Cemaat Fener'i ele geçirmek istemiyor

~ 17.05.2012, Kadri GÜRSEL ~

“Cemaat Fenerbahçe’yi ele geçirmek istiyor” diye yazıp Google’da ararsanız, içinde bu sözcüklerin geçtiği 200 binden fazla sayfanın olduğu bilgisine ulaşıyorsunuz. Derinleşip genişleyen bir algı söz konusu...
Tabii bu “ele geçirilme” algısıyla birlikte Cemaat’e karşı düşmanca duygular da güçleniyor Fenerbahçe camiasında. Algının tetikleyicisi ise malum, şike operasyonunun, “Cemaat”in polis ve yargı içindeki ağı tarafından düzenlediği yolundaki kanaat...
Fenerbahçelilerin Aziz Yıldırım’a destek gösterilerinde taşınan bazı pankartlarda, “Cemaat Fener’le başa çıkamaz” yazıyor. Taraftarlar polisi, “Cemaat dışarı” sloganlarıyla protesto ediyorlar.
Geçen cumartesi, Sabah’ın eski yayın yönetmeni ve Cemaat’in İngilizce yayımlanan gazetesi Today’s Zaman’ın köşe yazarı, sıkı Fenerbahçeli Ergun Babahan’ın, Pennsylvania’daki dini liderliği kastederek attığı, “Bu kupa Amerika’ya girsin” şeklindeki “tweet”, Cemaat’e tepkinin sosyal medyada ulaştığı zirvelerden biri olarak kayda geçti.
Fenerbahçe camiasındaki bu Gülen aleyhtarlığının Cemaat açısından çoktandır bir halkla ilişkiler sorununa dönüştüğü belli.
Geçen salı bu rahatsızlığı yansıtan bazı köşe yazıları okudum.
Aralarında, Cemaat’in günlük yayın organı Zaman’ın köşe yazarı Bülent Korucu tarafından yazılmış olanı, görmezden gelinemeyecek kadar ilginçti.
“Fenerbahçe’yi ele geçirmenin en aptalca yolu” başlıklı yazının en dikkate değer paragrafı aşağıda:
“Son günlerin hararetli tartışma konusu ‘Cemaat Fener’i ele geçiriyor’ iddiaları ise kötü niyetli değilse cahilce sözler. Cemaat ve futbol takımı kavramlarının varlık nedeni ve varoluş tanımı bir arada olmalarına izin vermiyor. Bir cemaat, futbol takımını ele geçirmek ister mi? The cemaat, Fenerbahçe’yi neden ele geçirmek istesin?”
Paragrafın son cümlesinde Korucu kritik ve gerçekçi bir durum tespitinde bulunmuş.
Şöyle:
“Bir yeri ele geçirmenin yolu onu yok etmek ve bütün taraftarlarını kendine düşman etmek midir?”
Bu ifadeden, birilerinin Fenerbahçe’yi yıkıp yok etmek için uğraştığının kendisi tarafından da tespit edildiğini anlıyoruz. Yani vaziyet Fenerbahçe’nin yıkılmak istendiğini gösteriyor; ele geçirilmek istendiğini değil.
Bu kadar basit...
Mantığında haklı. Cemaat Fenerbahçe’yi yok ederek ele geçirmek istiyorsa sonunda ele geçiremez çünkü yok edildiği için ortada ele geçirilecek bir kulüp kalmaz. Ama Fenerbahçe’yi hedef alan uygulama somut olarak onu yok etmeyi amaçlıyor. Dolayısıyla Cemaat Fenerbahçe’yi ele geçirmek istiyor olamaz.
Yüzde yüz katılıyorum.
Cemaat Fenerbahçe’yi ele geçirmek istemiyor.
Mamafih birilerinin Fenerbahçe’yi ve onun ötesinde Türk futbolundaki “üç büyükler düzeni”ni yıkmak ve futbol endüstrisini yeniden düzenlemek istemiş olduğu meydanda.
Bu tespiti bu köşede 3 Temmuz operasyonunun hemen ardından yaptım. Merak edenler 7 Temmuz 2011 tarihli “Üç Büyükler düzenine operasyon” başlıklı o yazıya bakabilirler.
Operasyon sürecinde reddedilmesi güç somut delillere ulaşılmış olunsa da, bu durum Fenerbahçe camiasının tasfiye amaçlı kötü niyet sezmesine engel olmamıştır. Ve buna tepki büyüktür, sokağa taşmıştır.
Galatasaray’dan devre arkadaşım, futbol ve Galatasaray tarihçisi Melih Şabanoğlu, “Fenerbahçeli için Fenerbahçelilik bir üstkimlik. Milliyet, din gibi kimlikler bunun altında yer alır. Operasyonu düzenleyenler bu Fenerbahçe üstkimliğini hesap edemedi” diyor.
Operasyonun erken sonucu “Fenerbahçe Cumhuriyeti”nin kesin biçimde tasfiyesi olmuştur, ancak Fenerbahçe ayaktadır. Yani siyasi operasyon kısmen başarılı, kısmen de başarısızdır. Ve bundan ötesi de yoktur. Fenerbahçe belki kaçınılmaz bedeller ödemeye devam edecek ama bu operasyonda daha ileri gidilemeyecektir. İktidarın seçimle iş başına gelmiş kanadı operasyonun aleyhine dönmüştür çünkü... Neden böyle olduğunu da 11 Aralık 2011’de bu köşede yayımlanmış “Fener tatlısı mideye oturdu” başlıklı yazıda irdelemiştim.
Şimdi Gülen Hareketi sözcülerinin bugün “Üç Büyükler düzenine operasyon”un sahibi gibi görünmek ve gösterilmekten Cemaati kurtarmak için, savunmalarını, Fenerbahçe mahfillerinden kendilerine yöneltilen en mesnetsiz ve en manasız tepkiyi çürütmek üzerine kurmayı tercih etmeleri doğal.
Yani şu, Cemaat’in Fener’i ele geçirmek istediği şeklindeki algı...
Biraz sosyolojiden, biraz da siyasetten anlayan herkes Cemaat’in Fenerbahçe’yi istese de ele geçirmesinin mümkün olmadığını kavrayabilir...
Gülen Cemaati ile Fener cemaatinin dünyaları ayrı ve birbirine yabancıdır. İkisinin de birbirini bazen yanlış değerlendirmeleri doğaldır.
NOT: Bu yazı bir seyahatin doğurduğu zorunluluk nedeniyle 15 Mayıs Salı günü yazılmıştır.

(Milliyet)

Kadri GÜRSEL | Tüm Yazıları
Hits: 1274