımız tamamen kullanımı yaygınlaştırmak. Şu an maliyet analizini çıkarmaya çalışıyoruz. Sonrasında personeli eğiteceğiz, aile sağlık çalışanları aracılığıyla hapları dağıtacağız. Bunu tespit etmenin de bir sakıncası yok. Bakanımız Recep Akdağ da bu yeni uygulamamızı uygun gördü” görüşünü dile getirdi.
 
38. Yargıda köklü değişiklikler : Tam adı “Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun Tasarısı” yargıda birçok köklü değişiklik getiriyor : 
 
30.06.2012
Yargıdaki değişikliklerin ana başlıkları şöyle:
-       ADLİ KONTROL
-       BASIN SUÇLARINA ERTELEME
-       ÜLKÜCÜLERE TAHLİYE YOLU
-       İCRALARDA YENİ DÜZEN
-       ELEKTRONİK İMZA
-       HABERLEŞMENİN GİZLİLİĞİNDE AĞIR CEZALAR 
-       RÜŞVET CEZALARI 
-       DANIŞTAY’A YÖNELİK DÜZENLEMELER
-       YÜRÜTMENİN DURDURULMASI ZORLAŞIYOR 
-       DANIŞTAY’IN İŞ YÜKÜ AZALTILIYOR
-        HAPİS YERİNE PARA CEZASI: 
http://haber.gazetevatan.com/Haber/461604/1/Gundem
 
39. Özel Yetikili Mahkemeler kalkıyor : Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, ihtisas mahkemelerinin devam edeceğini, usule ilişkin imtiyazlarının kaldırılacağını belirterek, “Mevcut davalar yeni usule göre devam edecek” dedi : 
30.06.2012
Hükümet, özel yetkili mahkemelerin yapısını değiştirecek düzenmeyi bugün Meclis'e getirme kararı aldı. Bir önerge ile paketin içine konulacak ÖYM düzenlemesiyle ilgili, Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ açıklamalarda bulundu. 
Bozdağ’ın açıklamaları şöyle:
 "ÖYM’lerde devam eden davalar (Balyoz, Ergenekon, 28 Şubat) olumsuz etkilenmeyecek, savunmalar güçlenecek.9 yerde ÖYM’ler var ve bunların özel yetkisi falan olmayacak. Bundan sonra mevcut davaları aynı heyet görecek ancak ÖYM ismi olmayacak ve davalar yeni hükümlere göre görülecek. Yasal anlamda da yeni hüküm ile eski hüküm aynı anda geçerli olamaz. Artık yeni hükümler geçerli olacak. Şu an 22 bin dosya var ve bunlar yeni hükümelere göre görülecek. Usule ilişkin hükümler geriye yürüyecek.Savunmayı güçlendiren bir adım atmış olacağız.”
40. AK Parti'den yerel seçimlerle ilgili açıklama :  “Seçimler öne alınabilir”
30.06.2012
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Tanrıverdi, 2014 yerel seçimlerinin Türkiye açısından önemli olduğuna işaret ederek, bu seçimlerin ardından Cumhurbaşkanlığı seçimi yapılacağını ve Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk defa Cumhurbaşkanı'nı halkın seçeceğini hatırlattı. Tanrıverdi, ''Halkımızın seçeceği Cumhurbaşkanı'nın seçimine katkı vermemiz gerekiyor'' dedi.
Bu seçimlerin ardından 2015 yılında genel seçimlerin yapılacağını belirten Tanrıverdi, şöyle konuştu: ''Gerçi biz, seçimler için değil, gelecek nesiller için çalışan bir parti olarak her zaman seçime hazırız. Kimi zaman ana muhalefet partisinin milletvekillerinden ya da temsilcilerinden 'Mart'ta seçim mi olur'. Özellikle 2009 yerel seçimlerinde rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu'nun helikopterinin kış şartlarında dağa çarpıp vefat etmesiyle o zaman herkes 'Bu kış günlerinde seçim mi olur, son bahara alınmalıdır' diyordu.
