Dün gemi olur, bugün uçak!

~ 26.06.2012, Umur TALU ~

Küçük resimde, Türk savaş uçağı, iki askeri pilot, uluslararası sular yahut uluslararası oyunların suları, vurulmaları, kaybolmaları var.

Tabii ki bu küçük denen resim, onları kaybeden aileleri, yakınları, arkadaşları için en büyük resimdir.

Ama dünyanın önündeki Büyük resim başka türlü:

Eğer Birinci Dünya Savaşı’nın, Arşidük Saraybosna’da bir Sırp eylemci tarafından vurulduğu için çıktığını düşünüyorsanız…

Yahut Osmanlı’nın savaşa iki Alman gemisi Boğazlar’ı geçti diye çekildiğini sanıyorsanız…

Sizin albümde büyük resme yer yoktur zaten!

 

***

 

Küçük resimler, çoğu zaman büyük resmi tamamlamak için, birer “yapboz” parçası gibi yerleştirilir.

Taammüden yahut tesadüfen.

O parça olmasa da resim hazırdır ama…

Ona da küçük bir ihtiyaç vardır.

Daha oturaklı olur!

Dün gemi olur…

Bugün uçak!

 

***

 

Küçük resmin hesabını sorabilirsiniz.

Haklı çıkarsınız veya haksız.

Düşmanca tutumumuz yok diyene inanırsınız veya inanmazsınız.

Hukuk, diplomasi yoluna başvurur veya benzer bir misilleme kollarsınız.

O da ne…

Siz, her iki devlet…

Hani dün sınır açan, vize kaldıran, karı koca tatil yapan, birbirine övgüler yağdıran iki devlet, iki hükümet; zaten, kendi resmi dillerinizle, “birbirinizin teröristleri”ini desteklemiyor musunuz; bir ötekinizin üstüne sürmüyor musunuz?

 

***

 

Büyük resim başka türlüdür.

Büyük resim, daha büyüklerin veya boyu küçük ama emeli büyük bölge devletlerinin büyük hesabı içinde, kendini komuta merkezi sanırken piyon olmaktır.

Kendini milli köfte sanırken elin hamburgeri içinde kimyon olmaktır.

Kendini kılıç sanırken kalkan…

Kendini bölgesel aktör sanırken figüran olmaktır.

 

***

 

Buna karşı çıkmak için hükümet muhalifi, devlet karşıtı filan olmaya gerek yok.

AKP’liler, CHP’liler, MHP’liler, BDP’liler, BBP’liler ve ötekiler; en azından hepsinin büyük çoğunluğu, Türkiye’nin ezici çoğunluğu; daha dün, daha önceki gün; Afganistan, Irak denirken neye, niçin kökten ve yürekten karşı olmuşsa, bugün de yine o gündür!

Gerisi bahane…

Gerisi palavra…

Gerisi palavra olamayacak kadar ciddi ve kötüdür!

Elbet Ortadoğu, Suriye’den Körfez’e, her köşede insan hakları, inanç hakları, halkların hakları ihlalleriyle dolu.

İhlal dersek basit kalan kanlı bir hilal bu.

Ama bu mayını o halklar tek başlarına koymadı oraya.

Kim ki onların ruhunu, kültürünü, toprağını, ufkunu işgal etmiş, yaralamış, sömürmüş; onlar da suçludur.

Bu Batı da olabilir, batın da, boyun eğdikleri kukla veya despot diktalar da.

 

 

 

***

 

S. Arabistan-Katar ittirmesi ve maddi-manevi teşvikiyle, NATO ve ABD tezgâhlarıyla bölgede efelik, neferlik, seferberlik oynamanın; Rusya, Çin, İran gibi “öteki büyükler”le köprüleri atıp İncirlik-Kürecik küçücük fıçıcık olmanın âlemi yoktur.

Türkiye’nin, bu ülkedeki insanların, hatta tabulaştırdığınız devletin hayatiyeti ve haysiyeti…

İtidalle hesap sorabilmenin yanında, vicdan ve akılla; kimsenin tezgâhına, parasına, kışkırtmasına, paralı asker talebine boyun eğmeden, ah elbet önce bu topraklarda, sonra en yakınlarımızda, barışı, hakikati, hakkaniyeti, haysiyeti kovalamaktır.

 

***

 

Tekrarlayayım:

Bush’a, İsrail kankası neo-muhafazakâr dümen ve düzenlerine ne için karşı çıkmışsanız…

Obama, babama fark etmez…

Hikâye aynı hikâyedir!

Muhafazakâr olmak başka, heves ve hızla neo-muhafazakâr haline gelmek başkadır…

Muhafazakâr olmak başka, esmer ya da beyaz sarayların muhafızı olmak başkadır!

 

***

 

Kim ve kimden, kimlerden olursak olalım…

Bize düşen…

Elbette devletlerin katliamlarına da ve elbette savaşa, işgallere, istilalara da karşı çıkmaktır.

Nokta.

 

 

 

Bir köle daha öldü!

Arkadaşları bu başlıkla duyurdu bana.

Şöyle yazdılar:

Atanur Bal. 2010’dan beri uzman erbaş köle. Kendini bilmemiş, General’in uzmanlar için dediğini unutmuş, bir de şehit olmuş. 4 yaşında bebeği varmış. Tabutu uçakta, memleketine gidiyordu size yazarken. Gencecik eşine haber verildi, yıkıldı.

Kendini bilen başlara duyurulur: Şey şeyliğini bilmedi, öldü! Anamur’dan, Kaşdişlen Köyü’nden.”

 

***

 

Bir kelimeyi değiştirdim, “şey” yaptım.

O kelime, Albay’ın 250 er önünde dövdüğü uzmanın tugay komutanın çok sayıda uzman çavuşa, “Biz başız siz g.tsünüz. Baş başlığını, … tlüğünü bilecek. Siz kölesiniz!” diye cumhuriyetçi, demokratik, şerefli nutuk çekmesine atıf!

 

***

 

Askeri yargıdan hakikaten hukukçu bir subay şunu yazdı bana:

Uzman çavuşum. Geçmiş olsun. Bu saldırı bedenine değil, onuruna. Hakkını sonuna kadar ara. Şikayetini baskıyla geri alma. Senin şikayetçi olman gerekmiyor. Bu suçun takibi ve askeri mahkemede yargılanması zorunluluk.

Suç dosyası düzenlenmesini, savcılığa gönderilmesini takip et. Yapılmıyorsa, yapmayanlar için şikayet dilekçesi ver.

Kendilerine g.. diye hitap edilen uzman çavuşlarım, bu eylemin disiplin suçu olduğunu ve Tugay Komutanının amirinin bu eylem nedeniyle tugay komutanını cezalandırmak zorunda olduğunu biliniz ve takipçisi olunuz. Bu hakaret nedeniyle sivil hukuk mahkemesinde manevi tazminat davası açınız. Vekalet ücreti karşılığında davanızı takip edecek onlarca avukat bulabilirsiniz.

Asta Müessir Fiil suçuna maruz kalan astlar; bu eylemin şikayete bağlı olmadığını, asta müessir fiil suçunu işleyen kişinin amirinin (Amasya’da Tugay Komutanı) bu olayı askeri savcılığa intikal ettirmekle yükümlü olduğunu biliniz.”.

(Habertürk)

Umur TALU | Tüm Yazıları
Hits: 1063