Eğitime darbenin hasarı 20 yılda ortaya çıkar

~ 02.04.2012, Can ATAKLI ~

Sevgili okurlar; Türkiye’nin dönüştürülmesindeki en büyük adımlardan biri geçen hafta atıldı. Eğitimde reform olarak sunulan 4+4+4 sistemine “Kuran-ı Kerim” öğretilmesi seçmeli ders olarak konuldu. Bu bilimsel eğitime vurulmuş bir darbedir.

Halkın isteği

Başbakan Erdoğan bu kararı “halkın isteği” olarak değerlendirdi ama asıl tehlikeli sözü “Allahaşkına sizin Kuran-ı Kerim’le alıp veremediğiniz nedir?” sorusuyla söyledi. Bu demagojiye karşı bir cümle ile cevap verecek hiç kimse olamaz.

Amaç ortaya çıktı

Eğitimde yeni sistem ortaya ilk atıldığında herkes asıl amacın imam hatiplerin önünü açmak ve orta-lise eğitimini giderek imam hatipleştirmek olduğunu biliyordu. İktidarın “dindar nesil yetiştirme projesinin” başladığı zaten anlaşılıyordu.

Daha, daha da ileri

Ancak iktidar, orta vadeli bir eylem planı yerine dönüşümü çok daha hızlandırmak için en ileri adımı atmaktan çekinmedi ve Kuran-ı Kerim dersini orta-lise eğitimine seçmeli adı altında getirdi. Böylelikle sonu belirsiz bir “karşı devrim” başlatılmış oldu.

Bu ders yanlıştır

Şimdi “sen dine karşı mısın?” kışkırtmalarına hiç aldırmadan gerçeği söylemek ve orta-lise eğitimine Kuran-ı Kerim dersinin konulmasının neden yanlış olduğunu açıkça anlatmak zorundayız. Tek cümle; eğitime dini sokarsanız bilimselliği ortadan kaldırırsınız.

Laik eğitimin önemi

Eğitimde laikliğin sağlanması bizim icadımız değil. Dünyanın gelişmiş bütün ülkelerinde inançlar kişi hak ve özgürlükleri arasında tanımlanır, ama eğitim bütün inançlardan arınmış, bilimsel gerçekliklerin ışığında verilir. Aksi durum toplumu çökertir.

Din-bilim çatışması

Kuşkusuz ki insanın dünyaya geldiği günden bu yana yaşadığı gelişmeler dini kurallarla değil, bilimin sorgulayıcı ışığında gerçekleşmiştir. Bilim her şeyi sorar, sorgular. Din ise kurallara uymayı emreder, nedenlerini sorgulamaya kesin yasaklar getirir.

Bilim dine karşı değil

Buradan bilimin dine karşı olduğu görüşü çıkmaz. Tam tersine, bilim esasında “Tanrı’yı arama” çabasıdır ve insanlar tarih boyunca “Tanrı’yı ararken” bilimi geliştirmişler ve bugün hepimize şaşırtan akıl almaz bilimsel teknolojik aşamaya ulaşmışlardır.

Din kişiseldir

Doğarken seçemediğimiz birkaç önemli unsur var. Cinsiyetimizi, milliyetimizi seçemeyiz. Doğduğumuz yere göre dinimizi de pratikte seçemeyiz. Buna karşı cinsiyet ve milliyetimizi değiştiremeyiz ama dinimizi seçebiliriz. Bu nedenle din kişiseldir.

Devlet müdahale edemez

Çağdaş bir dünyada, din kişisel ve vicdani olduğu için devletlerin dini olmaz. Ancak bazı devletlerin din kurallarıyla yönetildiği de kesindir ama burada da demokrasiden söz edemeyiz. Bu nedenle çağdaş toplumlarda devletler dine müdahale edemez.

Devlet eliyle eğitim

Din kişisel ve vicdani olduğu için devletler, temel ve zorunlu eğitimde seçmeli de olsa belli bir dinin kural ve uygulamalarını öğretmeye kalkamaz. Bunun yerine herkesin inancını yaşamasının koşullarını ve dinlerini öğrenme olanaklarını sağlar.

Din bilgisi dersi

Öğrenci hangi dinden ya da inançtan olursa olsun temel ve zorunlu eğitimde, dinler tarihi, dinler felsefesi, çağın gereklerine uygun ahlâk dersleri konabilir. Ancak bir dinin kutsal kitabının ders olarak okutulması dayatma demektir ve yanlış sonuç verir.