AK Parti iktidarının döneminde seçimler her defasında zamanında yapılmıştır ve Türkiye'de böyle bir alışkanlık kazandırılmıştır. Dolayısıyla biz, süresinde yapılmasını isteriz. Ana muhalefet ve muhalefet partilerinin düşüncesi 'kış şartlarında değil de sonbaharda seçim yapılsın' ise o zaman yetkili organlarımızda bunu değerlendirir, TBMM'de bir anayasa değişikliğiyle seçimler öne alınabilir.''
Tanrıverdi, Anayasa değişikliği yapmadan seçimin öne alınmasının söz konusu olamayacağını dile getirerek, ''Anayasa değişikliği için de 367 garabeti var. Dolayısıyla bu garabet nedeniyle muhalefet partileri, ana muhalefet partisi birlikte olmadan bu seçimin öne alınması mümkün olamaz. Biz 'Seçim yarın' dense de hazır olduğumuzu gözlemliyoruz. Kimse bizi seçimden kaçıyormuş gibi değerlendiremez. Böyle bir düşünce söz konusu olursa yetkili organlarımızla bunu değerlendirebiliriz'' dedi.
41. Saray'a veda : Prof. Dr. İlber Ortaylı, Topkapı Sarayı Müzesi Başkanlığı'ndan emekli oldu :
01.07.2012
2005'ten bu yana Topkapı Sarayı Müzesi Başkanlığı'nı yürüten İlber Ortaylı, yaş haddinden emekliye ayrıldı. Prof. Dr. İlber Ortaylı, bugün saat 19.00'da Topkapı Sarayı Mecidiye Köşkü'nde verilecek kokteylin ardından saraya veda edecek. 
Kokteyle, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay da katılacak.
42. Leyla Zana'dan beklenen açıklama :
 
01.07.2012
Başbakan Erdoğan'la bir görüşme gerçekleştirenLeyla Zanagörüşmeye ilişkin TBMM'de basıntoplantısı düzenledi. Zana, görüşmede terörist başı Öcalan'a ev hapsinin hayati önem taşıdığını belirttiğini kaydederek, ayrıca "Yaralarımız açık ve kanıyor. Bu nedenle de gerçekçi olmayan talepler karşılık bulamaz. 'Silahları bırakın operasyonlar durur' söylemi gerçekçi olmayan taleplerden. Bunun altını çizdim" diye konuştu. Diyarbakır Bağımsız Milletvekili Leyla Zana, dün Başbakanlık Resmi Konut'ta Başbakan Erdoğan'la gerçekleştirdiği görüşmeye ilişkin TBMM'de bir basıntoplantısı gerçekleştirdi. Zana, basın toplantısı öncesinde ise 21 yıl sonra ilk defa basın toplantısı salonuna girdiğini hatırlattı. Zana basın toplantısında, "Biz 2004 yılında cezaevinden çıktığımızda bir dizi görüşme talebinde bulunmuştuk. Bunun önemli bir kısmını da gerçekleştirdik" derken, Başbakan Erdoğan'la gerçekleşen görüşmenin de bununla bağlantılı olduğuna dikkat çekti. Zana ayrıca bazı milletvekillerinden de Başbakanla görüşülmesi konusunda bir talep olduğuna vurgu yaparak, daha sonra görüşmenin içeriğine yönelik bilgiler verdi. Leyla Zana dün gerçekleşen görüşmeye ilişkin olarak, "Başbakanla görüşmemizin başında, 21 yıl önce bu parlamentoda, halkların kardeşliği üzerine yemin etmiş bir milletvekili olarak, Türk ve Kürt halkları için verilmiş bir sözüm olduğunu söyledim" derken, öncelikle Kürtlerin halk olmaktan kaynaklanan haklarından söz ettiğini söyledi. "Türkiye'nin sürdürülebilir bir barışa ve diyoloğa ihtiyacı olduğunu, bunun en temel koşulunun güven ortamı olduğuna tekrar ve tekrar dikkat çektim" diyenLeyla Zana, şunları söyledi:
"Korkularıyla yüzleşme çabalarına rağmen, süregelen tutuklamalar ve davalarla tedirgin olan toplumun küçük adımlara değil, ileri ve samimi adımlara ihtiyacı olduğunu dile getirdim. Bu adımların da, tüm bileşenlerin sürece dahil edilmesiyle atılabileceğini, kesintisiz barış ortamı için herkesin katkı sağlaması gerektiğini ifade ettim. Roboski katliamı, cezaevlerinde yaşananlar ve süregelen polis şiddeti. Bunların hepsinin açık yaralarımızı kanattığını söyledim. Yaşananların ve yaşanmakta olanların tüm çıplaklığıyla ortaya konmasına ve çözüm aranmasına ihtiyaç var. Kendisine de ilettiğim gibi, halklarımıza artık söylem ve söz yetmiyor. Bu aşama geride kaldı."
