12 EYLÜL DEĞİL, İKİ DARBECİ YARGILANIYOR

~ 06.04.2012, Mehmet TEZKAN ~

12 Eylül davası simgesel anlamda önemli bir dava..
Önemli dava da tatmin edici sonuç çıkacak mı?
Zannetmiyorum..
Çünkü, bu iş Evren ile Şahinkaya ile sınırlı tutuldu..
Darbe yapmaları, yönetime el koymaları sorgulanıyor..
Hepsi bu..
Bunun ötesine geçmek mümkün değil..
Çünkü dava yanlış açıldı.. İnsanlığa karşı suçtan açılsaydı, işkencecilerin de üzerine gidilirdi, işbirlikçileri de ortaya çıkarılırdı, darbe ortamı hazırlamak için elinden geleni yapanlar da deşifre olurdu..
Sadece bunlar değil..
O dönemin sıkıyönetim mahkemelerinin kararları da mercek altına alınırdı.. O kararları veren hâkimler de onaylayan Askeri Yargıtay üyeleri de yargı önüne çıkartılırdı..
Mesela ‘işkenceyi meşrulaştıran’ Erzincan 2 Nolu Sıkıyönetim Mahkemesi’nin kararı.. O hâkimlere bu nasıl karar denilmeyecek.. İşkencecilere arka çıkmasının hesabı sorulmayacak..
İşkencede ölen 229 kişi bundan sonra da öldüğüyle kalacak..
*
Kısaca, bu dava yaralara merhem olmayacak..
Peki ne olacak?
Darbecileri yargıladık mı yargıladık olacak!..
*
12 Eylül; yönetimi ele geçirmekten, Meclis’i kapatmaktan, gözaltından, işkenceden, fişlemeden, işten atmadan, ülkeden adam kovmaktan ibaret değil..
12 Eylül ülkenin dokusunu değiştirdi..
Solu yok etti, üniversiteleri liseleştirdi, okumanın suç olduğunu beyinlere işledi.. Okumayan toplum yarattı..
*
(Son araştırma.. Bu topraklarda yaşayan bir kişi on yılda bir kitap okuyormuş)
*
Başka.. Örgütlenme özgürlüğünü bitirdi, sendikaları işlevsiz kıldı, askeri vesayeti kemikleştirdi..
Dokuyla oynamasalar farklı bir Türkiye olurdu.. Şimdi farklı bir Türkiye’de yaşıyoruz..
Aslında muhafazakâr Türkiye’nin temelleri 12 Eylül’le atıldı.. Meşhur yeşil kuşak teorisi..
*
Kısaca, 12 Eylül beş generalin yönetime el koymasıyla sınırlı bir hadise değil.. İki generali yargılamak 12 Eylül’ü yargılamak demek değildir..

 

Üç cepheden tarihi dava
12 Eylül davasıyla ilginç bir durum ortaya çıktı.. Herkes kendi pozisyonunun ne kadar doğru olduğunu gösterme çabasına girdi..
Meselenin üç cephesi var..
Referandumda evet diyenler, hayır oyu verenler ‘yetmez ama evet’çiler..
*
Müdahil listesini gören iktidar adamları bunların burada ne işi var diye soruyor..
‘Hem hayır verdiniz hem de koşa koşa geldiniz’ diyerek hafiften kafa yapıyorlar..
‘Yetmez ama evet’çiler müthiş rahatlamış gözüküyor.. Bizim sayemizde oldu diye böbürleniyorlar.. Onlar da müdahil kuyruğuna giren hayırcılara; ‘bu ne perhiz bu ne lahana turşusu’ diyerek takılıyor..
*
Hayırcılar ne diyor?
İktidarın eleştirilerini kabul etmiyorlar..
Biz baştan uyarmıştık havasındalar; bütün maddeleri tek torbaya atan, aşure gibi milletin önüne koyan iktidardı..
İddiaları şu; maddeler tek tek oylansaydı 12 Eylül’den hesap sorulması yüzde 92’nin üzerinDe evet alırdı..

 

Her soruna biber gazı
Aşkale’de akılları perişan eden bir olay yaşandı.. Göletten geçen enerji nakil hattını onarmaya giden beş işçi deniz bisikleti alabora olunca bir bölümü buzla kaplı gölete düştü.. İki saat yardım beklemişler, yalvarmışlar..
KıyIdaki arkadaşları resimlerini çekmiş, dayanın diye moral vermiş ama yardım gelmemiş.. Gücü biten sulara gömülmüş..
TEDAŞ’ın kurtarma ekibi yok mu? Bir bot olsa, küçük bir sal olsa o beş işçi kurtarılacak..
Beş canın bedeli bu..
*
Meselenin başka boyutu da var.. İnsanlık ayıbı infial yaratmış.. Bin kişi Erzurum Bayburt karayolunu kesmiş..
Yapılması gereken ne?
O insanları sakinleştirmek, tepki göstermelerine izin vermek değil mi?
Böyle yapılmamış..
Polis yolu açmak için biber gazı sıkmış..

(Milliyet)

Mehmet TEZKAN | Tüm Yazıları
Hits: 1132