Amaç dini öğrenmekse

Okullara Kuran-ı Kerim dersi koyanlar “Çocuklarımızın dinlerini öğrenmelerinde ne sakınca” var bahanesinin arkasına sığınıyor. Sonra ekliyorlar, “Böylelikle herkes dinini gerçek olarak öğrenmiş olacak” Bu ne kadar gerçekçi acaba?

Türkçe mi olacak?

Din dersi değil de “Kuran-ı Kerim” dersi dediğiniz an, hepimiz biliyoruz ki çocuklara Arapça ve eski yazı öğretilecek. Bu durumda “dini gerçek anlamda öğrenmek ancak Arapça bilmekle mi mümkün?” sorusu akla gelir. Arapça bilmeyen Müslüman değil mi?

Kim Arapça biliyor?

Ülkemizin nüfusu 70 milyon. Nüfusun yüzde 99’u Müslüman. Peki kaçımız Arapça biliyoruz? Dünyadaki Müslümanların toplamı 1 milyar 400 milyon civarında, bunların da büyük çoğunluğu Arapça bilmiyor. Bu insanlar Müslüman değil mi?

Nerede öğrendik?

Bugün Arapça bilmese de, Kuran’ı orijinal dilinden anlamasa da, kendisine Müslüman diyenlerin samimiyetini sorgulayamayız. “Elhamdülillah Müslümanım” diyenlere “Peki sen dinini nasıl öğrendin” deme hakkı hiç kimsede yoktur.

Öğretmen sorunu

Kuran-ı Kerim dersi ancak işin ehli olanlar tarafından verilebilir. Bu durumda eğer yüksek talep olursa okulların öğretmen ihtiyacının karşılanması da çok ciddi sorun olacaktır. Herhalde edebiyat, Türkçe ya da ahlâk bilgisi öğretmenleri bu derse girmeyecek.

Bilgisayar ve Kuran

Bazı okurlar soruyor “Bir elinde bilgisayar bir elinde Kuran olamaz mı?” diye. Neden olmasın? Bugün nice bilim insanı dinlerine de çok bağlı, hatta kurallarını harfiyen yerine getiriyor. Muhtemelen çoğu bir dini eğitimden geçmediler. Yani bir sorun yok.

Asıl amaç siyasi

Okullarda bir dinin kutsal kitabını ders olarak koymak sadece siyasi nedenle açıklanabilir. Bunun adı dinin siyasete alet edilmesidir. Halkın en hassas duygularını tahrik ederek oy avcılığı yapmaktır. Toplum üzerinde egemen olma amacını taşımaktır.

Bilim ve dogma

Bilim “Tanrı’yı aramaktan” yola çıkmıştır ama, sürekli sorar, sorgular, eleştirir, karşı çıkar, direnir. Bu nedenle pozitiftir. Din ise kurallara bağlı olmayı emreder, sormak, sorgulamak, eleştirmek, karşı çıkmak yasaktır. Bu nedenle dogmatiktir. Siyaset burada devreye girer.

Sormayın, eleştirmeyin

Bu nedenle egemenler yönettikleri toplumların sormasını, eleştirmesini, karşı çıkmasını, direnmesini istemezler. Bu, egemenliklerini sarsar. Ama tam tersine sormayan, sorgulamayan, eleştirmeyen, karşı çıkmayan toplumlar egemenlerin çok işine gelir.

Dindar nesil yetiştirmek

İşte “dindar nesil yetiştirmek” masum talebinin arkasında yatan budur. İtaat eden, boyun eğen, yöneticileri sorgulamayan, eleştirmeyen bir toplum yetiştirirseniz, egemenliğinizi çok daha rahat sürdürürsünüz. Din bu yüzden çok önemlidir.

Dine de zarar verir

Halkın hassas duygularını sömürerek güya daha dindar görünmeye çalışanlar, dini, temel ve zorunlu eğitimin içine almalarının yaratacağı hasarı 20 yıl sonra gördüklerinde muhtemelen pişmanlık duyacaklardır. Ama o zaman iş işten geçmiş olacaktır.

Eğitim bir maratondur

Eğitim sistemiyle siyasi nedenlerle oynamak çok tehlikelidir. Çünkü eğitimde bugün attığınız temeller meyvesini 15-20 yıl sonra verir. Günlük siyasi çıkarlar uğruna yaptığınız müdahaleler bir bakmışsınız 20 yıl sonra sizi de altına alarak ezip geçmiş...

Hepinize iyi haftalar dilerim..

(GazeteVatan)

Can ATAKLI | Tüm Yazıları
Hits: 1110