OSLO GÖRÜŞMELERİNİN YENİDEN BAŞLAMASI GEREKTİĞİNİ İFADE ETTİM : Diyarbakır Bağımsız Milletvekili Leyla Zana, konuşması sırasında Oslo görüşmelerinin yeniden başlaması gerektiğine vurgu yaparak, "Türkiye'de onlarca yıldır denenen güvenlikçi politikaların sonuç vermediğini gördük. Denenmeyen tek yol sürdürülebilir müzakeredir, Bu anlamda Oslo görüşmelerinin milat olduğunu ve bu görüşmelerin yeniden başlaması gerektiğini ifade ettim" diye konuştu. Zana ayrıca görüşmede özür konusunu da gündeme getirdiğini belirterek, devletlerin kendi yurttaşlarından özür dilemeyi bir zafiyet olarak görmemesi gerektiğini ifade etti.
ÖCALAN'A EV HAPSİ : Leyla ZanaBaşbakan Erdoğan'la gerçekleştirdiği görüşmede ayrıca Öcalan'a ev hapsi konusunu da gündeme getirdiğini basın toplantısı sırasında yaptığı açıklamalarda dile getirdi. Zana, "İdam gibi bir tabuyu yıkan bu ülkenin sayın Öcalan'ı pekala ev hapsine alabileceğini ve bunun hayati bir önem taşıdığını belirttim" diyerek, Kürtçe'nin seçmeli ders olması konusunda ise, "Seçmeli dersler arasındaKürtçe'nin olması olumlu bir gelişme. Ancak Kürtlerin anadilde eğitim taleplerini karşılamaktan uzak. 'Dünyada hiçbir halk kendi ana dilini para ödeyerek öğrenmez' dedim ve anadilde eğitim hakkı vurgusu yaptım" şeklinde konuştu.
'SİLAHLARI BIRAKIN' SÖYLEMİ GERÇEKÇİ OLMAYAN TALEPLERDEN : Leyla Zana'nın yaptığı açıklamaların en dikkat çekici kısmı ise terör örgütü PKK için sık sık dile getirilen 'silah bırak' çağrılarıyla ilgili olan kısım... Zana, Başbakan Erdoğan ile yaptığı görüşmede 'silahları bırakın' söyleminin gerçekçi olmadığına vurgu yaptığını belirterek, "Yaralarımız açık ve kanıyor. Bu nedenle de gerçekçi olmayan talepler karşılık bulamaz. 'Silahları bırakın operasyonlar durur' söylemi gerçekçi olmayan taleplerden. Bunun altını çizdim" dedi.
Zana ayrıca görüşmenin son derece nazik bir ortamda gerçekleştiğini söyleyerek, Başbakan Erdoğan'ın ise tüm talepleri büyük bir dikkat ve nezaketle dinlediğini ifade etti.
Leyla Zana açıklamalarının sonunda gazetecilerin sorularını cevaplamazken, konuşmasını ise şu ifadelerle bitirdi:
"Bu görüşmenin kesintiye uğrayan sürecin açılmasına katkı sağlayacağına, halkalar için umutvar bir sürecin oluşturulmasına ve barışın gelmesine olumlu bir etki yapacağına inanıyorum. Sayın Başbakan hem görüşme sürecinde hem de sonrasında görüşmeyle ilgili olarak yaptığı değerlendirmede, diyalog sürecini açık tutmak konusundaki samimi tavrını göstermiştir. Bunun için teşekkür ediyorum. Bilinmesini isterim ki; aklım, vicdanım, yüreğim, politik deneyim ve öngörümle hareket ettim Tarihsel olarak bu görüşmenin kimler arasında gerçekleştiğinin ötesinde, olası sonuçları çok önemli. Sormak isterim; tıkanan bu sürecin önünü açmak için, kaç kuşak, kaç ölüm daha bekleyeceğiz? HEP, DEP, HADEP, DEHAP, DTH, DTP, BDP ve diğer tüm bileşenlerin verdiği mücadele göstermiştir ki; bu topraklarda herkesin barışa ihtiyacı var. Bunun için ben, o, diğeri fark etmez. Herkes hem Türkiye halkları hem de Kürt halkı barış sürecinin oluşmasında yer almalı. Zira barışın ortak bir çabaya ihtiyacı var. Umutların günbegün büyümesi ve yeşermesi dileğiyle..."
