Tarassut noktaları

~ 01.06.2012, Metin ÇULHAOĞLU ~

Eğer günümüz dünyasında sosyalizm mücadelesine bireyin kendini gerçekleyebileceği ve yaşamını anlamlandırabileceği biricik meşgale olarak bakmanın ötesinde, sosyalizmin kendisini de insanlığın kurtuluşunu getirecek tek ve gerçekleşebilir alternatif olarak görüyorsak, etrafa şöyle bir göz atmakta yarar vardır.

“Etraf” hem genel olarak dünya hem de Türkiye’dir…

O zaman, görünenleri sıralayalım.

Dünyada gidişat 15-20 yıl öncesine göre değişti. Kapitalizm artık dikiş tutturamıyor. Bu kez yaşanan kriz kalıcı ve organik; yükselen ve yaygınlaşan tepkiler umut vaat ediyor.

Hepsi doğru.

Ancak yeni yükselen dalganın ve kapitalizme yönelen tepkilerin kendiliğinden sosyalizm mecrasına akacağı yolundaki beklentiler temelsizdir. Bu tepkiler kuşkusuz çok önemlidir, bunlara sosyalizm adına “yatırım yapılması” gerekir. Ancak, tepki ve hareketlenmelerin “nötr” popülist özelliklerinin sağ, otoriter ve faşizan bir popülizme tahvil edilebilirliği ciddi bir tehlikedir. Dahası, şu an için bakıldığında, popülist tepkilerin belirli bir kanala yönlendirilmesi açısından sağın sola göre daha avantajlı ve hazırlıklı bir konumda olduğunu kabul etmek gerekir.

Demek ki çok ama çok çalışmak gerekiyor.

Çok söylendi, ama tekrarlamakta yarar var: Siyasal hareketlerin, örgütlerin kümülâtif birikimi, belleği ve tarihsellik boyutu vardır; ama kitlesel tepki ve hareketlenmeler doğası gereği bu özelliklerden yoksundur. Biraz basitleştirerek söylenirse “şöyle yapılınca sağa gidilir, otoriter eğilimler güç kazanır; o zaman şöyle değil de böyle yapalım” diyen bir “kitle algısı” veya “mantığı” yoktur, olamaz.

Boş bırakılırsa, kitlesel tepki davulcuya da varır zurnacıya da…

Sosyalizm iyi, güzel bir şey; ama “fizibilitesi” yok, gerçekleşemez. Gerçekten çok çekici bir proje, ama olmaz ki...

Bu tür düşüncelere dalarak yan gelip yatanlara “ama olmaz ki, böyle de yatılmaz ki” demek gerekir.

Peki, sosyalist devrim (devlet iktidarının ele geçirilmesi) mi zor, sosyalist kuruluş mu?

Soru, “gelmek mi zor kalmak mı zor?” şeklinde de formüle edilebilir.

Pek çok kişinin sandığının tersine, günümüz dünyasında sosyalist devrim öyle atla deve değildir. Daha ileri giderek, orta gelişkinlikte olanlardan başlayarak daha yukarıya doğru günümüz kapitalist ülkelerinin, sosyalist devrimin gerçekleşebilirliği açısından elverişli bir konumda olduklarını söyleyebiliriz (Son 90 yılın en elverişli dönemi denilebilir mi? Tartışmaya değer).

Gelmek, gerçekten o kadar zor görünmüyor. Kalmaya gelince; “geldikten” sonraki dünya koşullarının bugünkü gibi olmayacağını, bugün “kalmak çok zor” dedirten kimi etmenlerin “geldikten sonra” devreden çıkabileceğini hiç unutmamak, kimi hesapları bugünden yapmak ve daha ötesini de fazla kafaya takmamak gerekir.

“Gelirsem kuramam” gerekçesiyse sosyalist devrimden vazgeçmenin siyasette yeri de adı da yoktur.

Türkiye’ye, şu topluma, insanlara bir baksana; sosyalizm buradan, bu toplumdan ve insanlardan mı çıkacak?

Bu kadar karamsar olmamak gerekir.

Hangi toplum olursa olsun, “adam olmaz” yaftalaması bırakın sosyalistleri, kafası az çok çalışan ve belirli bir eğitim düzeyindeki herhangi bir insana yakışmaz.

Ayrıca unutulmasın; bu ülke, umutsuzluğun en yaygın olduğu ve en derinlere indiği bir dönemde, belki de bugünkünden çok daha sinmiş bir halkı hareketlendirerek kurulmuştur. Hadi bu kadar gerilere gitmeyelim; bu ülkede bir de 60’lar, 70’ler yaşanmıştır.

Ama daha önemlisi, karşı tarafın azgınlığı, saldırganlığı ve pervasızlığı artık sindirici etkisinin sınırlarına gelip dayanmıştır ve şimdi “kırılma noktasına” gelinmektedir. Başka bir deyişle, son birkaç yıldır kendini konsolide eden muhalefet, şimdi dışa açılma, etkisini artırma sancıları içindedir.

Daha fazla geriye gitmesi mümkün olmadığı için ileriye gitmek zorundadır.

***

Denecektir ki “hepsi bu mu?”

Elbette hepsi bu değildir. Ancak, etrafa şöyle bir bakmak istiyorsak, ilk tarassut noktalarının bunlar olması, bunlardan hareket edilmesi yerindedir. Kafayı kurcalayan, akla takılan ve elbette önem taşıyan başka başlıklara bu tarassut noktalarından hareketle giriş yapılması en doğrusu olacaktır.

Bir ipucu: AKP karşıtı muhalefetin konsolide olduğunu, daha sıkı durmaya başladığını söylüyoruz. Güzel, ama yarın bir gün gelip çatacak bir kriz daha geniş kesimleri sokağa dökerse ne olacak?

Bugün AKP’nin kucağında sakin gibi duran popülizm bir yerden sonra memeyi reddetmeye başlarsa ne yapar?

“MHP” denmesin, fazla şansı yoktur.

Biz hazır olmazsak daha beteri olur.

(SolHaber 19.05.2012)

Metin ÇULHAOĞLU | Tüm Yazıları
Hits: 984