ORASI ÜNİVERSİTE O BİLİM İNSANI!..

~ 08.04.2012, Mehmet TEZKAN ~

Kuzey Radyo’da Atilla Güner’le Akşam Postası’nı dinliyor musunuz? Tavsiye ederim..
Sıradan olaylara bile çok farklı bakıyor, düşündürüyor..
Aşağıdaki satırlar onun.. Köşeye niye aldığımı sonra söylerim.. Önce birlikte okuyalım..
*
“Tarih 6 Nisan Cuma.. Saat 11.05.. Yıldız Teknik Üniversitesi’nin kapısından girdim.. Yüksek lisans öğrencisiyim, doktora için şimdiden ALES için kaydımı yaptıracaktım. Yıllar oldu üniversiteden koptuğum.. Heyecanlıydım.. Güneş güzeldi.. Kıpır kıpırdı yüreğim.. Harika çiçeklerle bezenmiş, huzur veren bilim yuvasında olmak keyif veriyordu insana.. Minik meydandaki dev panoda, TKP, siyasal İslam ve Kürt siyaseti adına afişler iliştirilmişti. Kafeteryada, ‘emperyalizm, fikir özgürlüğü, vesayet’ gibi kavramları konuşuyordu gençler..
Çayına, kahvesine Lady Gaga’yı katık edenler de vardı.. ALES başvurusu için tarif edilen tarihi binanın bodrumuna indim.. Uzun koridorda 20 kişi sıradaydı.. Lisansüstü eğitim almak isteyen her kesimden kızlı erkekli kalabalık bu noktada buluşmuştu..
Bir süre sonra kalabalığı eritmek için 3 metre ilerideki odada da kayıt kabulü başladı.. İki yerden kayıt sürüyordu.. Bir süre sonra, sonradan açılan odadaki aday çıkınca, arkamızdaki uzun boylu, 35-40 yaşlarında biri koşar adımlarla buraya girdi. Oysa önünde en az 25 kişi vardı.. En çok da kuyruğun en önündeki gencin hakkını gasp etmiş, ‘uyanıklık’ yapmıştı.. Hemen en öndeki gencin yanına gittim.. “Sıra sizindi, içeri giren kişi bu hakkınızı çaldı.. Gidip uyarmayacak mısınız” dedim.. O kadar zayıf bir cevap verdi ki; ‘ne bulaşayım’ dediğini zar zor duydum.. Hemen o küçük odaya gidip, ‘beyefendi hepimizi hiçe saydı, arkadan gelip öne geçti’ diye görevliyi uyardım.. Bu kural tanımaz vatandaş; ‘sen ne diyorsun kardeşim, ne karışıyorsun’ diye kabadayı gibi çıkıştı..
İnanamadım yaşadığıma.. Ben özür beklerken, o hiddetle ayağa kalktı.. Beyefendi, bilim sınavına girmek için buradaydı.. Pervasızdı.. Bu ‘12 Eylül ruhu’ muydu?
Kural tanımaz adam, bürokraside olsa ne faydası olacaktı ki yurttaşına.. Mahkeme kürsüsünde olsa dinler miydi acaba haksızlığa uğrayanı?
Öğretmen olsa, ‘şeytanlık yapın benim gibi’ diyerek fırsatçı gençler mi yetiştirirdi acaba!. Belediyede olsa, Tuzla’da tersaneci olsa, ‘ölümüne’ mi çalıştırırdı personelini..
Büyük moral bozukluğu ile kuyruktaki yerime geldiğimde bunları düşündüm.. Yasaların, mevzuatın, dönüşümün neden bu topraklarda hakkıyla filiz veremediğini anladım..
O kabadayı, ayıbı ortaya çıkarılınca daha da küstahlaştı.. Kuyruğa dönerken, burnuma kadar sokulup, ‘Sen böyle odun gibi bekle işte buralarda.. Hepiniz odunsunuz.. Durun böyle yıllarca’ diye laf sokuşturdu.. Allahım, bu nasıl bir adamdı, hangi cenahtandı.. Siyasetten mi, şiddete tapınmasından mı alıyordu bu cesareti.. Ne diyeceğimi bilemedim.. ‘Medeniyet kuyrukta beklemektir. Dünyada böyledir. Ben böyle öğrendim’ dedim.. O kuyrukta 25 kişiydik.. Ve ben, ‘kuyruğun hukukunu, adaletini’ savunurken, dakikalarca topluluktan kimse, ‘hop ne oluyor’ diye benim safıma geçmedi.. Çoğu 12 Eylül sonrası yetişmişti.. Bulaşmadılar!..
*
Tam bu sırada, ceketinin cebindeki kalın kitaptan, hâlâ okuduğu hemen fark edilen 30’lu yaşlardaki bir aday devreye girdi.. Arkaya döndü, o saygısız adama, ‘üslubuna dikkat et’ dedi..
Hem de iki kez, üstüne basa basa..
Öyle etkili oldu ki.. O bilim yuvasında, şeytanlık yapmaya çalışan, herkesi yok sayan hak gaspçısı sindi.. Sustu..
Ne bileyim, anlattım işte kelimesi kelimesine.. Herkes kendi meşrebine, ideolojisine, inancına göre baksın bu meseleye..”
*
Sıradan bir mesele gibi geldi değil mi? Doru, gündelik hayatın her anında bu tür hadiselerle burun burunayız.. Uyanıklık maskesi altında hak ihlalidir bunun adı..
Eğitimsizlikten kaynaklanıyor demeyin bakın bilim yuvasına kadar girmiş..
Gerisini siz söyleyin..
İyi pazarlar...

(Milliyet)

Mehmet TEZKAN | Tüm Yazıları
Hits: 1047