 
43. Tabletle eğitim korkunç : Microsoft'un patronu Gates'e göre Fatih Projesi gibi eğitim sistemleri başarısız olur :
01.07.2012
MİCROSOFT'UN kurucusu Bill GatesFatih Projesi gibi içinde tablet bilgisayar bulunan eğitim sistemini 'korkunç' sözleriyle değerlendirdi. Gates,klavyesi olan bilgisayar gibi bir aracın eğitimde daha başarılı olacağına inanıyor. Yaklaşık dört yıl önce kurucusu olduğu Dünyaca ünlü şirket Microsoft'un yönetimi bırakan Bill Gates, Washington'un köklü gazete ve haber sitesi Chronicle of Higher Education'a röportaj verdi. Gates, röportajında eğitim sistemleri ve uygulanan metodlarla ilgili konuştu. Eşi ile birlikte kurduğu Bill & Melinda Gates Vakfı aracılığıyla dünyanın dört bir yanında hayır işleri yapan Gates, izlenimlerine göre öğrencilerin eline tablet tutuşturarak yapılan eğitimin diğerlerinden daha iyi olmayacağını ifade etti. Gates, Milli Eğitim Bakanlığı'nın Fatih Projesi gibi içinde tablet bilgisayar bulunan eğitimi 'korkunç' sözleriyle yorumladı.
DENEMELER BAŞARISIZ : Röportajında Microsoft'un geçen hafta tanıttığı 'Surface' benzeri tabletlerin eğitim alanındaki kullanımını değerlendiren Gates, "Öğrencilere bir cihaz dağıtılarak yapılan denemeler gerçekten çok başarısız oldu" dedi. Gates, bu durumda bütün eğitim müfredatının ve öğretmenlerin değişmesi gerektiğini vurguladı.
KLAVYE ŞART : Gates, klavyesi olmayan bir cihazla eğitimin yürüyemeyeceğini dile getirdi. "Öğrenciler sadece okumuyor" diyen Gates, "Aynı zamanda yazı yazmak ve iletişime geçmek zorundalar. Bunları da ancak klavyesi olan bir bilgisayar ile yapabilirler" ifadesini kullandı. Gates, tabletin eğitimin ihtiyaçlarını karşılayamayacağını söyledi. Gates'e göre bilgisayarlı eğitimde çözüm klavyesi ve faresi olan PC'ler. Gates, tablet bilgisayarlar yerine öğrencilerin "yüksek etkileşimli" olması için düşük maliyetli PC'nin daha iyi bir çözüm olacağını belirtti.
 
44. 3. Yargı Paketi yeniden Genel Kurul'da : TBMM Genel Kurulu'nda, "3. Yargı Paketi"ne ilişkin tasarının görüşmelerine geçildi :
 
01.07.2012
Genel Kurul'da, Danışma Kurulu önerisi kabul edildi. Buna göre, Meclis bugün, yargı paketinin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışacak.
Yarın (02.07.2012) ise görüşmeleri yarım kalan "torba teklif" ve Devlet Sırrı Kanun Tasarısı ile Sağlık Bakanlığı Teşkilat Kanunu'nda değişiklik yapan tasarı ele alınacak. Genel Kurul'da daha sonra "3. Yargı Paketi" olarak bilinen tasarının görüşmelerine geçildi. Tasarının görüşmeleri, 55. madde üzerinde verilen önergeler üzerinden sürüyor.
