Rusya Yeni Osmanlı'ya kürtaj yaptı

~ 29.06.2012, Cüneyt ÜLSEVER ~

Türk gazeteleri ne yazarsa yazsın, artık biliyoruz ki, geçen hafta Suriye menşeli-Rusya girişimi düşürdükleri uçağımız ile dünyaya şu mesajı vermiştir:
   Erdoğangillerin el bebek gül bebek büyütmeye niyetlendikleri Yeni Osmanlı daha ana karnında iken kürtaj edilmiştir. Erdoğan kürtajı yasaklamaya ne kadar niyet etse de cenin doğmadan sizlere ömür olmuştur. Kimse

Türkiye’ye güvenerek Ortadoğu’da oyun kurmasın!
   Ahmet Davutoğlu’nun Jackson Diehl’e verdiği demeçte tarif ettiği Ortadoğu’nun müstakbel ağabeyi “Yeni Osmanlı” artık Akdeniz sularında gömülüdür:
   “…Türkiye de bir milletler birliğine dönüşebilir... Bana hatırlattı ki Britanya eski kolonileri ile bir ortak refah bölgesine sahip. Neden Türkiye liderliğini Balkanlardaki eski Osmanlı topraklarında, Ortadoğu’da ve Orta Asya’da yeniden inşa etmesin?” (The Washington Post-5 Aralık 2010)
                                                                  
   ***
   Sanırım, ilk kez Türk basınında ben yazdım. Suriye (Rusya) bir uçağımızı düşürerek tüm dünyaya “Suriye’nin arkasında Rusya var!” mesajı vermiştir. (Yurt Gazetesi-26.06.2012)
   Mesajı NATO doğru almış ki, yine aynı yazıda tahmin ettiğim gibi kılını kıpırdatmadı. Sadece Türkiye’nin sırtını sıvazladı. NATO’ya soruyorum:
   Bari uçağımızı ve pilotlarımızı bulmamız için yardım edin!
   Meseleye neden bu kadar uzak duruyorsunuz?
                                                                  
  
    ***

   Türk basını, her nasıl oluyorsa, Suriye’yi “gayri resmi düşman” (Milliyet-27.06.2012) ilan etsin, merkez ve/veya yandaş medyanın vermek istemediği haberler yine de insanlara ulaşıyor. Örneğin, bana e-posta ile ulaşan şu haberi bakalım kim yalanlayacak:

   “Uçağın düşürüldüğü bölgenin çok ama çok yakınında ne var? Suriye’nin Lazkiye Limanı. Bu limanda ne var? Rus Donanması’nın en önemli 3 savaş gemisi. Bu gemiler ne zamandan beri burada? Nisan ayından bu yana. Amiral Çabanenko savaş gemisi, Smetlivıy savaş gemisi ve Yaroslav Mudri firkateyni. Bunlardan Amiral Çabanenko savaş gemisinin özelliği ise dünyanın en gelişmiş hava savunma ve radar sistemini taşımasıdır. Sizin anlayacağınız, uçan sineği bile algılar, anında bilgileri verir.” (Gürbüz Evren / Siyaset Bilimci)

   Merdan Yanardağ da Rusya faktörünü şu bilgilerle vurguluyor:
   “Rusya Akdeniz’de yanaşabileceği tek limanı kendisine sunan, askeri üslerinin bulunduğu ve asker-sivil yaklaşık 100 bin yurttaşının yaşadığı Suriye’ye yönelik bir askeri müdahaleye izin vermeyeceğini önceki gün bir kez daha ve açıkça ilan etti.” (Yurt Gazetesi-27.06.20012)
   Bu bilgiler merkez medyada neden yok?

   
***
   Ancak, hakkını verelim. “Gayri resmi Hükümet sözcüsü” Taha Akyol dün kabullendi:
   “Son olayda da uçağımızı 100 metre gibi çok alçaktan uçarken füzeyle vurdular! Radarlarımıza da yakalanmadılar! Dün bu işten anlayanlarla konuştum. Kesin olan şu: Suriye, uçağımızı radara takılmayan bir füzeyle vurmuştur! Stratejistler de Suriye’nin Rus SA-6 füzesiyle uçağımızı vurduğunu tahmin ediyorlar.” (Hürriyet-27.06.2012)
 
  Taha Ağabey bir gün önce ise şöyle yazmıştı:
   “Hâlbuki Türk radar kayıtlarına göre uçağımız, Suriye sahillerinin 13 mil, yani 24 km açığında vurulmuştur... 5 mil kadar sürüklenerek 8 mil (14.8 km) açıkta Suriye karasularında batmıştır. 14-15 km uzaktaki bir uçak, menzili 2.5 km olan uçaksavarla düşürülebilir mi?.. Uçağımızın uçaksavarla mı, füzeyle mi düşürüldüğü çok mu önemli? Çok önemli... Asla Rusya’nın oradaki üssünden uçağımızı vurmuş olabileceği bir gibi paranoyaya kapılmamak lazım” (Hürriyet-26.06.2012)
   Bağımsız düşün(e)meyen köşe yazarları bırakın birbirleri ile kendi kendileri ile bile çelişiyorlar.
   Hadi radarlarımız uçağımızın düştüğü noktayı tespit etti ama:
   Radara takılmayan füzeyi nasıl tespit ettik
   İşin içinde Rusya var mı, yok mu?
    

     ***
    Türkiye’nin Ortadoğu’da ABD’yi arkasına alarak oynadığı taşeronluk oyununu LDP Genel Başkanı Cem Toker çok veciz özetlemiş, Davutoğlu’nu fena deşifre etmiş:
   “İktidar partisinin bir sene içinde 180 derece değişen agresif Suriye politikası ile tırmanan ve daha da tırmanacak gerginliğin açıklaması, bence Ocak ayında Davutoğlu’nun partisinin Kayseri İl Örgütünde ‘1911-1923 yılları arasında nereleri kaybetmişsek 2011-2023 yılları arasında o kaybettiğimiz topraklardaki kardeşlerimizle buluşacağız’ sözlerinde gizlidir. Ve koskoca ülkede Davutoğlu’na ‘bu hedefe nasıl erişeceksin anlat da millet de öğrensin’ diye soran bir Allah kulu çıkmamıştır. (ldp. org.tr-25.06.2012)

(Yurt Gazetesi)

Cüneyt ÜLSEVER | Tüm Yazıları
Hits: 1501