Öldürmeyin ümidi

~ 10.06.2012, Güngör MENGİ ~

Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer yıllar önce şöyle demişti:

“Cumhuriyetin temel değerlerinin yerlerini daha İslâmcı bir yapıya bırakması zamanı gelmiştir.”

Şimdi söylediğini yapıyor!.

Türban ilköğretim kapısına kadar dayandı.

4+4+4 atraksiyonu ile imam hatiplerin orta kısımları açtırıldı. Hedef “dindar nesil” ya ulusal bayramlar söndürüldü.

Her fırsat siyasal İslâm için kullanılıyor.

Mesela gazino, tiyatro, sinema, opera gibi eğlence mekânlarına bile mescit yapılması mecburiyeti getirildi.

Uludere’yi kapatan örtü özel seçildi. İktidar “kürtaj haram” kampanyası ile kadınların en mahrem seçimlerine karışacağını gösterdi.

CHP’nin laikliği kemiren bu saldırılar karşısında görevini yaptığı söylenemez.

Ama bu tepkisizlik, gafletten veya yetersizlikten mi doğmuştur?

CHP’nin teröre karşı ortak arayış çağrısı farklı bir pencere açıyor.

Gerginlik bugüne kadar AKP’ye “dediğim dedikçi bir icraat kolaylığı” kazandırdı.

Laik rejimin uğradığı kayıplar hep bu kavga gürültü ortamında gerçekleşti.

Kılıçdaroğlu’nun AKP’ye el uzatmasında terör dışı başlıklar da aramak yanlış olmaz.

İşbirliğinin karşı karşıya olduğu tehlike AKP’nin oyun bozanlık etmesidir.

Başbakan, CHP ile iyi ilişkiler kurmanın ezici çoğunluk avantajını kısıtlayacağından ve CHP’ye itibar kazandıracağından korkabilir.

Başbakan Yardımcısı Atalay’ın yaptığı son açıklamalar bu ihtimali düşündürüyor.

Beşir Atalay “Silâh bırakmaya kadar giden görüşmeler yapıyoruz. Ana dilde öğretim konusunda çalışmalar yapıyoruz” dedi.

Bu görüşmeleri zaten on senedir yapıyordunuz. Zirvede bu görevi artık ortak kurulların yürütmesi kabul edilmedi mi?

CHP’nin önerisi, iktidar ve ana muhalefetin güçlerini birleştirerek oluşturacakları etkiyi değerlendirmekti. Bu ümit yaratmıştır.

PKK’ya silâh bıraktıracak birleşik gücün nihayet yaratılacağına insanlar inanmıştır.

Beşir Atalay’ın açıklaması, AKP iktidarının CHP yardımına ihtiyacı olmadığını anlatmak istemiyordur umarız.

Aksi takdirde büyük vebal olur!

Barcelona Barcelona

THY değerli bir marka oldu.

Ama küçük hesaplar yüzünden ününü tehlikeye sokuyor.

Grev yasağına direnen 305 personeli yönetim işten çıkardı.

Bakan “iyi yetişmiş insanların ziyan edilmemesini” isteyerek ılımlı, olumlu bir çözüm istedi. Ama dinletemedi.

Bu olayı 305 yandaşı daha THY’ye almanın fırsatı olarak kullanmak istemiş olabilirler. Sevinçten deve bile kurban edebilirler!

Ama dünya değişti.

Haber THY’nin sponsoru olduğu Barcelona futbol kulübüne duyurulmuş.

Oradan da “Üzüldük, yazınızı yönetim kuruluna ilettik” cevabı gelmiş.

“Kul hakkı yeme”nin korkusu bu insanları koruyamadı.

Ama bakarsınız Barcelona’dan gelecek “İşçi hakkı yiyen bir şirketle birlikte anılmak istemiyoruz” diyen bir mesaj kurtarır!

(GazeteVatan)

Güngör MENGİ | Tüm Yazıları
Hits: 1115