 CHP’den Açıklama :  "ÖYM Türkiye'nin hayrına değil", "Muhalefetle uzlaşma yerine başka dinamiklerle uzlaşıyorlar"  :  Bu arada CHP Grup Başkanvekilleri Akif Hamzaçebi ile Emine Ülker Tarhan, yargı paketi görüşmeleri öncesinde Meclis'te basın toplantısı düzenledi. Akif Hamzaçebi, "CHP olarak özel yetkili mahkemelerin operasyon mahkemeleri olduğunu düşünüyoruz, kaldırılmalı" dedi. Değişiklik önergesinin kendilerine verilmemesini eleştirdi. "Özel yetkili mahkemeler Türkiye'nin hayrına değil" diyen Emine Ülker Tarhan da, iktidarın şaşkınlık, korku içinde olduğunu savundu. Tarhan, "Muhalefetle uzlaşma yerine başka dinamiklerle uzlaşıyorlar" dedi.
Tarhan ve Hamzaçebi, Meclis tatile girmeden tutuklu milletvekilleri için bir yasal düzenleme yapılması konusunda da çağrıda bulundu.
"Özel Yetkili Mahkemeler" görüşülemedi : Görüşmeler sırasında gazetecilere açıklama yapan Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, yeni düzenlemenin ana hatlarını açıkladı. Bozdağ, ihtisas mahkemelerinin devam edeceğini, usule ilişkin imtiyazlarının kalkacağını belirterek, "Mevcut davalar yeni usule göre devam edecek" dedi.  Bozdağ, 9 tane Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemesi olduğunu, bunların özel yetkilerinin olmayacağını kaydetti.  Mevcut davaların hiçbirinin olumsuz anlamda etkilenmeyeceğini dile getiren Bozdağ, "Mevcut davalar yeni usule göre devam edecek" dedi. Bozdağ, bu düzenlemelerin savunmayı güçlendiren adımlar olduğunu kaydetti. 
CMK'nın 250, 251 ve 252'nin maddesinin kaldırılacağını belirten Bozdağ, bir kısım davalarda doğrudan soruşturma olacağını, bir kısım davalar için izin mekanizmasının geçerli olacağını söyledi. Birleşimin kapanmasının ardından Özel Yetkili Mahkemeler ile ilgili önergenin muhalefetten saklandığını söyleyen CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ile AK Partili milletvekilleri tartıştı. CHP Grup Başkanvekilleri Akif Hamzaçebi ile Emine Ülker Tarhan'ın da aralarında bulunduğuCHP'li milletvekilleri, bir süre Genel Kurul Salonu'nda oturma eylemi yaptı.
45. Erdoğan’dan WSJ’a: Namertsin : “Türk uçağı Suriye hava sularında vuruldu” diye yazan Wall Street Journal gazetesine tepki gösteren Başbakan Erdoğan, “Güvenilir kaynaklar diyorlar, kim bu güvenilir kaynak? Bu gazete mert değil” dedi :
01.07.2012
Erdoğan, Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin “Türk uçağının Suriye hava sularında vurulduğu” iddiasına sert tepki gösterdi.
''Orada şu anda bir seçim var ve bu gazete bir siyasi hareket adına hareket ediyor. Ve şu anda orada Başkan Obama'ya karşı takınılan bir tavır bu. Ona yönelik bu gazetenin demek ki burada da uzantıları var. Bizim verdiğimiz teknik bilgilere dayalı değil, bizim verdiğimiz diplomatik bilgilere dayalı değil ama oradan bir gazeteden çıkan habere dayalı olarak yayın yapıyorlar. Diyor ki 'orada güvenilir kaynaklardan', kimmiş o kaynak? Eğer sen dürüstsen, samimiysen bu güvenilir kaynak kim açıkla. Mertlik bunu gerektirir, namertlik kapı arkasından dolaşmayı gerektirir. Demek ki bu gazete de mert değil namert bir yaklaşımla bunu yapıyor. Namerdin izinden gidenler de bu yayını yapıyor. Siz kimin yanındasınız? Kaç kere açıklama yaptık.''
