Sonun Başlangıcı

~ 30.05.2012, Mümtaz SOYSAL ~

İKTİDARLAR, çoğu zaman, kendilerini en güçlü hissettikleri dönemlerde yıkılırlar. Uzun süre işbaşında kalmak, bu sayede elde edilen kolay başarılar ve hepsine ek olarak yandaşlarla bilinçsizlerden gelen övgüler, iktidar sahiplerinde ister istemez öyle bir baş dönmesi ve hatta zihin sarhoşluğu yaratır ki, lider durumunda olanlar akıl almaz hatalar yapmaya ve inanılmaz sözler etmeye başlarlar.

Kendi kuyularını kazarcasına.

Hatalar öyle akıl almaz, sözler öyle inanılmazdır ki, destekçiler bile isyan eder ve sürdürülen saçmalığın ortağı olmak istemezler. En beklenilmeyen sonuç budur. Öyle bir noktaya gelinmiştir ki, o aşamaya kadar övgü düzen insanlar kendilerinden utanmaya başlayıp saf değiştirirler. İnsanların insanlığına geri döndüğü aşamadır bu.

Hep öyle mi olur? Yoo, genellikle tersi olur ve aldatılmışlar, yıkılış aşamasına geçişi çabuklaştırmak yerine, aldanışlarını sürdürürler. Ama, bazı vatandaşlar için ikinci deneyimde aklını başına toplamak kaçınılmazdır. Daha doğrusu, yaşananlara böyle bakarak düşünebilmek daha sağlıklıdır. Yoksa kahrolmak işten değil. İyimserlikten vazgeçmemek gerekiyor.

Zaten, şaka gibi gelse de, iyimser olmak için bir yığın neden var görünürde.

Her şeyden önce, aklın mantığın iflas ettiği bir dönemdeyiz. Başbakan, ki zeki bir politikacı olduğu kesin, zekâsına karşın aklı mantığı bir yana bırakmış, nüfus politikasının peşine düşerek doğurulacak bebek sayısıyla uğraşmayı öne çıkarmıştır. Daha ne yapsın?

Aynı zamanda, partisinin üyelerine konuşma ve yayın yasağı getirmenin yanında, Uludere konusunda kimsenin artık ağız açmamasını isteyen de odur.

Bunlar size bir iktidarın ilk yıkılış alâmetleri gibi gelmiyor mu?

Kısacası, rejimin ve demokrasinin geleceği açısından sorunumuz, galiba iktidarla değil de muhalefetle. Doğal sonucu, yani ilk genel seçimle birlikte iktidarın değişmesini sağlayacak ortam ve koşullar kendiliğinden oluşmuş durumda. Eksik olan, yıkılmaya hazır bir çoğunluk yönetimini yıkabilecek fiskeyi vuracak güçte bir anamuhalefetin oluşmasıdır. O açıdan bakınca, yıkılmaya hazır duruma gelmiş bir iktidarın hemen yıkılmayıp ömrünü bir süre daha devam ettirmesi belki de büyük şansımızdır; çünkü henüz iktidar olmaya hazır duruma gelmiş bir muhalefetimiz yok.

Böyle olunca, vakit kaybetmenin zamanı değil; dikkatlerin ve çabaların, iktidar üzerinde değil de, muhalefet üzerinde yoğunlaşması gerekiyor.

(Cumhuriyet)

Mümtaz SOYSAL | Tüm Yazıları
Hits: 949