Herkesin bildiği sır: "Tek din"

~ 11.05.2012, Necdet SARAÇ ~

Başbakan’ın “tek millet, tek devlet, tek bayrak” vurgularına nihayet “tek din” de girdi… “Nihayet” diyorum çünkü işin doğrusu siyasal İslam’ın asıl kurgusu “tek din” üzerinedir… Millet kavramından asıl olarak ümmeti anlayan siyasal İslam’ın aslında bir tek “olmazsa olmazı” vardır. Bunun adı, tereddütsüz “tek dindir”! “Milletten, devletten, bayraktan” vazgeçilebilir ama tek dinden asla vazgeçilmez! Nitekim, en azından 500 yıldır bu topraklarda “tek din” hatta “tek mezhep” hâkim değil mi? Bu “büyük sırrı” herkes bilmiyor mu? İnanmak mümkün değil ama “sağcısı, solcusu, futbolcusu” bu büyük sırla yüzleşmekten ısrarla kaçıyorlar… Siyasal İslam’ın tekçiliğini, yayılmacı ve misyoner özelliğini, hegemonikliğini görmemek için “herkes” direniyor! Sorun tam da burada! İktidar kimin elindeyse çoğunluk ona göre eğiliyor, bükülüyor! “Azınlıklar” bile, oluşan “çoğunluk ideolojisi” içinde şekil değiştiriyor, “çoğunluk rolünü” üstlenmeye çalışıyor! En azından son 30 yıldır “vallahi billahi biz de Müslümanız” söyleminin artmasına, siyasal İslam’ı süsleyerek-püsleyerek “anlama” çabasına işte bu nedenle bir de bu açıdan bakmakta yarar var! Dün de bugün de “türban zulmünü” veya şimdilerde “Anti Kapitalist Müslümanları” bir çırpıda hemen görenler, “anlayanlar” ve arkası gelmeyen güzellemeler yapanlar, her nedense en azından 500 yıldır bu topraklarda itilip kakılan Alevileri görmek ve anlamak istemiyorlar. Aleviler, yıllardır “zorunlu din dersi zulmünden, asimilasyondan, siyasal iktidarların tekçi anlayışlardan bahsediyorlar. Ancak, çoğunluğun etkisinden bir türlü kurtulamayanlar, Alevilerin seslerini her nedense duymakta sürekli zorlanıyorlar! Alevilerin kapıları işaretleniyor… Adıyaman, Hatay, Gaziantep, Erzincan, İzmir, Aydın… Bu isimler sanki, yalnızca yan yana yazılmış şehir isimleri gibi algılanıyor. Çoğunluğun etkisinden bir türlü kurtulamayanlar, neredeyse hükümet sözcüleri gibi dönüp Alevilere “canım bu işleri de fazla abartmıyor musunuz” diye soruyorlar! Allahtan, Sayın Başbakan Adana’da “kırmızı çizgilerine” açıkça “tek din” söylemini de ekleyerek herkesin gözüne bu kocaman merteği açıkça soktu da, böylece herkesin bildiği “büyük sırlardan” biri daha sona erdi! Siz, Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik’in veya “radikal” kavramını bile “liberalleştiren” Eyüp Can’ın “vallahi billahi Başbakan öyle demek istemedi” ya da birilerinin “başbakanın kafası karışık” söylemlerine takılmayın... Anlaşılan o ki, Çelik de Can da Başbakan’ın Kars’taki heykelle ilgili “ucube” söylemini unutmuşa benziyorlar. Hani, Ertuğrul Günay, tam “başbakan böyle dememiştir” demeye çalışıyordu ki; Başbakan Günay’a ağzının payını vermişti: "Evet o lafı heykel için söyledim!" Hüseyin Çelik, Eyüp Can ve benzeri zat-ı muhteremlere bu “tarihi açıklamayı” hatırlatmakta yarar var! Kaldı ki Başbakan “evet dilim sürçtü, tek’leri o kadar arttırmışım ki, bu arada farkında olmadan dini de söylemişim” dese gerçeğin, asıl algının, niyetin değişmeyeceğini hepimiz bilmiyor muyuz? Görünen o ki, AKP’nin karşısına eğilip bükülmeden çıkmadığımız, bütün insanlığı kucaklama yeteneğine sahip, o güzelim “eşitlik, özgürlük, kardeşlik” söylemlerimizi dile getirebilecek birçok insanımız orta yerde dururken, “merkez sağcı bir Cumhurbaşkanı” adayı aramaktan vazgeçmediğimiz sürece işimiz çok zor. Çünkü “Sarı Öküz” hikayesinde sonuç hep aynıdır. "Sarı Öküz'ün verildiği gün savaş hep kaybedilir!

(Yurt Gazetesi)

Necdet SARAÇ | Tüm Yazıları
Hits: 1125