46. Şevval Sam'a faşizan baskı :
 
01.07.2012
Grup Munzur, Grup Yorum, Ferhat Tunç, Pınar Aydınlar (Sağ) gibi sanatçılara açılan davalar, medya ve mahalle baskıları son günlerde gündemde. Van 100. Yıl Üniversitesi’nde yaptığı konuşmada başörtüsü için “Benim için tekstil ürünü” dediği gerekçesiyle Karamürsel ve Düzce konserleri belediyeler tarafından iptal edilen Şevval Sam ise bu zincirin “şimdilik” son halkası :
Sam’ın bağlı olduğu Kalan Müzik’in sahibi Hasan Saltık, sanatçının arkasında olduğunu vurgularken tüm sanatçıların ortak bir eylem yapmaları gerektiğini söyledi. Saltık, “Korkmaya devam ederlerse bu baskılar da devam edecektir” dedi.
Halk müziği sanatçısı Pınar Aydınlar da muhalif sanatçılara yıldırma politikası uygulandığını belirterek bunun faşizan bir baskı olduğunu vurguladı. Sam yaptığı açıklamada konuşma sırasında şu cümleleri kullandığını söylemişti: “Ben düşünce ve inanç özgürlüğüne inanıyorum. Örtünmeye karşı değilim. Eğer 20 sene önce başörtüsü serbest bırakılsaydı bugün bu problemler yaşanmayacaktı, başörtüsü bir ideoloji haline gelmeyecekti. İnancınıza saygı duyuyorum. Dünyada 7 milyar insan, 7 milyar farklı parmak izi varsa, bir o kadar da farklı düşünce olabilir. Farklılıklar, bu dünyayı renklendiren ve yaşanabilir kılan unsurlardır.”
Sam konuyla ilgili, “Bu meselenin çok dallanıp budaklanmasını istemiyorum. Türkiye ciddi bir savaşın eşiğindeyken bu şekilde gündemi meşgul ettiğim için çok üzgünüm” derken telefonla ulaştığımız Karamürsel Belediye Başkanı İsmail Yıldırım ise bu sözler karşısında toplumun “rencide” olduğunu söyleyerek kendisinin de “derinden yaralandığını” belirtti. Yıldırım, “Sanatçılarımız yaptıkları işin en iyisini yapmakla uğraşsınlar. Diğer konularda tabii ki fikir beyan etme arzuları olabilir ama bu fikri beyan ettikleri zaman da toplum tarafından bir karşılığını bulacağını da bilsinler” dedi. Hasan Saltık (Kalan Müzik) - Açıklamasıyla ilgili şirket olarak Şevval’in sözlerinin arkasındayız. O sözleri “derin duyguları rencide edici” bulmuyorum. Biz sanatçımızın arkasındayız. O sözleri kaşıyıp, böyle bir şeyden nasıl haber çıkarırız diye uğraşıldı. Zamanında Başbakan da “tek devlet tek din” demişti. Sonra “dilim sürçtü” dedi. Bizim sanatçımızın dili de sürçmedi. Dine karşı bir saldırı yok ortada. Konser iptalleri ilgili de, Şevval konserlerle hayatını kazanan bir sanatçı değil. Önünde albüm projeleri var. Biz biletli konserler vermeye devam ederiz. Kendi partilerinden korkup da bu konserleri iptal edenlerin kendi ayıpları bu. Asıl önemli olan, sanatçıların ortak bir eylem düzenlemeleri, Şevval’in sözlerine katılsınlar ya da katılmasınlar. Korkmaya devam ederlerse bu tür baskılar da devam edecektir. Pınar Aydınlar - Bugün muhalif olan sanatçılara çok büyük bir yıldırma politkası var. AKP samimiyetsizliğiyle karşı karşıyayız. Şevval Sam kişisel bir fikrini beyan etmiş. İnsanların kişisel fikirleri üzerine bu şekilde saldırılması ve konserlerinin yasaklanması gibi bir yaptırım uygulanması gerçekten çok faşizan bir baskıdır. O fikirlerde ne bir hakaret var ne bir saldırı var. Fikir zenginliği bu ülkede insanları olumsuz değil olumlu şekilde yönlendirecektir.
http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=348908                         
47. Atletizmde tarihi başarı :1500 metrede madalya yağmuru :
01.07.2012
Finlandiya'nın başkenti Helsinki'de düzenlenen Avrupa Atletizm Şampiyonası'nda, bayanlar 1500 metrede mücadele eden Türk Milli Takımı sporcularından Aslı Çakır Alptekin altın madalya kazanırken, Gamze Bulut da gümüş madalyanın sahibi oldu.
