Monsieur Normal

~ 10.05.2012, Ali SİRMEN ~

Fransız Beşinci Cumhuriyetinin kurucusu General De Gaulle,“Umut Anılarında, Cumhurbaşkanı olarak Elysee Sarayına gittiği sırada savaşın fedakârlıkla yoğrulmuş topluluklarının ve büyük devlet adamlarının, artık geride kaldığını söyler.

Her şey daha normale dönmüştür ve General bu normallikten adeta yakınmaktadır.

Aradan 54 yıl geçtikten sonra, 6 Haziran seçimlerini kazanarak Cumhurbaşkanı olan sosyalist François Hollande ise Monsieur Normalolarak anılıyor.

Normal sıradan bir vatandaş, öyle fazla bir karizması yok, deneyimli değil, ama seçimi kazanarak Elyseeye kuruluyor. Çok daha demokratik bir olgu tabii ki.

Yendiği rakibi ise Beşinci Cumhuriyetin, belki de bütün cumhuriyetlerin en sevilmeyen adamı, Nicolas Sarkozy.

Bu yüzdendir ki, pazar gecesi Bastille Meydanında toplanan kalabalığın, aslında Hollandein gelişine mi, yoksa ondan daha çok Sarkozynin gidişine mi sevindikleri sorusu zihinleri işgal etti.

***

Sarkozy, saldırgan tavrı, şatafat düşkünlüğü, özel yaşamın gizliliği konusunda çok hassas olan Fransada, kendi özel yaşamını herkesin gözüne sokan davranışıyla çoğunluğun antipatisini çekmişti.

Ayrıca ırkçı aşırı sağa mesafeli duran Fransız merkezinin cumhuriyetçi geleneğini de oportünist bir tavırla ayaklar altına almış olan Sarkozynin aldığı yüzde 48.3 oyun, bu koşullar altında hiç de az olmadığını, Hollandeın silik bir zafer kazandığını söyleyebiliriz.

Üstelik, bu seçimi kazanmış olması da Hollandea yetmeyebilir. Haziran ayı içinde yapılacak yasama seçimlerini de sosyalistler ile onlara destek olacak sol partilerin kazanamamaları halinde, Meclis çoğunluğunun ve hükümetin sağda, Cumhurbaşkanının ise solda yer almasıyla 1958 Beşinci Cumhuriyet Anayasasının kurduğu sistemin işleyişini güçleştirecek bir durum doğacak.

Cohabitationolarak adlandırılan bu durum Beşinci Cumhuriyette üç defa yaşandı: 1986-88 (sosyalist Mitterrand Cumhurbaşkanı, De GaulleChirac Başbakan), 1993-95 (sosyalist Mitterrand Cumhurbaşkanı, De GaulleBalladur Başbakan) ve nihayet 1997-2002 (sağcı Jacques Chirac Cumhurbaşkanı, sosyalist Lionel Jospin Başbakan).

Bakalım hazirandaki yasama seçimleri bir kez daha cohabitation durumu yaşanmasına neden olacak mı ve böyle bir durum olursa Hollande durgunluk ve işsizlik karşısında kemer sıkma yerine Keynesçi politikalarını nasıl uygulayabilecek?

***

Ama pazar akşamı Pariste insanlar onları düşünmüyor, Sarkozynin gitmesini ve Hollandeın Elysee Sarayına girmesini çılgınca kutluyorlardı.

Ekranlarda bu gösterileri izlerken, 31 yıl önce bu zamanlarda Pariste tanık olduğum büyük coşkuyu anımsadım.

François Mitterrand, Valery Giscard dEstaingi yenerek Beşinci Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir sosyalist olarak Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturuyor, hemen ardından parlamentoda, sol çoğunluğu kazanıyordu.

Neredeyse kırk gün kırk gece sürdü denecek şenliklerle kutlandı, sosyalistlerin iktidara tırmanmaları, o sırada her şeyin bir anda gerçekleşeceği sanıldı.

Solun yıllar süren iktidar hasreti sona ermişti. Ve sosyalistler o günlerde de ekonomik krizi frene değil, gaza basarak aşacaklardı.

O günlerin politikasından günümüze, idam cezasının kaldırılmasının dışında şimdi ne kaldı, tam olarak çıkaramıyorum.

Ama büyük beklentiler gerçekleşmedi. 1981 seçimlerinin ardından Başbakanlığa getirilen, Hollandea kıyasla karizması çok daha yüksek görünen partinin güçlü figürlerinden Pierre Mauroy, üç yıl sonra, enflasyon ve işsizliği (işsiz sayısı 1.5 milyona çıkmıştı) yenmekteki umarsızlığıyla yerini Laurent Fabiusa bıraktı.

Bunları anımsayanların, Hollandeın yeni politikalarının şansı konusunda kuşkucu davranmaları da normal kabul edilmeli.

(Cumhuriyet)

Ali SİRMEN | Tüm Yazıları
Hits: 1385