Atatürk Cumhuriyeti Sökülürken Direnemeyen Üniversitelerimiz

Bu seçim sürecinde, tüm seçmenlerin de okuyup, üzerinde düşünebilecekleri bir iletişim ortamında, üniversitemin rektör adaylarına öncelikle aşağıdaki soruları sordum:

 

“1) Bildirgelerinizde Atatürk’ün ismi ya hiç geçmiyor ya da önemsiz bir ifadeyle geçiştiriliyor. Buna rağmen O’nun düşüncelerinin ve eylemlerinin üniversite ve ülke sorunlarını kavramakta ve çözmekte önemli bir yardımcı kaynak olduğunu düşünüyor musunuz? 2) YÖK’le ilişkilerinizi hukukun sınırları içerisine çekmeyi düşünür müsünüz? Örneğin, YÖK’ün genel ya da özel talimatlarından önce, tüm özel ve tüzel kişileri; yasamayı, yürütmeyi ve yargıyı bağlayan Anayasa Mahkemesi kararlarına, Anayasaya ve yasalara yasal bir görev olarak uymayı düşünür müsünüz? 3) Üniversitemizde dinin siyasallaştırılması girişimlerine karşı çıkmayı düşünüyor musunuz? 4) Üniversitelere siyasetçi isimlerinin verilmemesi gerektiğini düşünüyor musunuz? 5) Hangi sıradan atanırsanız atanınız, göreve gelir gelmez adayların çoğunluk oyuyla seçilmesine olanak sağlayacak bir yöntemle yeniden seçime gitmeyi düşünüyor musunuz? 6) Her kademeden tüm bilimcilere bilimsel etkinliklerinde yasal hakları olan yolluk ve yevmiye haklarını koşulsuz sağlamayı düşünüyor musunuz? 7) Sınav değerlendirme yöntemini (çan eğrisi ve GANO’yu) değiştirmeyi düşünüyor musunuz? 8) Öğretim elemanlarının kitap faturalarını ödemeyi düşünüyor musunuz? 9) Tüm seçimlerde araştırma görevlilerinin, öğretim görevlilerinin; öğrenci, işçi ve memur delegelerinin oy kullanmasına izin verecek misiniz? 10) Üniversitelilerin yönetimle olan uyuşmazlıklarında görev alacak ve seçimle gelecek, bağımsız bir Üniversite Ombudsmanlık Kurulunun kurulmasına yardımcı olmayı düşünür müsünüz? 11) Akademik özgürlüğü ve özerkliği, özlük haklarını korumak için bir Yargı Giderleri Yardımlaşma Sandığının kurulmasına yardımcı olmayı düşünür müsünüz? 12)Tüm disiplin soruşturmalarınızı yukarıdaki bağımsız Üniversite Ombudsman Kuruluna vermeyi düşünür müsünüz? 13) Geçmiş, gelecek tüm yolsuzluk savlarının üzerine kararlılıkla gitmeyi düşünür müsünüz? 14) Üniversitenin tüm gelirlerini ve giderlerini; rektör ve yardımcılarına yapılan tüm asli ve yan ödemeleri; yönetici kadronun yolluklu, yevmiyeli tüm yurtdışı seyahatlerini (amaç, sonuç ve maliyet bilgisiyle birlikte); rektörün, yardımcılarının ve yakınlarının her türlü zenginleşmesini; her sektörde işe alınma, konum edinme gibi başkaca sağlanan yararları kaynaklarıyla birlikte düzenli olarak duyurmayı düşünür müsünüz? 15) Her üniversitelinin üniversite server’ı üzerinden üniversite içi özgür ve yaygın iletişimini sağlamayı düşünür müsünüz? 16) Bütçelerin fakülte ve üniversite yönetim kurullarınca hazırlanması kuralına uymayı düşünür müsünüz? 17) Üniversitede sendikasız işçi çalıştırmamayı düşünür müsünüz? 18) Tüm yatırım ve harcamalarda yerindelik denetimi yapacak, bağımsız ve seçilmiş akademik bir birim kurmayı düşünür müsünüz?

Bu soruların tamamını yanıtsız bırakan beş öteki adaydan üçü ağır bir yenilgiye uğradı, ikisi kazançlı çıktı. “Direnen Üniversite” beşinci sırada yer alabildi. Günlük örneği eksik olmayan sinsi ve kindar hamlelerle Atatürk Cumhuriyeti parça parça sökülürken, ülke sömürgenlere pervasızca peşkeş çekilirken adayların özellikle ilk üç soru karşısındaki suskunluğu üzüntü ve kaygı vericiydi. Öteki sorular da direnebilmek için önemli kaldıraçlardı.

Bu sırada, niçin aday olduğumu aynı yolla aşağıdaki içerikle duyurmuştum:

“1) Aynı düşünceleri taşıyan öğretim elemanlarına bir seçenek sunmak istediğim için, 2) Karanlığa her geçen gün daha çok gömülen ülkemizin yardımına sizlerle birlikte koşabilmek için, 3) Azınlık olmaya cesareti bulunmayanın, birgün çoğunluk olma şansının da bulunmadığını bildiğim için, 4) Direnmenin, teslim olmaktan daha onurlu bir tutum olduğunu düşündüğüm için, 5) Bulunduğumuz konumun, Cumhuriyetin, demokrasinin, hukukun ve bilimin yüksek değerlerini koruyup geliştirmekte bize daha büyük bir sorumluluk yüklediğini; bu sorumluluğun bugün benim için gereğinin, adaylık çalışmaları olduğunu düşündüğüm için, 6) Adaylığımın, adaylık sürecinde sergilediğim eylemlerimin ve sözlerimin karanlığa karşı anıtsal bir manifesto olacağını düşündüğüm için, 7) Gördüğüm vahanın serap olmasına izin vermeyebileceğinizi düşündüğüm için…

‘Direnen üniversite’ye vereceğiniz oylar üniversitemizin yüzüne düz bir ayna tutacaktır. Onda kendimizi göreceğiz.Tüm bu ve aylarca süren önceki çağrılarıma üniversitemden ancak 28 öğretim üyesi kulak verebildi. Direnenler seçim yapan yirmi üniversitede toplam 250 beyaz oyu geçemediler. Hiçbir öğretim üyesi köşe yazarından “Direnen Üniversite”ye tek satır destek gelmedi. Direnen Üniversite’nin basında ALAKARGA’dan, (http://www.orplat.com) aydınlık ve cesur kalem Orhan Bursalı’dan başka bir kimsesi olamadı, kimse adını yazamadı. Manzara budur. Uzun yürüyüşe buradan başlayacağız.

(Cumhuriyet)

Prof. Dr. Hayrettin ÖKÇESİZ | Tüm Yazıları
Hits: 1243