Seçimli otokrasi

~ 04.06.2012, Cüneyt ÜLSEVER ~

“Başkanlık sistemi mi daha iyidir, yoksa parlamenter demokrasi mi?” sorusuna zihinler cevap ararken ben bir hükme doğru ilerliyorum:
İster Anayasa değişsin, ister bu kaotik hali ile kalsın; Türkiye önderliğinde İslam ülkeleri bir yöne doğru evriliyor:
“Laiklikte Israrlı Olmayan Demokrasi!”
***
“Arap Baharı” halkın da söz sahibi olduğu bir rejim yaratacak ama bu bildiğimiz klasik demokrasi olmayacak.
Başa geçeni halk seçecek ama başa geçen kişi özgürlükler, insan hakları, hukuk devleti gibi demokrasinin temel ilkelerinde hassas olmayacak. Ancak, bu durum halkı rahatsız etmeyecek. Zira, İslam dünyasında laiklik ayağı aksayan demokrasiye halkın bir itirazı yok.
Kanımca, bu minvalde Mısır (Müslüman Kardeşler) ile Türkiye (AKP) yarışacak ama biz bir adım daha ileri demokrasi geleneğimiz nedeni ile bir süre bir gıdım önde gideceğiz.
Bu yolda, en geç 2014’de, cumhurbaşkanını ilk defa halk seçerken, adı öyle konmasa da, Anayasa ve kanunlarla beslenmese de; Türkiye’de fiilen yeni bir rejim hayata geçecek:
Seçimli otokrasi!
***
Son dönemde Başbakan’ın iyice pervasızlaşması bazılarımızı çok rahatsız ediyor. Başbakan’a bugüne kadar destek veren “evet ama yetmezciler” bile tedirgin. Başbakan kendine oy veren %50 ile vermeyen %50’yi ayrıştırmak için açık mücadele veriyor. Bu uğurda ağır konuşmayı, hakaret etmeyi, kin kusmayı artık hüner sayıyor.
Bilerek mi yapıyor, yoksa içinden öyle geldiği için mi, henüz karar veremiyorum ama bana öyle geliyor ki Başbakan, bazı enteleller hariç, toplumun sosyal genlerine yüzyıllardır nakşedilmiş, Cumhuriyet’in de kışkırttığı, herkese aşina gelecek bir kavramı yeniden su yüzüne çıkartıyor:
“Kerim devlet!”
En yüce tepede Yaradan, yeryüzünde onu referans aldığı genel kabul görmüş, onun için de millet indinde meşrulaşmış bir temsilci var. Temsilci, kutsal kitabı esas alarak milletin taleplerini yerine getiriyor.
Temsilci, Yaradan’ın emrinde ama millet indinde otoritesi tartışıl(a)mayan bir “yol gösterici/derman bulucu”!
Peki milletin temsilciden talepleri ne?
1)Evvel emirde ekonomik ihtiyaçlarının olabildiğince karşılanması.
2)Alıştığı/benimsediği/kendi kimliğini tarif eden “muhafazakâr hayat tarzı”nı serbestçe yaşamak.
****
Türkiye’de yapılan hemen tüm saha araştırmalarının gösterdiği gibi, milletin beklentilerinde ön sıraları ekonomik talepler alıyor.
Başta basın özgürlüğü olmak üzere hukuk devletinin kazanımları millet için öncelikli değil.
Bireysel özgürlükler göreceli olarak önemli, ama burada da kast edilen “din ve vicdan özgürlüğü” ile tatmin edilebilecek “muhafazakâr hayat tarzını yaşama özgürlüğü”!
***
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan çıraklık ve kalfalık dönemlerinde milletin temel ihtiyaçları olan konut, eğitim, sağlık alanlarında “kerim devlet”in görevlerini layıkı ile yerine getirdi.
Ayrıca, “muhafazakâr hayat tarzı”nın önündeki engelleri birer birer kaldırdı.
Engelleri kaldırırken “hükümet” “devlet” ikilemini de çözdü.
Devleti kimin yöneteceğine artık millet karar veriyor. Şimdi “Cumhurbaşkanı”nı bile seçecek. Bu anlamda “kerim devlet” muazzam bir devrim yaşıyor.
“Yol gösterici/derman bulucu”yu artık bizzat millet kendisi tayin ediyor.
Referans; artık bindörtyüz yıllık referans Kur’an!
***
“Derman bulucu” 3. Dönemi olan “ustalık” dönemine girince artık açık ve seçik “yol gösterici” sıfatını da yüklendi. Tek dinden, kindar gençlikten, kürtaja yasaktan dem vururken esasında “ortak kitab”a referans veriyor. Yasakları veya çağrıları kitleye ters gelmiyor.
Hatta “usta nihayet ışık tutmaya başladı” diye düşünüyorlar.
Özgürlükler elden gidiyor diye dertlenenler esasında “modern hayat tarzı”nı benimsemiş azınlıklar! Onlara da bu ülkede yer var ama artık “zimni vatandaş” olduklarını kabul etmek zorundalar.
Hakları 2.sınıf haklardır, azıtmazlarsa tabii ki “kerim devlet” onları da kaale alacaktır. “Yol gösteren/derman bulan” o kadar hayırseverdir ki; onların ortalık yerlerde olmamak kaydı ile içki içmelerine bile izin verir.
***
Yukarıda kabaca tarif ettiğim “laiklikte ısrarlı olmayan demokrasi” sesini, bizzat halkın talebi ile “seçimli otokrasi” ile duyuracak. Bu durum Ortadoğu’da çıkarı olan başta ABD olmak üzere Batılı ülkeleri de, halkların itirazlarına panzehir olarak, tatmin edecek.
Millet memnun, ABD memnun!
Otokrat hepten memnun!
Hukukun üstünlüğünü talep eden zimni vatandaşlara seçilmiş otokrat ne diyecek?
“Adım Hıdır, elimden gelen budur!” Yemezse:
“İşte kapı, işte sapı!”

(Yurt Gazetesi)

Cüneyt ÜLSEVER | Tüm Yazıları
Hits: 1271