Helsinki Olimpiyat Stadı'nda bugün sona erecek olan şampiyonada Alptekin, 4:05.31'lik derecesiyle altın madalya, Bulut da 4:06.04'lik dereceyle gümüş madalya kazandı. Bronz madalyanın sahibi ise 4:07.74'lük derecesiyle Ukraynalı Anna Mishchenko oldu.
 
48. IFilenin Sultanları´ndan bir başarı daha :  İlk kez Dünya Grand Prix finallerinde yer alan ve Avrupayı temsil eden tek takım A Milli Bayan Voleybol Takımımız, turnuvayı 3. sırada tamamlayarak bronz madalyanın sahibi oldu :
 
01.07.2012
Çin'in Ningbo kentinde düzenlenen Dünya Grand Prix final karşılaşmalarının son gününde Brezilya ile karşılaşan Türkiye, karşılaşmadan 3-1 mağlup ayrıldı. Millilerimiz bu sonuçla turnuvayı 3. sırada tamamlayarak ilk kez katıldığımız finallerden bronz madalya ile dönmeyi başardı.
En iyiler kategorilerinde Neslihan Darnel en iyi servis atan, Gülden Kayalar Kuzubaşıoğlu ise en iyi servis karşılayan ödülünü aldı.
Filenin Sultanları, NTV Spor ve NTV Spor.net'ten yayınlanan Dünya Grand Prix Finalleri'ndeki beşinci ve son maçında Brezilya'ya 21-25, 25-23, 20-25 ve 15-25'lik skorlarla yenilerek bronz madalyanın sahibi oldu.
VAKIFBANK'TAN 'FİLENİN SULTANLARI'NA KUTLAMA : A Milli Bayan Voleybol Takımı'nın ana sponsoru Vakıfbank, Milli Takım'ın Dünya Grand Prix üçüncülüğü ile ilgili yazılı bir basın açıklaması yaptı.
Vakıfbank'ın ana sponsorluğundaki (A) Milli Takım'ın, dünyanın en iyi 16 ülkesinin yer aldığı organizasyonda ABD ve Brezilya'nın ardından üçüncü olarak bronz madalyaya ulaştığı belirtilen açıklamada, "Türkiye'de 26 yıldır bayan voleybolunun en büyük destekçilerinden Vakıfbank'ın ana sponsorluğunu yaptığı (A) Milli Takımımız'ın son dönemdeki durdurulmaz yükselişi devam ediyor. Geçtiğimiz aylarda Londra bileti alarak 52 yıl sonra olimpiyatlara giden ilk milli takım olan Sultanlar, dünya devlerinin mücadele ettiği Grand Prix'de muhteşem bir performans sergileyerek 16 takım arasında ilk 3'e girmeyi başardı" denildi.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Vakıfbank Genel Müdürü Süleyman Kalkan, "Kızlarımızı, elde ettikleri büyük başarıdan dolayı canı yürekten kutluyorum. Vakıfbank olarak bu muhteşem yapının içerisinde yer aldığımız için gurur duyuyoruz. Kızlarımıza ve teknik heyete, bize bu büyük mutluluğu yaşattıkları için teşekkür ediyor, Londra Olimpiyatları'nda da başarılarının devamını diliyorum" dedi.
Öte yandan açıklamada, Türkiye Voleybol Federasyonu Başkanı Erol Ünal Karabıyık'ın, "Grand Prix gibi dev bir organizasyonda rüya gibi bir başarı kazanarak dünyanın en iyi ilk 3 takımından biri olduk. Bana bu günleri yaşatan Sultanlarımızla gurur duyuyorum. Bu zafer tesadüf değil. Son yıllarda yakalanan yükseliş trendinin sonucudur. Artık Türk voleybolu ekol ülkeler arasındaki yerini almıştır. Kızlarımız, olimpiyatların en güçlü favorilerinden birisi olacaktır" şeklindeki açıklamaları da yer aldı.
Saygılarımızla,

Av. Muazzez ÇÖRTELEK | Tüm Yazıları
Hits: 1670